Son İpucu kitap kapağı

3. bölüm / 5

Son İpucu

Kutunun İçindeki Karanlık

Vaveyla Yazarı: Asena'nın Kaleminden

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Kutunun İçindeki Karanlık

Bazı kutular açıldığında, içlerinden sadece geçmiş değil, yeni cinayetler de çıkar.

Yağmur dinmek bilmiyordu.
Alexander, Whitechapel’in dar ara sokaklarından çıkıp ana caddeye vardığında nefesi beyaz buhar olup havaya karışıyordu. Paltosunun yakası tamamen ıslanmış, fötr şapkasının kenarından süzülen su damlaları gözlerine doluyordu. Ama hiçbirini silmedi. Soğuk, ıslaklık, karanlık.Bunlar artık onun parçasıydı.
Depodan ayrılırken Scotland Yard ekibi gelmişti. Bayılan adamı kelepçelemişler, araca bindirmişlerdi. Komiser Yardımcısı James , Alexander’a bakarken gözlerinde derin bir endişe vardı.
“Yalnız gitme, Alex. Bu adam sadece bir haberci. Asıl katil hâlâ dışarıda ve seni tanıyor.”
Alexander cevap vermemişti. Sadece başını hafifçe eğip yürümeye devam etmişti. Çünkü biliyordu: Asıl katil dışarıda değil, içinde dolaşıyordu. Çocukluğundan beri. Margaret’in çığlığından beri. Sarah Kline’ın son nefesinden beri.

Eve vardığında saat 02:47’yi gösteriyordu. Dairesinin kapısını açarken anahtar elinde titredi. İçerisi karanlıktı. Işıkları yakmadı. Karanlıkta daha rahat düşünüyordu. Duvarlarda asılı eski gazete kupürleri, loş sokak lambasının ışığında hafifçe parlıyordu. Hepsi kadın cinayetleriyle ilgiliydi.
Margaret Hale’in fotoğrafı.
Sarah Kline’ın gülümseyen resmi.
Taciz mağduru bir avukatın, şiddet gören bir annenin, sokaklarda broşür dağıtan genç bir öğrencinin haberleri.
Alexander paltosunu çıkarıp sandalyeye attı. Çekmeceye gitti. Eski ahşap kutu oradaydı. Tozlu, kilitli, yıllardır dokunulmamış. Anahtarı cebinden çıkardı. Sarah’nın hediye ettiği küçük gümüş anahtar. Üzerinde ince bir oyma vardı: “Gerçeği bul, Alex. Ne pahasına olursa olsun.”
Kilit tıkırdadı.
Kutu açıldı.
İçinden hafif küf kokusu yükseldi.
İlk dosyayı aldı. Dört yıl önceki dava. Üç kadın. Üç boğaz kesik. Üç “Son” imzası.

Birincisi: Layla Carter. Taciz mağduru müşterilerini savunan bir avukat. Son görüşmesinde Alexander’a şöyle demişti: “Beni susturamazlar. Kadınların sesi kesilmez.” Cesedi ofisinin kapısında bulunmuştu. Boğazı tek bir temiz kesikle açılmıştı. Kan neredeyse hiç yayılmamıştı.

İkincisi: Evelyn Harper. Şiddet mağduru kadınlara sığınak sağlayan sosyal hizmet görevlisi. Katil onu evinin kapısında yakalamıştı. Evelyn son mesajında Alexander’a yazmıştı: “Bu kadınlar için savaşmaya devam et. Benim için de.”

Üçüncüsü: Sophie Reed. Üniversite öğrencisi. Sokaklarda “Tacize hayır” broşürleri dağıtıyordu. Cesedi bir park bankında bulunmuştu. Elinde “Son” yazan kâğıt parçası. Sophie’nin son sözleri Alexander’ın kulağında çınlıyordu: “Bir gün bu sokaklar güvenli olacak. Senin sayende.”

Alexander dosyayı kapattı. Elleri titriyordu. Bu katil sadece öldürmüyordu. Kadınların sesini kesiyordu. Mücadele eden kadınları hedef alıyordu. Ve şimdi Alexander’ı da hedef alıyordu. Çünkü Alexander da o kadınların yanında durmuştu. Onları savunmuştu. Onların yerine konuşmuştu.
Kutunun dibinde küçük bir zarf vardı. Alexander zarfı aldı. Üzerinde Sarah’nın yazısı: “Açma. Henüz değil.”
Alexander o notu yırtmak üzereyken durdu. Zarfı açtı.
İçinden çıkan kâğıtta tek bir cümle:
“İkinci parça, Margaret Hale’in evinde. Hatırlıyor musun? O gece sen yetişememiştin. Bu sefer yetiş.”
Alexander’ın nefesi kesildi. Margaret Hale. On iki yaşındayken gördüğü o kadın. Komşuları. Gecekondu evinde tecavüze uğramış, boğazı kesilmiş halde bulunmuştu. Alexander o gece çığlığı duymuş, koşmuş ama kapı kilitliydi. Polis gelene kadar Margaret ölmüştü. Dosya kapanmıştı. “Yoksul mahallelerde olur böyle şeyler” demişlerdi. Alexander o günden beri suçluluk duyuyordu. Yetişememiştin.
Şimdi katil bunu biliyordu. Margaret Hale’in evini biliyordu. O ev hâlâ duruyordu terk edilmiş, yıkılmayı bekleyen eski bir bina. Whitechapel’in en ücra köşesinde.
Telefonu çaldı. Hale’ydi.
“White, neredesin? Adamı sorguladık. Hiçbir şey bilmiyor gibi görünüyor, ama cebinde bir not bulduk. Senin içinmiş.”
Alexander’ın kalbi hızlandı. “Ne yazıyor?”
Hale duraksadı. “Şu: ‘Üçüncü parça, yarın gece. Bir kadın daha. Bu sefer senin kurtarabileceğin biri. Yetişebilirsen yetiş.Ve altında bir adres. Margaret Hale’in eski evinin adresi.
Alexander telefonu kapattı. Elleri buz gibiydi. Katil onu tanıyordu. Çocukluğunu, suçluluğunu, her şeyi. Ve şimdi Margaret Hale’in evini işaret ediyordu. Orada ne vardı? Bir ceset mi? Bir bulmaca parçası mı? Yoksa tuzak mı?
Alexander ayağa kalktı. Paltosunu yeniden giydi. Silahını kontrol etti. Kapıya yöneldi. Yağmur dışarıda hâlâ yağıyordu. Sis daha da yoğunlaşmıştı.
Margaret Hale’in evine gidiyordu.
On iki yıl sonra ilk kez.
Ve biliyordu: Bu gece, geçmişle yüzleşecekti.
Belki de bir kadını daha kurtarabilecekti.
Ama içindeki ses fısıldıyordu: Yetişebilirsen yetiş.Alexander White kapıyı kapattı.
Dışarıdaki yağmur sesi bir anda uzaklaştı, sanki dünya onunla birlikte susmuştu. Dairesinin koridoru dar ve karanlıktı; sadece sokak lambasının sızan ışığı zemindeki eski parkeleri aydınlatıyordu. Adımları yavaşladı. Her adımda kalp atışları kulaklarında yankılanıyordu.
Margaret Hale’in evi.
On iki yıl sonra ilk kez oraya gidecekti.
O ev, çocukluğunun en karanlık anısının adresiydi.
Yolda yürürken zihni geri sarıyordu. Zaman makinesi gibi, adım adım geçmişe çekiyordu onu.
On iki yaşındaydı. East End’in aynı sokaklarında, aynı sis içinde. Dedesiyle birlikte yaşadığı eski apartmanın karşısında Margaret’in evi vardı. Margaret Hale, otuzlu yaşlarında, yalnız yaşayan bir terziydi. Gündüzleri dikiş makinesinin başında çalışır, geceleri penceresinden dışarı bakardı. Alexander onu severdi çünkü Margaret ona bazen şeker verir, “Korkma oğlum, kadınlar herzaman güçlüdür” derdi.
O gece her şey değişti.
Saat gece yarısını geçmişti. Alexander uykusundan sıçramıştı. Bir çığlık duymuştu. Kadın çığlığı. Margaret’in evinden geliyordu. Koşmuştu. Kapıya vurmuştu. “Margaret teyze! Aç kapıyı!”
Kapı kilitliydi.
İçeriden boğuk sesler geliyordu. Bir adamın hırıltısı, Margaret’in inlemeleri. Alexander kapıyı yumruklamıştı. Parmakları kanamıştı. Komşular uyanmış, ama kimse yardım etmemişti. “Polis gelsin” demişlerdi. Polis geldiğinde Margaret yerde yatıyordu. Boğazı kesilmiş, gözleri açık. Tecavüz izleri vardı. Katil pencereden kaçmıştı. Dosya kapanmıştı. “Yoksul mahallelerde olur böyle şeyler.”
Alexander o geceden beri o kapının önünde duruyordu. Yetişememişti.
Şimdi aynı kapıya gidiyordu.
Ve katil bunu biliyordu.
Sokak lambalarının altında yürürken ensesindeki o his geri geldi. Birisi onu izliyordu. Adımları hızlandı. Yağmur şiddetlenmişti. Sis o kadar yoğundu ki, karşı kaldırımdaki siluetler hayalet gibiydi.
Margaret Hale’in evi, Whitechapel’in en kuytu köşesindeydi. Yıkılmayı bekleyen eski bir bina. Pencereleri kırık, kapısı paslı. Alexander sokağın köşesinde durdu. Kalbi göğsünden fırlayacak gibi atıyordu.
Kapının önünde bir şey vardı.
Küçük bir paket. Yağmura karşı naylonla sarılmış.
Alexander yaklaştı. Paketi aldı. Naylonu açtı. İçinden küçük bir kutu çıktı. Üzerinde tek kelime yazıyordu: İkinci.
Kutuyu açtı.
İçinde bir fotoğraf vardı. Eski, sararmış. Margaret Hale’in fotoğrafı. Arkasında kan lekesi. Fotoğrafın altında bir not:
“Hatırlıyor musun? O gece yetişemedin. Bu sefer bir kadın daha burada. Canlı. Henüz. Yetişebilirsen yetiş. Üçüncü parça yarın gece. Beş parçanın sonu sensin.”
Alexander’ın eli titredi. Fotoğraf yere düştü. Yağmur damlaları kan lekesini yeniden canlandırıyordu sanki.
Evden bir ses geldi.
İnce bir inleme. Kadın inlemesi.
Alexander silahını çekti. Kapıyı itti. Paslı menteşeler gıcırdadı. İçerisi karanlıktı. Fenerini yaktı. Işık demeti eski mobilyaları, tozlu rafları aydınlattı. Ortada bir sandalye vardı. Sandalyede bir kadın bağlıydı. Ağzı bantlanmış, gözleri korku dolu.
Genç bir kadın. Yirmili yaşlarında. Gözleri Alexander’a yalvarıyordu.
Alexander yaklaştı. “Sakin ol. Seni kurtaracağım.”
Kadının boynunda küçük bir kâğıt asılıydı. Üzerinde yazıyordu: Sonraki sensin.
Alexander kadının bağlarını çözmeye başladı. Tam o sırada arkasından bir ses geldi.
Ayak sesi.
Yavaş.
Topallayarak.
Alexander döndü. Karanlıkta bir gölge belirdi. Uzun paltolu, şapkalı. Yüzü görünmüyordu. Elinde bıçak parlıyordu.
Gölge güldü. Alçak, soğuk bir gülüştü.
“Hoş geldin, dedektif. Oyun şimdi başlıyor. Ve bu sefer yetişemeyeceksin.”
Alexander silahını doğrulttu. Ama gölge çok hızlıydı. Bıçak havada parlıyordu. Alexander yana çekildi. Bıçak omzunu sıyırdı. Acı vücuduna yayıldı adeta.
Kadın inliyordu korkudan.
Alexander ateş etti. Kurşun duvara saplandı. Gölge uzun uzun güldü ve karanlığa karıştı.
Alexander kadını çözdü. “Adın ne?”
Kadın titreyerek cevap verdi: “Clara. Clara Bennett. Beni kaçırdı.Bana sen Alexander’ın kurtarabileceği son kadınsın dedi.” Sen Alexander mısın?.
Alexander kadını ayağa kaldırdı. “Evet , güvendesin. Scotland Yard geliyor.”

Ama içindeki ses fısıldıyordu: Güvende mi? Yoksa bu da bir parça mı?
Dışarıda siren sesleri duyuldu. Hale geliyordu.
Ama Alexander biliyordu: Bu gece sadece bir başlangıçtı.
İkinci parça alınmıştı.
Ama üçüncü parça yarın geceydi.
Ve son parça kendisiydi.Scotland Yard’ın arabaları sirenleriyle Margaret Hale’in eski evinin önünde durduğunda Alexander hâlâ Clara Bennett’in titreyen elini tutuyordu. Kadın kurtulmuştu ama gözlerindeki korku, Alexander’ın içini parçalıyordu. Bu kadın da bir mücadeleciydi; sokaklarda kadın hakları için yürüyen, tacizcilere karşı sesini yükselten biriydi. Katil onu özellikle seçmişti. Çünkü Alexander’ın kurtarabileceği biri olsun istemişti.
James Hale arabadan indiğinde yüzü asıktı. “White, bu sefer şanslıydık. Ama katil yine kaçtı. Ve bu sefer sana çok yakın.”
Alexander cevap vermedi. Clara’yı ambulansa bindirirken kadının kulağına fısıldadı: “Güvendesin artık. Bir daha kimse sana dokunamayacak.” Clara’nın gözlerinde minnet vardı ama Alexander biliyordu: Bu minnet yarın sabah gazetelerde “Dedektif yine bir kadını kurtardı” diye yazacaktı. Ama gerçekte kurtardığı tek kişi yoktu. Sadece zaman kazanmıştı.

Eve döndüğünde saat 04:12’yi gösteriyordu. Dairesine girer girmez kapıyı kilitledi. Işıkları hâlâ yakmadı. Karanlıkta kutunun başına oturdu. Fotoğraflar, dosyalar, Sarah’nın son günlüğü.
Hepsi masanın üzerindeydi.
Ve şimdi yeni bir şey daha vardı: Clara’nın boynundan aldığı kâğıt.
“Üçüncü parça yarın gece. Beş parçanın sonu sensin. Hazır mısın, Alexander? Geçmişini feda edecek misin?”
Alexander kâğıdı buruşturdu. Ama buruştururken parmakları titredi. Çünkü katil doğru soruyu sormuştu: Nelerden vazgeçecekti?
Flashback geldi. Sert, acımasız, durdurulamaz.
On iki yaşındaydı yine. Margaret Hale’in kapısının önündeydi. Parmakları kanıyordu. “Aç kapıyı!” diye bağırıyordu. İçeriden Margaret’in inlemeleri geliyordu: “Lütfen yapma” Alexander kapıyı omuzlamıştı. Bir kez, iki kez. Kapı açılmamıştı. Sonra polis gelmişti. Margaret yerde yatıyordu. Boğazı kesilmiş, gözleri açık. Alexander o an yemin etmişti: “Bir daha hiçbir kadına yetişemeyeceğim diye korkmayacağım. Onlar için savaşacağım.”
Flashback kesilmedi. Sarah Kline’ın yüzü geldi. Dört yıl önceki gece. Depoda. Sarah arkasından koşarken bağırmıştı: “Alex, yalnız gitme! Bu katil bizi tanıyor!” Alexander acele etmişti. İpucunu takip etmişti. Sarah yalnız kalmıştı. Bıçak sesini duymuştu ama geç kalmıştı. Sarah yerde yatıyordu. Elinde “Son” yazan kâğıt. Son sözü: “Kadınlar için savaşmaya devam et.”
Alexander gözlerini kapattı. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Katil bunları biliyordu. Onun en derin yaralarını, en büyük suçluluklarını, en büyük sözlerini biliyordu. Ve şimdi ona şunu soruyordu:
Ne feda edeceksin?
Kariyerini mi?
Zaten görevden uzaklaştırılmıştı bir kez. Bir daha uzaklaştırılırsa kimse inanmazdı.
Akıl sağlığını mı?
Her gece kâbuslar görüyordu. Bir gece daha dayanabilir miydi?
Bir kadını daha mı?
Clara kurtulmuştu ama yarın gece yeni bir kadın olacaktı. Alexander yetişemezse o kadın ölecekti.
Ya da ,kendini mi?
Katil “Beş parçanın sonu sensin” demişti. Beşinci parça Alexander’ın kendisi olabilirdi. Kendi hayatını feda ederek oyunu bitirebilir miydi?

Telefon çaldı. Hale yine arıyordu.
“White, Clara Bennett’in ifadesini aldık. Katil ona şöyle demiş: Alexander White, kadınları kurtarmak için her şeyi feda eder. Ama bu sefer feda edeceği şey kendi geçmişi olacak. Margaret Hale’in sırrını açığa çıkaracak. Ya da bir kadın daha ölecek.

Alexander telefonu kapattı. Elleri buz gibiydi.
Margaret Hale’in sırrı.
O gece sadece tecavüz ve cinayet değildi. Polis dosyasında yazmayan bir şey vardı. Margaret Hale, Alexander’ın dedesinin eski sevgilisiydi. Dedesi o gece evde değildi. Alexander dedesine “Neredeydin?” diye sorduğunda dedesi “Sana söyleyemem oğlum” demişti.
Katil bunu da biliyordu.
Ve Alexander’ı zorluyordu: Ya Margaret Hale’in gerçek katilini (belki dedesini) açığa çıkaracaktı ya da yeni bir kadın ölecekti.
Alexander masaya yumruğunu vurdu. Ahşap çatırdadı.
“Feda edeceğim,” diye fısıldadı karanlığa. “Her şeyi feda edeceğim. Kariyerimi, aklımı, hatta kendimi.Ama bir kadın daha ölmeyecek.”
Tam o sırada pencereye bir şey çarptı.
Küçük bir taş. Üzerinde bir kâğıt bağlıydı.
Alexander pencereyi açtı. Kâğıdı aldı.
“Üçüncü parça yarın gece, 03:17’de. Yer: Sarah Kline’ın mezarı.
Getireceğin şey: Margaret Hale’in gerçek dosyasının orijinali.
Getirmezsen, yarın gece bir kadın ölecek.
Ve bu sefer senin kurtaramayacağın biri.”
Alexander kâğıdı okudu. Gözleri karardı.
Sarah’nın mezarı.
Margaret’in gerçek dosyası.
Ve kendi geçmişi.
Katil onu en derin yerinden vuruyordu.
Alexander silahını masaya koydu. Gözleri alev alevdi.
“Geliyorum,” diye mırıldandı. “Ve bu sefer her şeyi feda edeceğim.”
Dışarıda yağmur hâlâ yağıyordu.
Sis hâlâ kalkmamıştı.

Ve Alexander, ilk kez gerçekten ne kadar ileri gidebileceğini anlıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

64okunma 27beğeni 17yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18