1. bölüm · SESİZ ÇIĞLIKLAR

GİRİŞ

Aleda .

Bazı çocuklar vardır…
Sesleri duyulmaz, ama içlerinden sürekli bağırırlar.
Ama bu bağırış öfke değildir, isyan değildir;
sadece görülme, duyulma isteğidir.

Evlerin içinde bitmeyen bir gürültü vardır:
Televizyon sesleri, kalabalık sofralar,
bitmeyen sohbetler, kahkahalar…
Ama o çocuk, bu kalabalığın içinde bile yalnızdır.
Çünkü en derin yalnızlık, kendi evinde görünmemektir.

Aileler çoğu zaman fark etmez.
“Çocuğumun üstüne titriyorum,” derler.
Ama titremek ile görmek arasında
kocaman bir boşluk vardır.
Bir göz, gerçekten bakmalı.
Bir kulak, gerçekten duymalı.
Bir el, gerçekten dokunmalı.
Ama çoğu zaman hiçbir şey yeterli gelmez.

Çocuk, kafasında sürekli küçük kazalar kurar;
yaralanır, düşer, acır…
Belki de böylece sevgiyi kazanacağını sanır.
Belki de hayal kurarak hayatta kalır.
O hayal dünyasında kendi kurallarını koyar,
kendine sessiz bir güvenlik alanı yaratır.

Ama gerçek dünya farklıdır:
Bir şey söylediğinde duyduğu cevaplar hep aynıdır:
“Abartıyorsun.”
“Susmayı seçtiğine göre sorun yok.”
“Senin için o kadar çalışıyoruz, yine memnun değilsin.”
“Senin yaşındayken…”

Bu sözler susturmaz;
“yetersizsin” der, görünmez kılar.
Ve çocuk, görünmeden büyümeye başlar.

Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçer…
Bir gün konuşmayı bırakır.
Bir gün anlatmayı bırakır.
Bir gün ağlamayı bile bırakır.
Çünkü artık gözyaşlarının bile fark edilmeyeceğini öğrenmiştir.

O sessizliğiyle kendi dünyasına kapanır.
Odası, sessizliğin krallığı olur.
Kendi nefesini, kendi düşüncelerini dinler.
Kimi zaman bir köşede oturur,
dışarıdan gelen kahkahaları dinler ve anlamaya çalışır
ama hiçbir şey ona dokunmaz.

Küçük bir bakış, küçük bir söz, küçük bir dokunuş…
Hiçbiri ona ulaşmaz.
Dünyanın en derin yaraları,
büyük kazalarla değil,
büyük sessizliklerle açılır.

Ve işte o sessiz çığlıklar…
Kıyaslanan, anlaşılmayan, değersizleştirilen çocukların
görünmeyen hikâyesi burada başlar.

Bu kitap, işte o sessiz bağırışları duymayan kulaklar için yazıldı.
Çünkü bazen bir çocuğun içine attığı tek bir cümle,
koca bir ömrün ağırlığı olur.

Ve artık birinin,
o sessizliği duyması gerekir.