1. bölüm / 2
Son İstek ParçamYabancı Ritimler
Bölümler 2Şu an: Yabancı Ritimler
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbulun en lüks yat marinalarından birine bakan o elit İtalyan restoranının terasında bardağın kenarına çarpan buz sesleri denizin dalga uğultularına karışıyordu. Masadaki atmosfer sergilenen pırlantalar, pahalı saatler ve şampanya kadehleri kadar parlak ama bir o kadar da yapaydı.
"Gerçekten o mekanda ne işimiz var Boran?" Melis, kusursuz manikürlü parmaklarıyla kadehini sallarken abisine doğru gözlerini devirdi. "İstanbulun en gözde kulüpleri elimizin altındayken neden o tekinsiz bölgeye gidiyoruz?"
Boran Demirkıran, oturduğu deri koltukta hafifçe dikleşti. Üzerindeki jilet gibi duran özel dikim takım elbisenin içindeki kibirli omuzları, güç gösterisi yapmaya hazır bir yırtıcı gibi gerilmişti. Bakışları, masanın tam karşısında, geceyi andıran siyah elbisesiyle bir heykel gibi asil oturan sevgilisine, Simay Arven’e kaydı.
"Bazen düşmanının inine girmek gerekir Melis. Hem de en güçlü halinle," dedi Boran, sesindeki o zehirli, üstten bakan tonla. Gözlerini Simay’ın buzdan farksız, net gözlerine dikti. "Hem bak, Simay da bizimle geliyor. Gerçi voleybol salonlarında düdük çalıp ter dökmekten böyle elit gece kulüplerine pek vakti kalmıyor ama... Benim yanımda olduğu sürece bu lüksün tadını çıkarabilir, öyle değil mi güzelim?"Masadaki arkadaş grubundan Mert ve Caner alaycı bir şekilde gülerken, Simay’ın yanındaki tek dostu Defne huzursuzca kıpırdandı.
Simay, Boran’ın bu iğneleyici laflarına karşılık gözünü bile kırpmadı. O, henüz 22 yaşında, sahaya çıktığında koca bir voleybol takımını disipliniyle yöneten başarılı bir antrenördü. Kendi parasını güçlü ve bileğinin hakkıyla, çok iyi bir şekilde kazanıyordu. Üstelik arkasında, kendine ait birkaç büyük holdingi ve şirketi olan çok güçlü abisi Alaz Arven vardı. Boran’ın parasına da gücüne de zerre ihtiyacı yoktu. Boran’ın onun hayatındaki varlığı, sadece geçmişteki kayıplarının ardından bir şekilde hayatına sızmış olmasından ibaretti; onun arkasındaki o karanlık katil yüzünden henüz habersizdi.
Simay, kadehini yavaşça masaya bıraktı. Sesi, ortamdaki tüm şımarık gülüşleri bıçak gibi kesecek kadar net ve kararlıydı:
"Ben lüksün ne olduğunu Arven soyadını taşırken, kendi kazandığım parayla öğrendim Boran. Senin prestijine ihtiyacım yok. Bu akşam o bara gidiyorsak, sadece arkadaşlarla sözleştiğimiz ve benim de canım istediği için geliyorum. Benim gücümü de sınırlarımı da kendi işinle karıştırmaBoran’ın yüzündeki kibirli gülümseme anlık olarak dondu. Simay’ın bu dik başlı, boyun eğmez sporcu karakteri onu hem delirtiyor hem de içindeki o sahip olma arzusunu kamçılıyordu. Ayağa kalktı, ceketinin düğmelerini iliklerken masaya tepeden baktı.
"Güzel," dedi Boran tehlikeli bir fısıltıyla. "Madem bu kadar kendine güveniyorsun, o zaman bu akşam o mekanda, o kalabalığın içinde o sert duruşunu görelim. Bakalım oranın atmosferinde de bu kadar rahat olabilecek misin, Arven kızı."
Saatler gece yarısına doğru yaklaşırken, lüks arabalar Barlas Barkın'ın sahibi olduğu o görkemli, loş ve tehlikeli barın kapısına doğru son sürat ilerliyordu. Simay, adımlarını o karanlığa doğru atarken, hayatının tüm ritminin o barda tamamen değişeceğinden henüz habersizdi.
Bölüm etkileşimi
