13. bölüm · Son satır
13.BÖLÜM:PROJE
Çarşamba – Proje İçin Buluşma|Melisin evi
Atlas’la geçirdiğim birkaç gün düşündüğümden daha farklı geçmişti. Onun hakkında daha fazla şey öğrenmeye başlamıştım ama hâlâ bir sis perdesinin arkasındaydı.
Bugün projeye devam etmek için benim evde buluşmaya karar vermiştik. Atlas önce tereddüt etmişti ama sonunda kabul etti.
Öğleden sonra, kapımın zili çaldığında içimde hafif bir heyecan vardı.
Atlas, kapının önünde duruyordu. Üzerinde her zamanki gibi koyu renk kıyafetler vardı ama sanki bu sefer daha rahat görünüyordu.
“İçeri gel.” dedim, kapıyı açarak.
Atlas birkaç saniye bekledi, sonra içeri adım attı.
⸻
Atlas’ın Gözünden Melis’in Evi
Atlas içeri girdiğinde evi süzdü. Gözleri odaları inceliyordu ama çok bariz yapmıyordu bunu. Sanki bir şeyi anlamaya çalışıyor gibiydi.
“Burada oturabiliriz.” dedim, salona yönelerek.
Atlas, biraz daha içeri girip oturdu. Ellerini masanın üzerine koydu, gözleri hâlâ etrafı dikkatlice inceliyordu.
“Evin sessiz.” dedi bir anda.
Güldüm. “Kötü bir şey mi bu?”
Atlas başını hafifçe iki yana salladı. “Hayır. Sadece… alışık değilim.”
Bir an duraksadım. “Kendi evin sessiz değil mi?”
Atlas gözlerini kaçırdı. “Sessizlik farklı olabilir.”
Ne demek istediğini anlamam biraz zaman aldı. Sonra fark ettim: Onun evindeki sessizlik, huzurlu bir sessizlik değildi.
Atlas’ın gözlerinde bunu gördüğümde, içimde bir şeyler sıkıştı.
Ama üzerine gitmek istemedim.
“Hadi, projeye başlayalım.” dedim, konuyu değiştirerek.
Atlas başını salladı.
Ama içimde, onun evinin sessizliği hakkında düşünmeye devam ediyordum.
⸻
Projeye Çalışırken
Konuşma metnimizin giriş kısmını tamamlamıştık ama orta kısımları hâlâ eksikti.
“İnsanların neden bazı şeyleri sakladığından bahsetmeliyiz.” dedim, deftere bakarak.
Atlas gözlerini kıstı. “Herkesin bir sebebi vardır.”
Başımı kaldırıp ona baktım. “Peki senin sebebin ne?”
Atlas aniden durdu. Gözleri bana kilitlendi.
Soru çok direkt olmuştu. Ama bilerek sormuştum.
Sessizlik oldu.
Sonra Atlas hafifçe arkasına yaslandı. “Benim sırrım yok.” dedi.
Gözlerimi kısmıştım. “Gerçekten mi?”
Atlas bana baktı. İçimde, onun kafasında geçenleri anlamaya çalışan bir tarafım vardı. Ama Atlas kendini hiç açık etmiyordu.
“Hadi çalışmaya devam edelim.” dedi sonunda.
Ben de sessizce başımı salladım.
Ama içimde bir his vardı.
Atlas sırlarını söylemese de, onları anlamaya yaklaşıyordum.
Atlas’la aynı masada oturup proje üzerine çalışıyorduk ama odadaki hava değişmişti.
Benim sorum, “Senin sebebin ne?” sorusu, havada asılı kalmış gibiydi.
Atlas kendini kapatmıştı. Ama bir yandan da kaçmıyordu.
Bu ilginçti.
“Sır saklamak bir tür korunma yöntemi midir?” diye sordum, defterime birkaç kelime karalayarak.
Atlas, kalemiyle masaya hafifçe vurdu. “Bence evet.” dedi kısa bir duraksamadan sonra.
Gözlerimi ona çevirdim. “Peki sence sırlar insanı ağırlaştırır mı?”
Atlas başını hafifçe eğdi. Gözleri derin bir düşünceye daldı.
“Bazen.” dedi sonunda.
Biliyordum.
Bazen değil. Her zaman.
Atlas’ı izledim. Gözleri bir an boşluğa dalmıştı, sanki içinde bir şeyleri düşünüyor ama dışarıya yansıtmamaya çalışıyordu.
Bu sır, ona ağır geliyordu.
Ama paylaşmak için hazır değildi.
Ben de zorlamadım.
⸻
Çalışmaya Devam
Sessizlik bir süre devam etti. Sonra defterime birkaç cümle ekledim.
“Peki insanlar en çok kimden sır saklar?” diye sordum.
Atlas gözlerini kısmıştı. Düşünürken parmaklarını hafifçe birbirine vuruyordu.
Sonunda konuştu: “En yakın oldukları kişiden.”
Cümlesi içimde bir şeyleri harekete geçirdi.
“Neden?” diye fısıldadım.
Atlas’ın gözleri hafifçe kısıldı. Sanki bu soruyu cevaplamak istemiyordu ama yine de bir şeyler söylemek zorunda hissediyordu.
“Çünkü ne kadar yakınsan, kaybetme ihtimalin de o kadar büyük olur.”
Söylediği şey, düşündüğümden daha ağırdı.
Sanki kendi deneyiminden bahsediyordu.
Ama ben hangi deneyim olduğunu bilmiyordum.
Ve bilmek istiyordum.
⸻
Atlas’ı Daha Yakından Tanımak
Bir süre daha sessizlik içinde çalıştık. Ama fark ettim ki, Atlas yavaş yavaş bana alışıyordu.
Ellerini masaya daha rahat koyuyor, omuzları eskisi kadar gergin değildi.
Bunlar küçük detaylardı ama fark ediyordum.
Atlas’ı tanımaya başlıyordum.
Ama onun tanınmaya ne kadar hazır olduğunu bilmiyordum.
⸻
Çıkış Zamanı
Saat ilerlediğinde Atlas toparlandı. “Gitmeliyim.” dedi.
Kapıya kadar onu geçirdim. Montunu giyerken bir an duraksadı.
“Bugün… iyi geçti.” dedi.
Bu itiraf gibi bir şeydi.
Gülümsedim. “Evet. Fena değildi.”
Atlas başını hafifçe eğdi. “Görüşürüz, Melis.”
“Görüşürüz, Atlas.”
Kapı kapandığında derin bir nefes aldım.
Atlas’ın bana alışmaya başladığını biliyordum.
Ve bu, onun sırrına bir adım daha yaklaşmam demekti.
Ama asıl soru şuydu: O an geldiğinde, Atlas beni bu sırrın içine alacak mıydı?
