Bölüm 1 — Duvarların Ardından

Vaveyla Yazarı: Lunavelle Veyra

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Bölüm 1 — Duvarların Ardından

Son Şans Akademisi'nin yüksek duvarları, dışarıdaki dünyadan geriye kalan her şeyi gizliyordu. Demir kapılarının ardında zaman farklı akıyor, günler birbirinin aynısı gibi geçiyor, gecelerse insanın kendi düşüncelerinden bile kaçamadığı uzun saatlere dönüşüyordu.
Burası, suç işlemekle itham edilen gençlerin topluma yeniden kazandırılması amacıyla kurulmuş bir eğitim kurumu olarak tanıtılıyordu. En azından dışarıdan bakıldığında öyleydi. Kurumun resmî belgelerinde eğitim programlarından, davranış değerlendirmelerinden ve rehabilitasyon çalışmalarından söz ediliyordu. Ancak içeride yaşayanlar için bu kelimelerin hiçbir anlamı kalmamıştı.
Çünkü buraya gelenler öğrenci değildi.
Onlar mahkûmdu.
Akademinin içinde beş ayrı grup vardı: NOCTIS, VARGAS, SERPENTIS, IGNIS ve UMBRA. Her grubun bir lideri hepsi birbirinden bağımsız, gururluydu

Sabah saat 6.40

Son şans akademisi’nde gün, diğer günlerden farksız başlamıştı. Uzun koridorlarda yankılanan ayak sesleri, eski duvar saatinin tik takları ve görevlilerin sert uyarıları… Bu binada kimse gerçekten uyanarak başlamazdı güne. Herkes zaten tetikte yaşardı.

Çünkü burda kapılar kilitlenmeden önce ışıklar sönerdi. Işıkları sönmeden önce isimler okunurdu. Ve isimler okunduğunda herkes kendi adının o listede olup olmadığını kontrol ederdi. Bir ismin listeden silinmesi, ölüm demekti.

Saat 6.45’te yatakhanelerin haparlörlerinden mekanik bir ses yükseldi.

–“Tüm mahkûmlar, on dakika içerisinde ana salonda olsun. Yoklama zorunludur. Tekrar ediyoruz, yoklama zorunludur.”

Ardından cızırtı sesi duyuldu ve anons bitti.

Ana salon, akademinin en eski bölümüydü. Yüksek kemerli tavanı, karanlık ahşap panelleri ve duvarlara asılmış kurucu portreleriyle çok eski bir mahkeme salonunu andırıyordu.

Ana salonun ağır kapıları açıldığında mahkûmlar, her zamanki gibi kendi gruplarına ayrılmış masalara geçmeye başladı.
Salonun ortasında beş uzun masa bulunuyordu. Her birinin arkasındaki duvarda, grubun adını ve sembolünü taşıyan koyu renkli bir arma asılıydı.

NOCTIS. Kuzgunun gölgesi altında toplananlar. Sırlarını saklayan, çevresini sessizce gözlemleyenler.

VARGAS. Kurdun temsil ettiği irade. Gücünü göstermekten çekinmeyen, otoriteye boyun eğmek yerine ona meydan okuyanlar.

SERPENTIS. Yılanın soğukkanlılığı. Zekâsıyla hareket eden, kelimelerini dikkatle seçen ve her hamlesinin hesabını yapanlar.

IGNIS. Alevin simgelediği dayanıklılık. Baskı altında ayakta kalabilen, pes etmeyi reddedenler.

UMBRA. Kara panterin gölgesinde kalanlar. Hakkında en az şey bilinen, diğer grupların bile tam olarak anlayamadığı mahkûmlar.

Her grubun kendine ait kuralları, rekabetleri ve sırları vardı. Akademi yönetimi bu ayrımı bir düzen meselesi olarak açıklıyordu. Ancak burada geçiren herkes, grupların yalnızca isimlerden ibaret olmadığını zamanla öğrenmişti.

Yönetim, bütün bunların gençleri yeniden topluma kazandırmak için gerekli olduğunu söylüyordu. Ama hiç biri oradan çıkamamıştı… Aralarından pek çok kişi ayrılmıştı. Kimileri aylar önce, kimileri yıllar önce… Fakat buradan çıkış yoktu, buradan tek çıkış yolu ölmekti. Dışarıdan bakıldığında burası yalnızca bir eğitim kurumuydu; kuralları, disiplin anlayışı olan sıradan bir akademi. Oysa duvarlarının ardında eğitimden çok daha fazlası vardı. Buraya getirilenler mahkûmdu ve onlara ikinci bir şans verildiği söyleniyordu.
Ama Son Şans Akademisi’nde ikinci şans, kurtuluş anlamına gelmiyordu.
Çünkü burası bir eğitim kurumu değil, insanın yavaş yavaş kendini kaybettiği bir yerdi. Burada asıl mesele hayatta kalmak değil, hayatta kalırken kendi kişiliğini koruyabilmekti.

Müdürü olan Adrian Voss, her grubun yerine geçtiğini emin olduğunda kürsüye geçip sert ve soğukkanlılıkla konuştu.

–“Sayım sırasında herkes kendi yerinde bulunacak. İsimleriniz okunduğunda cevap vereceksiniz. İzin almadan ayağa kalkmak, yer değiştirmek veya başka bir mahkûmla tartışmaya girmek yasaktır.”

Müdür Voss’un bakışları masaların üzerinde bir kez daha dolaştı. Bakışlarında asla acıma, merhamet yoktu kendinden daha emin bir şekilde konuşmaya devam etti.

–“Unutmayın, buraya neden geldiğinizi biliyorsunuz. Son şansınızın ne anlama geldiğini de biliyorsunuz. Fırsatınız varken değerlendirmek sizin elinizde. Sonuçlarına katlanmakta öyle.”

Müdür Voss, yanındaki görevliye başıyla işaret etti. Görevli elindeki listeyi açarak sayımı başlatmaya hazırlandı.

–“Sayım başlasın.”

Sayım bittiğinde Müdür Voss kürsüden ayrılmadan son kez salonu süzdü. Ardından hiçbir açıklama yapmadan kürsüden inmişti.

Beş grubun lideri ise farklı bir konumdaydı.

Noctis’in başında oturan Alessia Morett, sessizce salonu gözlemliyordu. Burda beş yıldan beri yaşıyordu buraya geldiğinde tam on dokuz yaşındaydı buranın düzenini zamanla öğrenmişti. İlk geldiği zamanlarda buradan çıkacağına, bir gün yeniden özgür olacağına inanmıştı. Artık daha temkinli, daha az konuşan biri olmuştu.

Grubun liderliğini üstlenmesi onu daha da güçlü kılmıştı. Onunla birlikte burada kuzeni de vardı Luca Moretti ve burda tanıştıkları arkadaşları Mila Hartmann

Karşı masada, VARGAS’ın lideri Alessandro De Luca oturuyordu.

Yirmi dokuz yaşındaki Alessandro, yedi yıldır akamideydi.

Yedi yıl, bir insanın hayatından alınabilecek uzun bir süreydi. Alessandro bu sürede öfkesini kontrol etmeyi, insanları kendisinden uzak tutmayı ve otoritesini kimseye sorgulatmamayı öğrenmişti. Onun için zayıflık göstermek, başkalarına kendisini kullanabilecekleri bir fırsat vermek demekti.

Yanında en yakın arkadaşı Damien Volkov oturuyordu. Damien da yıllardır buradaydı ve Alessandro'nun kimsenin bilmediği yanlarını tanıyordu. Ancak arkadaşlıkları, aralarında saklanan her şeyin konuşulduğu anlamına gelmiyordu.
Masadaki Adrian Cross ise Alessandro'nun liderliğini uzun zamandır kabullenemiyordu. Kendi grubunda söz sahibi olmak istiyor, Alessandro'nun verdiği kararları zaman zaman sorguluyordu.

Alessandro'nun bakışları NOCTIS masasına çevrildiğinde Alessia'yla göz göze geldi.
İkisinin arasında yıllardır kapanmayan bir hesap vardı. Birbirlerini tanımak için yeni bir nedene ihtiyaçları yoktu. Hangi sözün diğerini öfkelendireceğini, hangi bakışın bir tartışmayı başlatacağını ikisi de biliyordu.
Alessia bakışlarını çevirdiğinde Alessandro'nun çenesi hafifçe gerildi. Yine de hiçbir şey söylemedi.
SERPENTIS masasının başında Viviene Luaurent oturuyordu.
Altı yıldır akademide bulunan Vivienne, zamanla buranın en dikkatli ve hesapçı mahkûmlarından biri hâline gelmişti. İnsanların söylediklerinden çok söylemediklerine dikkat ediyor, birinin gerçek niyetini anlamak için acele etmiyordu.

Kız kardeşi Celeste Laurent yanında otururken The Sinclair diğer grupları gözlemliyordu. Theo, akademinin kayıtlarında karşılaştığı tutarsızlıkları uzun zamandır araştırıyordu. Henüz elinde kesin bir kanıt yoktu ama bazı soruların neden sürekli cevapsız bırakıldığını anlamak istiyordu.

IGNIS masasının başında Nikolai Orlov bulunuyordu.
Yirmi beş yaşındaki Nikolai, dört yıldır akademideydi. Diğer liderler kadar uzun süredir burada olmamasına rağmen kısa zamanda grubunun güvenini kazanmıştı. Baskı altında sakin kalabiliyor, tartışmaları büyümeden sonlandırabiliyor ve gerektiğinde grubunun karşısında durduğu kişilere geri adım atmıyordu.

Freya Bennett, masadaki huzursuzluğunu gizlemeyenlerden biriydi. Ethan Cole ise çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ediyordu. Nikolai, ikisinin de kendisinden sakladığı şeyler olduğundan şüpheleniyordu ama her sırrın üzerine gitmenin doğru zamanı olmadığını biliyordu.

Son masada, UMBRA'nın başında Isolde Veyne oturuyordu.
Isolde'nin akademide kaç yıldır bulunduğu bile diğer mahkûmların arasında tartışma konusuydu. Bazıları altı yıldır burada olduğunu söylüyor, bazılarıysa daha eskiye dayanan bir geçmişi bulunduğuna inanıyordu. Resmî kayıtlardaki eksiklikler, onun hakkında bilinenleri daha da belirsiz hâle getiriyordu.
Yanında Lucien Graves ve Elara Quinn oturuyordu. Lucien'in buraya ilk getirildiği günü hatırlayan pek az kişi vardı. Elara ise bazen kimsenin kendisine anlatmadığı olayları biliyormuş gibi davranıyordu.
UMBRA'nın diğer gruplardan farkı, üyelerinin sessizliği değildi. Her grubun sakladığı sırlar vardı. Fakat UMBRA'da kimsenin neyi, neden sakladığını anlamak çok daha zordu.

Beş lider de yıllar içinde birbirlerinin huylarını öğrenmişti. Kimin öfkelendiğinde kontrolünü kaybettiğini, kimin sabırla beklediğini, kiminse kendi çıkarları uğruna en yakınındaki insanı bile gözden çıkarabileceğini biliyorlardı.
Yine de birbirlerine güvenmiyorlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18