3. bölüm · Sessiz Melodi
Tek Bir Nota
Yeniden...
Şokta kalmıştım. Hande'nin kulağımda çınlayan sesini duyuyor ama işitmiyordum. Gerçekten o olabilir miydi? Niye beni bırakıp gittiği yerde kalmamış ve buraya geri gelmişti? Belki de o değildi ve ben sadece kafamda kuruyordum.
Hande:
Tatlım iyi misin, beni duyuyor musun?
Nefes:
(...)
Hande:
Nefes!! Endişeleniyorum bak konuşur musun artık benimle?
Hande'yi hala duyuyor ama dediklerinde bi anlam bulamıyordum sesi boğuk ve anlaşılamayacak kadar kötüydü.
Karşımda bana doğru gelen bir kalabalık vardı fakat benim gözüm sadece birisinde durdu,
Onda...
?:
İyi misiniz, sizi görünce merak ettim. İsterseniz revire götürebilirim?
Hande o tuhaf bakışlarıyla ismini bilmediğim ama “ona” gereğinden fazla benzeyen kişiyi süzdü ve
“Hayır gerek yok Poyraz ben götüreceğim” dedi.
Bir dakika... Poyraz mı? Şaka mı bu? Kameraları nereye sokmuştuk, götüme mi? ABİ BU NASIL BİR TESADÜF!!
Aahh!! Nefes iyice saçmalamaya başladın Dünyada ki tek Poyraz o değil ya kendine gel!
Nefes:
Hande düşündüğün için çok sağol. Eee sende öyle Poyraz ama şuan tek isteğim sınıfa gitmek.
Ve ardından onların yanından uzaklaştım çünkü bana iyi gelecek tek şey yalnız kalıp biraz üzerine düşünmek olacaktı.
Düşüncelerimle başbaşayken sınıfımın yolunu tuttum ve çok müthiş bir şekilde birisinin sırtına kafa attım.
Nefes:
-Gerçekten çok özür dilerim, bilerek olmadı kusuruma bakmayın.
?:
-Sorun yok, sen iyi misin?
Nefes:
İyiyim iyiyim, neden sordun ki?
?:
-Elinin kanadığının farkında değilsin herhalde
(iç ses): Ahh! doğruya onu görür görmez tüm elimdekileri yerle buluşturmuştum.
Nefes:
-Aaa, o mu unutmuşum ufak bir sakarlık ya çok da önemli değildi.
?:
-Emin misin istersen seni revire götürebilirim. Bu arada adın neydi?
Nefes:
-Ben Nefes, Nefes Soylu seninki?
?:
-Ben de Ayaz Demirkan, tanıştığıma memnun oldum sakar kız.
Nefes:
-Sakar kız ney ya? Eğer ben sakar kızsam sende bu saatten sonra sarı sırığın tekisin.
Ayaz:
-Asıl sarı sırık ne kızım ya? Sen yeni tanıştığın insanlara böyle mi hitap ediyorsun.
Nefes:
-Peki yeni tanıştığımız kişilere sakar diye mi sesleniyoruz bay çok bilmiş? Her neyyse doyum olmaz sohbetin için teşekkürler ben sınıfıma gidiyorum.
Ayaz:
-Şuben ne sakar?(bağırır)
Nefes:
-9/B, sarrrııı senin neydi?
Ayaz:
-Tesadüfe bak güzelim, beni bekle de birlikte gidelim.
Ben önden giderken Ayaz'da arkamdan yetişmişti. Ayaz; sarı dalgalı saçları, masmavi gözleriyle yeterince dikkat çekiyordu, o da yetmezmiş gibi giyimine önem veren ve tüm kızların ilgisini kolayca üzerine çekmesini sağlayacak olan o parfümüyle
tanımlanamaz bir egoya sahipti ve haksızda sayılmazdı ama ben diğer kızlar gibi ondan bu kadar kolay etkilenemezdim en azından lisemin ilk aşkının bu sarı sırığın olmayacağından emindim.
Sanırım böylece sınıf arkadaşlığımızında ilk adımını atmış bulunuyordum. Sınıf kapısından içeri girdiğimiz sırada tüm güzel yerlerin kapıldığını fark etmem uzun sürmedi, halbuki gönlüm cam kenarından yanaydı.
Ayaz:
-Duvar kenarındaki en arka ikili boş, istersen oraya geçelim.
Nefes:
-Olur bana fark etmez. Zaten pekte seçenek hakkımız yok gibi.
Ayaz yüzünde anlam veremediğim ama nedensizce bana samimi gelen içten bir tebessümle yerimize geçti ben de onu takip ettim. Sınıfta herkes sessizdi sonuçta daha ilk günümüzdü ve birbirlerini daha önceden de tanıyanların olmaması herkesi eşit kılardı. Kimsenin kimseden farkı yoktu hatta ben 2-0 önde bile sayılabilirdim. En nihayetinde o kadar sosyal bir kız olmamama rağmen okula adımımı atar atmaz üst dönemlerden bir kız ve aynı sınıfa denk düştüğüm bir erkek arkadaş çoktan edinmiştim bile. Ben düşüncelerimle boğuşurken kapı sesiyle aniden irkildim gelen hocamızdı ve böylece yeni lisemde ilk dersime girmiştim. Adam; esmer, kısa boylu, orta yaşlıca ve bir o kadar da sempatik birisine benziyordu. Edebiyat öğretmenimizmiş adı Erkan'mış pek sorun yaşayacağım bir tipe benzemiyordu. Sağolasın ilk gün diye de ders işlemedi tanışma vaslıyla geçirdi. Ders bitimi başımı sıraya koyduğumda tüm gün boyunca kaldırmayacağımı umuyordumki Ayaz'ın sesi tüm sessizliği bozmaya yetmişti.
Ayaz:
-Hadi ama kızım sakın bana tüm gün boyunca böylece oturacağını söyleme.
Nefes:
-Tabbiki de hayır Ayaz saçmalama istersen.
Ayaz:
-Ohh, bir anlığına ödümü kopardın.
Nefes:
-Her insanın ihtiyaçları vardır sarı, mesela yemek yemek gibi, evet hatta tam şuan kantine ineceğim.
Ayaz:
-Ahh şaka olmalısın öyle değil mi? Kaç yaşındasın kızım sen 60'mı? Yoksa 15'ine yeni girmesine rağmen 40'lanmış gibi davranan bir bunak mı?
Nefes:
-Seni bilmem Ayaz ama benim ruhum öleli çok oldu ve dirilmeye de hiç niyeti yok.
Ayaz:
-Hadi ama Nefes. Burada seni tek başına bırakmam ne yapacaksın böyle kös kös oturacak mısın? Gel bari bir hava alırız, bahçeye çıkalım.
Nefes:
-Sen nesin başımın belası falan mı? Nereden çattında denk geldin bana?
Ayaz:
-Doğru diyorsun nereden çattımda senin gibi bir sakara bulaştım ki ne yapalım ben de belamı arıyormuşum işte gel de cezasını ver bakalım.
Ayaz'a daha fazla laf yetiştirme zahmetine girmeden göz devirerek ayağa kalktım ve birlikte koridora doğru ilerledik.
Bahçeye doğru yürürken Ayaz’la sınıftakilerin dedikodusunu yapıyorduk ki gözüme bir sınıf takıldı.
BEKLLEEE BURASI MÜZİK SINIFI MIYDI?!!
Nefes:
-Ayaz dur, bahçeye çıkmaktansa şu müzik sınıfına mı girsek?
Ayaz:
-Saçmalama güzelim, orası kapatıldı üst sınıflardan duymuştum içeride birkaç hurdadan başka bir şey yoktur ama eğer istersen yeni müzik odasına gidebiliriz?
Nefes:
-Hayır Ayaz, ben buraya girmek istiyorum ve gireceğim de hadi sende gel tek başıma yakalanmak istemem.
Ayaz:
-Anlaşılan seninleyim baş belası.
Eski müzik odasına girer girmez gözüm tam karşımda duran piyanoya takıldı tozlar içerisindeydi ama bi hayli beni kendisine çekmeyi başarıyordu. Evet, benim bu piyanoyu kesinlikle çalmam lazımdı!! Ayaza dönüp “Sana bir iki bir parça çalayım da kulaklarının pası silinsin” diyip göz kırptım. Kendimden son derece emindim bu sarı sırığa rezil olma lüksüm yoktu. Tam piyanonun başına geçmiştim ki bir anda kapı açıldı.
İşte şimdi kelimenin tam anlamıyla sıçmıştık.
