Bölümler 2Şu an: 2. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ruhum sanki bedenimden ayrılıp tekrar bedenime geri dönmüştü...
Gözlerimi hafifçe açmaya çalışırken bile gücümün yetmediğini hissetmiştim o an. Daha önce hiç böyle güçsüz, savunmasız ve çaresiz hissetmemiştim oysa ki...
Tamam üniversiteden yeni mezun olmuştum tamam hala işsizdim ve tamam çok çaresiz olduğumu düşünüyordum ama asıl çaresizlik, asıl güçsüzlük başkaymış...
Bırakın bedenimi, ruhum yorgundu benim...
Gözlerimi güç kuvvet bir şekilde aralamayı başarmıştım ama çok az aralayabilmiştim tabi ki. Gözüme bembeyaz ve gerçekten çok rahatsız edici bir ışık vurmuştu. Ve garip bir koku vardı, ilaç kokusu muydu bu? Ben uyurken bile parfüm sıkıp uyuyan bir kızdım. Ilaç kokusu da ne alakaydı şimdi? Hastanede miydim ben? Başımda biri vardı bunu hissedebiliyordum. Ama kimdi? Tanıyor muydum onu? Beyaz giyinmişti, hemşire olabilir miydi? Muhtemelen oydu. Ne olmuştu bana? Zihnim neden bu kadar bulanıktı? Dümdüz yatıyordum, hareketsiz ve bir o kadar da güçsüz.
Hatırlamıyordum...Hatırlamıyordum...Her şey sıfırlanmıştı...
Neden buradaydım, kimdi bu başımdaki, neresiydi burası, ne olmuştu bana?
Nefesim hızlanmıştı...Kalbim sanki yerinden çıkacaktı aniden...
-Olamaz...Hayır...Olmamalı...
Diye sayıklamaya başlamıştım. O an başka ne yapabilirdim ki. İnsan böyle bir durumda ne yapardı ki, nasıl tepki verirdi tüm bunlara? Gözlerini açmaya bile gücü yetmeyen, yaşadıklarını hatırlamayan, başına ne geleceğinden habersiz bir kız ne yapmalıydı? O karanlıktan nasıl çıkabilirdi ki bu kız...
Arafta kalmak sanırım böyle bir şeydi. Geçmişe dönemezsin ama geleceğe de ulaşamazsın...
Şimdiki durumum da tam olarak böyleydi, bir şeyler yoktu beynimde. Sanki çıkarıp söküp atmışlardı bu son başıma gelenleri benden. Hatırlamıyordum hiçbir şeyi...
Bu düşüncelerle daha da panik olmuş olmalıyım ki, sakinleştirici verdiler zaten güçsüz ve hareketsiz olan ruhu arafta kalmış bedenime. Damarlarımdan aktıkça gözlerime tekrardan perde inmeye her şey kararmaya başlamıştı...
Bağırmak istedim o an, sesimi duyurmak istedim, haykırmak istedim...Gözlerim kapanıp her şey kararmadan önce:
-Bedenimi rahat bırakın, ruhum zaten çok yorgun...
Tekrar uyandım. Ama bu sefer önceki kadar güçsüz değildim. Yani en azından gözlerimi bir öncekinden daha kolay açmıştım. Başımda, beyaz önlüklü hemşire olduğunu tahmin ettiğim orta yaşlarda, ilk bakışta çok ciddi görünen ama benim uyandığımı görünce yüzü yumuşayan, gülümseyen bir kadın vardı. Elinde adını bilmediğim birçok şey vardı. Keşke sağlık konusunda biraz bilgili olsaydım diye düşündüm o an en azından ilk yardım dersi alabilirdim. Gerçi beni ilk yardım bile kurtaramazdı galiba ama neyse😊
-Günaydın. Bugün nasılsınız?
Diye sordu hemşire.
Bi dakika bugün mü nasıldım? Ben ne kadar zamandır buradaydım ki?
Diğer günler nasıldım ki bugün nasıl olduğumu sormuştu karşımda cevabımı bekleyen bu kadın.
-İyi gibiyim sanırım... Yani emin değilim...
-Merak etmeyin çok daha iyisiniz önceki günlere göre ve daha da iyi olacaksınız.
-Bir dakika ne? Önceki günler mi, ben ne kadar zamandır buradayım? Burası neresi?
Hemşire uzun bir süre sessiz kaldı ve cevap vermeden odadan çıkıp gitti. Öylece durmadım tabi ki, kalkmaya çalıştım ama nafile.
Başaramadım sırtım acıdı, sanırım yaralanmıştım, yaram vardı tam arkamda...
O an mücadele etmeyi bıraktım, sonra devam edecektim. Düşünceler ruhumu yeterince yormuştu zaten, bir de bedenime zarar verip yoramazdım.
Etrafıma bakınmaya başladım. Çok lüks olduğunu tahmin ettiğim bir odadaydım. İnstagramda hep bakıp özendiğim o tasarımlı odalardan birine benziyordu bulunduğum oda. Hani sessiz lüks denilen bir kategori var ya hah işte tam olarak buydu bu oda.
Oldukça yüksek bir tavan... Kahve, krem, bej ağırlıklı bir renk kombinasyonu ( Ayyy benim hayalimdeki evimin kombinasyonuu). Başımda hastane aletleri, makinaları, serum, üzerimde hastane kıyafeti...
Çok garipti bana ne olmuştu da buraya düşmüştüm böyle. Ben sadece evinde geleceğini kurtarmaya çalışan bir kızdım...
Kocaman bitkiler... Tablolar... Oldukça aydınlık ışıklandırma. Evet ilk uyandığımda beni kör etme potansiyelindeki ışıklardı bunlar. Zaten hemşire kadın bana üç maymunu oynamıştı, sorduğum sorular havada kalmıştı.
Düşün Eylül... Düşün kızım, ne oldu sana? Ahhhh hayır... Yok, hiçbir şey yok...
Allah'ım sen yardım et! Bana bir mucize gönder, yalvarırımm....
Bi dakika o da ne? Kapı açılmaya mı çalışılıyor?
Birisi sanki uyuyan bir bebeği uyandırmamak için sakince içeri girmeye çalışıyor gibi.
Hem biraz merakla hem de biraz korkuyla daha fazla dayanamayıp bağırarak:
-Kim var orda?
Diye seslendim ama sonra pişman oldum.
Çünkü kapıdaki her kimse ben uyanıkken değil, ben uyurken gelmek istemişti. Ama neden? Kimdi o? Benim neden onu görmemem gerekiyordu ki?
Offff yine berbat etmiştim her şeyi.
Çabuk yorulmuştum, vücudum hemen yoruluyordu.
Allah aşkına ne yaşatmışlardı bana?
Sayıklayarak uyuyakalmıştım:
-Ne olur...Gitme...
-Yardım...Et...
Gitmemişti...Birinin hala orada durduğunu hissedebiliyordum.
Nefesini duyuyordum sanki...
“Yeni bölümler her Cumartesi ve Çarşamba saat 20.00'de gelecektir! 😊”
Sizce kapıda bekleyen kim? Eylül'ün kendisini görmemesi gerektiğini düşünen ama Eylül'ü görmeye çalışan o gizemli kişi kim?
Bölüm etkileşimi
