Bölümler 3Şu an: ‘İnsanlar istemedikleri sürece, hiçbir zaman gerçeği göremez’’ George Orwell
Kordondan bir otobüs ile eve gittim bir yandan Ege’nin kulağını çınlatırken bir yandan da giyicek kıyafet arıyordum oflayıp pufladım ‘’bu çocuk tam dövülmelik’’ dedim dişlerimi sıkarak ‘’şimdi ne gerek vardı da yemeğe gidiyoz otur evinde mis gibi yemek de var’’ Zil çaldı Ege’ydi
Kapıyı açtım yanında biri daha vardı ama çıkartamadım ‘’ Abla hala hazırlanmadın mı sen ? şimdi geç kalıcaz ‘’ dedi Ege ‘’İki ayağımı bir pabuca sokmasaydın hazırlanırdım ablacım’’derken yanındaki çocuk sırıttı ters bir bakış atınca gözlerini kaçırmaya çalıştı ama çok geçti ‘’İçeri geçsenize’’ dedim çaresizce. Odaya gidip giyecek birşeyler bulunca çıktık. Aşağıda bir arabaya doğru ilerledik kırmız bir arabaydı biraz da eski gibiydi bindim . Şoför koltuğuna Ege oturdu
‘’ Araba kimin’’ diye mırıldandım Ege güldü yani ablacım araba dökülüyordu sormak zorundaydım şu an ikisinden birinin ağzından çıkıcak cevaba bakıyordum. Ege ‘’ Araba bizim Fatih abinin dikkat et elinde kalmasın çünkü az önce Barış’ın elinde klimanın kapağı kaldı’’
Yani koskoca özel kuvvetlerdesiniz her an tavanı çökücek bir arabayla mı dolanıyorsunuz. Garip.
Yoldan iki kişiyi daha aldık Baran abi ve eşi Zehra abla muhhabetleri güzeldi galiba bu Baran abi hepsinin komutanıymış ‘’ Komutanım Emeli ne yaptınız o da gelmeyecek miydi?’’ diye sordu Barış ‘’ Emel gelmek istemedi hem yarın okulu var erken yatar diye annemlere bıraktık’’ dedi Baran abi demmek ki Emel adında bir kızlar vardı.
🖤
Hep birlikte yemeğe oturduk, bu tim çok eğlenceli ve bir o kadar da gözü karaydı yani benim şimdi anladığım buydu ha bu arada öğrendim ki Zehra abla da MİT mensubuymuş. Mükemmel bir yere düştüm artık sırtım yere gelmez derken Ege ‘’Abla seni biriyle tanıştırıcam umarım seversin çok iyi biri ‘’ demesiyle düşüncelerim sonlandı ama bu kimdi? Aynı merakla sorumu Egeye de yönelttim ‘’kimle tanıştıracaksın?’’ bu soruya cevap vermeden ‘’ben tanıyor muyum?’’ sorusunu da sordum.
‘’ sen tanıyorsundur bilmiyorum ama kendisi de gelir birazdan ‘’ dedi kim di bu? Derken içeri bir kız girdi siması çok tanıdık geldi ama çıkartamadım. Kız yanımıza geldi Ege ‘’abla bu Melek bizim kuzenimiz olur kendisi’’ demesiyle jeton düştü Mete amcamın kızı Melek. Kız yanıma oturdu biraz hasret giderdik yemeğimizi yedik tatlı tatlı konuşurken içeri bir adam girdi. 50 yaşlarında kumral kahverengi gözlü bir adam oldukça korku veriyordu. Bir anda timdeki herkes ayağa kalktı ve asker selamı verdi ‘’rahat, oturabilirsiniz’’ diyince adam herkes oturdu ‘’Ege oğlum bu senin ablan mı?’’ diye sordu Ege ise bu soruya ‘’evet komutanım ablam Ece’’ dedi sonra bakışlar bana döndü ama neden bilmiyordum ‘’Hayri albay bizim komutanımız Ece abla ‘’ diye sessizce bir açıklamada bulundu Barış çocuk bile anladı aval aval bakışlarımdan etrafımı sorguladığımı.
‘’Merhaba Doktor Hanım kardeşinizle gurur duymalısınız çok başarılı bir askerdir’’ dedi Hayri Albay bu cümledeki gururu hiç kimseye anlatamam ‘Doktor Hanım’ ve ‘Ege’nin başarıları’ bu düşüncemi yansıttım tabii ‘’Evet gurur duyuyorum her gün ama siz benim doktor olduğum-’’ derken cümlemi sonlandırmadan sonlandırıp ‘’bilebilirsiniz tabii normal tanıştığıma memnun oldum Albayım’’ dedim. Herkesin ağzından küçük bir sırıtış kaçtı . Melek bana ‘’bu camiayı sorgulama kuzen yoksa işin içinden çıkamazsın’’ dedi. Haklıydı da kafayla onayladım;
İşte bunlar Gölge timiydi
Albay Hayri KAMAK
Yüzbaşı Baran ERTUĞ
Üsteğmen Duru YALÇINKAYA
Teğmen Ege KARAHAN
Teğmen Barış DEMİRÖZ
Teğmen Sena TURAL
Astsubay Kıdemli Başçavuş Mert ŞAHİN
Astsubay Kıdemli Başçavuş Kaan KESKİNSOY
Düşmana korku dosta güven salan mükkemmel başarılara imza atmış eğlenceli ve o kadar da süper bir timdi her biri ayrı ayrı insanlardı ama birleşince bir insan oluyorlar ve evet bu bir filim değildi ya da bir efsane bu gerçek kahramanlık ve başarıydı destan yazıyorlardı masal değil onlar gerçekten de Gölgeydi bir var bir yok isimlerini tam anlamıyla hak ediyorlardı. Bu destan ise şimdi başlıyordu.
Eve geldik Melekte bizleydi amcamı arayıp haber verdik bir ara görüşelim dedi ama yorgunduk ve hemen yattık
🖤
1 ay sonra
İşe gittim hafta da bir köyleri geziyoruz Melekte hemşireydi birlikte gidip geliyorduk bu günde köydeki bir okulu ziyaret edip ardından da köydeki evlere gidecektik. Yola çıktık ‘’hocam çok uykum var gidene kadar uyuyabilir miyim’’ diye Melek bana soru yöneltti ‘’uyumak için benden izin mi alıyorsun normalde ne yapıyorsan yap ‘’ diye tersledim sabahları çok çekilmiyordum ama artık alıştılar. Vardık. İner inmez bir tane kız çocuğu yanıma geldi ve sarıldı çok tatlıydı, tanıştık adı Berfin’di. Saçını örmemi istemişti ördüm oda benimkini ördü sonra bir tane papatya verdi en sevdiğim çiçekti sanki bunu biliyormuş gibi bana verdi. Çocukların hepsine aşı yaptık tam çıkmaya hazırlanıyorduk ki bir sürü silahlı adam ortaya çıktı ve ateş etmeye başladılar muhtar beyin silahı vardı ama tek onun ateş etmesi çok işimize yaramadı çocukların hepsini okulun içine getirdik hiçbirine zarar gelmemişti Allahtan, ama öğretmenlerden biri vurulmuştu, ağır bir durumu yoktu ama canı yanıyordu her halinden belliydi. Egeyi aramak için telefonu açtım ama telefonun sağ üst köşesinde sinyal yok işaretini görünce hayal kırıklığına uğradım ve bununla birlikte patlama sesi geldi ve evet teröristler bomba atmışlardı sarsıldık, çocuklar çok korkmuştu tabii belli etmemeye çalışsam da ben de. Hepimiz korkuyorduk. Hemen öğretmen hanıma müdahale etmeye başladım dikiş atamazdım çünkü yanımda malzemeler yoktu ama tampon koydum ve gazlı bezle bastırmasını söyledim. Camdan bakan Melek bir anda ‘’Muhtar Beyi de vurdular’’ dedi tedirginlikle. Ben yanıma hemşire Emiri alarak Muhtarın yanına gittik bize de ateş açtılar ‘’Emir sen silah kullanmayı biliyor musun?’’ dedim ‘’hayır hocam’’ dedi kafasını sallayarak ‘’o zaman sen muhtar beyle ilgilen cebinde şarjör falan var mı ? baksana’’
Bir tane şarjör uzattı .Aldım . Silah kullanmak kolay diye düşünüyordum yaklaşık beş el ateş ettim birini bile vuramadım ama muhtar bey sağ olsun 4 tanesini indirmişti. Yanıma bir tane çocuk gelmişti. Berfin’di sarıldı bir an duraksadım sonra Berfin’in verdiği güç ile bir tanesini indirdim ve bir tane daha sonra şarjör bitti değiştirmeye çalıştım ama nasıl olduğunu bilmiyordum, yandan gelen bir tane kurşun kolumu sıyırdı ve bir çocuk çığlığı kulağımda yankılandı bu Berfin’in sesiydi bakmaya zaman bulamadım kurşunun nerden geldiğini aradım ve şarjörü değiştirdim. Teröristi gördüm ve tam kafasına isabet etti büyük ihtimalle aynı anda ateş etmiştik benimde sağ omzuma bir tane mermi isabet etti ‘ah’ diye küçük bir tepki çıktı ağzımdan yanıyordu ama dayanmalıydım çünkü arkamda vurulmuş şekilde küçük bir kız çocuğu yatıyordu. Hemen arkamı döndüm ve Berfin’e müdahale etmeye başladım Emir eliyle küçük kızın nabzını kontrol ederken ona bakıyordum olumsuz bir şekilde başını salladı ama onun bu hareketini umursamadan kalp masajı yapmaya başladım Emir’in eli hala
Küçük kızın boynundaydı 2 dk. boyunca kalp masajına devam ettim ikimizde pozisyonumuzu bozmamıştık ‘’hocam…’’ diye umutsuz bir ses geldi ben duymazdan geldim bir kere daha geldi yine umutsuzdu sonrasında ‘’hocam!’’ diye daha sertlikle söylemişti Emir sesi son kez geldi sırtımı arkamızda biz koruyan duvara yaslayıp ağlamaya başladım ağladım hem de çok, gözümden yaşlar şelale gibi akıyordu ben en son annem vefat ettiğinde böyle ağlamıştı kanlı ellerimle yüzümü sildim ama göz yaşlarım yüzümde kurumuştu kanlarda elimde.
Berfin’e baktım yüzünde tatlı bir tebessüm vardı yine ağlamaya başladım arkadan silah sesleri geliyordu ama atış bize değildi kafamı kaldırıp bakmadım sonra Melek ‘’askerler geldi … Türk askerleri geldi kurtulduk!’’ diye bağırdı umursamadım onlar kurtulmuştu ama kucağımda yatan küçük kız o ne olacaktı Berfin’i kucağıma çektim Ördüğüm saçını bozup ördüm sonra bir daha sonrasında bir kere daha bir kere daha Berfin’in saçını örerken babamın en sevdiği türküyü söyledim. Bütün sesler kesilmişti. Bir tek söylediğim türkü ve kafamda susturmaya kıyamadığım Berfin’in sesi kalmıştı.
Sessizlik bitmişti ama kulağıma gelen hiçbir sesi ayıt edemiyordum, sadece kafamda yankılanan Berfin’in tatlı sesi ve tebessümü vardı benim için ta ki ‘’abla…’’ sesini duyana kadar Ege’ydi sevinmedim çünkü kucağımda Berfin’in cansız bedeni vardı. Her zaman bu sesi duyunca mutlu olur şükrederdim ama bu sefer farklıydı keşke duymasaydım Berfin yerine bana zarar gelseydi. ‘’abla iyi misin?’’ sorunun cevabı meçhuldü iyi miydim cidden; kucağımda Berfin ve omuza saplanmış bir mermi canım gerçekten yanıyordu ‘’abla vurulmuşsun iyi misin cevap ver ya’’ derken kollarımdan küçük kızı almaya çalıştı Ege, kızı daha da sıkı tuttum. Ege yanıma çömeldi .Berfin’e baktı yüznde buruk bir tebessüm oluştu . Berfin’in saçını okşadı nazikçe aynı benim ona küçükken hasta olduğu zaman yaptığım gibi. ‘’abla kalk hadi Küçük Kızın intikamını alacağız ama önce bir şu koluna bakalım’’ dedi kolum sadece sıyrıktı Berfin’in omzunu delip geçen mermi benim kolumu sıyırmıştı, kolum çok yanıyordu ama küçük kızın hissetiği acıyı düşünce kalbim için için yanıyordu önce bence buna baktıralım ablacım.
‘’ Benim kolum önemli değil ablacım ya Berfin onun ki, ona ney yapıcaz. Onun omzunu delen kurşun benimkini sıyırdı geçti ölmedim. Bunun için sızlanamam.’’ diye inişli çıkışlı bir konuşma yaptım ‘’annesine ne babasına ne diycem kızınız elimi tuttu ama beni koruyamıdım mı diyicem ha ‘’ dedim ağlamaklı sesle.
Elimden tuttu kaldırdı çekiştire çekiştire götürdü bir kolunda berfinin cansız bedeni bir elinde de benim bedenimi sürüklüyor. Arabaya getirdi bindim bütün tim oradaydı, hastaneye vardığımızda beni bir odaya götürdüler tek hatırladığım oydu gerisi yoktu.
Gözlerimi araladım zorla çok aydınlıktı yanımda kendi aralarında konuşan Ege’yle Melek vardı kafamı sağa koluma çevirmiştim serum takılıydı. Başım ağrıyordu hafızam silinmiş gibiydi şuandan öncesini hatırlamakta zorluk çekiyordum ne olmuştu bana? Hafiften doğrulmaya çalıştım sağa kolum acıyordu. ‘’Abla iyi misin’’ dedi telaşlı bir ses Ege’nin sesine benziyordu ayırt etmekte zorlanıyordum konuşmaya çalıştım ama çok halsizdim beceremedim. Sadece onaylarcasına kafamı salladım ve bunu desteklemek için ufak bir ses. Melek dışarı çıktı büyük ihtimalle doktor çağırmak içindir. Ege yorgun gözlerle bakıyordu konuşmak istiyordum ama canım yanıyordu. Bir süre Ege’ye baktım ve sonra aklıma olanlar geldi, Berfin geldi canım daha da yandı ve gözümden bir damla yaş geldiğini hissettim, bir tane daha Ege yanıma gelip gözümden akan yaşları sildi ‘’Abla tamam ağlama küçük kızın ailesine haber verdik gelecekler, öğretmen hanımda iyi ‘’
‘’Ama Ege ya Berfin …’’ devamını getiremedi titreyen ve kısık sesim.
İçeriye Melek’le Doktor Akif Bey girdi ‘’Nasılsınız Ece Hanım kendiniz iyi hissediyor musunuz? ‘’ dedi emin değildim ağrı vardı kurşunun çıktığı yerde ama asıl sorunum gerçekten o değildi harbiden nasılım? Akif Bey’in sorduğu sorunun cevabını vermemi bekliyorlardı bende bekliyordum gerçi sonra bir cevap verdim gerçeği söyledim ‘’Emin değilim yaram ağrıyor ama kendimi nasıl hissediyorum bilmiyorum’’ ‘’Tamam Ece Hanım anlıyorum üzücü bir olay geçirdiniz gerçekten bizde duyunca çok üzüldük ama bu saat den sonra elimizden gelebilecek hiçbir şey yok maalesef’’ dedi sonra Egeyi yanına çağırıp odadan dışarı çıktılar bir süre sessizdik ama ilk sessizliği Melek bozdu ‘’Berfin için üzgünüm ama…’’
Derken kızın hızla lafını kestim ‘’ Melek ne olur yapma biraz yalnız bırakır mısın kafamı toparlayayım sessizliğe ihtiyacım var lütfen’’
Dedim onaylarcasına kafasını salladı odadan çıktı sonrasında sessizlik kıza attığı yalana bak kafandaki sesler susmuyor ki nasıl bir sessizlik hayali mi dedi soldaki meleğim Allah razı olsun ya hiç de susmaz ama haklıydı doğru susturamıyordum.
Bölüm etkileşimi
