4. bölüm · Sırada ki İstasyon

4

Ördek 🦦

16 Mart 2026
Neva Yücel

Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey başımdaki ağrı oldu.
İkinci fark ettiğim şey ise odamın perdelerinin arasından içeri sızan güneş ışığıydı. Güneş ışığı yüzünden gözlerimi kısmak durumunda kalmıştım. Elimi uzatıp yastığın altından telefonumu çıkararak saate baktım, 08.30

"Of..."

Dün geceyi hatırladığım anda gözlerimi kapattım, metro ve polis. Ve benim onun omzunda uyuyakalmam.
Yüzümü yastığa gömüp birkaç saniye öylece kaldım. Güne harika bir başlangıç yapıyordum. Telefonumu elime tekrardan alıp bildirimlere baktığımda yeni bir mesaj gördüm. Mesaj Emir'den gelmişti ve heyecanlanarak mesajı açtım.

"Eve ulaşabildiniz mi? Bu saatte merak ettim."

Mesaja birkaç saniye baka kaldım, dün gece tanıştığım bir adamın beni merak etmesi garip bir şekilde hoşuma gitmişti.
Parmaklarım ekrana gitti.

"Evet, ulaştım. Siz de eve vardınız mı?"

Gönderdikten sonra telefonu yatağın üzerine bırakıp doğruldum, tam o sırada kapım çalındı.

"Neva, kahvaltı hazır!"

"Geliyorum anne."

Üzerime rahat bir şeyler geçirip banyoya gittim. Yüzümü yıkayıp saçlarımı hızlıca topladıktan sonra mutfağa geçtim.
Annem masanın başında oturuyordu. Ablam Derya ise karşısında, elindeki çay bardağıyla telefonuna bakıyordu.

"Günaydın millet."

"Günaydın."

Annem önüme bir tabak koydu ve hızlıca tabağa sabah pişirdiği börekleri dizmeye başladı,
"İyi uyudun mu?"

"Sayılır.."

Derya başını kaldırıp bana baktı ve çayından bir yudum aldı.
"Dün geceki kadar bitkin görünmüyorsun."

"Teşekkür ederim, çok güzel bir iltifat."

"Rica ederim."

Annem ikimize bakıp hafifçe gülümsedi, kahvaltı boyu sohbet ettik ancak dün gece hakkında tek bir kelime bile konuşulmadı ve ben de konuyu açma gereği duymadım. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Derya'yla birlikte balkona çıktık. Türk kahvelerimizi içerek sohbete edecektik, günün en sevdiğim anı başlamıştı.
Derya sandalyesine yaslanıp sigarasını yaktı ve bana döndü,
"Ee?"

"Ne ee?"

"Dün gece hakkında birşey söylemek yok mu?"

"Ne olmuş dün gece abla?"

"Metroda uyuyakaldın ya.. Haydi anlatsana kızım meraktan çatlatma insanı."

"Hatırlatma."

Ablam gülmeye başladığında ters bakışlarımi yüzüne diktim,
"Son durağa kadar gitmişsin salak şey seni..!" Kendisi çok keyif alıyordu bu sohbetten, muhtemelen bir hafta boyunca bu zorbalığı çekecektim.
"Maalesef öyle şeyler oldu.."

"Bir de tek başına olmadığını söyle şurada kahkahayı basayım."

Kaşlarımı çattım, nerden öğrenmişti?

"Sen nereden biliyorsun?"

"Bilmiyordum, tuzağıma düştün. Haydi söyle. Kim vardı yanında?" Söylememek için direndiğim 5 dakika boyunca o kadar ısrar etmişti ki söylemek zorunda kalmıştım.

"Polis."

Derya'nın kaşları havalandığında sırıttı.
"Polis mi?"

"Evet."

"Yakışıklı mıydı?"

"Ya Derya..!"

"Ne var be? Sadece sordum."

Tam o sırada apartmanın üst katından gelen kapı sesi duyuldu, birkaç dakika sonra aile dostumuz Neriman Teyze kapımızda belirdi. "Magazin Neriman geldi, hayırlı uğurlu olsun. Gelmezse günüm eksik başlar zaten" diye söylenerek ablam kapıyı açmaya gitti.
"Neriman abla, hoş geldin."

"Hoş buldum kızım. Annen nerede?"

"Mutfakta."

Neriman Teyze içeri girip annemin yanına geçti. Birkaç dakika sonra mutfaktan kahve kokusu gelmeye başladı. Onlarda kahve içip gıybet edeceklerdi. Ben ve ablam ise balkonda kalmaya devam ettik.
Bir süre sonra mutfaktan konuşma sesleri yükseldi. Biraz kahkaha, biraz şaşırma sesleri bir aradaydı.

"Sevil, dün gece bir şey mi oldu? Kötü birşey varsa bana söyleyebilirsin, elimden geldiğinde yardım ederim."

Bu sorudan sonra ablamla beraber susup pür dikkat mutfağı dinledik, "Ne oldu ki?" diye soran annemin sesinde ki telaşı hissetmiştim.

"Gece balkondan bakarken gördüm. Sizin kızı bir polis arabası bırakıyordu apartmanın önüne."

Bir anda elimdeki fincanı masaya bıraktım, ablamda bana döndü. "Yandın." "Sus."
Mutfaktan annemin şaşkın sesi geldi, hem şaşkınlık hem öfke duygusunun bir arada olması mümkün müydü?
"Polis arabası mı?"

"Evet. Neva'nın yanında boylu poslu bir poliste vardı. Pek yakışıyorlardı."

Ablam gülmemek için dudaklarını ısırmışken ellerimle yüzümü kapattım. Annemin teni bembeyaz olmuştu. "Bilmiyorum Neriman abla, bilmiyorum. Ama tek birşey biliyorum ki kızım kötü birşey olursa bana söyleyecektir."

Neriman Teyze'nin sesi daha da meraklı çıktı,

"Nasıl bilmiyorsun kızım?"

"Gece geç geldi. Metroda uyuyakaldığını söyledi. Gerisini de sormadım."

"Allah Allah..."

Konu kapandıktan sonra birkaç dakika daha bir çok şey konuştular, ablam ve bende balkon kapısını tamamen kapatıp fısıldarcasına sohbet etmeye başlamıştık.
15 dakika sonra Neriman Teyze bizimle vedalaşıp evine çıktı ve
kapının kapanmasının üzerinden daha beş saniye geçmeden annem balkona geldi.

"Neva."

Ses tonundan başımın belaya girdiğini anlamıştım.

"Evet anne?"

"Polis arabası dedi Neriman, neyi kastediyor?"

Derya kahvesinden bir yudum alıp kenara çekildi, "Ben kaçar millet." Ablam balkondan çıkarken derin bir nefes aldım.

"Anne, dün gece metroda uyuyakaldım. Son durağa kadar gitmişim. Metro boşalınca bir tek ben ve bir polis memuru kalmışız."

Annemin kaşları çatıldı.

"Sonra?"

"Sonra dışarı çıktık. O da durağını kaçırmış. Taksi bulamadım ve polis araba çağırdı, beni ana caddeye bırakacaktı ama eve o saatte yalnız gitmemi istemedi."

"Sen tanımadığın bir adamla arabaya mı bindin?"

"Anne, polis memuruydu. Ve polis arabasıydı."

"Peki annene ne diye haber vermedin? Eve geldiğinde söyleseydin bari! Kadın polis kelimesini kullandığında kalbim duracak sandım Neva!"

"Anne, gerçekten bir şey olmadı."
Annem kollarını göğsünde birleştirdi, "Ben sana güvenmiyor muyum sanıyorsun? Sana bir şey olmasından korkuyorum."

Sesindeki öfkenin altında korku olduğunu anlayınca sustum. Derya da oturma odasından çıkıp yanımıza dönerek araya girdi. "Anne, kız zaten anlatıyor. Bir şey olmamış." Annem ona döndü,
"Sen de savunma hemen."

"Ben sadece-"

"İkiniz de beni yaşlandırıyorsunuz."
Derya bana, ben de ona baktım,
ikimiz aynı anda gülmemek için dudaklarımızı birbirine bastırdık. Annem bunu fark edince daha da sinirlendi.

"Bir de gülüyorsunuz!"

Üçümüz de güldükten sonra annem oturma odasına geçip en sevdiği programı izlemeye koyuldu, Derya ile koridorda kıpırdamadan sessiz sessiz duruyorduk. Bir anda bana döndü.

"Polisin adı ne?"

"Ne?"

"Adı."

"Emir."

Derya'nın yüzünde kocaman bir sırıtış belirdi.

"Emir.." Diye sırıtarak bana baktı.

"Başlama yine Derya."

"Yakışıklı mı bari?"

"Sen ciddi misin?"

"Merak ettim işte kızım..!"

"Normal biriydi." Diyerek omuz silktim, kollarımı önümde birleştirip başımı duvara yasladım.

"Normal biri neden seni evine bırakıyor?"

"Çünkü-"

"Çünkü?"

"Çünkü polis ve vatandaşının güvenliğini sağlıyor. Herşeyde birşey arama abla."
Derya birkaç saniye düşündükten sonra gülmeye başladı, "Ben bu çocuğu sevdim."

"Tanımıyorsun bile."

"İlk izlenim önemli."

"Senin ilk izlenimlerin neden bu kadar hatalı?"

"Ben sadece ihtimalleri değerlendiriyorum."

Başımı iki yana salladım, "Allah seni bildiği gibi yapsın."
Derya kahkaha atarak içeri gitti bende arkasından bakıp istemsizce gülümsedim.

Akşama doğru evden çıkmadan önce mutfağa girip kendime sıcak bir çorba hazırladım.
Dün geceden kalan yorgunluk hâlâ üzerimdeydi. Birkaç kaşık içtikten sonra biraz olsun kendime geldiğimi hissettim.

Saatime baktığımda hazırlanma vaktimin geldiğini fark ettim ve odama dönüp üzerime formamı geçirip saçlarımı topladım. Yüzüme renk gelmesi için biraz makyaj yaptıktan sonra çantamı hazırlayıp annemin yanına gittim.

"Anne, ben çıkıyorum."

Annem olayın üzerinden saatler geçmesine rağmen hala somurtuyordu

"Tamam."

"Akşam görüşürüz anneciğim benim..!"

"Hı hı."

Yanına eğilip yanağından öptüm, "Trip atma."

"Trip atmıyorum."

"Atıyorsun."

"İşe git Neva."

Gülerek evden çıktım ve otobüs durağına kadar yürüdüm. Birkaç dakika sonra gelen otobüse binip cam kenarındaki koltuğa oturdum. Telefonumu çıkarıp ekrana baktım. Emir'den hâlâ cevap gelmemişti, ben kimdim ki Emir'den cevap bekliyordum? Kendime gelip telefonu kapattım ve çantama koydum.
Hastaneye vardığımda hızlı adımlar ile koridorda yürümeye başladım, koridorlar her zamanki gibi doluydu.
Kartımı okutup hemşire odasına girdim ve çantamı bırakıp ceketimi askıya astım.

Yeni bir nöbet yeni bir gün demekti.

💫💫

EPISODE 4 IS HERE!

nabersiniz bakalım hmhmhm?

bölüm nasıl gidiyor bakalım hmhmhm?

biraz yavaş ilerliyor hikaye değil mi.. slowburn mu olacaklar acaba bilemedim şimdi...

neyse neyse

çok uzatmayalım 🫰

yeni satırlarda görüşmek üzere