8. bölüm · SON RAUND

7. Bölüm

Wqxll .

İlk Hamle

Ekran karardı.

Odadaki sessizlik, silah seslerinden daha ağırdı.

Kimse konuşmuyordu.

Demir'in bakışları hâlâ siyah ekrana kilitliydi.

Yıllardır ilk kez...

Yüzündeki o kusursuz sakinlik çatlamıştı.

Kara bunu gördü.

Ve hiç hoşuna gitmedi.

Çünkü Demir korkmuyorsa herkes güvendeydi.

Demir korkuyorsa...

Hiç kimse güvende değildi.

---

Nira sessizliği bozdu.

"Kim o kadın?"

Demir cevap vermedi.

"Nira."

"Efendim."

"Dosya Kırmızı."

Odanın havası değişti.

Nira'nın yüzü ciddileşti.

"Onaylıyor musun?"

"Tam yetki."

Kara kaşını kaldırdı.

"Şu gizemli konuşmaları bırakıp bana da anlatsanız?"

Demir sonunda ona döndü.

"Dosya Kırmızı..."

Sesi her zamankinden daha soğuktu.

"...örgütün tamamen savaşa geçtiği anlamına gelir."

Kara hafifçe gülümsedi.

"Sonunda."

Varya sinirle ona baktı.

"İnsanlar ölüyor."

Kara'nın gülümsemesi kayboldu.

"Biliyorum."

"Buna rağmen seviniyor musun?"

Kara derin bir nefes aldı.

"Hayır."

Sessizlik oldu.

"En azından artık düşmanın kim olduğunu biliyoruz."

---

Yarım saat sonra...

Binanın en alt katındaki toplantı odası dolmuştu.

Yaklaşık yirmi kişi.

Kimisi eski asker.

Kimisi istihbaratçı.

Kimisi ise sokaktan gelmiş adamlardı.

Hepsinin ortak noktası...

Demir'e sadık olmalarıydı.

Demir odanın ortasında durdu.

Masanın üzerine şehir haritasını serdi.

"Kuzgun yıllardır görünmüyordu."

Kırmızı kalemle üç noktayı işaretledi.

"Son iki günde bu üç depomuza saldırdı."

Bir başka noktayı işaretledi.

"Ve bugün buraya."

Kara haritaya baktı.

"Bir şey eksik."

Demir gözlerini ona çevirdi.

"Neymiş?"

"Bizi öldürmeye çalışmadı."

Oda sessizleşti.

Kara devam etti.

"İsteseydi daha kalabalık gelirdi."

"İsteseydi binayı havaya uçururdu."

"İsteseydi..."

Haritaya vurdu.

"...buraya hiç girmezdi."

Demir birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

"Doğru."

Nira kaşlarını çattı.

"O zaman amacı ne?"

Demir'in cevabı kısa oldu.

"Dikkatimizi dağıtmak."

Tam o anda...

Kapı çalındı.

İçeri genç bir görevli girdi.

Yüzü bembeyazdı.

"Efendim..."

"Nedir?"

"Kasamız..."

Demir'in bakışları sertleşti.

"Ne olmuş?"

"Soyuldu."

Odadaki herkes dondu.

Görevli yutkundu.

"Sadece para alınmamış."

"Ney?"

"Arşiv odası da boş."

Demir bir anda ayağa kalktı.

"Ne eksik?"

Görevli titreyen elleriyle küçük bir liste uzattı.

Demir okumaya başladı.

Eski dosyalar.

Kimlikler.

Fotoğraflar.

Gizli kayıtlar.

Ve en alttaki satır...

Demir'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.

Kara listeyi çekip aldı.

Son satırı okudu.

"Proje Anka dosyası."

"Kahretsin..."

Demir bu kelimeyi ilk kez söylüyordu.

Kara yavaşça başını kaldırdı.

"Bu kadar önemli ne var o dosyada?"

Demir cevap vermedi.

Kapıya doğru yürüdü.

Sonra durdu.

Arkasını dönmeden konuştu.

"Bugüne kadar size söylediğim her şey..."

Uzun bir sessizlik oldu.

"...eksikti."

Varya'nın kalbi hızlandı.

"Neyi saklıyorsun?"

Demir yavaşça döndü.

Yüzünde alışılmış soğuk ifade yoktu.

Yorgun görünüyordu.

İlk kez...

Sadece bir adam gibiydi.

"Bu savaş..."

Bakışları önce Kara'ya, sonra Varya'ya kaydı.

"...siz doğmadan yıllar önce başladı."

Odanın içindeki herkes nefesini tuttu.

"Ve ikiniz..."

Demir'in sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.

"...bu savaşın tesadüf değilsiniz."

Kara'nın kaşları çatıldı.

"Ne demek istiyorsun?"

Demir cevap vermek üzere ağzını açtığı anda...

Binanın bütün ışıkları tekrar söndü.

Koridorlardan alarm sesleri yükseldi.

Ardından tek bir anons duyuldu.

«"Güvenlik ihlali! Güvenlik ihlali! Yetkisiz giriş tespit edildi!"»

Nira silahını çekti.

"Bu imkânsız..."

Tam o sırada...

Toplantı odasının kapısı yavaşça açıldı.

Kimse kapıya dokunmamıştı.

Koridordan ağır adımlar geliyordu.

Tak...

Tak...

Tak...

Ayak sesleri yaklaştı.

Sonra karanlığın içinden siyah eldivenli bir el göründü.

Ardından uzun siyah bir palto...

Ve yüzü gölgede kalan bir adam.

Adam kapının eşiğinde durdu.

Etrafındaki yirmi silahlı kişiye tek tek baktı.

Sonra gözlerini Demir'e çevirdi.

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

"Merhaba..."

Sesi odanın her köşesine yayıldı.

"...eski dostum."

Demir'in sesi ilk kez öfkeyle titredi.

"Kuzgun."

Eski Dostlar

Kimse ateş etmedi.

Yirmi silahlı adam...

Tek bir kişinin karşısında donup kalmıştı.

Kuzgun ağır adımlarla toplantı odasına girdi.

Siyah deri eldivenlerini çıkardı.

Kırklı yaşlarının sonundaydı.

Saçlarının kenarları kırlaşmıştı.

Yüzünün sol tarafında kulağından çenesine kadar uzanan derin bir yara izi vardı.

Ama en dikkat çekici şeyi gözleriydi.

Ne öfke vardı...

Ne nefret...

Sadece ürkütücü bir sakinlik.

Demir yerinden kıpırdamadı.

"Cesaret etmişsin."

Kuzgun hafifçe gülümsedi.

"Hayır."

Başını iki yana salladı.

"Cesaret, korkan insanların ihtiyacıdır."

Kara gözlerini kıstı.

"Şair de çıktı."

Kuzgun ilk kez Kara'ya baktı.

Uzun uzun...

İnceler gibi.

Sonra gülümsedi.

"Demek sensin."

Kara kaşını kaldırdı.

"Beni mi bekliyordun?"

"Uzun zamandır."

Odadaki hava ağırlaştı.

Demir sert bir sesle konuştu.

"Ona bakma."

Kuzgun gözlerini ayırmadan cevap verdi.

"Neden?"

"Konu o değil."

"Yanılıyorsun."

İlk kez Kuzgun'un sesi ciddileşti.

"Asıl konu o."

Kara'nın midesine kötü bir his çöktü.

Adam onu tanıyordu.

Ama Kara onu ilk kez görüyordu.

Bu normal değildi.

---

Varya sessizliği bozdu.

"Beni neden öldürmek istiyorsun?"

Kuzgun başını ona çevirdi.

Uzun süre baktı.

Sonra yavaşça güldü.

"Öldürmek mi?"

Başını salladı.

"Kim söyledi bunu?"

Varya şaşkınlıkla Demir'e baktı.

Demir'in çenesi sıkıldı.

Kuzgun devam etti.

"Seni öldürmek isteseydim..."

Omuz silkti.

"...yıllar önce yapardım."

"O zaman neden peşimdesin?"

Kuzgun'un cevabı bütün odayı susturdu.

"Çünkü sen..."

Bir adım attı.

"...bana aitsin."

Kara refleksle Varya'nın önüne geçti.

"Bir adım daha atarsan..."

Kuzgun gülümsedi.

"Ne yapacaksın?"

"Denemek ister misin?"

İkisi birbirine bakıyordu.

Ne biri gözünü kırpıyordu...

Ne diğeri geri çekiliyordu.

Sanki odadaki herkes kaybolmuştu.

---

Demir masaya yumruğunu vurdu.

"Yeter!"

İkisi de bakışlarını ona çevirdi.

"Kuzgun."

"Söyle."

"Buraya neden geldin?"

Kuzgun cebinden küçük, siyah bir kutu çıkardı.

Masanın üzerine bıraktı.

"Teklif yapmaya."

Kara güldü.

"Mafya toplantısı değil de iş görüşmesi gibi."

Kimse gülmedi.

Kuzgun kutuyu Demir'e doğru itti.

"Aç."

Demir kutuyu açmadı.

"İçinde ne var?"

"Geçmiş."

Bu tek kelime bile odanın sıcaklığını düşürmeye yetti.

Demir birkaç saniye bekledi.

Sonra kutunun kapağını kaldırdı.

İçinde eski, gümüş renkli bir kolye vardı.

Kolyenin ucunda yarım kartal figürü bulunuyordu.

Demir'in yüzü bembeyaz oldu.

Varya şaşkınlıkla baktı.

"Bu..."

Demir fısıldadı.

"İmkânsız..."

Kara anlamıyordu.

"Nedir bu?"

Demir kolyeyi eline aldı.

"Eşi vardı."

"Kimin?"

"Benim."

Kuzgun yavaşça konuştu.

"Hayır."

Demir'in gözlerinin içine baktı.

"Bizimdi."

Sessizlik...

Kimse tek kelime edemedi.

Kuzgun derin bir nefes aldı.

"Hatırlıyor musun?"

"Gecenin ortasında ettiğimiz yemini?"

"Kim kazanırsa kazansın..."

"...çocuklar korunacaktı."

Demir gözlerini kapattı.

"Sus."

"Hatırlıyorsun."

"Sus dedim."

Kuzgun'un sesi bu kez sertleşti.

"Sen sözünü tuttun mu Demir?"

Demir cevap vermedi.

"Sokak çocuklarını gerçekten kurtardın mı?"

Kara'nın kalbi hızlandı.

Sokak çocukları...

Bu konu yine açılmıştı.

Kuzgun bakışlarını Kara'ya çevirdi.

"Biliyor musun?"

Kara'nın çenesi gerildi.

"Neyi?"

"Çocukken seni kim buldu?"

Oda buz kesti.

Kara'nın nefesi yavaşladı.

"Hatırlamıyorum."

"Ben hatırlıyorum."

Demir öne çıktı.

"Yeter!"

Ama artık çok geçti.

Kuzgun cebinden eski, yıpranmış bir fotoğraf çıkardı.

Masaya bıraktı.

Fotoğrafta yaklaşık on çocuk vardı.

Üzerleri kir içindeydi.

Hepsi kameraya korkuyla bakıyordu.

En arka sırada...

Sekiz yaşlarında küçük bir kız.

Ve yanında...

Kanlar içinde, zayıf, öfkeli bakan küçük bir erkek çocuk.

Kara...

Kara'nın eli titredi.

"Bu..."

Kuzgun başını salladı.

"Evet."

"Bu sensin."

Kara nefes alamadı.

Çünkü hayatında ilk kez...

Çocukluğuna ait gerçek bir fotoğraf görüyordu.

Ve fotoğrafın arkasına tek bir cümle yazılmıştı.

«"Denek Grubu 7 - İlk Seçimler."»

Odadaki herkes donup kaldı.

Kara ise ilk kez...

Kendi geçmişinden gerçekten korkmaya başladı.