Sıfırdan Bir Olduk kitap kapağı

1. bölüm / 2

1. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 1. Bölüm

Her şey onun gelişiyle sıfırlandı...

Normalde herkesin hikayesinde, bu tarz cümleler; başladı ya da son buldu gibi kelimelerle tamamlanır. Ama bu iki kelimede benim hikayeme uygun değil. Çünkü; benim hikayemde unutmak var, korku var, çaresizlik var. Haa bi de belki de; çekişmeli ama bi o kadar da büyülü bir aşk vardır, kim bilebilir ki 😊

Şimdi gelelim o büyük sıfırlanmanın yaşandığı, hayatımın bi bakıma değiştiği, o pek de büyük sayılmayan konser gününe...

Yalnız değildim, yalnızlığı özgüven eksikliği olarak gördüğümden değil ha sakın yanlış anlamayın. Çünkü bir insan tek başına da yeterince kendine yetebilmeli ve eğlenebilmeli. Aynaya baktığı kişi yeterli olmalı. Ben ise hem arkadaşımın teklifini reddetmemek için hem de çok daha fazla eğlenebilmek için arkadaşımla beraberdim o konser alanında. Çok heyecanlıydım, bir an önce sıraya girip şarkıcıyı en ön sıradan izlemek istiyordum. Benim olayım buydu çünkü 😊 Erkenden git ve ön sırayı kap. Ha bu arada, şarkıcıların çok da önemi olmuyor benim için aslında... Tabi ki benim de herkes gibi derin duygular beslediğim, yakından görmek istediğim, konserlerinde bağıra çağıra coşup eğlenmek istediğim gruplar ve şarkıcılar var elbette. Arkadaşımla geldiğimiz bu konserdeki şarkıcı ise özellikle araba yolculuğumuzda çok fazla dinlediğimiz, eğlendiğimiz bir isimdi hem de gençti yani yaşlarımız yakındı. Ama ölüp bittiğimiz bir isim değildi ta kiii....

Ayyyyy tamam durun şimdi olayları atlamadan zıplamadan tüm şeffaflığıyla anlatmam gerekiyor sanırım, bende biraz heyecanlıyım aslında sanki tüm bu yaşadıklarımı yeniden yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Çok garip...

Konser; çoğu şehirde olan millet bahçesi içinde olacaktı. Ankara gibi bir şehre göre küçük sayılabilirdi bu park. Zaten yerel ilçe halkı özellikle biz gençler bırakın parkın küçük oluşunu ilçenin de küçük oluşundan zaten yeterince yakınıyorduk. Evet kafelerimiz vardı ama küçük bir ilçede herkesin aynı 2-3 kafeye gittiğini düşünün. Sizce de sohbet etmek pek akıl işi olur muydu? Tabi ki hayır... Bu yüzden çoğunluk gitmemeyi tercih ediyoruz ve Ankara içini tercih ediyorduk.

Dönelim konser gününe...

Gerçekten heyecanlıydık, tüm gün akşam olmasını bekledik. Saatlerce müzik eşliğinde makyaj yapıp akşam çalacak olan konser şarkılarını dinledik ve daha henüz erken saatlerde kendimizce eğlenmeye başladık bile. Makyaj tamamlandı ama kombin biraz basitti çünkü klasik Ankara soğuğu akşam tenimizi okşayacaktı. Ben normal şartlarda kombinsel olarak günümüz tabiriyle etek ve üst takım lookunu ya da elbise lookunu tercih ederim. Ama maalesef ki hem Ankara'daysanız hem de akşamsa ve kışa yaklaştıysanız mecburen anam babam usulü ceket, kazak, pantolon lookunu yapmak zorundasınız. Biraz fazla yakındım galiba ama yanlış anlaşılma olmasın lütfen doğma büyüme Ankara'dayım ben, benim için her şey demek. Zaten boşuna dememişler Ankara'da ya okunur ya da aşık olunur diye😊 Gerçi ben Konya’da okudum, okuma kısmını eledik ama aşk neden olmasın. Belki de çok yakındır...

Evetttttt, Ankara ataklarımız bittiğine göre anlatmaya devam edebiliriz şimdi.

Hazırlandık ve konsere iki saat kala evden çıktık, parka doğru yürümeye başladık. Evimiz çok da uzak olmadığı için parka araçla gitmek yerine yürümeyi tercih ettik. Belki de biz her yere her zaman yürüdüğümüz için alışmışızdır.

Güzel sohbetler eşliğinde yürüdük ve nasıl vakit geçireceğimiz konuştuk. Şimdiden belliydi, bu akşam çok güzel geçecekti ve biz unutulmaz bir akşam yaşayacaktık. Peki bu söylediğimin tam tersi oldu desem yani her şeyi unuttuğumu söylesem inanır mıydınız? Açıkçası siz bana bunun olacağını söyleseydiniz ben inanmazdım ama hayat işte böyle bir şey; çoğunlukla irademiz, inancımız dışında ilerliyor ve biz hiçbir şey yapamıyoruz.

Park boyunca ilerlemeye başladık. Neyse baya bi yürüdük biz ilerlerken parkın biraz ilerisinde şehir günleri düzenlediklerini gördük. O kadar kalabalıktı ki... Bir taraftan son ses müzik sesleri, bir taraftan çocukların eğlenceli çığlıkları. Aklımdan bu insanlar çıldırmış olmalı diye geçirdim. Herkes bir şeyler yiyor, içiyor, eğlenceli vakit geçiriyorlardı halbuki konser bile daha başlamamıştı. Biraz yemek bölümlerinde dolandık. Hepsi oldukça iştah açıcı, leziz görünüyordu. Sucuk ekmekler, kavurmalar, dönerler, tatlılar, çiğ köfteler, wafflelarr...( Ahhh sanırım yeniden acıktım ben, afedersiniz hemen devam ediyorum anlatmaya.) Aslında bugün özel bir festival günüydü. Çoğu şehirde düzenlenmiş olan ve taa bizim Ankara dışındaki ilçemize kadar gelmişti bu festival. Gastronomi festivali adı altında ücretsiz yemekler, tatlılar dağıtılıyordu ve kim belirlendiyse onun konseri oluyordu. Bizim de nasibimize düşen şarkıcı neyse ki iddialıydı ve bizi eğlendireceğini tahmin ediyorduk. Aslında yemek yesek mi diye düşündük bir an için çünkü konsere daha bir buçuk saat vardı. Ahhh bir de ayakta saati beklemek gibi eziyet veren, zor durumlar da yaşanıyordu tabii ama o eğlenceye değecek gibi hissediyorduk. Yemek kısımlarından geçtik baya ilerledik. Ha bu arada palyaçolar, uzun bacak adamlar vs vs çok eğlenceli kısımlar da vardı tabi ama biz yine de hedefe doğru ilerlemekte kararlıydık. Güvenlik aşamasına ulaşmamız için yani konser alanı girişine ulaşmamız için önümüzde yaklaşık bi 20 kişi var gibi görünüyordu. Konser alanı girişinden sahne önüne koşmak oldukça çeviklik isteyen zor aşamalı bir işti aslında. Bazıları kenarda oturup izlemekle yetinecekti belliydi ama ne yapayım ben öyle olamıyorum. Şarkıcının videolarını çokça çekmem, göz göze gelmem ve görmem gerekiyor. Sanırım herkesin eğlence anlayışı farklı oluyor...

Neyse biz ilerledik ilerledik baya bi geçtik, sonunda güvenlik aşamasından da geçtik ve en kritik ana geldik. Nerde durursak bizim için daha iyi olur sorunsalına😊 Konserlerde, özellikle halk için ücretsiz olan konserlerde, bu durum çok kritik ve geri dönüşü olmayan sakıncalı olabilecek bir durumdu. Garip bir şekilde alan boş denilebilecek düzeydeydi. Konser alanı iki tarafa ayrılmıştı; sahne önünün tam ortasından koridor şeklinde adını bilmediğim müzik sistemlerinin olduğu alana uzanıyordu. Şarkıcı oradan geçip sahneden inecek ve halkla buluşacaktı. Çünkü her konserinde sahneden inip halk ile sohbet edip şarkı söylüyordu. Sol tarafta daha fazla insan vardı ve bir tane garip tipli, dövmeli genç bir erkek vardı. Onun gibi rahatsızlık vereceği taa 245215 kilometre öteden belli olacak bu erkeklerin yakınında, sağında, solunda, önünde, arkasında durmak bizim gibi kızların yapacağı en büyük hata olabilir... Bu yüzden daha boş görünen diğer sakin tarafa geçmeye karar verdik. Tek bir sıraya yan yana dizilmiş gençler vardı ama şans işte iki kişilik boşluk vardı hemen yanlarında. Hemen yerimizi aldık. İlk başlarda herkes gibi bizde heyecanla bekledik ama zaman geçtikçe ayaklarımız yoruldu ve yere çömelmeye karar verdik. Güvenlik alanından sonrasında su da götürülemediği için yanımıza suyumuzu da alamamıştık. Tam o anda konser alanı içerisinde iki dolmuş arabasının su dağıttığını gördük. Ücretli, ücretsiz olup olmamasını düşünmeden hemen almaya koştum. 2 tane aldım, tabi ki böyle bir günde ücretsiz olacaktı. Suyla beraber ve yere çömelmekle biraz daha iyi hissediyorduk. Konsere 40 dakika kala bir süre kalmıştı. Hemen arkamızda 3 kişilik bir aile vardı. Kızları konsere gelmeyi çok istemişti. Anne, baba da onunla beraber gelmişlerdi. Ilk başta sorun olmamıştı ama zaman geçtikçe getirip oturdukları kamp sandalyeleri insanların, özellikle arka taraf izleyenlerin canını sıkmaya başlamıştı. Çeşitli uyarılara rağmen yine de anne ve baba kalkmayı reddediyordu. Klasik konser problemlerinden biriydi aslında bu durum. Polis gelince zaten kalkacaklardı ama inat edip huzur bozmak için direnmeye yemin etmişler gibi bir ruh hali içindeydiler. Tam da dediğim gibi oldu, polis geldi ve onlar da ayaklandılar. Her şey ondan sonra normale döndü. (Tabi ben, hatta konserdeki herkes öyle olduğunu zannediyordu) Çok iyi bir yerde durduğumuzdan emindim aslında ama o olayın benim başıma geleceğini, benim canımı yakacağını nerden bilebilirdim ki...

Bekledik, bekledik, bekledik... Ve sonunda o an geldi çattı. Önce dansçıları çıktı sahneye. 4 kız şarkıların introlarıyla beraber 4-5 saniyelik her biri ayrı, birer hareket yaptılar. Bir anda enerjimiz yükseldi gerçekten, hemen bu kadar modu yakalayacağımızı tahmin bile edemezdik.

Ve işte, işte, işte o annn... geldi...oradaydı...tam karşımda...çok yakındı...

Siyah deri pantolonu, beyaz ama siyah şekilleri olan gömleği....

Bu kadar yakışıklı olacağını düşünmemiştim...

Sahi daha önce videolarını hiç izlememiştim ki.

Sadece tüm şarkıları ezberimdeydi.

Ama itiraf etmeliyim onda garip bir şeyler vardı, aşk kadar anlaşılır bir duygu değildi bu. Sanki ruhlarımız daha öncesinden tanışıyordu, aşinaydı birbirine...

Gülüşü çok güzeldi mesela... Doğal, içten, tanıdık, içine çeken derin bir hayal gibi...

Tüm bu düşünceleri bir kenara bırakıp anı yaşamaya çalıştım. Ama durun bir dakika göz göze geldik evett... işte en heyecanlandığım kısım. Tamam Eylül, olabilir herkesle göz göze geliyor şarkıcılar diye kendi içimden kendimi sakinleştirmeye çalıştım.

Ama bir dakika... bir kez daha ve bir kez daha...

Tamam sorun değil, olabilirdi. Kim bilir hunharca insanların arasında ezilirken dinlemeye çalıştığım şarkıcının gözünde ben nasıl görünüyordum. Rastgele bir şekilde herkesle iletişim kurmaya ve göz göze gelmeye çalışıyor olabilirdi.

Konser boyunca video çektim, oldukça fazla. Normalde konserlerde zaten haddinden fazla video çekerdim bir de bu tarz etkileyici ve duygulara aykırı bir durumla karşı karşıya gelince daha da fazla çekmiştim. Bu durumu bende sonradan fark ettim ama yine de çekmeye devam ettim.

Ve evet konser bitiyor sonlardayız. Ayaz aşağı iniyor, her zaman yaptığı gibi öndekilere şarkısına eşlik etmeleri için mikrofon uzatıyor. Bizim çok çok uzağımıza gitti başta ama zaten o mikrofon bana ulaşmazdı çünkü tam arkamda beni ezmeye çalışan çocuklar vardı. Yerimi onlara verdim, çünkü aralarından biri neredeyse ağlayacaktı.

Işte geldi... Bizim önümüze doğru uzandı ve bi dakika tam karşımda durdu ama neden? Klasik bir etkilenme anı mıydı bu yoksa? Hiç sanmam, o kadar güzel kız varken ben miydim yani. Daha neler...

Dj'e seslendi ve şarkıyı durdurmasını istedi.

Çok garipti her şey...

Kalbim...Bi dakika... Neden bu kadar hızlı atıyordu ki? Ne vardı yani şu an heyecanlı duruma gelecek? Klasik bir konser eğlencesi anı işte.

Sakince bana döndü ve işte o ikonik soruyu sordu:

-Sana çok ufak bir şey sormak istiyorum. Izin verir misin?

Izin verir miyim mi? Tabi ki.

-Evet, tabi ki.

Heyecanla bekledim ve geldi...

-Neden bütün konser boyunca eğlenmek yerine video çektin? Sana baktım bir kaç kere ama eğlenmiyor gibiydin.

Benim savunmam tabi ki hazırdı ve özgüven doluydu.

-Çok zengin bir ailede büyümedim, bu yüzden her konsere gidemiyorum. Bu tarz gittiğim ücretsiz konserlerde ise en önde olmak için çok erken saatlerde geliyorum. Evet çok fazla video çektim çünkü geri dönüp izlemeyi seviyorum. Sizlere ulaşabildiğimi tekrar tekrar o videolarda izliyorum. Benim gibiler için sizlere ulaşmak ve sürekli, her istediği zaman sizleri görebilmek oldukça zorlu.

Evet, evet güzel cevaptı kabul ediyorum. Zaten halk da beğenmiş olacak ki büyük bir alkış koptu... Ve benim özgüven dolu, iddialı bakışlarla beklediğim sırada işte o teklif geldi...

-Madem bize ulaşmak bu kadar zor, hadi sahneye gel bakalım beraber bi şarkı patlatalım. Görünüşe göre halk da seni destekledi ve sevdi.

Işte hayatımın her bir zerresi o tekliften sonra değişti...

Bir polis kalabalığı yarıp önümden ilerleyerek beni merdivenlere doğru götürmeye başladı.

Ama bir dakika noldu öyle...

Bi soğukluk vardı, tam arkamda...

Ceketimde kalındı halbuki...

Derin bir sessizlik... Tüm çığlıklar susmuştu, benim içimdeki hariç...

Son gördüğüm şey; kırmızı rengin sırtıma dokunduğum elimde oluşturduğu bir avuç kandı. Hava soğuktu ama kan sıcaktı... Hem de çok...

Bıçaklanmıştım...

Ama neden? Kim? Neden bendim? Neden o an?

“Yeni bölümler her Cumartesi ve Çarşamba saat 20.00'de gelecektir! 😊”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

31okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…