7. bölüm · Sessizliğin İçindeki Sesin
Küçük Eğlenceler
(2 günlük zaman atlamasıı)
Bunlar çok iyi anlaşıyordu, Felix ile Hyunjin, Han ile Minho ve Jeongin ile Changbin hafiften flörttüler. Bir sabah Minho Han'ı aradı. Han ise onun aramasıyla uyanmıştı. Han uykulu sesiyle konuştu.
Han:"Efendim Minho?"
Minho:"Uyandırdım mı güzelim, özür dilerim. Birşey sormak için aradım ben seni aslında, bugün birlikte kahve içmek için bir cafe'ye gidebilir miyiz?"
Han:"Olur. Saat kaç gibi gideriz? Ben kendim mi geleyim yoksa sen mi alırsın?"
Minho:"Saat 2 gibi gideriz, ben seni alırım gelip."
Han:"Tamamdır. Saat 2'de hazır olurum." Ve telefonu kapattı. Ardından yataktan kalkıp önce kahvaltı etti sonra ise hazırlandı. Hazırlanırken Seungmin'i aradı.
Seungmin:"Efendimm!"
Han:"Minho ile buluşmaya gideceğim!"
Seungmin:"Ciddi misin sen?"
Han:"Ciddi olmasam niye arayıp söyleyeyim aq."
Seungmin:"Peki, hazırlandın mı? Yanına gereken herşeyi aldın mı? Kahvaltı ettin mi? Dişlerini fırçaladın mı?"(Yuh aq biraz yavaş)
Han:"Evet hepsini yaptım, kombinimi atıyım mı sana?"
Seungmin:"Hemen at." Han Kombinini Seungmin'e attı.
Seungmin:"Hmm, gayet güzel olmuşsun, kendine dikkat et üşütme sakın havaya dikkat et."
Han:"Tamam Seungmin, dikkat ederim." Ve telefonu kapattı. Her zamanki gibi Han üzerine çeket almamıştı, ceket giymeyi pek sevmezdi. Birkaç dakika sonra zil çaldı. Minho gelmişti.
Han:"Geliyorum!" Hızla ayakkabılarını giyip koşarak evden çıktı. Minho onu motoruna yaslanmış halde bekliyordu.(vay zengin piç seni)
Minho:"Hadi gidelim hazırsan da, sen niye ceket almadın üzerine? Hava serin üşürsün."
Han:"Gerek yok ceket almaya üşümem ben. Hem ceket kombinime de uymuyor."
(Aynen bok üşümezsin) Minho ve Han birlikte bir kafeye gittiler. Oturup kahve içerken sohbet etmeye başladılar.
Minho:"Eee, Han sevgilin falan var mı?"(Olacak o da sensin.)
Han:"Hayır, henüz sevgilim yok. Genelde kazıklanıp aldatıldığım için sevgili yapmıyorum uzun zamandır. Bu arada hava soğuk olmaya başladı, keşke ceket alsaydım yanıma."(Aha böyle gotun donar. Hakkettin💅)
Minho:"Eğer çok üşüdüysen kendi ceketimi sana verebilirim. İster misin?" (Bu da soru mu? Tabiki evet ister)
Han:"Aslında iyi olurdu ama sen üşütüp hasta olursun."
Minho:"Bana bir şey olmaz endişelenmene gerek yok." Minho ceketini çıkartıp Han'ın omuzlarına koydu. Ceketini onun omzuna koyarken Minho'nun parfüm kokusu Han'ın burnuna doldu. Vanilya ve hafif şekerimsi bir parfüm kokusu vardı. Minho onun omzuna ceketi koyduktan sonra geri çekilip oturdu.
Uzun bir süre bu ikili sohbet edip birbirlerini tanıdılar.
Minho:"Han, senin hakkında bir şey fark ettim."
Han:"Ne fark ettin?"
Minho:"Bazen gözlerin Sirius (en parlak yıldız) gibi parlıyor. Gözlerin parıldadığında çok tatlı görünüyorsun." Han bu sözlerle kıpkırmızı oldu(Ay tabi ayol💅)
Han:"... teşekkür ederim."(Yuh odun sadece teşekkürle mi olur bu iş) Han kafasını hafifçe yana çevirip konuştu.
Han:"Yürüyüş yapmak ister misin? Yakınlarda bildiğim çok iyi bir yürüyüş yolu var."
Minho:"Olur, yapalım." Minho hesabı ödedi ve kafeden çıktılar. Han'ın söylediği yürüyüş yolunda yürümeye başladılar. Onlar yürürken ikilinin yanından bir pamuk şekerci geçti. Han pamuk şekerleri gördüğünde gözleri parıldadı.
Han:"Minho! Pamuk şeker alalım mı!? Lütfenn!" Minho onun bu haline güldü ve konuştu.
Minho:"Tamam alalım, koş durdur pamuk şekerciyi." Han bir çocuk gibi koşup pamuk şekerciyi durdurdu. Minho onların yanına gitti ve Han'a pamuk şeker aldı. Han mutlulukla pamuk şekerden büyük bir ısırık alıp yerken dudaklarının dışında kalan pamuk şeker parçasını umursamadan konuştu.
Han:"Minho, sende ister misin?"
Minho:"Olur yerim bende biraz." Minho eğildi ve Han'ın dudaklarının dışında kalan pamuk şeker parçasını ağzına aldı ve yuttu.
Minho:"Gayet güzelmiş, ama ben böyle tatlıları pek sevmiyorum. Ben sadece tatlı puding seviyorum." Han ise şaşkın gözlerle ona baktıktan sonra önüne döndü. Onlar akşama kadar yürüyerek sohbet ettiler.
Ertesi sabah Han uyandığında Minho'yu aradı, çünkü onda Bangchan'ın numarası yoktu ve onun Bangchan'a bir şey sormadı gerekiyordu. Ama Minho telefonu cevaplamadı. Han bir kaç kez daha aradı ama cevap yok. Aslında ise Minho soğukta ceketsiz kaldığı için üşütmüştü. Ne telefonları açabilecek hali vardı ne de ayağa kalkıp bir şeyler yapabilecek. Han endişelenmeye başlayınca hızla Seungmin'i aradı.
Seungmin:"Han? Ne oldu lan? Sabah sabah neden arıyorsun?"
Han:"Çok hızlı bir şey soracağım. Minho'nun ev adresini biliyor musun?"
Seungmin:"Ben bilmiyorum ama Bangchan biliyor, ona sorayım." Seungmin Bangchan'a seslendi ve adresi sordu. Bangchan adresi Han'a söyledi. Han teşekkür edip telefonu kapattı ve hızla evden çıkıp adrese gitti. Kapıyı ilk çaldığında ses yoktu, ama bir kaç kez daha çaldığında hafif adımlar duyuldu. Yavaşça kapı açıldı. Han Minho'nun halini görünce donup kaldı. Minho ise hızla dengesini kaybedip Han'a doğru düştü. Han onu hızla tutup destekledi.
Han:"Minho? Ne oldu? Neyin var? Üşüttün değil mi?" Han Minho'yu odasına yönlendirdi ve yatağına yatırdı. O gece Han Minho ile güzelce ilgilendi ve gece boyunca uyanık kalıp sık sık Minho'nun ateşini kontrol etti.
(1 hafta zaman atlamasıı)
Minho tamamen iyileşmişti o süre içerisinde de Hyunjin ve Felix bir kafeye gidip sohbet etmişlerdi.(Şimdi kıyafet tanımlaması yapıcam çünkü birbirlerinin gözlerinden bakıcaz birbirlerine) Felix'in üzerinde üzerinde Raining Stars yazan yıldız desenleri ile dolu bol bir siyah sweatshirt vardı, altında ise baggy bir pantolon vardı. Saçları permalıydı ve saçları uzun olduğu için ona çok yakışıyordu. Hyunjin'in üzerinde ise beyaz bir t-shirt ve altında ise baggy bir pantolon vardı. Saçları hafifçe geriye taranmıştı ama, dipleri hala volümlü duruyordu. Hyunjin sohbet esnasında Felix'in kahve sevmediğini öğrendi.
Hyunjin:"Felix, sen neden kendine kahve almadın?"
Felix:"Ben pek sevmiyorum kahve, hem mideme dokunuyor hemde tadı pek hoşuma gitmiyor."(kahve sevilmezmi ya) Hyunjin hafifçe mırıldandı
Hyunjin"Bunu öğrendiğim iyi oldu."
Felix:"Bir şey mi dedin?"
Hyunjin:"Hayır bir şey demedim."
(Şimdi Felix'in gözünden Hyunjin'e bakalım)
Hyunjin, saçları harika görünüyor. Eliyle saçlarını düzelttiğinde harika görünüyor. Kıyafetleri de çok yakışmış. T-shirt ve pantolon çok uyumlu olmuş. Ben bu adama aşık mı oluyorum yoksa? Hayır ya, neden aşık olayım ki. Ya da... Oluyor muyum?
(Gelelim Hyunjin'e)
Felix, permalı saçların sana çok yakışıyor, hele de gülümsediğinde parıldayan gözlerin, onlara bayılıyorum. Sanki gülümsediğinde çillerin de gözlerinle beraber parıldıyor. O gamzelerine bayılıyorum, seni çok tatlı gösteriyorlar.
(İlahi bakış açısı)
İkisi sohbet ederken birbirlerinin gözlerine dikkatle bakıyorlardı.(Aşıklar tabi bakışcaklar aq) Onlar o günlerini sohbet ederek geçirdiler.
(Günümüze geri dönelim)
O gün sabah Seungmin ile Bangchan kahvaltı ederken Seungmin'in telefonu çaldı. Jeongin arıyordu. Telefonu açtı
Seungmin:"Sen yaşıyor muydun aq, arıyoruz arıyoruz telefonları açmıyorsun."
Jeongin:"İşim vardı ondan telefonumu kapatmıştım. Şey soracaktım, bu gece hep beraber benim evin oradaki sahil kenarında toplanalım mı? Sohbet falan ederiz hep beraber."
Seungmin:"Aslında güzel olur, uzun zamandır sınavlardan görüşemiyoruz. Diğerlerine de haber verdin mi?"
Jeongin:"Verdim haber bir size vermemiştim size de verdim."
Seungmin:"Tamamdır o zaman görüşürüz."
Bangchan:"Sevgilim, ne oldu? Neden aradı Jeongin?"
Seungmin:"Hep beraber toplanalım mı diye sordu Jeongin. Onların evin yakınlarında Sahil varya, orda."
Bangchan:"Hmm, tamam."
O akşam herkes Sahile gitti. Atıştırmalık bir şeyler almışlardı ve ekstra olarak Bangchan gitarını getirmişti. Hep beraber oturdular ve ateş yakıp atıştırmaları yemeye başladılar. Atıştırmalıklar yenirken Hyunjin konuştu
Hyunjin:"Bangchan, sen gitarını niye getirdin? Yengemle bir şeyler mi çalıp söyleyeceksiniz?" (Tabiki ayol)
Bangchan:"Aslında olabilir. Seungmin, sevgilim? Ne dersin?" (Buda tam hanımcı oldu)
Seungmin:"Olur ama benim istediğim şarkı olacak."
Bangchan:"Tamam güzelim senin istediğin şarkı olsun. Hangi şarkıyı istersin?"
Seungmin:"Ben Değmesin Ellerimizi istiyorum." Bangchan gitarını çıkardı ve hızlıca skorunu yapıp kısaca test etti
Bangchan:"Tamamdır oldu bu. Başlıyoruz." Bangchan gitarı çalmaya başlarken Seungmin'e şarkıyı söylemeye başladı. Bangchan küçük bir detay fark etti, Seungmin'le ilk tanıştıkları gün okul çıkışı koridorda da bu şarkıyı mırıldanmıştı. Hafifçe şaşırıp çalmaya devam etti. Bangchan çalıp Seungmin söylerken etrafta sıcak bir ortam oluştu, herkes sanki evlerinde gibi güvende hissediyordu sanki, Seungmin'in sesi, gitardan çıkan notalar huzur veriyordu. Şarkı bittiğinde herkes alkışladı.
Changbin:"Yenge sende böyle bir yetenek var mıydı? Ben senin sesini hiç böyle duymadım, evde gibi hissettim aniden aq." Seungmin gülümsedi
Seungmin:"Teşekkürler Changbin, bakıyorum sende Jeongin'i kollarına almışsın rahatsınız sanki ikiniz o halde." Jeongin ve Changbin şarkı çalınırken fark etmeden yakınlaşmışlardı ve Changbin kolunu Jeongin'e dolamıştı. Changbin fark edip hızla geriye çekildi.
O gece Bangchan gitarı çaldı, Seungmin şarkıyı söyledi, herkes çok huzurlu hissetti kendisini.
VE BÖLÜM SONU
