2. bölüm / 3
Sessizliğin içindeki kız2 bölüm
Bölümler 3Şu an: 2 bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gece bir anda canlanmıştı.
Binanın dışındaki gölgeler yavaşça hareket ediyor, duvarların arasından siyah sisler sızıyordu. Yaşlı kadın elindeki bastonu yere vurduğunda zemindeki semboller mavi bir ışıkla parladı. Odanın içini güçlü bir rüzgâr doldurdu.
“Koruma çemberi fazla dayanmaz,” dedi kadın. “Lina, artık gerçeği öğrenmek zorundasın.”
Gölgeler kapıya vuruyordu. Her darbede bina titriyordu.
Aras hızla Lina’nın yanına geldi.
“Korkma,” dedi ama sesi bile titriyordu. “Ne olursa olsun seni yalnız bırakmayacağım.”
Lina nefesini kontrol etmeye çalışıyordu. Kalbi sanki göğsünden çıkacak gibiydi. Dışarıdaki fısıltılar gittikçe büyüyordu.
“Onu bize verin…”
“Kapıyı açın…”
“Zaman geldi…”
Yaşlı kadın gözlerini kapattı.
“Onlar senin gücünü hissediyor. Çünkü mühür tamamen kırılmadan önce seni ele geçirmek istiyorlar.”
“Ben neden?” diye bağırdı Lina. “Ben sadece normal biriyim!”
Kadın yavaşça başını salladı.
“Hayır. Sen hiçbir zaman normal olmadın.”
Tam o anda kapı büyük bir gürültüyle çatladı. Siyah eller kapının aralıklarından içeri uzanmaya başladı. İnsan eline benziyorlardı ama parmakları gereğinden uzundu. Derileri yoktu. Sadece karanlıktan oluşuyorlardı.
Lina korkuyla geri çekildi.
Aras cebinden küçük metal bir kolye çıkardı. Üzerindeki sembol kırmızı bir ışık yaymaya başladı. Gölgeler birkaç saniyeliğine geri çekildi.
“Çabuk!” diye bağırdı yaşlı kadın. “Alt kata gitmelisiniz!”
Binanın arkasındaki eski merdivenlerden aşağı inmeye başladılar. Merdivenler dar ve karanlıktı. Duvarlarda eski semboller vardı. Lina yürürken kulağına fısıltılar geliyordu.
“Bize katıl…”
“Sen de karanlığa aitsin…”
Bir anda Lina durdu.
Gözlerinin önünde görüntüler oluşmaya başlamıştı.
Kan kırmızısı bir gökyüzü…
Yıkılmış binalar…
Alevler içinde kalan insanlar…
Ve karanlığın ortasında duran biri…
Lina nefesini tuttu.
O kişi kendisiydi.
Ama gözleri tamamen siyahtı.
Etrafındaki gölgeler ona diz çökmüştü.
“Hayır…” diye fısıldadı Lina.
Aras onun omzundan tuttu.
“Ne gördün?”
Lina cevap veremedi.
Çünkü ilk kez rüyalarının sadece geleceği göstermediğini anlamıştı.
Bazıları bir uyarıydı.
Bazıları ise olacak şeylerdi.
Alt kata indiklerinde büyük taş bir oda gördüler. Odanın tam ortasında yuvarlak bir mühür vardı. Zemine işlenmiş semboller hafifçe parlıyordu.
Yaşlı kadın derin bir nefes aldı.
“Yıllar önce gölgeleri mühürleyen dört kişiden biri sendin. Ruhun yeniden doğdu. Ama geçmiş hayatındaki anıların tamamen silinmedi.”
Lina sessizce geri çekildi.
“Ben… daha önce yaşadım mı?”
“Evet,” dedi kadın. “Ve geçmişte yaptığın bir hata yüzünden mühür zayıfladı.”
Aras bir anda kadına döndü.
“Ona her şeyi anlatmayın.”
Kadın sert gözlerle Aras’a baktı.
“Gerçeği bilmek zorunda.”
Lina şaşkınlıkla ikisine baktı.
“Siz benden ne saklıyorsunuz?”
Oda sessizleşti.
Sonunda yaşlı kadın konuştu.
“Gölgelerin liderini sen serbest bıraktın.”
Lina’nın gözleri büyüdü.
“Hayır… ben böyle bir şey yapmadım!”
“Bu hayatında değil,” dedi kadın. “Önceki yaşamında.”
Tam o anda yukarıdan korkunç bir çığlık duyuldu. Ardından ağır adım sesleri geldi.
Tak…
Tak…
Tak…
Bir şey merdivenlerden aşağı iniyordu.
Aras’ın yüzü bembeyaz oldu.
“Bu kötü…”
Karanlığın içinden uzun bir yaratık ortaya çıktı. İnsan şeklindeydi ama boyu tavana kadar uzanıyordu. Kolları yere değiyordu. Yüzünde göz yoktu. Sadece büyük, parçalanmış bir gülümseme vardı.
Lina donup kaldı.
Yaratık başını yavaşça ona çevirdi.
Sonra konuştu.
“Sonunda seni buldum…”
Sesi insan sesi gibi değildi. Birden fazla kişinin aynı anda konuşmasına benziyordu.
Yaşlı kadın bastonunu kaldırdı. Mühür parlamaya başladı.
“Kaçın!” diye bağırdı.
Yaratık bir anda ileri atıldı. Gölgeler duvarlardan yükselip odayı kapladı. Lina korkuyla geri çekilirken ayağı kaydı ve yere düştü.
Yaratık tam ona ulaşacakken Lina’nın gözleri aniden parladı.
Odanın içindeki tüm ışık bir anda patladı.
Şiddetli bir rüzgâr yayıldı.
Gölgeler çığlık atmaya başladı.
Lina’nın etrafında mavi bir enerji dönüyordu. Saçları havada savruluyordu. Gözleri artık normal görünmüyordu.
Ve o anda kulağının içinde başka bir ses duydu.
“Korkmayı bırak.”
Bu ses kendisine aitti.
Ama aynı zamanda değildi.
Bir anda zihninde başka anılar oluştu.
Eski bir savaş…
Gölgelerle dolu bir şehir…
Yanında duran üç kişi…
Ve karanlığın ortasında zincirlenmiş dev bir yaratık…
Sonra bir erkek sesi duydu.
“Mührü koru Lina! Ne olursa olsun onu uyandırma!”
Lina gözlerini açtığında enerji dalgası yaratığı duvara savurmuştu.
Aras şaşkınlıkla ona bakıyordu.
“Bu kadar güçlü olması imkânsız…”
Ama yaşlı kadın korkmuş görünüyordu.
“Hayır…” dedi titrek bir sesle. “Bu iyi değil.”
Lina ona döndü.
“Neden?”
Kadın yavaşça geri çekildi.
“Çünkü mühür gücüyle birlikte onun içindeki karanlık da uyanıyor…”
O anda Lina’nın kolunda siyah bir işaret belirmeye başladı. Damar gibi yayılan karanlık çizgiler eline doğru ilerliyordu.
Lina panikle koluna baktı.
“Bu da ne?!”
Yaşlı kadın cevap vermeden önce odanın içindeki tüm mumlar söndü.
Ve karanlığın içinden yeni bir ses yükseldi.
Bu ses diğerlerinden farklıydı.
Daha derin…
Daha güçlü…
“Ben geri döndüm.”
Bir anda bütün gölgeler diz çöktü.
Aras’ın yüzündeki korku büyüdü.
“Hayır…” diye fısıldadı. “O uyanmış…”
Karanlığın içinden yavaşça bir adam çıktı. Uzun siyah bir palto giyiyordu. Yüzü solgundu ama gözleri kıpkırmızı parlıyordu.
Adam Lina’ya baktı.
Ve hafifçe gülümsedi.
“Beni hâlâ hatırlamıyor musun, Lina?”
Bölüm etkileşimi
