5. bölüm · Simsiyah

4. Bölüm Suyun Sessizliği

Melike Zeynep DEMİRELLİ

Alarmın çalmasıyla uyandım. Saat 6.30 du. Yatağımdan kalkıp lavaboya gittim, orada günlük işlerimi halledip tekrar odama döndüm. Altıma siyah bir pantolon üstüme siyah bir sweatshirt ve ceket giydim. Hava yağmurdan dolayı soğuktu ve yerlerde kaygandı bu sebeple ayağıma da kısa bir bot giyindim. Canım hiçbir şey yemek istemese de hayatıma devam etmek için birkaç birşey yiyip evden çıktım. Telefonuma gelen mesaj ile olduğum yerde durdum. Mesaj amcamdan gelmişti.
"Cemre, sakın bir daha Ayaz Bey'e yalan yanlış bilgiler verme anlatma! Ayaz'a verdiğin o dosyayı da hemen getireceksin."
Kaşlarımı çatarak mesaja defalarca baktım. Ne demek oluyor du bu? Hemen Ayaz'ı aradım ilk çalışında açıldı.
"Efendim Cemre"
"Amcama ne anlattın yani sevgili Müdürümüze?" dedim kızgın bir sesle.
"Sinirlisin anladığım kadarıyla ama ben ona birşey anlatmadım."
"Emin misin bugün bana neden Ayaz'a yanlış bilgiler verme diye mesaj attı o zaman?"
"Ben gerçekten bilmiyorum Cemre sana yemin ederim ben birşey söylemedim ona." Derin derin nefesler alıp sakinleşmeye çalıştım belki de doğru söylüyordur.
"Cemre bana inanmalısın"
"Neden inanayım ki?"
"Çünkü ben sana inanıyorum. Ve sende bana inan istiyorum." Duyduğumla şoka girdim kalbimin atışları dedikleriyle hızlandı. O bana inanıyordu ve benim de ona inanmamı istiyordu..
"Birşey demiyecek misin Cemre?" Ne diyeceğimi bile unutmuştum.
"B-ben... n-neyse iş yerinde konuşsak daha iyi olur Ayaz şimdilik hoşçakal." diyerek hemen kapattım. Etrafıma bakarak kendime gelmeye çalıştım. Arabama bindim ve daha saat erken olduğu için sahil kenarına gitmeyi tercih ettim.
Arabamı bir kenara çekip bankta oturmaya başladım. Deniz bana her zaman huzur vermiştir tüm sıkıntılarımı dertlerimi içimden söküp atıyor. İnsanlardan çok daha iyi geliyordu. Denizin mavisi,havası,suyu herşeyi ile bana iyi geliyordu...
"Cemre burada ne işin var? İş yerinde olduğunu sanıyordum." Ayaz'ın sesini duymamla hemen kafamı ona doğru çevirdim.
"Ben aslında her sabah buraya gelip hava alıyorum."
"Anladım doğru bir yer seçmişsin sessiz sakin, huzurlu ve temiz." Dedi bana bakarak gözleri bana çok güzel bakıyordu gözleri kahverengi olmasına rağmen bana deniz gibi huzur veriyordu.
"Demek ki bu hissin göz rengi ile alakası yokmuş."
"Efendim?" Bir dakika ben bunu dışımdan mı söyledim salak kafam ya.
"N-ne dedim ben?"
"'Demek ki bu hissin göz rengi ile alakası yokmuş' dedin." Oha ezberlemiş birde
"Dışımdan söylemişim yaa ufff salak kafam"
"Dediğin şey benimle mi alakalı?"
"Asla" dediğimle yüzü düştü uff bir şeyi de doğru söylesem şaşarım. "Uff yani şey asla değil ama sen-" işaret parmağını dudağıma bastırıp
"Tamam sakin ben anladım" dedi göz kırpıp sırıtarak. Allah aşkına ne anladın yaa sanki konuşabildim de.
"Gerçekten anladın mı? Doğru düzgün anlatamadım bile."
"Belki de anlamak istediğim şekilde anlamışımdır." dedi ve o da yanıma oturdu. Gözlerini benden ayırdı ve göle bakmaya başladı.
"Bir yerde okumuştum su insanın derdini alıyormuş."
"Doğrudur çünkü bana iyi geliyor, sana?"
"Bana da iyi geliyor tüm dertlerimi söküp atıyormuş gibi hissettiriyor."Ayaz bir an sustu. Rüzgar ağaçları güçlü bir şekilde sallıyordu aramızda duyulan tek ses buydu.
Gözlerinde birden bir hüzün gemisi yol almaya başladı sanki. Ayaz da hep bir dert ve hüzün vardı gördüğüm kadarıyla ama bunu ciddiyete vuruyordu bunun nedenini sormak istiyordum ama çekiniyordum.
"Sor ne soracak isen çekinme." Gözlerini gölden ayırıp bana bakmaya başladı.
"Yok ya boşver"
"Söyle ya birşey olmaz kırılmam." İkimizde birbirimizi inceliyorduk o benim sorucağım şeyi az çok tahmin etmiş olmalı.
"Gözlerinde bir dert hüzün var bunun sebebi ne?" Kafasını aşağıya yukarı doğru sallayıp
"Tahmin etmiştim" dedi
"Anlatmak ister isen dinlerim."
"Peki anlatayım o zaman. Benim 14 yaşında bir kız kardeşim vardı, şuan yaşıyor olsaydı seninle yaşıt olacaktı..."
"Başın sağolsun" Ayaz başını salladı.
"Onu koruyamadım. Bazen insan en yakınındakini bile kurtaramıyor.”Bu cümle bana dokunmuştu. Çünkü ben de son zamanlarda karanlık düşüncelerimle mücadele etmiştim. Ama Ayaz’ın gözlerinde gördüğüm şey suçluluktu. Kendini affedememiş bir adamın bakışı…
"Peki nasıl öldü hastalık falan mı?"
"Hayır, senin yapmayı denediğin şeyi o yaptı. Yetişemedim..." Şaşkınlıkla yüzüne bakmaya başladım. Kız kardeşi benim yapamadığımı yapabilmişti. Gözlerinde tekrardan o hüzünü görmeye başlamıştım.
"Ben çok özür dilerim sana tekrardan hatırlattım." Gözlerini gözlerime çevirip acı bir şekilde gülümsedi.
"Yok önemli değil. Zaten o benim her zaman aklımda.“İnsan kaybettiklerini unutmuyor,” dedi Ayaz. “Sadece yaşamayı öğreniyor.”"
"Anladım. Zor oluyor sevdiğin birini ya da birilerini kaybetmek."
"Evet hemde çok zor ve unutulmuyor iki ağladıktan sonra." diyerek yüzüme imalı bir şekilde baktı. Bana laf mı soktu bu? Kesin öyle yaptı.
"Bu laf bana mıydı şimdi?"
"Öyle" şaşkınlıkla yüzüne baktım.
"Baya da açık sözlüsün bakıyorum da." Sırıtmaya başladı
"Öyleyimdir, mesleki defarmosyon." Dediği şey ile gülmeye başladım.
"Heh gül işte gülmek yakıştı sana."
"Sağol" ikimiz de birbirimize bakıp gülümsüyorduk.
"Aa senin gamzen varmış." dedi
"Evet var, seninde varmış yeni fark ettim." dedim
"Sen amcama birşey demediysen nereden sana dosyayı verdiğimi biliyor?"
"Keşke bilebilsem ama gerçekten bilmiyorum. Dosyayı verir iken görmüş olabilir mi?"
"Hiç bilmiyorum. Ama ben onun emirlerine uymam."
"Amcan ile düşman mısın?"
"Yani aslında düne kadar benim ona karşı bir nefretim yoktu. Onun da bana karşı olduğunu düşünmüyorum. Yani düne kadar"
"Anladım yani bana göre düşman gibi görünüyorsunuz. Sana bir sır vereyim mi?"
"Tabii sır tutma konusunda iyiyimdir." dedim gururlu bir şekilde. Kulağıma doğru eğildiğinde nefesi tenime değiyordu.
"Amcandan hiç hoşlanmadım." diyerek geri çekildi. Birden bir kahkaha patlattım hiç beklemiyordum."
"Çok güzel gülüyorsun." Gülümseyerek yüzüne baktım. Saate kaydı birden gözlerim iş saatim geliyordu.
"Burada ki vaktimiz bitti sanırım"dedi Ayaz.
"Maalesef evet." dedim ve ayağa kalktım o da benimle birlikte kalktı.
"Neyse daha seninle çok görüşeceğiz zaten sorun değil degil mi?" dedi
"Evet babamın katilini bulacağız bu uzun sürebilir."
"Evet tabii ama bence biz seninle bu işten sonra da görüşeceğiz." dedi
"Bilemeyiz." dedim
"Bence bilebiliriz"dedi bir adım bana yaklaşarak aramızda az bir mesafe kalmıştı nefesini yüzümde hissedebiliyordum. Ferahlatıcı bir koku vardı onda sanki bir ömür o kokuyu koklasam bıkmayacağım gibi... Öyle büyüleyiciydi...