5. bölüm · Son Beste

BÖLÜM 5 - Gardiyanın Çöküşü

gecee .

Adli emanet deposunun rutubetli havası, Ali Asaf’ın ciğerlerine bir zehir gibi doluyordu. Yerde nefes nefese yatan Melodi, bembeyaz elbisesiyle bir kurban gibi görünse de, aslında o an odadaki tek hâkimdi. Ali Asaf, elindeki silahı beline geri takarken parmaklarının titremesine engel olamadı.

— "Mektup nerede?" diye gürledi Ali Asaf. Sesi deponun metal raflarında yankılanıp geri döndü.

Melodi, kanlı dudaklarıyla acı dolu bir gülümseme bıraktı. Yavaşça doğruldu, üzerindeki tozu umursamadan Ali Asaf’ın gözlerinin içine baktı.

— "Mektup bir nesne değil Ali Asaf, bir itiraftı. Karın o gece bana geldiğinde 'Kocama bir nota bırakmak istiyorum' demedi. 'Kocamın kurduğu bu hapishaneden kaçmak istiyorum' dedi. Sen onu sevmedin Ali Asaf, sen onu bir dosya gibi rafa kaldırdın. Kusursuz, sessiz ve itaatkâr olmasını istedin.

Melodi, yavaş adımlarla deponun derinliklerine doğru yürüdü. Ali Asaf, bir büyülenmiş gibi onu takip ediyordu. Melodi, üzerinde eski bir piyano örtüsü olan bir sandığa oturdu.

— "Sana mektubu veririm," dedi Melodi, sesi bir melodi kadar yumuşaktı şimdi. "Ama bir şartla. Bu gece emniyete dönmeyeceksin. Benimle, o kazanın olduğu o uçuruma geleceksin. Oraya... Bestenin başladığı yere."

Ali Asaf bir an duraksadı. "Bu bir tuzak," dedi mantığının son kırıntılarıyla.

— "Zaten tuzağın içindesin Ali Asaf," diye karşılık verdi Melodi. "Ben sadece kapıyı aralıyorum. Seçim senin: Ya o güvenli, yalan dolu karakoluna döner ve bir ömür 'neden' diye sorarsın; ya da o uçurumda her şeyi tek bir notada bitirirsin."

Gecenin kör karanlığında, Ali Asaf’ın siyah arabası sahil yolunda hızla ilerliyordu. Yan koltukta Melodi oturuyordu. Arabanın içindeki sessizlik, patlamaya hazır bir bomba gibiydi. Ali Asaf, direksiyonu sıkan ellerine baktı; boğduğu kadının boynundaki morluklar hala gözünün önündeydi.

— "Neden ben?" diye sordu Ali Asaf aniden. "Neden onca insan varken beni bu deliliğin içine çektin?"

Melodi, başını cama yaslayıp dışarıdaki akıp giden ışıklara baktı.

— "Çünkü sen en zor bestesin Ali Asaf. Diğerleri basit şarkılardı; bir iki nota ve bitiş. Ama sen... Senin içinde öyle büyük bir sessizlik var ki, onu ancak ben doldurabilirdim. Biz aynı dili konuşuyoruz ama sen alfabeyi reddediyorsun."

vahşi bir canavar gibi kükrüyordu. Beş yıl önce Ali Asaf’ın hayatının durduğu yerdi burası. Arabadan indiler. Rüzgar, Melodi’nin beyaz elbisesini bir bayrak gibi dalgalandırıyordu.

Melodi, elbisesinin gizli bir cebinden sararmış, katlanmış bir kağıt çıkardı.

— "İşte," dedi kağıdı rüzgara karşı tutarak. "Karının son nefesi bu kağıtta. Ama okumadan önce bilmen gereken bir şey var: Bu mektup ona değil, aslında bana yazıldı."

Ali Asaf donup kaldı. "Sana mı? Beş yıl önce seni tanımıyordu bile!

"Melodi’nin gözlerinde ilk kez gerçek bir hüzün belirdi:

— "Yanılıyorsun. O gece o arabada yalnız değildi. Ben de oradaydım Ali Asaf. Arka koltukta, onun gitmesine yardım etmek için bekliyordum."