6. bölüm · Siber gençler

6. Bölüm Bir Siber Şövalyenin doğuşu

Gülsüm KARAKAŞ

Emin bu soru üzerine ne diyeceğini bilemedi ve şunları söyledi.
Emin: Sana ne Cem'i ne de Ahmet ile Caner'i veririm.
Bu cevap karşısında Hackerayst hiç şaşırmadı. Tam aksine ondan böyle bir cevap alacağını tahmin ediyordu.
Hackerayst: Peki sen bilirsin ama sormadı deme. Bende senden zorla Kara kapşonu alırım.
Emin Kara kapşona fısıldadı.
Emin: Cem,ben Hackerayst'ı oyalarken sen de içeri gir ve Ahmet ile Caner'i kurtar. Sonrada buradan uzklaşın, ben size yetişip geleceğim.
Cem kafasını sallayarak onayladı. Emin Hackerayst'a doğru atılarak savaşı başlatır. Kara kapşon aradan sıyrılarak kalenin içine girmeyi başarır. Kalenin içi o kadar büyük ki buraya giren bir yabancı kolaylıkla kaybolabilirdi. Uzun koridorda dikkatli adımlarla ilerliyordu. Çünkü kalenin içinde herhangi bir tuzak kurulmuş olabilirdi. Güney batı da bulunan korikordan bazı sesler duyuverdi Kara kapşon. Koşarak güney batıdaki küçük koridora koştu. Koridora geldiğinde ses daha netleşmişti. Bu ses Caner'e aitti. Ses Zindandan geliyordu. Zindan odasına girdi ve karşısında iki kafes, bu kafeslerin içinde Ahmet ve Caner zincirlenmişti. Ahmet yediği yumruktan hâlâ baygındı. Caner karşısında Kara kapşonu görünce ilk başta sinirli olsada sonradan asıl olanları görmüştü.
Caner: Çabuk söyle Emin nerede? Bir dakika sen? Ne! Hayır!? C...Cem sen. Sana ne oldu böyle? O virüs bozuntusu sana ne yaptı? Hayatta olmana çok sevindim.
Kara kapşon: Caner şimdi buradan çıkmamız lazım. Emin şuan dışarda ustam ile savaşıyor. Bende sizi çıkarmak için geldim. Olan herşeyi sonra açıklayacağım.
Caner böyle ani bir olaya endişelenmişti. Ama Cem'e güveniyordu. Kara kapşon önce kilitleri kırdı. Sonra Caner'in ve Ahmet'in bileklerine bağlı olan zincirleri kırdı. En sonda da Caner ile baygın olan Ahmet'i kollarını tutup kafesin dışına çıkardılar.
Kara kapşon: Ahmet uyan buradan gitmemiz gerek.
Ancak Ahmet'ten herhangi bir yanıt alınamıştı. Bu da demekti ki bileklere kuvvet.
Kara kapşon: Caner dikkatlice Ahmet'i taşıyalım. Şimdi, en iyi çıkış olarak 3 çıkıştan kuzeybatıdaki çıkışa gideceğiz.
Ahmet'i de alıp zindandan çıkarlar. Küçük koridoru bitirdikten sonra Uzun koridorda yavaşça ilerlediler.
Gelelim şimdi Emin ve Hackerayst'a;
İkisi de kıyasıya bir rekabet içerisindeydi. Emin, yeni kazandığı siber şövalye güçlerini kullanırken zorlanıyordu. Ama Hackerayst bile Emin ile savaşırken zorlandığı anlarda oluyordu. Emin arkadaşlarını korumakta her zamanki gibi kararlıydı. Hackerayst'ın tek endişelendiği şey bir Siber Şövalye tarafından yakalanmaktı. Çünkü gözleri önünde bu korkuyu yıllar öncesinden yaşamıştı. Fakat Emin çok yeni bir siber şövalye olduğundan bir virüs nasıl yakalandığını bilmiyordu. Emin'nin de bir takım endişeleri vardı. Arkadaşları içerde ne yapıyorlardı? Bu görev sonunda Cem'i geri getirebilecekler miydi?

Cem ve diğerleri kalenin içinde:
Uzun koridorda yol aldıktan sonra Kuzeybatıdaki koridora girdiler. Önlerine iki kapı çıktı. Kara kapşon sağ tarafta kalan kapıyı açtı ve oraya girdiler. Bu oda Dinlenme ve sağlık alanı olarak kullanılıyordu. Odaya girdiklerinde Caner, Ahmet'i bırakarak duvarın kenarında bulunan sandalyeyi çekti. Ahmet'i oraya oturttular.
Kara kapşon:Ahmet!!! Artık uyanman gerek! Kaçarken seni taşımayız bi kere.
Kara kapşon Ahmet'in omuzları tuttu ve Ahmet'i salladı. Ahmet aniden gözlerini yavaşça açmaya başladı. Bu duruma karşı Caner ve Kara kapşon sevinmişlerdi.
Ahmet: hıııııı? Ne? Neler oluyor? Caner neredeyiz biz? Bir dakika sen şu virüsün yanındaki eleman değil misin? Çabuk Caner'in yanından uzaklaş! Hayır...Ne?! C...Cem!? Nasıl? Sen demek ki yaşıyorsun. *Sevincinden sandalyeden kalkıp Kara kapşonun üşüşür.* Yuppiii!!!
Seni çok özledim Cem. Bizi bir daha bırakma böyle, lütfen.
Kara kapşon: tamam tamam. Bir daha sizi bırakmayacağım böyle, söz veriyorum. Her neyse Ahmet. Hepsini sonra anlatacağım ama öncelikle buradan gitmemiz gerek!
Üçü birlikte çıkış kapısına yöneldiler. Kapı tam karşılarındaydı. Kapıyı açıp dışarıya çıktılar. Dışarıdan Emin ve Hackerayst'ın dövüşme sesleri oraya kadar ulaşıyordu. Caner kafasına aniden gelen soruyu Kara kapşona dönüp sordu.
Caner: Cem, kaleden çıktık ama surları aşmamız için duvarı mı tırmanacağız? Yoksa büyük girişten mi kaçacağız?
Kara kapşon bu sorununun üzerine donakaldı. Çünkü bunu hiç düşünmemişti. Tabii bu kadar olayın ortasında insan nasıl mantıklı düşünebilirdi ki. Eğer duvarı tırmanmaya denerseler, duvarlar yüksek olduğundan düşebilirdiler. Hem de surların üstünde elektrikli-dikenli tellerden vardı. Yani bu yol tehlikeliydi. Diğer yolda tehlikeliydi ama başka seçenekleri olmadığından mecburen büyük çıkıştan kaçacaklardı. Bunun içinde dikkatli olunması gerekmekteydi.
Kara kapşon: Caner sen Ahmet'i al ve kenardan sıyrılarak gidin. Ben Emin'e yardım edeceğim. Emin'i kurtarıp arkanızdan yetişip buradan kurtulacağız. Sana inanıyorum.
Caner onaylamak için başını salladı. Caner mecburen bunları kabul etti. Sessiz adımlarla Kara kapşon ilerledi. Kılıcını çekti ve avını pusuda bekleyen bir avcı gibi kale duvarının köşesine saklandı. Doğru anı gelmesini bekliyordu. Emin de, Hackerayst da savaşırken yorgun düşmüşlerdi. Derin derin nefes alışları bile duyuluyordu. Birbirinin güçleri kendilerini dengeliyordu. Yani bir üstünlük sağlanamamıştı. Kara kapşon bu anı değerlendirmek amacıyla saklandığı yerden çıkar ve Hackerayst'a doğru atılar. Hackerayst bu ani saldırı karşısında afallasada tam zamanında karşılık verebilmişti. Kara kapşon bu savunma karşısında kendini geri savurur. Emin tam önünde duran Kara kapşonu görünce şaşkınlıktan donakalmıştı.
Emin: Cem!! Burada ne yapıyorsun? Senin diğerlerinin yanında olup kaçmanız gerekiyordu. Yoksa onlara bir şey mi oldu?
Kara kapşon: Sakin ol Emin! Onlar kaçmayı başardılar. Ben sana yardıma geldim. Hadi artık buradan gidelim!
Hackerayst oldukça zayıflamıştı fakat pes etmeyecek gibi görünüyordu.
Küçük bir karşılaşma dövüşü yapan Cem ve Hackerayst bu savaşın son noktasına gelmişti. Hackerayst gücü kalmadığından yere yığılmıştı. Bu fırsatı değerlendirmek isteseyen Cem ve Emin son güçleri ile kaleden kaçmayı başardılar.