5. bölüm · SEVGİLİ REX
Elif Hazin 2
ELİF HAZİN - 2
Asya ve Deniz’in bana gösterdiği fotoğrafları görünce, bu kadar saf olduğum için kendime kızdım. Üç yıldır sevdiğim adam, çalıştığımız hastanede her gün gördüğüm hemşireyle beni aldatıyormuş... "Ben bu kadar aptal mıyım?" diye kendi kendime söylenip durdum. Dün bana hasta olduğunu, nöbet tutamayacağını söylediğinde ona inanmıştım. Ama beyefendi başka bir kadının doğum gününü kutlamak için hastaneye gelmemiş!Elimdeki telefonu duvara fırlatmamak için kendimi zor tutarak sımsıkı kavramaya devam ettim. Yaklaşık bir saattir ağlayarak kendi kendime aynı şeyleri tekrar ediyorum: "Aptal, aptal, aptal..."Gözümün bu kadar kör olmasına inanamıyorum. Asya ve Deniz yaklaşık bir saattir koltukta oturmuş, sessizce beni izliyorlardı. Gözlerim ağlamaktan şişmiş bir halde ikisine baktım ve "Bu fotoğrafı niye bana hemen göstermediniz?" diye bağırdım.Deniz gözlerime bakıp sakin bir sesle, "Göstermedik çünkü canım, yaklaşık üç gündür o hastanede nöbet tutuyordun. Etrafında hastalar ve hastane personeli vardı. Eve geldiğinde sakin bir şekilde konuşmamız gerektiğini düşündük," dedi. Ardından Asya, Deniz’i onaylar biçimde kafasını salladı.— Elif, ben ve Deniz o gün onu ve o kızı gördüğümüzde ne yapacağımızı tam olarak bilemedik, ikilemde kaldık. Senin yoğun bir tempoda çalışırken bunu öğrenmeni istemedik, çok özür dilerim. Aslında bulundukları restorana girip ikisini de evire çevire dövmek istesem de Deniz bana engel oldu.Deniz bu sefer sinirli bir şekilde Asya’ya baktı. "Eğer o gün onları hırpalasaydın canım, Elif haklıyken haksız duruma düşerdi," dedi ve ardından bana döndü. "Üzgünüm gerçekten... O heriften hiç haz etmesem de seni aldatmasını beklemiyordum."Kızlar doğru söylüyordu; bunu hastanede çalışırken öğrenmem çok daha tehlikeli olurdu. Kafam bu kadar bulanıkken hastaları tedavi edemezdim. Sonunda sakinleşip gözlerimdeki yaşları sildim. Kızların tam karşısındaki koltuğa oturup, "Onunla yüzleşmeliyim. Niye bana bunu yaptığını sormalıyım," dedim. İstemsizce bağırarak ekledim: "Niye bunu her gün gördüğüm bir hemşireyle yaptığını sormalıyım!"Asya ve Deniz beni onayladılar. Asya, "Arkandayım," dedi. "Git ve o şerefsizi bir güzel benzet, sonra da ayrıl!" Deniz oturduğu yerden kalkıp yanıma oturdu, elimi sımsıkı tuttu:— Üzülme onun için, o seni hak etmiyordu. Sen her zaman daha iyilerine layıksın. Kendini bu kadar harap etme. Hem bence o gün Asya ile onu görmemiz büyük bir şans. Eğer görmeseydik muhtemelen sana yalan söylemeye devam edecekti. Hepimiz gerçek yüzünü gördüğümüze göre gidip hesap sormalısın ki beyefendi kendi pisliğinde boğulsun, değil mi ama?Deniz ve Asya’ya baktım. İkisi de benim en yakın arkadaşımdı ve en az benim kadar üzülmüşlerdi. Yanımda olup destek verdikleri için onlara teşekkür ettim. Ondan ayrılmalıydım, hem de hemen.— Evine gidip ayrıldığımı söyleyeceğim, bunu hemen şimdi yapmalıyım!Oturduğum yerden kalkıp giyinmek için odama gittim. Asya arkamdan, "Yalnız gidemezsin, biz de seninle geliyoruz!" diye bağırdı. Odama gidip pijamalarımı çıkardım; hemen bir pantolon ve kazak giyip çantamı aldım. Saçımı bile alelacele toplayıp dışarı çıktığımda, kızların kapıda hazır beklediğini gördüm. En azından Deniz hazırdı; Asya ise pijamalarının üzerine sadece bir mont çekmişti. Ona baktığımı görünce gülümseyip:— Ne var, baloya mı gidiyoruz? dedi.Bunun üzerine istemsizce güldüm. "Böyle baloya bile gidersin sen," dedim. O da aynı gülümsemeyle, "Tabii giderim, ben her halimle güzelim," diye yanıtladı.Ayakkabılarımızı giyip evden çıktık. Yol boyunca hiçbirimizden tek bir ses çıkmadı; ta ki Murat’ın yaşadığı apartmanın önüne gelene kadar. Asya emniyet kemerini çözüp bana baktı:— Her zaman arkandayız Elif, sakın ona inanma. Seni aldattı, elimizde kanıtlar var, unutma.Deniz de ekledi: "Biz de seninle geliyoruz, onunla baş başa kalmana izin veremem. Bakalım ne yalanlar sıralayacak, doğrusu merak ediyorum."Üçümüz birlikte, sinirli ve emin adımlarla apartmana girip merdivenleri çıktık. Murat’ın dairesinin önüne geldiğimizde kızlar ellerini omuzlarıma koyup gülümsediler. Bu sessiz destekle omuzlarımı dikleştirdim, derin bir nefes alıp zile bastım. Kapı açılınca gözlerim tekrar dolmaya başladı. İçimden "Sakın ağlama" diye kendimi telkin ederken Deniz’in sesi yükseldi:— Hiç utanmanız da yok! dedi karşımızdaki kıza. "Murat Bey nerede hemşire hanım?"Kız bir bana bir Deniz’e baktıktan sonra gözlerini bana dikti: "O duş alıyor."Ardından Asya kızı içeriye doğru itip, "Çekil önümüzden!" dedi. Kız tekrar bana dönüp, "Nasılsınız Elif Hanım, nöbetiniz nasıl geçti?" diye sordu. İğnelemesini anlasam da sakin kalıp içeri girdim. Üçümüz aniden eve daldığımız için kız bağırmaya başladı:— Davetsiz misafir beklemiyorduk, çıkın gidin evden!Nefesimi tutup ona baktım. "Senin ismin neydi canım?"— İsmim mi? Gerçekten mi?— Evet, ismin ne?— Hazal.— Yaklaşık iki yıldır aynı hastanede çalışıyoruz, ismimi gerçekten bilmiyor musun?— Herkesin ismini bilemem, değil mi? Hazal, ne işin var burada?Hazal sinsi bir şekilde bana baktı. "Erkek arkadaşımın evinde kalıyorum, sizin için bir sorun mu var doktor hanım?" diyerek iğneleyici bir tavır takındı.— Ne zamandır erkek arkadaşın?— Hmm, bir düşüneyim... Sanırım iki yıldır. Hastaneye ilk geldiğim günden beri çıkıyoruz.— Onunla üç yıldır ilişkim olduğunu biliyor muydun?— Evet, biliyordum.Arkamdan Deniz öne çıkıp kızın kolunu sıkıca tuttu ve sarsmaya başladı:— Biliyordun ve yine de onunla çıktın mı? Azıcık gururun yok mu senin?— Benim için bir problem değil aslına bakarsanız, Elif’in bana çok yararı oldu, dedi ve kolunu Deniz’in elinden kurtarıp koltuğa yayıldı. Sinsice gülümsedi.Asya, "Parçalarım seni!" diye bağırıp üstüne atılacakken onu durdurdum. Hazal’a dönüp, "Ne demek istiyorsun?" diye sordum. Bana bakıp güldü:— O kadar salaksın ki nasıl doktor oldun hiç anlamıyorum. İki yıldır Murat senden borç para istedi, sen de verdin; biz o parayla tatile gittik. Senden nöbetlerini tutmanı istedi, tuttun; biz o günleri beraber geçirdik. Murat’ın dediği gibi, sen tam bir yolunacak kazsın. Sana ne kadar teşekkür etsem az, sayende muhteşem iki yıl geçirdim.Duyduklarım karşısında adeta şok oldum. Gözlerim yanmaya başladı, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. İki yıldır aldatılıyormuşum ve hiç fark etmemişim... Ben bunları düşünürken Murat banyodan bornozla çıktı. "Aşkım kim geldi?" diye bağırarak oturma odasına girdi. O anda hepimiz ona döndük. Murat, şok olmuş bir ifadeyle bir bana bir de Hazal’a baktı.
