2. bölüm / 3
Sessiz Yemin‘’Çünkü hatıralar kuşlar gibidir dal isterse konacak... ‘’ OKTAY RIFAT
Bölümler 3Şu an: ‘’Çünkü hatıralar kuşlar gibidir dal isterse konacak... ‘’ OKTAY RIFAT
Günümüz İzmir
6 yıl bir şekilde geçmişdi artık güzel ülkemdeydim doğdğum büyüdüm yerde. Herşey için heycanlıydım havalanından çıkıp ilk adımı atar atmaz talihsizlikler beni buldu adamın biri çarptı kahverengi gözlü kumral biri özür dileyerek gitti çocuğu bir yerden tanıyordum ama nerden? Neyse yarım saat sonra bir taksi geldi bindim ama taksi şöförü bir anda gidecekken aniden frene bastı önümdeki koltuğa sinek yapışıyordum. Adamın biri bindi, evet bu az önce bana çarpan şahıstı.
‘’Az önce bana çarpıp kuru özürle geçiştirdiğiniz yetmiyormuş gibi bir de taksiye biniyorsunuz bu nasıl bir yüzsüzlük?’’ diye biraz çıkıştım ve bana sadece ‘’çok işim var’’ denildi neyseki aynı yöne gidiyorduk paranın hepsini o ödedi özür karşılığı aslında bu iyi birşey di bütün talihsizlikler beni bulmamış ama neyse, daha büyük bir sorunumuz var ; kardeşime nasıl her şeyi açıklıyacağım...
Merdivenin basamaklarını bir bir çıkarken ne diyiceğimi planlıyordum. Ablacım ben geldim evet saçma bir fikir bir daha olmasın Ece acaba beni tanır mı? Sonuçta sekiz yıl oldu unutabilir hak veririm belki bende onu hatırlamıyorumdur. Kapıya geldim kalbim yerinden çıkabilirdi gözlerim doldu ama kapıyı çaldım ve kapıyı uzun boylu kumral bir çocuk açtı ağzımdan çıkan tek bir kelime oldu ‘’Ablacım’’ sarıldım ama çocuk şaşkın bir ifadeyle ‘’abla sen karıştırdın galiba benim bir ablam yok’’ dedi. Sonra aklıma benim kardeşimin kumral değil benim gibi siyah saçlı ve yeşil gözlü olduğu geldi. Galiba yanklarım kızardı utanç içindeydim çoçuğa ‘’özür dilerim gerçekten yanlışlık oldu ben Ece kardeşim Ege’nin ev adresi burasıydı ama karıştırdım galiba, tanırmısın?’’ dedim çocuğa titreyen sesimle. Arkadan siyah saçlı yeşil gözlü bir çocuk kimmiş diye çıktı. Çocuğun bakışları bana döndü yavaş yavaş ve ‘’Abla!’’ dedi şaşkınlıkla. Evet bu kardeşim Ege’ydi. Sarıldık benle küs değildi ama şaşkındı. ‘’ abla senin ne işin var burada senin Fransada olman gerekirdi’’ ‘’ablacım doktor oldum ve artık burada kalacağım’’ Ege beklediğim kadar kırgın değildi bana belki oda pişman olmuştur. Titreyen acıklı bir sesle ‘’kırgın mısın bana? ‘’diye mırıldandım.Kafasını kaldırdı bu soruma kızmış gibiydi
Kaşlarını çattı ama içinde bir yumuşama da vardı bu bakışı çok gördüm babamın bakışının aynısıydı ona çok benziyordu ‘’ ben böle bir soru duymadım abla sana kırgın olmam içinde bir sebep yok’’ dedi biraz içimi rahatlattı ‘’ha bide ayrıca bende asker oldum’’ dedi şimdi de içime su serpti babama benziyosun dedik de bu kadar benzemeseydin keşke.
Sabah olur olmaz ikinci durağıma gittim mezarlığa annemin mezarına gittim en son sekiz yıl önce gittiğim için biraz bulmak da zorlandım ama buldum. Çantadan bir tane şal çıkarttım yanıma almıştım kafamı örttüm ve biraz toprağı eşeleyip su döktüm. ‘’keşke yanımız da olsaydın bir kere daha gelsen görsek biz seni doyaya doya sarılsak ben doktor oldum ve Ege asker oldu ama siz yanımızda değilsiniz’’ derken gözümden bir damla sonra iki, üç derken ağlamaya başladım ama moralimi burada bozarsam şehitliğe gidemezdim.
O yüzden kalktım ve şehitle gittim oraya başım dik girdim çünkü babam bunu istemişti benden. Babamın mezarını buldum ve onada su döktüm sonrasında çantamdan doktor önlüğümü çıkarttım ilk burada giymiştim yani daha önce tören de falan giydim ama resmi olarak ilk burada giydim. Babamın mezar taşına dokundum onun ellerine dokunmak gibiydi sert, çünkü silah tutmaktan sertleşmişti sonrasında mezarın üstün de dalgalanan kırmızı bayrağa bakarak ‘’VATAN SAĞ OLSUN!’’ dedim gururla bir süre öyle mezarla bakıştıkdan sonra gittim .Biraz temiz hava iyi gelir diye Kordon’a gittim bir banka oturdum. Deniz eskisi gibi güzel kokmuyordu ama yinede ben bu manzarayı özlediğim için oturdum. Ege aradı ve akşam dahil olduğu tim ile yemek yiyeceğini ve gelmek isteyip istemediğimi sordu ‘gelirim’ dedim ama gidesim yoktu ısrar etti diye gidiyorum.
Bölüm etkileşimi
