1. bölüm · Seninle Bir Ömür

Başladık

Elif Demirel

Namazımı kıldım ve duşa girdim pijamalarımı da giyip uykuya hazırlandım yatağıma yattım. Kafamı yastığa koyar koymaz uyumuşum zaten çok yorulmuştum. Bir Rüya gördüm rüyada;baska bir evdeydim ama göz aşinalığım da vardı bir yerlerden tanıdık geliyordu bu ev yanıma 2 tane küçük çocuk geldi biri kız biri erkek bana anne diyorlardı sonra yüzü çok silik net hatırlayamadığım ama bir o kadar da hatırlamak isteyeceğim bir adam vardı bana hatun diye sesleniyordu.
O kadar rahat uymusum ki neredeyse öğlen olmuştu annem kahvaltıya çağırdı zaten onun sesiyle uyanmıştım. Babamda ekmek almak icin fırına gitmis ben uyanana kadar her şey hazırdı sıcacık ekmekler masanın üstünde duruyordu. Hemen ellerimi ve yüzümü yıkayıp sofraya oturdum haftasonu olduğu için okula gitmiyordum ama bölümümü çok sevdiğim için de bu iki gün bile olsa özlüyordum. O kadar acıkmıştım ki babamın aldığı sıcacık ekmeklere gömüldüm ekmeklerin sıcaklığı ile aklıma rüyam geldi hiç bu kadar içten samimi ve sıcak bir rüya görmediğimi ilk defa gördüğüm için de içimde burukluk özlem bıraktığını düşündüm ya da annelik duygumu ortaya çıkartmıştı. Tam ben bunu düşünürken annem hayalimi böldü bende bir anlığına sıçradım "kızım ne oldu niye böyle dalgınsın okulda mi bir şey oldu bize de söyle" dedi ama hiç bişey olmadı rüyam dışında.
"Yok anne ne olucak o kadar rahat uyumuşum ki uyku sersemi olmuşum herhalde" dedim annem güldü. "Baba sen ise ne zaman gidiceksin " dedim o da "kahvaltim biter bitmez "
"Baba hemen hazırlansam beni de Rumeysalara bırakır mısın?
"Tabi hazırlan çıkalım "
Hemen odama koştum bordo bir kazagim vardı onu giydim üstüne de siyah yumuşak bir şal örttüm birde benim olmazsa olmazım rimel sürmek sadece makyaj malzemesi olarak rimel kullanırım çünkü çok seviyorum hemen siyah geniş bir pantolon giydim ve babamla beraber yola çıktık evlerine gelmiştik. Babamla vedalaşırken "paran var mı ?"
"Evet var Baba sağol "dedim ve babam arabayla yola koyuldu bense hemen arkadaşımın kapısını çaldım. Kapıyı çaldım çaldım açan yoktu en son kafama dank etti ve Rumeysa'nın. 3 gün burda olmayacağını hatırladım çünkü Antalya'da kalan teyzesine gitmişti teyzesinin yeni bebeği olmuştu.
Hatta bana da Elif ben bir kaç gün yokum hemen beni unutma diyerek takılmıştı.
Kapılarının önünden çarşıya doğru yürüdüm iyi olur diye düşündüm sonra bir mağazaya girdim tam istediğim gibi bir kıyafet buldum ama bedeni yoktu ben 1.68 boyunda ve 55 kiloyum fiziğimi begensemde çoğu zaman beden bulamıyordum ya kısa oluyorlardı ya da uzun bu da öyle oldu
Çarşıdan sahile doğru yürüdüm orda ki banklara oturdum ve aklıma yine o sıcacık rüyam geldi düşündüm. Keşke bana rüyada hatun diye seslenen kişinin suratını da görseydim tek görebildiğim şey geniş omuzları buğday teni ve uzun boyuydu. Çarşıda ve sahilde o kadar oyalanmıştım ki saat epey bir geçmiş eve doğru yol aldım.Yıllardır oturduğum mahalleme adım attım eve doğru yavaş adımlarla ilerliyordum ve bir ağacın arkasına doğru kaçan kediyi farkettim o kadar güzel bir yüzü vardi ki tüyleri de bembeyazdı sevmek için yanina doğru gittim. Ağacın arkasına doğru yürüdüm ve orda başka birinin olduğunu farkettim kediyi de kucağına almış boyu uzun bir erkek sureti gördüm. Kediyi kucağında görünce ilk duraksadim sonra arkamı dönüp gittim. Eve vardığımda annem" nerde kaldın kızım bu saate kadar arıyorum açmıyorsun"
"Anne telefonum sessizde kalmış özür dilerim "
Annem"Tamam hadi ellerini yıka da sofraya gel "
Sofraya oturdum en sevdiğim yemekler vardı Kayseri mantısı vardı o dünden kalmaydı ama annem üstüne bir de zeytinyağlı yaprak sarması yapmıştı en sevdiğim iki yemek yanlarına da mercimek çorbası oh mis tıka basa yedim ve odama geçtim. Başörtümü çıkardım abdest almaya gittim. Abdestini aldıktan sonra namazımı kılıp uyudum. Sonra da sabah olmuştu gözlerimi kapattım ve sonra da açtım yeni bir güne geçmiştik bu sefer erken uyandım hemen ellerimi yüzümü yıkadım üstümü giyip başımı da yapıp okula doğru yol almaya başladım. Ben 2 yıllık sağlık bölümü okuyorum okulumun 2. Yılındayım stajlara da başladık. Ama önce okula gidip sınıf arkadaşımla buluşmam lazım. Okula vardığımda Eylül oradaydı çok geçmeden otobüse binip hastaneye doğru gitmeye başladık. Üniformalarımız üstümüze geçirdik terliklerimi giydik. Vakalara hastalarla nasıl ilgileneceğimizi öğrendik. Sabah kahvaltı yapmadığım için çok acıkmıştım ve Eylül'e dedim ki "ben kantine gidiyorum bir şey istiyor musun? "Yok canım sağol sen git gel hemen" kantine gitmek için 3 kat inmem gerekiyordu 2. kata indim. Ve asansör durdu içeriye 3 tane genç oğlan girdi birini gözüm bir yerlerden ısırıyordu ama hatırlayamadım yüzünü bana doğru tam dönünce onun dün ki kediyi tutan oğlan olduğunu anladım. Benim yüzüme bakıyordu gözlerini gözlerime dikmişti yanında ki adamlar niye bu kadar resmi giyinmişti?
Biraz değişik tiplerdi oğlan hala bana bakıyordu. Gözleri çok açık kahveydi o kadar bakıyordu ki göz rengini ezberlemistim sonra kafamı ne dercesine salladım bana sırıttı. Kantin katına gelince ben indim asansörün kapısı kapanana kadar bana baktı. Gülüşü neden bu kadar güzeldi? Of Elif sacmalama dedim içimden ve bugün hastenede ki islerimiz bittikten sonra eve döndüm rutin işlerimi halledip kafamı yastığa koydum hemen uyumuşum geçen gün gördüğüm rüyayı yeniden gördüm ve bu sefer bana hatun diyen adamın suratı çok netti çok belliydi o bugün asansöre binen bana güzel bir şekilde gülen adamdı.