4. bölüm / 4
SİYAH MÜHÜR:BİATKARANLIK
Bölümler 4Şu an: KARANLIK
- 1 PROLOG(düzenlendi)388 kelime
- 2 GÖZ GÖZE (düzenlendi)1.080 kelime
- 3 İLK BAKIŞ (düzenlendi)894 kelime
- 4 KARANLIK836 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
ARYA
Akşam saatlerinde Saint Jude’un ana balo salonunda orkestranın çaldığı ağır ve kasvetli klasik müzik duvarlarda yankılanıyordu. Öğrenciler pahalı elbiseleri ve takımlarıyla gruplar halinde şampanya kadehlerini tokuşturuyordu.
Maya'yla birlikte salona adım attığımızda, ortamdaki o yapay zenginlik kokusu resmen burnuma doldu. Üzerimdeki sırt dekolteli siyah elbisem ve ensemden birkaç tutamın kendi haline bırakıldığı dağınık topuzumla, kendimi bir anda bütün bakışların odağında buldum. Gözlerimdeki o inatçı parıltıyı korumaya çalışarak, kalabalığın arasından sıyrılıp salonun kenarındaki boş bir masaya doğru yürüdük.Maya, garsona eliyle işaret verip kendine bir kadeh şampanya söyledi. Bana dönüp "Sen ne alacaksın?" diye sorduğunda başımı iki yana salladım. "Sadece bir bardak su lütfen," dedim. Maya şaşkınlıkla kaşlarını kaldırsa da bir şey söylemedi. Ben içki içmezdim. O kalabalığın içinde kendimi kaybetmektense, her şeyi net görmeyi tercih ediyordum.
Şampanyasını yudumladıktan sonra hareketli müzik çalmaya başladığı anda Maya aniden ayağa fırladı. "Hadi Arya, gidelim! Burada oturup duvar süsü olacak değiliz ya!"
"Yok, sen git," dedim, sandalyeme daha bir sıkı tutunarak. "Ben buradan izlemeyi tercih ederim."
Maya gözlerini devirdi. "Saçmalama!" Elimi tutup beni ayağa kaldırdı. "Hem bak, sadece bir şarkı. Eğer sıkılırsan geri döneriz, tamam mı?"Maya'nın o neşeli ısrarına karşı koyamadım. Elimi sıkıca kavrayıp beni pistin ortasına doğru çekti.
İlk birkaç saniye sadece Maya'yla birlikte adımlarımızı uydurmaya çalıştım. Ama sonra, müziğin o karanlık ve ritmik akışı bedenimi ele geçirdi. Omuzlarımı gevşettim. Ensemden düşen tutamlar yüzüme ve boynuma değerken, kalçalarımı müziğin o ağır ritmine bıraktım.
Ellerimi yavaşça havaya kaldırıp parmak uçlarımı boynumdan aşağıya, belime kadar indirdim. Bedenim, o siyah elbisenin içinde bir yılan gibi kıvrılıyordu. Kalçalarımın o ritmik hareketi, vücudumun her kıvrımını ortaya çıkarıyordu. Gözlerimi yarı kapattım, müziğin hipnotize edici etkisine kendimi bıraktım. Maya bana bakıp gülümsedi ve "İşte bu!" diye bağırdı.
O an, o kalabalığın içinde, o pahalı elbiselerin arasında, kendimi birkaç dakikalığına da olsa özgür ve son derece çekici hissettim. Sanki dans ettikçe, üzerimdeki o ağırlık ve korku buharlaşıyordu.
Ama ensemdeki o ürperti yine başladı. Sanki salonun bir yerinden, karanlık bir köşeden beni izleyen bir çift göz vardı. Ne kadar dans etmeye devam etsem de, o bakışların ağırlığını tenimde hissediyordum.
Kalabalık ve gürültü iyice arttığında, Maya'nın kulağına eğildim. "Ben biraz hava alıp geleceğim," diye seslendim. Maya elini sallayıp dans etmeye devam etti.
Pistten ayrılıp masadan bir bardak soğuk su aldım ve salondan uzaklaşarak arkaya uzanan, kimsenin olmadığı karanlık koridora doğru yürüdüm...
KİERAN
Salondaki o yapay kahkahalar ve klasik müziğin ağır uğultusu, kafamın içinde davullar gibi çalıyordu. Gideon ve Damon, yanımda kendi aralarında fısıldaşıyor, aşağıdaki kalabalığı alaycı bakışlarla süzüyorlardı. Ama benim gözlerim, salondaki yüzlerce insanın arasından tek bir noktaya kilitlenmişti yeni burslu öğrenci.
Arya Vale.
Partiye adım attığı andan itibaren gözlerimi ondan ayıramamıştım. O siyah, sırt dekolteli elbise, teninin o soluk rengiyle resmen bir tezat oluşturuyordu. Ensesinden düşen o dağınık saç tutamları, onu o salondaki diğer bütün kadınlardan ayırıyordu. O, diğerleri gibi yapay bir mücevher gibi parlamıyordu. O, karanlıkta parlayan bir ateş gibiydi.
Maya'nın onu dans pistine sürüklemesini izledim. Arya ilk başta isteksizdi, o dik duruşunu koruyordu. Ama sonra... sonra müzik değişti. Ve o, o zırhını indirdi.
Ellerini saçlarının arasından geçirip boynundan beline indirişini, kalçalarını o ağır ritme bırakışını... O an kanımın damarlarımda çekildiğini hissettim. O siyah elbisenin içinde bir yılan gibi kıvrılan bedeni, benim için hazırlanmış bir tuzaktı adeta. Onu oracıkta, o pistin ortasında sıkıştırıp o dansı sadece bana yapmasını istememek için kendimi zor tutuyordum.
"Hey, Black," dedi Gideon yanımda, sesi alaycı bir tonda çıkarak. "Bakışlarını toplasan iyi olur. Kızı yiyecek gibi bakıyorsun."
Ona cevap vermedim. Sadece elimdeki viski bardağını sertçe masaya bıraktım. Damon, Gideon'a dirsek attı ve güldü. "Bırak adamı, belki de avını bulmuştur."
Onları dinlemiyordum bile. Arya'nın kalabalığın arasından sıyrılıp, arka taraftaki karanlık koridora doğru yürüdüğünü gördüm. Oradan uzaklaşmak, biraz nefes almak istiyordu. Benim dünyamda, kimse benden bu kadar kolay kaçamazdı.
Bardağımı bıraktım. Arkamı dönüp hiçbir şey söylemeden salondan çıktım. Koridorun o loş ışığında, mermer zemindeki ayak seslerim yankılanıyordu. Onun sırtını mermer duvara yaslandığını, gözlerini kapatıp derin bir nefes aldığını gördüm.
Karanlığın içinden ona doğru bir adım attım. Bardağımı cam sehpaya bıraktım. Çıkardığı o hafif tık sesiyle irkildi. Başını kaldırıp beni gördüğü an, göz bebeklerindeki panik dalgasını net bir şekilde gördüm. Kaçmaya çalıştı ama sırtı çoktan duvara çarpmıştı.
Aramızdaki mesafeyi sıfırladım. Üzerimden yayılan pahalı tütün ve viski kokusunun onun nefesini kestiğini biliyordum. Gözlerindeki o paniği, saklamaya çalıştığı korkuyu gördükçe içimdeki o avcı dürtüsü daha da kabarıyordu.
"Kendi ayaklarınla karanlığıma geldin, Ms. Vale," dedim. Sesimin çıkmasını beklediğimden çok daha karanlık ve alçak bir tonda çıktığını fark ettim.
"Ne yapıyorsun sen? Çekil yolumdan!" dedi. Sesi öfkeyle titriyordu ama o öfkenin altındaki korkuyu ben çok iyi biliyordum.
Sol elimi kaldırıp parmak uçlarımla çenesini kavradım. Teninin sıcaklığı parmak uçlarıma yayıldı. Çenesini hafifçe yukarı kaldırıp gözlerini gözlerime sabitledim.
"Yolun kime ait olduğunu bilmiyorsun galiba," diye fısıldadım, sesim zehir gibi kulaklarına akıyordu. "Korkuyorsun... ve bunu benden saklayamayacak kadar dürüst gözlerin var."
Başparmağımı titreyen alt dudağında yavaşça gezdirdim. Dokunuşum bir lütuf kadar yumuşak, bir zincir kadar ağırdı. Gözlerinden bir an bile ayrılmadım.
O an anladım ki, bu kız sadece benim avım değildi. O benim takıntım olacaktı.
Ve ben takıntılarımı asla bırakmam.
"Kieran’ın bu tehlikeli takıntısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Arya için kaçış var mı? Yorumlarda buluşalımm🖤🔥"
Bölüm etkileşimi
