Üçüncü Bölüm

Vaveyla Yazarı: Azranur Çakan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Üçüncü Bölüm

Selammm, yeni bölüm ile geldim. Arkadaşlar yazıların hepsi düz yazı bunu biliyorum. World den buraya yapıştırdığım için oluypr ve bölüm uzun olduğu için inanın düzenlemek çok zor. Ama anlaşılırdır diye umud ediyorum.
Oy vermeyi unutmayın!!

____________________________

Son gideceğimi bildiğim okula doğru bakıyordum. Yarından sonrahayatım değişecekti. Belkide bir daha annemin babamın bile yüzünügörmeyecektim. Ama bugün son kez o okula gidecektim. Okulun önüne geldiğimdedağlara baktım. Ses Seda falan yoktu. Alp abartıyor diye düşündüm. Çantamdanokulun yedek anahtarını çıkardım. Sınıfa girdim ve bir kitap alıp oturdumokudum. O kadar dalmıştım ki okumaya en sonunda sıranın üzerinde uyumuştum. Birpatlama sesi ile uyandım. Yoksa Alp’in dediği gibi düşman bu civarda olabilirmiydi diye düşündüm. Ya öyleyse. Birden sınıfın kapadı açıldı. İçeri bir adamgirdi.“Ma llezî tef‘aluhu hâzihil-fetât hunâ?” (Bu kızınburada ne işi var?” Gibi bir şey söyledi ama dilini anlamdım Arapça konuşuyorolmalıydı. ASİL TİMİ“Komutanım okula doğru gidiyor bazıları çok fazlakişiler.”“Ne oldu korkuyor musun Erdem?”“Vatan için korku olmaz komutanım.” Dedi Erdem. Ateşettikçe ediyordu. Bir, iki, üç, dört… sayısız leş.“Ben okula gidiyorum siz burada kalın.” Dedi veyanlarından ayrıldı. Alp oradaki koca koca taşların arasından giderek okulavardı. İçerden sesler geliyordu. “Bırak bırak beni pislik köpek.” Bu ses Dilan’ınsesiydi. Tahmin etmeliydi Dilan’ın burada olduğunu. Hiç düşünmeden içeri girdi.Ayağı ile kapıya tekme attı. Kapıyı açtı.“Bırak lan kızı it herif.”“Komutan uzak uzak.”“Asıl sen bu dünyadan uzak olucaksın birazdan.”“Sus sus git.”“Bırak kızı gel buraya. İndir silahını.” Adamdinlemedi. Ateş etti. Alp’e doğru. Ama ne ses çıktı ne biri vuruldu. Mermibitmişti. Adam Dilan’ın saçından tutup kaldırdı. Boynuma bıçak dayadı.“Uzak kal kız gider.”“Gidecek bi varsa o da sensin. Seni tutarsamyaşatırmışım sanıyorsun sen.” Dedi. Pencereye baktı. Selin oradaydı. Göz temasıile planı kurdular. Selin arkadan vurucaktı. Alp ise Dilan’ı alacaktı. Selinsadece komut bekliyordu. Alp adama baktı Dilan’a baktı. Sonra başı ile Selin’ekomutu verdi. Selin hiç düşünmeden vurdu. Adam düştü. Alp bir hışımla aldıDilan’ı. Alp adama baktı bir mermide o sıktı.“Bir şey yaptı mı sana canın çok acıdı mı?” Alpbunları söylerken Dilan Alp’in göğsünde ağlıyordu.“Hayır yapamadı ama ben çok korktum.”“Biz demedik mi burası güvenli değil gelmeyin diyekızım sen niye laf dinlemiyorsun?”“Ya ben geldim çünkü bugün son gelişim olacaktı.”“Nasıl son gelişin korkma güvenli olduğundageleceksin.”“Babam evlendiriyor ondan yarın son gelişim.”Evleniyordu diye geçirdi içinden Alp.“Tamam gel çıkalım buradan.” Dilan hâlâ onun göğsündeydi.Dilan tam adım atacakken bacakları titrediği için yürüyemiyordu. Alp onukucağına aldı. “Ne yapıyorsun?” Dedi Dilan ama Alp kulağına doğru. “Şştt.” Dedi bu bir sus emriydi. Dilan’ı dışarı çıkardı. Selin’e teslim etti. “Selin diğerleri nerede?” “Geliyorlar komutanım. Temiz orası.”“Tamam. Gelsinler ve Dilan’ı konağına bırakalım.”“Hayır olmaz siz bırakırsanız babam çok kızarşüphelenir kaçtığımı düşünür. Ben burada oturup abimi çağırırım.”“Ama Dilan” dedi Selin.“Selin lütfen.” Selin başını salladı. “Komutanım abisi gelene kadar okulun arkasındabekleriz. Abisi gelince gideriz ne dersini?”“Tamam sen Dilan’ın yanında kal ben bizimkilerebakıp geliyorum.” Selin başını salladı. Alp gitti Selin ve Dilan tek kaldı.“Biliyor musun yarın evleneceğim.”“Nasıl evleneceksin Dilan?”“Babamların kan davalı olduğu karşı aşiretin oğluile. Boran Ağa. Boran Altun.”“Boran mı?” “Evet ne oldu ki?”“Dilan o çocuk hakkında şikayet gelmişti bize. Vebiz yarın gidip konağa Boranı alacaktık.”“Ne şikayeti?”“Tarihi eser kaçakçılığı kanıtlar falan da var Dilanseni belki de kurtarabiliriz.”“Siz kurtarsanız ne olacak?” Dilan elindekitelefonundan abisini aradı. Selin Dilan’a açımıştı. “Sen arkaya geç gelir şimdiSerhat abim. Görmesin seni.” Selin hiç bir şey demedi sadece dediği gibi okulunarkasına geçti. Alp ve diğerleri geldiğinde onlar Selin’i okulun arkasındagörünce oraya gittiler. Beş dakika sonra Dilan abisinin arabasına bindi.Korkusunu gizlemekle uğraşıyordu. İçinde.“Komutanım Dilan’ın yarın evleneceği kişi BoranAltun. Bize ihbar edilen. Tarihi eser kaçakçılığı yapan kişi.”“Yarın ne olursa olsun orada olacağız.” Dedi Alpdiğerlerininde bir şey demesini beklemeden ilerledi. Dilan’ın evlenmesine gözyummayacaktı. ….DİLAN’dan Herşeyin değişeceği o sabaha uyandım. Bir daha dönmeyeceğim o evdeuyandım. Son kez bu evde uyanıyordum. Bugünden sonra kendi şahsi odamolmayacaktı. Tek başıma uyuyup tek başıma kalkmayacaktım. Şimdi yanı başımdaiki kadın beni düğünüme hazırlıyorlardı. İsteyip istememnin bir önemi yoktu.Son olarak duvağı düzelttiler. Kadınlar kapıyı açıp gittiler abim geldi odaya.Baran abim. Bu zamana kadar gaddar bildiğim abim. “Hazırsan Dilan.”“Hazırım abi.”“Ee gel gir koluma inek aşağıya seni bekliyorlar. Altunlarınkonağına gideceğiz daha.” Bir şey demeden gidip koluna girdim. En büyük abimolduğu için babam onu göndermiştir o yoksa gelmeye niyeti olan biri değil.Aşağıya indik. Babamla annemin elini öptüm. Sıra Serhat abime gelince ağlamamakiçin zor tuttum kendimi. Ona sıkı sıkı sarıldım. Sonra babam arabanın hazırolduğunu belirtircesine öksürdü. Arabaya doğru ilerledik. Ben, babam, annem birarabaya bindik. Abilerim ve yengem bir arabaya bindiler. Yol boyu düşündüm. ‘Bendeasker olan kadın Selin gibi özgür bir kız olsaydım ne olurdu?’ ben onu kadargüçlü olamazsın büyük ihtimalle. Bizim buradaki kızların kaderi buydu. Yaevlilik ya ölüm. Evlenmezsen namusuna laf gelirdi. Namus herşeydi. Namusunagelen lafın sonucu ölümdü. Ben düşüncelerimi bir kenara bıraktığım anda davulzurna seslerinin arttığını fark ettim. Demek yaklaşmıştık. Camdan dışarıbaktığım sırada gördüm evet neredeyse tam önündeydik. Arabadan indik. Baranabim bir tarafıma, Serhat abim bir tarafımdaydı. O şekil konağa girdikten.Sonra hemen nikah masasına oturdum. Sanki kaçacaktım. Keşke.Nikah masasına oturduk. Memur bey sordu bana. “Gelin hanım adınız,soyadını?”“Dilan Karakaya.” Dedim aynı soru Boran için de gelmişti.“Damat bey adınız, soyadınız?”“Boran Altun.”“Gelin hanım anne adı ve baba adı?”“Berzan Karakaya, Rojin Karakaya.”“Damat bey anne adı baba adı?”“Zagros Altun, Şilan Altun.”“Değerli çiftimiz evlenmek için bizlere başvurmuştur ve bizdearaştırıp evlenmelerine hiçbir engel olmadığını doğruladık. Siz Berzan kızıDilan, Zagros oğlu Boran’o eş olarak kabul ediyor musunuz?”Döndüm Boran’a baktım. Mal mal gülüyordu. “E-e-evet.” Diyebildim.Şuan sadece bir mucize olsun istiyordum. Selin dün bana birşeylerdenbahsetmişti o herneyse şuan gerçekleşsin istiyorum. Dedim ve konağın kapısıaçıldı. Bu kadar temiz kalpli bir insan mıydım? Hayatta ki bütün şansımı şuankullanmıştım belki de. İçeri girenlere baktım. Selim dediği ekip ile gelmişt. ALP’tenTim ile içeri girdik. Birşeyler için gecikmediğimizi umuyordum.Dilan rızası olmadan evlenecekti. Göz yumamazdım. Benimde kardeşim vardı. İçerigirdik gözlerim ilk Dilan ile buluştu. Ne de güzel olmuştu beyazlar içinde. Beyazyakışmıştı ama daha fazla ona bakıp dikkat çekmek istemedim. “Boran ağa hayırlı olsun.”“Eyvallah komutan da siz niye geldiniz?”“Bizi sen getirirsin ağa.”“Ben mi ben niye durduk yere rahatsız edeyim devletin askerini.”“Boran ağa bu düğünü sattığın tarihi eserlerin parası ile miyapıyordun doğruyu söyle.”“Ne eseri ne tarihi komutan ne diyorsun sen?”Elimdeki birkaç kağıdı yüzüne fırlattım. “Bunlar bahsediyorum.Bizimle geliyorsun.”“Dur komutan nikahı vardı.” Dedi Zagros ağa.“Devlet işi beklemez sonra bakarsınız nikaha Boran benle geliyor.”Dedim ve başınla işaret ettim. Caner ve Barış, Boranı’ın yanına gidip kolunagirdiler. Boranınoradan alıp giderken Zagros ağa adanlarını peşimize takmıştı. Boran yan tarafımdan seslendi:“Komutan… ne oldu? Kim söyledibunları?”“Konuşmak yok Boran. Karakolagidince ifaden alınır.”Arabaya doğru yürürken Zagros ağa’nın adamlarınınyaklaştığını fark ettim.Sert bir sesle:“Tim! Çevre emniyeti!Yaklaşanı indireceksiniz!”Adamlar geri çekildi. Korkularından değil,karşılarındaki disiplinli düzenden.Caner aracı açtı, Barış Boran’ı arka koltuğabindirdi.Ben ön koltuğa geçmeden önce Zagros ağa tekrarseslendi:“Bu düğünün parasını neredenbulduysa gelsin söylesin! Yalan bunlar!”Bu kez durdum. Arkamı dönmeden cevabı bıraktım:“Gerçekler karakolda ortayaçıkar. Eline silah alan değil, devletin dediği konuşur.”Araca bindim. Kapı kapandığında Boran’ın sesititreyerek geldi:“Komutan… vallahi bir şeyyapmadım. Yemin ederim.”O an gözlerimi kapattım.Ya gerçekten yapmadıysa?Ya bunu onun üzerine yıkmak isteyen varsa?Ama deliller onu gösteriyordu.Direksiyona vuran Barış’ın sesiyle açtım gözlerimi:“Komutanım, çıkıyoruz.”Başımı salladım.“Bas. Gidiyoruz.”Araç harekete geçti.Zagros ağa’nın adamları uzaktanbakıyordu.Tim diğer iki araçla korumaya alıp öne geçti.Karakolun kapısı açıldığında içerideki soğuk koridoryüzüme çarptı. Boran’ın ayak sesleri ardımda sürüklenir gibiydi.Barış ile Caner onu iki taraftan tutmuş, ben öndenyürüyordum.Girişte nöbetçi er selam verdi:“Komutanım, hazır olundu.”Başımı hafifçe salladım.Bu gece hiç kimse için kolaygeçmeyecekti ama en çok da kalbimi susturmak için uğraşacaktım.Dilan’ın yüzü gözümden gitmiyordu.Beyaz elbisesi…Sorgu odasının kapısını açtım.“İçeri alın.” dedim.Boran sandalyeye oturtuldu. Elleri kelepçeliydi.Artık nikâhtaki sakin, temiz yüzlü adam değildi; bakışlarında sinir, korku vebir şey daha vardı: yalan.Masaya dosyayı koydum.Bir süre hiçbir şey söylemeden baktım ona.Sessizliği ben bozmadım—o dayanamayıp konuşsun diye.Ama Boran sabırsızlandı:“Komutan, vallahi billahiyapmadım. Dilan bekliyor beni.”Dilan ismini duyunca içimde bir şey inceden sızladı.Ama yüzüme belli etmedim.Sert bir sesle:“Boran, Dilan’ı karıştırma.Konumuz bu değil.”Dosyayı açıp önüme çektim.İçindeki fotoğrafları tek tek masaya koydum:Kazılmış höyük… kaçak çıkarılmış parçalar… Boran’ınadı geçen para transferleri.Boran’ın gözleri büyüdü. Bu kez yalansöyleyemeyeceğini anladı ama çırpındı:“Ben… ben satmadım onları.Borcum vardı. Mecbur kaldım.”Başımı öne eğdim.“Demek borç için devlet malısattın.”“Komutan, ben kimseye zararvermedim!”Yavaşça arkamı yasladım.Gözlerimi ondan çektim ki sinirimi belli etmeyeyim.“Birine zarar vermene gerek yok Boran. Sen devletmalını kendi çıkarların için kullandın. Büyük suç bilmez misin?”“Komutan mallar benim toprağım üzerinde yalnızdevşetin değil.”“Lan adi herif seni şuracıkta öldürsem yeridirbiliyorsun değil mi?” Sinirlerime hakim olmam lazımdı. Yanlış bir şey yapmamamlazımdı. Hızlımızla nefes alıp verdim. “Boran en az 10yıl yatarsın biliyorsundeğil mi?”“Yapma komutan etme.” Dedi durdu ve devam etti. “Hemsadece depoya girilmiş bir görüntü var başka bir şey yok.”“Olmasını lazım Boran. Az önce ağzın ile itirafettin.”“Komutan yapma etme bak yeni evleneceğim.” Dilan’danbahsediyordu. “Nöbetçi mahkemeye sevk ediliceksin kararınıverirler. Şimdi seni merkeze götürürler.” Dedim ve sorgu odasından çıktım. Koridoraçıktığımda nöbetçi er toparlandı:“Komutanım, sanığı merkeze götürüyoruz.”“Götürün.” dedim, sert çıkmasın diye çenemi sıktımama yine de tonum keskin çıkmıştı.Ayak sesleri uzaklaşırken bir an durdum. Dilan’ınyüzü bir an gözümün önünde belirdi. Beyaz elbisesi… korkmuş gözleri… O zaten onu kurtarmamızı bekliyordu. Selinbunu ima etmişti. Bahçeye doğru çıktım. Düşündüğüm şeyler doğru değildi. Evlendirilecekbir kızı düşünmem doğru değildi. Bahçede duran timi gördüm.“Konutanım ne diyor it?” DediErdem.“Borcu varmış. Ondan satmasıgerekmiş.”“Nasıl ya komutanım sattığıkişiyi bulacağız değil mi?” Elif’den geldi ses.“Elbette bulacağız. Bu işinpeşini bırakacak gibi değilim. Ama şu Aysun Hocaya ulaşmamız lazım okuldaderslere devam edebilir diye. Oradaki risk azaldı şimdilik.”“Komutanım o zaman yarın haberverelim. Hem Dilan’da devam eder oraya.” Dedi Elif. Dilan devam eder miydişüpheli bir durumdu şuan. Ailesi belki hiç evden çıkarmayacaktı onu Borangelene kadar. Keşke başka bir zamanda başka bir dünya da karşılaşsaydık Dilan.“Komutanım daldınız?” Sesinsahibi Caner’di.“Aşık o aşık ondandır.” DediErdem.“Ne aşkı Yiğit saçmalama.Olayları düşünüyordur.” Dedi Selin.“Erdem az daha konuşursankonuşacak bir ağzın kalmayacak.” Bu çocuk her ne kadar salak gibi dursada zekiçocuktur. DİLAN’dan“Berzan ağa bir yanlışlıkolmuştur. Gelirler şimdi.”“Ne yanlış anlaşılması ZagrosAğa? Damdım gözümün önünde askerler ile gidiyor ve çevik kuvvet askeri ilegidiyor.”“Siz geçin biz bir jandarmayagidip gelelim.” Demek jandarmaya gideceklerdi. Ben de gitmeliydim. “Bende geleceğim.” Dedim. Anındababam bana döndü.“Ananlar ile eve gideceksinDilan.”“Hayır baba bende geleceğim.”Dedim bakışlarımı babamdan çekip Serhat abime yönelttim. “Abi arabanınanahtarını verir misin eve gidip üzerimi değişeyim?”“Dilan lafımı ikiletme kır diziniotur evde dedim sana Baran götür ananları eve.” Bu adam benle dalga geçiyorolmaşıydı. Başka açıklaması yoktu çünkü.“Ben o eve gitsem bile çıkıpgelmenin bir yolunu bulurum baba unutma.” Dedim. Ve üzerimde ki gelinlik ilkavlunun kapısına doğru ilerledim. Kapıdaki korumalar kapıyı açtığı anda dışarıçıktım annemler arkamdan geliyor olmalıydı. Yengemin topukşu sesi yakıngeliyordu. Babamlar geldiğinde kimsenin konuşmasına fırsat vermeden Serhatabimin arabasına bindim. Ardından geldi bindi o da. Başka kimse binmemişti.“Dilan azıcık söz dinlesen olmazmı be gülüm.”“Abi ben gideceğim o jandarmayabenden bir şeyler gizlemelerine izin vermem.”“İyi de abim babam asla izinvermez ve vermedi de gördün ne yapacaksın.”“Bir çaresini bulacağım abi.”Dedi ve daha sonra yol boyu kimse konuşmadı. Alp’in içeri girşi geldi aklıma.Benle göz teması kurmuştu. Gözlerime içime bakmıştı. Sanki o an yardımaihtiyacım olduğunu anlayıp gelmişti. Ben Alp’i niye bu kadar düşünüyordum bilmiyorumama düşüncesi bile bana huzur veriyordu. Onun olduğu ortamda hiçbir şeydenkorkmuyordum. Sanki kalkan gibiydi etrafımda.“Dilan nereye daldın kızım geldikkonağa.” Camdan dışarı baktığımda fark ettim geldiğimizi. Arabadan çıktım. “Abi bekle Allah rızası içinhemen üstümü değişip geleyim.”“Dilan.”“Abi lütfen benden gizleyeceklerne varsa senide gizlemeye zorlayacaklar. Şu kadarcık hatrım varsa beni götür.”Abim bişi demedi bende hemen konağa girdim. Odama çıkıp üzerime beyaz bir üstve altıma da kiremit rengi eteğimi giydim topuz olan saçlarımı yatağımınüzerinde ki koyu mavi yazma ile at kuyruğu yapıp topladım. Ve bir hışımla aşağıineceğim sırada kapım açılmadı. Dışardan kitlemişlerdi. “Siz bu kapının banaengel olacağını sanıyorsunuz. Beni hiç tanımamışsınız.” Dedim ve odadaki bazıile camın kenarını kırdım. Camını elimle ile açıp çıktım dışarı. Gülizar ablabeni öyle görünce.“Dilan dur kızım gitme ağam görseçok kızar.” Dedi ve kolumdan tuttu.“Bırak kolumu Gülizar abla şuanne kalbini kırmak isterim ne de canını yakmak isterim.” Dedim kolumu elindenkurtardım. Merdivenlerden aşağı indim. Kapıda ki korumaya kapıyı açmasınısöyledim ama açmadı. Bende uzanıp onun belinde ki silahi aldım. Şu silahtankorkuyor olabilirdim ama şuan korkunun yeri değildi.“Açıyor musun açmıyor musun?”Çocuk gözüme baktı. “Beyninden kıt mısın sana bir soru sordum cevap ver.” Başkabir şey demeden açtı kapıyı. “Arabanın anahtarını ver!” Gözüme baktı yine.“Kafana sıkarsam eğer bir daha bakacağın tek şey Azrail olur.” Hemen cebindenanahtarı verdi. Dışarı çıktım arabaya doğru ilerledim. ASİL TİMİAsil Timi. Her birinin farklıhikayesi olan o tim. Jandarmanın bahçesinde bir çardakta oturmuş ellerindebirer çay sessizliğin sesini dinliyorlardı. Her birinin sessizliğinin sesivardı. Anlatmak isteyip anlatamadıklarıydı bu sesissizlik. Bu sesissizliğibozan ses Selin’den çıktı.“Aa Dilan.” Dedi. Alp, Dilan’ınismini duyduğu gibi başını çevirdi. Dilan onları gördü yanlarına doğru geldi.“Dilan neden geldin buraya babanlar burada zaten.” Dilan yanlarına geldi. İlkbaktığı kişi Alp oldu. Sonra bakışlarını ondan çekti Selin’e baktı.“Biliyorum buradalar ama bendegelmek istedim.”“Biricik kocanı mı merak ettin?”Dedi Alp.“Ben sadece neyden dolayıgeldiğini merak ettim. Kimseyi merak ettiğimden değil.” Dedi Dilan.“Dilan soruşturma büyük. Devleteait malları satmış borcu var diye. Şuan içeride yarın nöbetçi mahkeme ile kararverilecek.” Dedi Selin.“Peki ne çıkar mahkemede?”“En az 10 yıl yatar.” Dedi Alpaynı soğuklukla. Bunu demesi ile Dilan bir iç çekti. “Benden oturabilir miyim?” DediDilan çaresizce.“Tabi gel yanıma otur.” DediElif. Dilan geldiğinden beri ilk defa ses çıktı ondan. Dilan, Elif’in yanınadoğru ilerleyip oturdu. Tam karşında Alp vardı. “Niye öyle iç çektin?”“Ben elimde olsa evlenmezdim kişimdi o içeri girse ben mecbur kalacaktım onların konağında. İşkence gibiolacaktı bu hayat bana.”“Evlenme o zaman Dilan.” DediYiğit.“Öyle kolay mı sanıyorsun senbizim buradaki kızların kaderi biz daha beşikte sallanırken yazıldı. Anne, babademeyi öğrenmeden sözlenmişim.”“Dilan peki böyle seçeneklerdeğilde başka bir hayatta olsaydın ne isterdim?” Dedi Barış.“Aşık olmak.” Dedi Dilan bunuderken gözlerini yere çevirdi. “Kendim tanıdığım biri ile evlenmek olurdu.Böyle apar topar değil.”“Sen yine aşık olabilirsinDilan.” Dedi Selin.“Olamam Selin olamam. Ben şimdiaşık olsam babamlar için bu bir namus meselesi olur. Öyle kolay olmuyor ki.”“Peki Dilan aşık olmak var başkane olurdu hayatında?” Dedi Caner. “Ben hep öğretmen olmak isterdim.Galiba bir de öğretmen olmak isterdim. Okumayı yazmayı aktarmayı isterdim.”Duraksadı. Kimse bir şey demedi. “Ama hepsi birer hayal ve gerçekleşmeyecek.”“Deme Dilan öyle her zaman birumut yoksa bile vardır.” Dedi Elif. Dilan’ın sırtını sıvazladı. Dilangülümseyerek karşılık verdi ama gözleri dolmuştu. “Benim olduğum durumun umudu yokama ya ölüm ya da yine ölüm.” Dedi Dilan ağlamamak için çok zor duruyorduDilan. Kendini ilk defa bu kadar güçsüz hissetmişti. “Bak Dilan ne yardımı lazım isebiz sana yardım edeceğiz tamam mı gerekirse sen aşık da olucaksın, öğretmendeolucaksın ama umut yitirmek yok.” Dilan tam bakışlarını Barış’a çevirecekdikiarkasından gelen sesle arkasına döndü.“DİLAN!” Başını çevirdiğindegördüğü kişi babasıydı. Dilan ne yapacağını bilemedi. İlk baktığı gözler Alp’ingözleri oldu. Alp ona bir kere yardım etmişti bir daha eder di diye düşündü.Babası onlara daha çok yaklaşmıştı. “Sen ne yapıyorsun burada ben sana kırdizini otur evinde demedim mi?” Diyerek Dilan’ın yanına geldi bir hışımla vebir tokat atacağı sırada Alp karşıdan gelip Berzan Ağanın kolunu tuttu.“Nerede olduğunu unutma ağa.”Dedi tehtidkar bir sesle.“Sana mı soracağım komutan nerede nasıl davranacağımı?”“Bana soracaksın var mı biritirazın?” O an Berzan Ağa’nın kolunu bıraktı. Arkadan Baran Karakayageliyordu. “Komutan sen hayırdır babamınönünde laf atmalar?”“Asıl siz hayırdır Türk askerininönünde bir kadına şiddet edersini?”“Komutan sen karışma Dilan burayagelmemesi gerektiğini biliyordu. Kadınsa gitsin otursun evinde.”“Hop dur orada paşam. Kadınlarınne yapacağına sen mi karışacaksın?”dedi Selin. “Bak git asabımı bozmayın gecegece kadınsın diye demiyorum bir şey biz burada erkek erkeğe konuşuyoruz.”“Sen kendine erkek mi diyorsunadi herif.”“Bak bayan-“ dedi Baran ama Selinlafını böldü.“Bayan değil kadın demeyiöğreneceksin önce.” Dedi ve Baran’a doğru yaklaştı. “De bakayım kadın.”“Herneyse sen karışma sizbayanları anlayabileceği iş değil. Git evinde otur çorbanı yap, örgünü yap.”Dedi Selin’in sabırının fazlasıyala zorlamıştı. Selin onu kolunda tuttuğu gibiters çevirdi.“Eğer bu kıza elini sürersensenin kefenini kendi elim ile yaparım. Leşini kimse bulamaz. Ağalığın banasökmez.” Durdu bileğini sıktı. “Anladın mı Baran Ağa?” Baran ses vermedi.Bileğini biraz daha sıktı. “Anladın mı lan?” “Anladım.” Dedi acı içinde.İçinden geçirdi ‘bir kadın nasıl bıkar güçlü olabilir diye?’“İyi adam ol böyle.” Dedi geriçekildi.“Berzan ağa gerekli uyarıyıalmışsındır diye umuyorum. Eğer ki Dilan’ın kılına zarar gelsin. Senin soyunukuruturum. Bir kişi dahi leşini bulamaz.” Dedi Alp. Dilan parlayan gözlerlebaktı ona sonra Selin’e. Selin’e biraz da ‘teşekkür ederim’ bakışıydı bu.“Şimdi Dilan çıkar telefonunu.”Uzun süredir sessizliğini koruyan Barış’tan çıktı ses. Susmuştu çünkü Selin’inyapacaklarını az çok biliyordu. Dilan, Barış’ın lafını ikiletmeden çıkardıtelefonunu. Barış ezbere bildiği Selin’in numarasını tuşladı. “Bu Selin’innumarası neye ihtiyacın olursa yaz. Senin arkanda bir baba bir abi olmadı amaartık Türk askeri var.” Dedi. Dilan telefonu alıp numarayı kaydetti. “Berzan ağa senle bu meselelerisonra konuşacağız. Boran’ın yaptığı suçlarda seninde parmağın çıkarsa kötüolur.”“Benim bu tür işlerle işim olmazkomutan. Ben işini düzgün yapan biriyim.” Dedi Berzan ağa.“İnşallah Berzan Ağa.”“Dilan hadi gidelim. İyi gecelerkomutan.”“Dediklerimi unutma Baran Ağaeşine selamlar.” Dedi Selin birde el salladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18