2. bölüm / 2
Son Şans AkademisiBölüm 2 — 0719
Bölümler 2Şu an: Bölüm 2 — 0719
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ana Salon
Çünkü Son Şans Akademisi’nde insanları tanımak, onları anlamak anlamına gelmiyordu. Bazen birinin nasıl davranacağını bilmek, ondan gelecek darbeyi önceden görebilmekten başka bir işe yaramıyordu.
Alessandro De Luca, Vargas masasının başında oturmuş, karşısındaki dört lideri sessizce izliyordu. Yedi yıldır aynı duvarların arasında yaşıyordu. Burada kimin ne zaman yalan söyleyeceğini, kimin korktuğunda öfkeye sığındığını öğrenecek kadar uzun kalmıştı.
Ama bazı insanlar vardı ki yıllar geçse de onları çözmek mümkün olmuyordu.
Alessia Moretti de onlardan biriydi.
Alessandro onunla ilgili bildiği pek çok şey olduğuna inanıyordu. Neye tahammül edemediğini, hangi sözlere karşılık vermeden duramadığını, ne zaman sessizleştiğini biliyordu. Fakat Alessia’nın gerçekten ne düşündüğünü hiçbir zaman kesin olarak anlayamamıştı.
Belki de asıl sorun buydu.
Alessia, NOCTIS masasından kalkıp kürsünün yanındaki görevliye yaklaştığında Alessandro’nun bakışları istemsizce onu takip etti. Kadın, elindeki listeyi görevliye uzatıp kısa bir şey sordu. Aldığı cevabın ardından yüzündeki ifade sertleşti.
Alessandro bunu fark eden tek kişi değildi.
“Bir şey biliyor.” dedi Nikolai Orlov, IGNIS masasından.
Vivienne Laurent, suyundan küçük bir yudum aldı.
“Alessia her zaman bir şeyler bilir.”
“Bu kez farklı,” diye karşılık verdi Nikolai. “Cevabı duyar duymaz yüzü değişti.”
Isolde Veyne, o ana kadar sessizce oturduğu UMBRA masasından konuştu.
“Belki de sonunda bir şeylerin farkına varmıştır.”
Dört liderin bakışları kısa bir anlığına ona çevrildi.
Isolde, akademiye geldiği günden beri diğerlerinden farklı davranmıştı. Gerektiğinde konuşur, geri kalan zamanlarda ise insanları dinlemekle yetinirdi. Onun hakkında bilinenler azdı; bilinmeyenlerse fazlasıyla çok.
Alessandro dirseklerini masaya dayadı.
“Ne demek istiyorsun?”
Isolde gözlerini ona çevirdi.
“Tam olarak söylediğim şeyi.”
“Böyle konuşup sonra susmak seni gizemli yapmıyor, Veyne.”
“Beni gizemli yapanın ne olduğu konusunda senin fikrini almak istemedim zaten.”
Nikolai başını hafifçe eğerek gülümsemesini sakladı. Vivienne ise bakışlarını ikisinin arasında gezdirdi.
Bu kısa atışma, ana salondaki gerginliği dağıtmaya yetmedi. Çünkü o sırada müdür Adrian Voss yeniden içeri girmişti.
Elinde beş ayrı zarf vardı.
Her birinin üzerinde grup isimleri yazıyordu.
Müdür Voss, zarfları kürsünün üzerine bıraktı ve salonun tamamen sessizleşmesini bekledi.
“Bugünden itibaren,” diye başladı, “gruplarınızın değerlendirme sonuçları yalnızca kendi davranışlarınızı değil, diğer gruplarla olan ilişkilerinizi de kapsayacak.”
Alessandro’nun yüzündeki ifade değişmedi.
Alessia ise görevlinin yanından ayrılıp kendi masasına döndü.
Voss konuşmasını sürdürdü.
“Her grup lideri, kendi üyelerinin davranışlarından sorumludur. Bir grubun başarısızlığı, liderinin dosyasına işlenecektir. Tekrarlanan başarısızlıklar ise liderlik değişikliğiyle sonuçlanabilir.”
Bu kez salonda fısıltılar yükseldi.
Adrian Cross’un yüzünde beliren gülümsemeyi fark etmemek mümkün değildi.
Alessandro bunu gördü.
Ve o an, bu değerlendirmenin yalnızca bir sınav olmadığını anladı.
Akademi onları birbirlerine karşı kışkırtıyordu.
Üstelik bunu ilk kez yapmıyordu.
Voss, kürsünün üzerindeki ilk zarfı aldı.
“NOCTIS.”
Alessia ayağa kalktı.
“VARGAS.”
Alessandro da yerinden kalkarken gözleri bir anlığına Alessia’nınkilerle buluştu.
İkisinin de aklında aynı soru vardı.
Akademi bu kez onlardan neyi saklıyordu?
Müdür Voss, zarfları sırayla liderlere dağıttı. Hiçbirinin açılmasına izin vermeden önce kürsünün arkasındaki saate baktı.
“Talimatları dikkatle okuyun. Size verilen süre boyunca diğer grupların alanlarına girmek yasak. Kuralları ihlal edenler doğrudan disiplin kuruluna sevk edilecek.”
Adrian Cross, elindeki zarfı parmaklarının arasında çevirdi.
“Peki ya görev sırasında başka bir grubun müdahalesine maruz kalırsak?”
Voss’un bakışları ona döndü.
“O durumda müdahalenin sonuçlarından kendi grubunuz sorumlu tutulur.”
Adrian’ın dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi.
“Ne kadar adil.”
“Adalet arıyorsan yanlış yerdesin, Cross.”
Müdürün cevabı salonda kısa süreli bir sessizlik yarattı. Ardından MüdürVoss, görevlilere başıyla işaret ederek ana salonun yan kapılarının açılmasını sağladı.
Beş ayrı koridora çıkan kapılar, aynı anda gıcırtıyla aralandı.
“Göreviniz şimdi başlıyor.”
Alessia, NOCTIS üyeleriyle birlikte koridora ilerlerken elindeki zarfı henüz açmamıştı. Arkasından gelen Luca Moretti, birkaç kez konuşacak gibi olduysa da kuzeninin yüzündeki ifadeyi görünce sustu.
Sonunda dayanamayıp sordu.
“Ne düşünüyorsun?”
Alessia yürümeyi sürdürdü.
“Müdür Voss’un bize ne yaptırmak istediğini.”
“Bunu hepimiz merak ediyoruz.”
“Hayır, Luca. Hepiniz ne yapmanız gerektiğini merak ediyorsunuz. Ben neden yapmamız gerektiğini öğrenmek istiyorum.”
Luca cevap vermedi.
Koridorun sonuna geldiklerinde Alessia durdu. Kapının üzerinde hiçbir isim bulunmuyordu. Yalnızca küçük, metal bir plaka ve üzerinde kazınmış dört rakam vardı.
719.
Alessia’nın bakışları rakamlara takıldı.
Sabah kürsünün üzerindeki dosyada gördüğü numarayla aynıydı.
Arkasındaki üyelerden biri sessizce sordu:
“Liderim, içeri girecek miyiz?”
Alessia elini kapı koluna uzattı.
“Başka seçeneğimiz var mı?”
Kapı açıldığında karşılarına uzun bir masa, beş sandalye ve duvara yerleştirilmiş büyük bir ekran çıktı. Masanın üzerinde beş dosya vardı. Her birinin kapağında bir grup sembolü bulunuyordu.
Ancak NOCTIS dosyasının yanında, diğerlerinden farklı olarak altın renkli küçük bir anahtar duruyordu.
Alessia anahtarı eline almadı.
Önce dosyayı açtı.
İlk sayfada grubunun üyelerinin isimleri ve geçmiş değerlendirme sonuçları vardı. İkinci sayfada ise tek bir cümle yazıyordu:
Birlikte çalıştığınız kişilerin size söylediklerine değil, sizden sakladıklarına dikkat edin.
Alessia’nın kaşları hafifçe çatıldı.
Sayfayı çevirdi.
Bu kez karşısına bir fotoğraf çıktı.
Fotoğraftaki genç adamı tanımıyordu.
Fakat fotoğrafın arkasına iliştirilmiş notta yazan isim, sabahki yoklamada duyduğu isimdi.
Elias Wren.
Aynı dakikalarda VARGAS odasında Alessandro, kendi dosyasını çoktan bitirmişti.
Onlara verilen görev oldukça basitti: Grup üyelerinin arasından, değerlendirme sırasında kendilerine en az güvenen kişiyi belirlemek ve nedenini açıklamak.
Alessandro dosyayı masaya bıraktı.
“Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyorlar.”
Damien duvara yaslanmıştı.
“Bunu anlamak için yedi yıl mı gerekti?”
Alessandro ona bakmadı.
“Bu kez farklı.”
“Her seferinde böyle söylüyorsun.”
“Çünkü her seferinde yöntemlerini değiştiriyorlar.”
Damien’ın yüzündeki ifade bir anlığına ciddileşti. Alessandro bunu fark etti ama üzerinde durmadı.
Dosyanın son sayfasını yeniden açtı.
Sayfanın alt köşesinde küçük bir not vardı. Diğer talimatlardan farklı bir yazı tipiyle yazılmıştı.
Grup liderinin geçmişte sakladığı bilgiler, değerlendirme sonuçlarına dâhil edilecektir.
Alessandro’nun parmakları sayfanın kenarında durdu.
Ardından Damien’a döndü.
“Bize verilen dosyaları kim hazırladı?”
“Voss’un ekibi, sanırım.”
“Sanmıyorum.”
Alessandro sayfayı ona uzattı.
Damien notu okuduğunda yüzündeki rahat ifade kayboldu.
İkisi de bir süre konuşmadı.
Sonra Damien, sesini alçaltarak sordu:
“Geçmişinle ilgili ne biliyor olabilirler?”
Alessandro dosyayı kapattı.
“Benim geçmişimle ilgili bir şey bilmiyorlar.”
Damien gözlerini ondan kaçırdı.
Alessandro bunu gördü.
Ve ilk kez, yedi yıldır en yakınındaki insanın kendisinden sakladığı bir şey olabileceğini düşündü.
SERPENTIS odasında Vivienne Laurent, dosyasını açtığı andan beri tek kelime etmemişti.
Karşısında oturan Celeste, ablasının yüzünü dikkatle inceliyordu.
“Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?” diye sordu Celeste.
Vivienne cevap vermedi.
“Abla?”
Vivienne dosyayı kapatıp küçük kız kardeşine baktı.
“Bu odada gördüklerini dışarıda anlatmayacaksın.”
Celeste’nin yüzündeki merak yerini huzursuzluğa bıraktı.
“Neden?”
“Çünkü bazı soruların cevabını bilmek, onları sormaktan daha tehlikelidir.”
Vivienne ayağa kalktı. Dosyayı kolunun altına sıkıştırırken kapının üzerindeki kameraya kısa bir bakış attı.
Kırmızı ışık yanıyordu.
Onları izliyorlardı.
Bunu zaten biliyordu.
Fakat ilk kez, akademinin yalnızca davranışlarını değil, birbirlerine ne kadar güvenebileceklerini de ölçtüğünden şüpheleniyordu.
Ve eğer şüphelerinde haklıysa, bu değerlendirmeyi kaybeden grubun cezası yalnızca bir liderin değişmesi olmayacaktı. O liderin ölümü olacaktı….
Bölüm etkileşimi
