7. bölüm · Sisli Günlük

Geçmişin Gölgeleri

Azra Canatan

Aren sınıfa tek başına girdiğinde, gözüne her şey normal görünüyordu ama içi fırtına gibiydi. Küçük bir çarpma sesi, bir masa tıkırtısı… hepsi geçmişindeki anıları çağrıştırıyordu.
“Hayır… hayır, yapamam…” diye mırıldandı kendi kendine.
Birden, günlüğün sayfaları hafifçe açıldı ve eski bir anı kendiliğinden yazıldı:
“Hatırla… o gün sen yalnızdın, birini kaybettin…”
Aren’in nefesi kesildi, elleri titredi. İçindeki suçluluk ve korku bir anda patladı. Kalbi deli gibi atıyordu, gözleri karardı. Kriz başladı… aren titremeye, nefes almakta zorlanmaya başladı ve sınıfta kimse fark etmedi.
O anda Karan kapıdan içeri girdi. Aren’i görünce kalbi sıkıştı:
“Aren! Sakin ol, bak bana!”
Ama Aren, gözleri dolu ve nefesi kesik hâlde Karan’a bakamadı.
Karan hızla yanına geldi, onu tutup destek oldu:
“Hadi, nefes al… derin derin… ben buradayım. Kimse sana zarar veremez.”
Aren titreyerek Karan’a sarıldı. İçindeki karanlık, geçmişin gölgeleri, Karan’ın yanında biraz olsun dağıldı. Ancak gözleri hâlâ korkuyla doluydu.
“K-Karan… o gün… ben… ben…” Aren sesini neredeyse duyulmayacak şekilde çıkardı.
Karan sakinleştirici bir şekilde başını salladı:
“Biliyorum… biliyorum, geçmiş zor. Ama artık yalnız değilsin. Beraber atlatacağız.”
Aren, Karan’ın güven veren sesiyle yavaş yavaş nefes almaya başladı. Günlük, hâlâ hafifçe titriyordu; sanki ona “Geçmişin gölgeleriyle yüzleşmek sadece başlangıç” diyordu.
O gün, Aren fark etti ki geçmişinden kaçamazdı… ama Karan yanında olduğu sürece, korkularıyla yüzleşmeye gücü vardı.