9. bölüm · Senden once

9.Bölüm

ey kar

*Barçın Çelik*
Ozan'ın mahkemesine daha 5 gün vardı.Bu işi artık bitirmemiz gerekiyordu.Her şey gerçekçi olsun diye onu nezarete tıkmıştık.Bu durumdan tek memnun olan kişi Belgin'di,fazlasıyla mutluydu.
Akşam saat 22.38'di pek akşam değildi hatta gece olmuştu.Evden Ozan'ın yanına gitmek için çıkmıştım.
Yaklaşık yarım saat sonra karakola vardım ve Ozan'ın yanına girdim.Yerde oturmuş elindeki anahtarla oynuyordu. "Napıyon lan?" dedim geldiğimi farketmesi için.Kafasını bana çevirdi "Gözaltına aldılar kanka." dedi.
"Tüh,çok kötü olmuş yazık."
"Aynen."
"Aç lan şurayı." dedim.Yerinden bile kıpırdamadan elindeki anahtari ayağıma doğru fırlattı.Bir şey söylemeden aldım anahtarı ve açtım kapıyı.İçeriye girip yanına oturdum.Kafasına vurdum kendine gelmesi için,mal mıydı bu çocuk?
"Ne vuruyosun lan mal?"
"Kendine gel lan."
"Kendimdeyim zaten gerizekalı."
"Tamam kardeşim aynen haklısın." dediğimde bana döndü ve ters ters baktı "Niye geldin?" dedi sadece.İyilik yaramıyordu lan buna da!
"Seni görmeye geldim yaşıyor musun diye.O kadar yol gelmişim bana niye geldin diyorsun!"
"Yaşıyorum."
"Lan azıcık sosyalleş,sıkılmadın mı hiç?"
"Yok ben yeterince sosyalleştim." dedi.
"Derin mi geldi lan?"
"Yok lan gelir mi o,haberi bile yoktur." dediğinde telefonumu çıkarıp Derin'in numarasını tuşlayıp Ozan'a verdim.Bana bakmadan elimden telefonu çekti ve hoparlöre aldı.Bir kaç çalışta açtı;
"Barçın abi?"
"Benim Derin." dedi Ozan.
"Abi? Ne oldu niye aradın?"
"Beni tutuklayacaklar."
"Ne diyorsun abi sen? Kafayı mı yedin?"
"Ciddiyim." dediğinde telefonu elinden alıp konuşmaya başladım;
"Öyle bir şey değil,sakin ol ilk önce," dedim "Abin'i görev için tutukluyormuş gibi yapacağız."
"Haa,tamam kolay gelsin napayım?"
"Kızım sen salak mısın?" dedi Ozan.
"Kes lan sesini." dedim.
"Hadi abi işim var kapatıyorum sonra konuşuruz." dedi ve kapattı.Ozan ofladı ve yüzünü ovuşturdu.Bende çok durmadan ayağa kalktım. "Gidiyorum ben." dedim.
"İyi siktir git." dedi ve kapıyı kapatıp karakoldan çıktım.
Eve geldiğimde saat 23.26 olmuştu.Telefonumu alıp Belgin'e yazdım;
"Belgin,nasılsın?" yedi dakika sonra cevap geldi.
"İyi,sen?"
"İyi bende,napıyorsun."
"Yatıyorum,sen?"
"Bende."
"Ne güzel."
"Müsait misin?"
"Evet."
"Evde kimse var mı?"
"Evet."
"Geleyim mi?"
"Gelme."
"Neden?"
"Almıyorum eve."
"Ciddi olamazsın Belgin."
"Herkes uyuyacakken ararım,gelirsin."
"Kim var ki?"
"Deniz'in kuzeni."
"Haa sabahki kız."
"Evet."
"Sen bana yazarsın o zaman yatacakken:)"
"Yazarım." yazdı ve çevrimdışı oldu.Bende sıkıldığım için televizyonu açtım ve rastgele bir film açıp izlemeye başladım.
Film bittikten 1 saat sonra saat 01.58 olmuştu ve sonunda Belgin'den mesaj geldi;
"Geç oldu uyudun mu bilmiyorum ama herkes dağıldı uyumak için.İstersen gel."
"On dakikaya oradayım." diye yanıtladım ve hemen çıktım evden.
Araba'ya bindim ve Belgin'in evine doğru yola çıktım.Yakın mahallelerde oturduğumuz için yol kısa sürmüştü.Geldiğimde arabayı uzak bir yere çekip yürüdüm biraz.Apartmana girince Belgin'e mesaj attım;
"Apartmandayım kapıyı aç." yazdım ve gördüğünü gördüğümde yukarı çıktım.Kapıya geldiğimde hafif aralıktı ve Belgin ortalıkta yoktu.Kapıyı ittirdim ve içeriye girince sessizce kapattım.Belgin'in odasına ilerledim ve içeriye girdim.Yatakta oturmuş beni bekliyordu.Fazla tatlıydı.Odaya girip arkamdan kapıyı kapattıktan sonra kilitledim ve Belgin'in yanına gidip oturdum.Kafasını kaldırıp bana baktı "Hoşgeldin." dedi.Gülümsedim "Hoşbuldum." diye yanıt verdim.Bir süre birbirimize baktık sadece.Sessizliği bölen Belgin oldu;
"Neden bu saatte geldin? Gelmezsin diye düşünmüştüm."
"Niye herkes bugün bana bu soruyu soruyor?"
"Başka kim sordu?"
"Ozan."
"Ne bileyim ben."
Ayağa kalkıp onu bacaklarından ve boynunun altından tutup kucağıma aldığımda "Ne yapıyorsun lan sen?" dedi. "Bir şey yapmıyorum." dedim ve yatağın duvar tarafına doğru yatırdım onu.Şaşkın şaşkın beni izliyordu.Yorganı alıp üzerine örttüm ve yanına uzandım bende.
"Ee," dedim tavana bakarak "Uykun yok mu?"
"Var."
"Niye çağırdın o zaman beni."
"Çağır dedin!"
"Çağır demesem çağırmayacak mısın yani?"
"Evet çağırmayacağım,boş yapma da uyu." dedi ve sırtını döndü bana.Ciddi olamazsın Belgin! Yorganı kaldırıp içine girdim,ona yaklaştım biraz ve sonra belinden kavrayıp kendime çektiğimde bana doğru dönmüştü. "Ne oluyor lan?" dedi.
"Uyu." dedim.
"Bırakırsan uyuyacağım."
"Bırakmayacağım,uyu." pes edip tekrar sırtını döndü.Belindeki olan elimde yavaş hareketlerde belini okşadım.Bir süre sonra bana döndü ve gözlerime baktı.Bende aynı şekilde.Kafasını kaldırıp göğsüme koydu ve dümdüz bir şekilde yattı.
"Bir rahat duracak mısın artık?" dedim dayanamayarak.
"Beğenmiyorsan siktir git."
"Tamam,demedim say." bir kaç dakika öylece durdu ve tavanı izledi.
"Deniz hafta sonu İstanbul'a gidecek." dedi birden.
"Yani?"
"Yani ne lan?"
"Ozan'a mı söyleyeyim ne istiyorsun kızım?"
"Gerizekalı,siksinler Ozan'ı! Bok bok zamanlarda gelmek yerine o zaman gel diye dedim!"
"Haa,çağırıyorsun yani?"
"Oğlum kıt mısın lan sen?"
"Oğlum mu?"
"Kes sesini uyuyacağım."
"İyi uykular."
"Sanada!" dedi ve en uca kadar gidip sırtını döndü.Sonra zaten uykuya daldı.Ben ise sabaha kadar durup çıktım evden.
*Deniz Arslan*
Sabah uyandığımda saat 9'du.Yataktan kalkıp yüzümü yıkadım ve elime telefonu alıp kızlar uyanana kadar sosyal medyada gezindim biraz.Sonra bilgisayarımı alıp balkona çıktım.Dosyalarıma ve programlarıma bakarken telefonum çaldı.Ozan arıyordu.Bu saatte neden arıyordu? Açtım telefonu ve işlerim olduğu için masaya koyup hoparlöre aldım;
"Avukat,naber?"
"İyidir Ozan,senden?"
"Sesini duydum daha iyi oldum," bir şey söylemedim.
"Bir şey demeyeceksin sanırım,tamam sorun yok," dedi ve güldüğünü hissettim.Devam etti "İşin var mı?"
"Şuan mı?" dedim uzun bir sessizliğin ardından.
"Evet."
"Yok galiba."
"Galiba?"
"Yok yok ne işi canım asla!"
"Tamam,sakin ol," dedi ve tekrar güldü.
"Sakinim zaten söyle ne oldu? Seninle mi uğraşacağım bir de!"
"Seni 1 saat sonra almaya geleceğim." birden syağa kalktığımda yere bir şeyler düştü ama umursamadım.
"Tamam!"
"İyi misin Deniz? Ne oldu orada."
"Bir şey yok heyecanlandım ay ben ne diyorum ya bekle heyecanlanmadım,neden heyecanlanayım ki zaten.Bir şeyler düştü yere sadece!" Gür bir kahkaha attığında kaşlarımı çattım "Sence ben gülüyor muyum?"
"Yok canım estafurullah!" dedi.
"İyi,adam ol."
"Emredersiniz."
"Ya sus artık!"
"Tamam,sustum."
"Hadi kapat." dedim ve kapattım suratına.Bilgisayarı alıp odama götürdüm ve hızlıca üzerimi değiştirmek için dolabı açtım.Benim niye bütün kıyafetlerim niye siyah ve beyazdı!
Çok umursamadan üstüme her zaman olduğu gibi beyaz bit bluz giydim altıma da siyah bir jean.Üzerime deri ceket aldım.Telefonum çaldığında hemen koştum ve açtım nefes nefese kalmıştım;
"Efendim Ozan?"
"Niye nefes nefesesin,ne oldu?"
"Bir şey olmadı,hızlı hareket ettim sadece biraz."
"Ha,tamam ben geldim onu söyleyecektim."
"Hani bir saate geliyordun?"
"Dayanamadım."
"Kapat iniyorum." dedim ve ayakkabılarımı giyip aşağıya indim hızlıca.Kapının önünde bekliyordu,derin bir nefes alıp gittim yanına.Kafasını telefonundan kaldırıp bana baktı,baştan aşağıya süzdü ve en son gözleri gözlerimi bulduğunda gülümsedi.Bende karşılık verdim.Kapıy açıp "Buyrun avukat hanım." dedi.
"Teşekkür ederim." dedim ve bindim arabaya.Önden dolanıp oda sol koltuğa oturdu.
"Nereye?"
"Kahvaltı yapmaya."
"Ne alaka?"
"Bilmem,avukatıma teşekkür etmek için bir kahvaltı ısmarlamak istedim."
"Vay canına.Avukatın ha? İyiymiş."
"Öyle değil mi yoksa? Vaz mı geçtin beni savunmaktan?"
"Vazgeçmiştim normalde ama,sen arayınca bir düşündüm hala da düşünüyorum yani açıkçası."
"Olsun,ben başka bir avukat bulurum.Başka avukat mı kalmadı memlekette."
"Öyle mi Ozan?" dedim ve ters ters baktım.
"Tabii ki de öyle,koskoca memleket buluruz bir tane avukat."
"İyi,bul o zaman çek sağa ineceğim!" diye bağırdım birden.Oda ciddden sağa çekti.Gerçek anlamda sağa çekti arabayı!
"Ciddi olamazsın ya!" dedim.
"Kızım çek sağa dedin çektim ne istiyorsun?" dedi ciddiyetle.Ters ters baktım ve kafamı omzuma doğru yatırarak "İyi siktir git o zaman başka bir avukat bul,görüşmek üzere." dedim ve elimi kapıya koyduğum anda arabanın kapılarını kilitledi.La havle,la havle! Hızlı bir şekilde ona döndüğümde "Lan niye kapatıyorsun?"
Elini çeneme koydu ve "Sence," dedi gözlerime bakarken "Ben başka bir avukat bulabilir miyim?" gözleri dudaklarıma indi sonra tekrar gözlerime tırmandığında kaskatı kesilmiştim.Hareket etmemi zorlaştırıyordu çenemi tutan eli.
"Bulamaz mısın? Az önce esip gürlüyordun.Ne oldu? Yapamam mı sandın,öyle bir yaparım ki aklın hayalin almaz!" dedim ve çenemdeki elini kavrayıp aşağı çektik ve bıraktım o hizaya.Hayranlıkla bana bakıyordu.Elimin tersiyle bir tane çarpsam uçar mıydı acaba?
Arkama yaslandım ve "Hadi," dedim "İlerle." kafasını sallayıp arabayı tekrar çalıştırdı.O esnada telefonum çaldı,arayan Ege'ydi.Açtım ve kulağıma götürdüm telefonu;
"Efendim?"
"Abla,nerdesiniz napıyorsunuz?" göz ucuyla Ozan'a baktım ve "Ben dışarıdayım,Simay,Belgin ile birlikte evde." dedim.
"Sen neredesin abla?" dedi şaşkınlıkla,adliyede olduğumda hep söylerdim.Umursamaz davranmaya çalışarak "Bir arkadaş kahvaltı yapalım dedi bendd kıramadım,biliyorsun insan kırmayı pek sevmem." dediğimde Ozan bıyık altından güldü.Ne gülüyorsun lan? Ege içini daha fazla açmamı isteyerek "Kim o abla?" diye sordu. "Aman sanane,şimdi abilik damarın mı tuttu lan? Bacak kadar boyunla gelmişsik bana abilik taslıyorsun,yarın anlatırım." dedim ve suratıns kapattım "Niye sinirlisin?" dedi Ozan.
"Senin yüzünden!"
"Ben ne yaptım?"
"Ne yapmadın? Başka avukat bulurmuş,laflara bak! Bok bulursun!"
"Sen beni mi kıskandın?"
"Lan sen kimsin ben seni kıskanacağım?"
"Kim miyim? Bu soruyu kendine sor bence ilk önce."
"Ozan,susar mısın artık?"
"Sustum." dedi ve gideceğimiz yere kadar gerçekten sustu.
Geldiğimizde arabadan indim ve etrafta sadexe yeşillik ve bir restorant olduğunu farkettim,ettafı incelerken "Neresi burası?" diye sordum.
"Boşver neresi olduğunu,beğendin mi?"
"Çok." dediğimde yanıma yaklaştı ve "Sevindim." dedi.Eliyle önümü gösterip "Geç hadi." dediğinde kafamu sallayıp ilerledim. "Üst kata çıkacağız." çıktım. "En köşedeki masa." dedi ve gidip oturdum oraya.Oda benim karşıma oturdu.Garson siparişlerimizi aldı ilk önce ve sonra gitti. "Yarın," dedi Ozan konu açmak adına. "Gidiyormuşsun sanırım İstanbul'a."
"Evet,nereden biliyorsun?"
"Sorgulama orasını,boşver,kim var orada? Neden gidiyorsun?" açık uçlu bir cevap verdim bilerek.
"Bir arkadaşım var."
"Az önce telefonda konuştuğun kişi mi?"
"Evet."
"Erkek o zaman?"
"Evet."
"Anladım,banane ki zaten değil mi?"
"Evet,sanane ki?"
Bir süre sonra yemekler geldiğinde başlamıştık ki telefonum çalana kadar.Belgin.Hemen açtım telefonu;
"Belgin?" dedim titreyen sesimle.
"Lan göt,nerdesin sen?"
"İşim vardı," dedim ve gözlerimi Ozan'a çevirdim "O yüzden erken çıkmak zorunda kaldım."
"Cübben neden evde?"
"Adliye'de değilim ki,müvekkil görüşmesi sadece."
"Şu telefonu ver ona." dedi sakince.
"Kime?"
"Biliyorsun,ver şu telefonu delirtme beni!" telefonu kulağımdan çekip uzattım.Bana saf saf bakıyordu.Al dedim ağzımı oynatarak.Aldı "Efendim?" dedi.Biraz dinledi "Yarın gidecekmiş,o yüzden son kez konuşmak için çağırdım.Yani duruşma esnasını." dinledi bir süre daha "Tamam,pes ediyorum haklısın." dinledi "2 Saate geliriz." dinledi tekrar "Tamam ben gelmem." telefonu bana uzattığında kapanmıştı. "Ne oldu?" diye sordum.
"Bir şey yok."
"Söyle lan."
"Ya sakin ol."
"Ben sakinim gerizekalı."
"Niye bana küfür edip duruyorsun,ayıp değil mi?"
"Yok,değil."
"Tamam." Bu çocuk salak olabilir mi?

İşimiz bitince Ozan beni eve bıraktı ve gitti.
Akşam olduğunds çantama bir iki parça koyafet koyup balkona kızların yanına gittim.Kapıya yaslanıp "Nabersiniz?" dedim.Bana döndüler aynı anda.Belgin "İyi,senden naber dicemde sen baya iyisin heralde." dedi ters ters bakarak.
"Ne alaka amına koyayım?"
"Hiç canım,öylesine." dedi.Simay'a döndüm ve "Hazır değil mi çantan?" dedim.
"Hazır,sen ne zaman döneceksin?"
"Aşkım pazartesi boşum pazartesi sabah dönerim heralde."
"Salı?"
"Salı önemli bir duruşma var."
"Tamam o zaman.Bende buraya seninle gelirim sonra geçerim." kafamı salladım ve mutdağa girip "Kahve isteyen?" diye sordum.İkiside tamam dedi ve derin bir sohbete daldılar.Bende o sırada makineye su ve kahveyi koymuştum.Simay sade içtiği için onun kahvesini ayrı yapacaktım.Belgin seslenip "Lan baba türk kahvesi yapma soğuk kahve yap.Bu sıcakta içemem onu." dedi.
"Tamam." dedim ve onun kahvesinş hazırlayıp götürdüğümde Simay'ın kahveside hazırdı.Onunkibide götürdüm ve kendiminkinin malzemelerini koyup beklemeye başladım.Kızlara döndüğümde aklıma bir kaç gün öncesi düştü.Şuan Belgin'in oturduğu yerde Ozan oturuyordu.Ben kahveyi döküyordum.Silmeye çalılıyordu ve başaramadığı için beni kahve içmek için dışarıya çağırıyordu...
Bir dakika sonra makine ötmeye başladığında kahvemi fincana koyup kızların yanına gidip oturdum.Simay bana dönüp "Ee," dedi "Nasıl gidiyor?" dedi.
"Ne nasıl gidiyor?" diye sordum kafamı sallayarak.
"O çocuk,anlamadım sanma." öksürmeye başladım ve Belgin'e baktığımda onunda bana baktığını gördüm.
"Hangi çocuk?" dedim anlamazdan gelerek.
"Salak mısın? Sabahki çocuk."
"Tamam,neyi nasıl gidecek anlamadım?"
"Senin beyninin nöronlarını sikeyim Deniz!" diye yükseldi birden Simay.Belgin ona destek çıkıp "Katılıyorum." dediğinde ona kınayıcı bakışlar gönderdiğimde kafasını salladı ne var dercesine.
"Lan niye?" dedim.
"Tamam kes artık sesini." dedi Belgin.
"Tamam." dedim ve sustum.Bir kaç dakika sonra Belgin'in telefonu çaldı.Açtı ve "Efendim?" dedi.Biraz bekledi "Kapıda mısın?" dedi ayağa kalkarak "Lan niye söylemiyorsun?" dedi ve bir süre dinledi karşı tarafı "Kapat açtım kapıyı çık yukarı." dedi ve telefonu kapattı."Kimmiş lan?" diye seslendim. "Kuzenim gelmiş amına koyayım."
"Ha,gelsin kanka." dedim ve ayağa kalktım.Belgin'in yanına gittim.Asansör açıldı ve içeriye Belgin'in kuzeni;Mert girdi. "Hoşgeldin." dedi Belgin. "Hoşbuldum." dedi ve Belgin'in kafasına vurdu. "Lan napıyorsun?" dedi Belgin.
"Abartma lan." dedi ve sonra bana döndü "Hoşgeldin." dedim bende aynı şekilde. "Hoşbuldum." dedi.Belgin "Niye geldin?" diye sordu.
"Ayıp değil mi lan?"
"Yok,hayır asla!"
"Geçiyordum uğrayayım dedim."
"İyi geç balkona,Deniz'in kuzeni var."
"Tamam." dedi ve ilerledi.Bizde arkasından ilerledik.Simay'a elini uzatıp "Merhaba,Mert ben.Belgin'in kuzeniyim." dediğinde bizde balkona geçip oturmuştuk bile.Simay elini uzatıp "Merhaba,Simay ben.Deniz'in kuzeniyim." dedi.Mert o sırada boş bulduğu bir sandalyeyi çekip oturdu. "Ee,naptınız kızlar?" dedi.
"Bana aynı,Deniz'in psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum sadece.Var mı tandığın psikolok." dedi Belgin.Mert bana döndü "Ne oldu lan?" diye sordu. "Ya bir şey yok.Kendisinin ihtiyacı var asıl!" diye çıkıştım. "Yeter lan artık bir anlaşamadınız sizde ha!" dedi Mert.Simay'ın telefonu çaldı.Açtı ve kulağına koyup "Efendim?" dedi.Karşı tarafı dinledi. "Siktir! Ne?" dinledi bir süre daha. "Kanka anasını sikeyim ben onun! Ben sana döneceğim ses at şimdilik." dedi ve kapattı. "Kim o?" diye sordum.Bana döndü ve "Ebru." dedi. "Ne olmuş yine?" dedim.
"Berkan buna yazmış yine."
"Siksinler onu." dedim.
1 Saat sohbet ettikten sonra "Ben kaçayım artık sabah yola gideceğiz malum." dedim ve Simay'a döndüm "Sende çok geç kalma,7'de yola çıkacağız." diyerek odadan çıktım.Çantamı bir kenara koyup yatağımı açtığımda Ozan'ın kokusunun gittiğini farkettim.Bu hiç iyi olmamıştı.Diye düşünürken Belgin seslendi içeriden "Deniz! Çabuk gel buraya!" dediğinde ayağa kalkıp hemen yanına gittim. "Ne var?" dediğimde elindeki telefonu gösterdi.Benim telefonumdu.Ozan arıyordu. "Kanka öyle bir şey değil vallahi." dedim ve elinden telefonu almaya çalıştığımda kaçırdı elini. "Deniz,saat 1 haberin var mı?" dedi.Diyecek bir şey bulamadım.Mert tekefonu Belgin'in elinden alıp bana verdi ve sonra "Kim bu?" diye sordu.
"Müvekkilim." dedim.
"Niye arıyor bu saatte?"
"Nereden bileyim? Açtırmadınız telefonu."
"Ozan'a aşık." dedi Belgin.Ne? Sinay ve Mert aynı anda bana döndü ve "Ne?" dediler aynı anda. "Çok uykum geldi,ben uyusam iyi olacak." dedim ve içeriye girecekken Simay bileğimden tutup "Otur oturduğun yerde." dedi.Oturdum bende boş bir sandalye çekip. "Ne oldu?" dedim iç çekerek.
"Anlat,nasıl oldu?" dediğinde hissetmiş gibi telefonum çaldığında arayan Onur abiydi.Açtım telefonu ve "Onur abi?" dedim.
"Naber lan?"
"İyi abi oturuyoruz,sen?"
"İyi bende," dediğinde Belgin araya girip elimden telefonu aldı ve kulağına götürüp "Deniz aşık oldu abi." dedi. "Lan sen ne saçmalıyorsun?" dedim Belgin'e.Telefonu bana uzatıp ben bilmem der gibi ellerini kaldırdı.Korkarak kulağıma koydum telefonu tekrar.
"Abi?" dedim.
"Kime aşık oldun lan?"
"Abi,yok öyle bir şey uyduruyor Belgin."
"Kızmayacağım,söyle kim bu çocuk?"
"Tamam,söyleceyeğim ama bulup bir şey yapmak yok."
"Söyle Denizcim,hadi abicim hadi!"
"Müvekkilim." dediğimde herkes bana baktı birden.
"Sen kafayı mı yedin?"
"Sanırım."
"Ne zaman?"
"Gördüğümde."
"Sikeyim! Baban duyarsa?"
"Duysun."
"Kızmayacak mı?"
"Kızmaz."
"İlk defa bu kadar açık sözlüsün." dedi.Bir süre bekledim ve sonra kimsenşn beklemediği o cümleyi kurdum;
"Çünkü gerçekten seviyorum,gerçekten aşığım."
"Kızım sen yürek mi yedin?"
"Hayır abi,neden?"
"Ben senin abinim,bana nasıl bunları böyle güm fiye söylüyorsun,benimkide kalp."
"Abi şuan kapatmam gerekiyor."
"İlk boş anımda geleceğim oraya,bekle sen!" dedi ve kapattı.Belgin "Deniz," dedi sakince.Bu sakinlik hayrı alamet değildi. "Ne dediğini sanıyorsun sen?" dürüst olup "Az önce söylediklerim doğruydu." dedim.
"Ben bir şey demiyorum,pes!" dedi ve gitti içeriye.Simay ve Mert'e baktım tek tek sırayla "Diyeceğiniz bir şey yoksa uyuyacağım." dedim.
İkiside kafasını salladı iki yana ve bende odama gidip açtığım yatağa uzandım ve Ozan'ı aradım.İlk çalışta açtı;
"Beni aradın,açamadım kusura bakma." dedim.
"Sorun yok."
"Neden aramıştın?"
"Sesini duymak için."
"Yatağımda ki kokun gitmiş,gelmek ister misin?"
"Ne?"
"Gelmek ister misin?" diyerek tekrar ettim.
"Beş dakikaya oradayım."
"Kapının önüne gelince yaz."
"Tamam, görüşürüz birazdan." dedi ve kapattı.
Gerçekten tam beş dakika sonra yazdığında kapıyı açıp odama gittim. İki dakika sonra kapı aralandığında Ozan'ın ayaklarını gördüm ilk başta.Sonra vücudunu.İçeriye girip bana bakmadan kapıyı kapattı ve kilitledi.Arkasını döndü ve bana doğrı yürürken hala bana bakmıyordu.Tam yatağın dibine geldiğinde gözlerini gözlerime kilitledi.Gülümsedim ve yana kaydım.Ayakta bekliyordu hala. "Gelsene." dedi fısıldayarak.Sözümü ikiletmeyip geldi yanıma.Bende doğruldum ve oturur pozisyona geldim.Kafasını bana çevirip "Ne oldu?" diye sordu.Kafamla duvar kenarına geçmesi için işaret yaptım.Sözümü ikiletmeden geçti ve sağ kolunu açıp gelmemi bekledi.Bende kafamı göğsüne koyup sağ kolumu karnına doladım.Çenesini kafamın üstüne koydu,ölecektim sanırım.Kafamı kaldırıp ona baktım oda bana baktığında düşünmeye fazla vakit ayırmadan dudaklarını dudaklarıma değdirdim ve hemen geri çekildim.Şaşkın şaşkın bana bakıyordu.Utançla kafamı tekrar göğsüne koydum ve gömüldüm.Sol elini yüzüme gelen saçlarıma götürdü ve çekti. "Neydi bu?" diye sordu.Kafamı yavaş yavaş kaldırıp ona baktım,gözlerine.Bir cevap vermedim.
Yaklaşık yarım saat öyle durduk sadece.İkimizde konuşmadık.En sonunda Ozan doğruldu ve oturur pozisyona geldi,bende aynı şekilde oturur pozisyona geldim ve "Ne oldu?" diye sordum. "Ben," dedi biraz bekledi.Arada gözlerime bakıp gözlerini kaçırıyordu sürekli.En sonunda dayanamayıp çenesinden tuttum ve gözlerime bakmasını sağladım.Elimi geri çektim ve "Sen?" dedim sorarcasına.
"Ben seni seviyorum." dedi birden.Gözlerim açıldı ve şaşkın şaşkın ona baktım.Ne? Gerçek miydi,rüya mı? Cevap vermediğimde "Sanırım," dedi kafasını kaşıyarak "Yanlış bir şey söyledim."
"Hayır!" dedim karşı çıkarak.
"O zaman?"
"Bende," dedim ve onun arkasında duran duvara baktım,sonra gözlerimi gözlerine çevirdim. "Seni seviyorum." Duymak istediği bir şeyi duymuş gibi gülümsedi.Elini kaldırıp kucağımdaki elimi tuttu ve "Sen sabah gidiyorsun,haksızlık değil mi bana?" kısık sesle kıkırdadım ve kafamı yastığa koyduktan sonra "Yapacak bir şey yok." dedim.Oda yanıma geldi ve kafasını yastığa koydu.Elini belime attı ve kendisine çekti beni.Bende elimi onun beline sardım ve "İyi geceler." dedim.Aynı şekilde "İyi geceler." dedi ve o şekilde uyuduk.
Sabah alarm sesiyle uyandığımda Ozan yanımda yoktu.Gece gitmiş olmalıydı.İlk banyoya gidip yüzümğ yıkadım sonra salon'a kızların yanına gittim ve Simay'ı dürtüp "Simay,gideceğiz hadi." diye fısıldadım.Hareket etti ama uyanmadı.Kafasına vurup "Lan seninle mi uğraşacağım,kalk." dedim.
"Tamam hayatım,beş dakika daha."
"Sikerim beş dakikani hadi,seni bırakıp giderim."
"Tamam lan kalktım." diyerek doğruldu.Çünkü yapardım,biliyordu."Yüzünü yıka,ben bir şeyler hazırlayacağım." dedim ve mutfağa ilerledim.Bir şeyler hazırladım ve Simay'ı beklerken çayları doldurdum.Kahvaltı yaptıktan sonra üzerimi değiştirmek için odama gittim ve dolabı açıp üzerime rastgele bir şeyler geçirdim.Yatağımı toplarken komodinin üzerinde bir not kağıdı olduğunu farkettim.Elime alıp baktığımda Ozan'ın yazdığını anlamıştım;
"Günaydın,seni seviyorum." yazıyordu kağıtta.Ağzımın içinde "Bende seni." diye mırıldandım ve kağıdı komodinin üzerine bırakıp çıktım odadan.Saat sabah altıydı.Belgin'e çıkıyoruz diye haber verecektim fakat çok güzel uyuduğu için uyandırmaya kıyamadım.Simay ile birlikte arabaya bindiğimizde bana dönüp "Ne kadar sürer?" diye sordu.
"2 saat falan." diye cevapladım sorusunu.Kafasını salladı ve daha il sınırından çıkmadan uyuya kaldı.Ne bu uyku sevgisi? Telefonumu elime alıp Ege'ye mesaj attım;
"Ablacım biz çıktık şimdi,2 saate ordayız.Ben sana yazınca konum atarsın.Bir de hangi yakadasın?" on dakika sonra yanıt geldi.
"Avrupa'dayım abla kağıthane tarafı."
"Lan bula bula kağıthanede mi ev buldun?"
"Abla en makul burasıydı valla."
"Tamam hadi ben yazarım sana." dedim ve telefonu cebime koydum.
Yaklaşık 1 saat sonra Simay uyanmıştı.Her sabah yolculuğunda ilk saatler uyuyordu sonra eğlenmeye başlıyordu,çözememiştim. "Uyandın mı lan?" dedim bildiğim şeyi kanıtlamak amacıyla.Gözlerini ovuşturarak "Uyandım." dedi.Uyandığınu gördüğümde cebimden telefonumu alıp teyine bağlandım ve telefonu Simay'a verdim. "Al aç bir şeyler." telefonu elimden aldı ve bir şarkı açtı,şarkının melodisi arabayı doldurduğunda telefonu kucağına koymuştu. "Yarım saat kala haber ver bana." dedi ve o sırada şarkının sözleri başladı,kafasını cama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladı.Şarkı,Batuhan Kordel-Sıcak Şarap'tı;
"Ah o güzel gözlerin döndürüyor başımı
Lütfen seni izlerken hor gör bu telaşımı
Tut elimden gidelim,bu şehirde huzur yok
Sıcak şarap içelim,ne de olsa vakit çok..."
Bir süre sessizce yola devam ettik,bir çok şarkı değişmişti.Simay'a dönüp "Yarım saat falan var,girmemize." dedim "Ama eve kadar gitmemiz 40 dakika falan sürebilir." kafasını salladı ve arkadan çantasına uzanıp önündeki aynayı aşağıya indirdi.Makyaj yapacaktı. "Bu saatte mi gerçekten?" diye sordum.Bana ters ters baktı ve "Sende azıcık kız gibi olsan saat dinlemezsin canım." dedi.Sabır gerçekten.
"Pardon hayatım? Duyamadım?"
"Of kes be."
"Sen kes lan." dedim ve sustuk.Şuan çalan şarkıda bittiğinde telefonu elime alıp bir şarkı açtım;
"Hüzünler başıma vurdu yine
Sevginin çıkmaz yollarında senin dolaylarında
Sana dair hasretim yüzyıllardan kalma
Aklımı kaçırıyorum bu cinnet akşamlarında..."
Bana döndü ve "Sarı daha güzel kes artık sesini."
"Ortaokuldaki sevgilin sarışın olduğu için sarı sarı diye gezmeyi bırak artık."
"Niye yüzüme vuruyorsun lan mal?"
"Pezevengin birine takıntılı olduğun için olabilir mi?"
"Olabilir."
İstanbul sınırına girdiğimizde "Ege'yi ara." dedim Simay'a.Oda Ege'nin numarasını tuşladı ve aradı "Hoparlöre alsana." dedim.Bir kaç çalıştan sonra telefonu açtı ve;
"Efendim abla?" dedi.Söze ben girerek.
"Hayatım,konum atsana biz girdik İstanbul'a."
"Tamam abla atıyorum."
"Hadi ablacım kapat." dedim.Oda kapattı,bir dakika sonra konum geldiğinde Simay'a "Açsana konumu." dedim.Açtı ve bana uzattı,38 dakika gösteriyordu.
"Ben aç diyince bana açıp versene." dedim ve yola devam ettik.Otobandan çıktığımızda Simay'dan telefonu istedim.Telefonu bana uzattı ve bende hız göstergesinin önüne koydum telefonu.Ağzımın içinde "Ev bulacağın semti sikeyim Ege." diye mırıldandım.
"Niye ki?" dedi Simay.
"Kötü çünkü." dedim.
Yaklaştığımızda Ege'yi aradım;
"Lan geldik sayılır biz iki dakikaya oradayız,in aşağıya."
"İniyorum abla." dedi ve kapattı telefonu.Simay'a dönüp "Ege'yi görürsen söyle." dedim.Kafasını salladı ve bir kaç dakika sonra karşıda bekleyen Ege'yi görünce arabayı boş bulduğum bir yere parkettim.Arabadan ilk inen Simay oldu.Bende kontağı kapatıp indim arabadan.Simay hemen koşmuş Ege'ye sarılmıştı.Yanlarına gittiğimde Simay ayrılmıştı,bende onu çekip sarıldığımda boyunun çok uzadığını farkettim.Ne lan bu? Geri çekilip "Hoşgeldiniz." dedi.
"Ne bu boy lan göt?" dedim cevap vermeden.
"Ne var abla boyumda?"
"Boyun kaç?"
"186."
"Ha?"
"Hadi gidelim." dedi ve ilerledi sağa doğru döndü.Biraz ilerledikten sonra telefonum çaldı,cebimden çıkarıp ekrana baktığımda Ozan'ın aradığını gördüm.Telefonu açıp;
"Efendim?" dedim.
"Naptın?"
"Geldik işte az önce eve çıkacağız şimdi."
"Gerçekten arkadaşın mı?"
"Of sende,kuzenim canım." Ege dönüp bana baktı,kafamı ne bakıyorsun der gibi salladığımda önüne döndü.
"Bende öylesine sormuştum zaten ya." dediğinde olduğum yerde Simay ve Ege'nin biraz ilerlemelerinş bekledim,uzaklaştıklarında "Beni mi kıskandın?" diye sordum pat diye.Bir süre sustu sonra beklemediğim bir cevap vererek "Evet,kıskandım." dedi.
"Neden?" dedim,duymak istediğim cevap bu değildi.
"Öyle gerekiyordu,öyle oldu."
"Emin misin canım?"
"Değilim canım."
"O zaman?"
"Tamam,neyi bekliyorum," dedi kendi kendine konuşur gibi. "Seni seviyorum,sana aşığım Deniz Arslan." dediğinde kalbime inme inmiş gibi hissettim.Ölecektim galiba.
"Bende seni seviyorum,sana aşığım Ozan Demir." diyerek cevap verdim.Ege ve Simay bana döndü aynı anda,duymuşlar mıydı gerçekten? Ozan cevap vererek;
"Sevgilim olur musun Deniz Arslan." dedi.Ne? Deliriyor muydum? Umarım rüya değildir.Bir süre bir cevap vermedim,sonra birden sakince "Olurum,Ozan Demir."
dedim. "Ben kapatayım,siz keyfinize bakın o zaman." dedi.
"Tamam,görüşürüz salı günü."
"Pazartesi." diyerek düzeltti.
"Kesinlikle." dedim ve telefonu kapattım.Simay ve Ege'ye döndüm,durmuş beni izliyorlardı."Ee," dedim "Ne oldu? Hadi gidelim." Ege başını iki yana salladı ve "Kimdi o?" dedi.
"Sanane canım hadi ya."
"Banane mi?"
"Yani hayır öyle değil,ben size anlayacağım yanlış anladınız."
"Abla neyini yanlış anlayabiliriz? Lavuğa sana aşığım dedin." Haklıydı sanırım.
"Gidelim." dedim.Başını salladı ve eve zaten geldiğinizi farkettim.Önündeki apartmana girdi,asansör çağırdı.
Eve çıktığımızda "Şuraya geçin." dedi parmağıyla salonu göstererek.Bizde geçtik ve oturduk rastgele yerlere.Ege gelmeden önce Simay "O dağ ayısı mıydı?"
diye sordu."Dağ ayısı kim lan?" dedim.
"Müvekkilim ayaklarına yattığın."
"Müveklilim zaten."
"Siksinler müvekkilini,ben o çocuğu sevmedim haberin olsun."
"Lan sen herkese aynı şeyi söylüyorsun!"
"Ablayım ben."
"1 yaşla?"
"Evet,çok konuşma." dediği sırada Ege içeriye girmişti.Boş bulduğu bir koltuğa oturdu ve bana baktı "Anlat abla." dedi.
"Lan ne anlatacağım be,sevgilim işte.Oldu mu? Taktınız ha,sanki ilk defa sevgilim oluyor amına koyayım."
"İlk defa birisine sana aşığım diyorsun abla."
"Olabilir,ne yapayım yani?"
"Abla,kim bu neyin nesi?"
"Asker,aynı zamanda müvekkilim."
"Asker mi? Müvekkilin mi?"
"Evet."
"İkisi bir arada nasıl oluyor? Ne suç işlemiş olabilir?"
"Ben sana sonra anlatırım,uzun hikaye," dedim
"Senden ne var ne yok?"
"Aynı abla,ne olsun.Ben senin gibi aksiyonlu bir hayat yaşamıyorum."
"Ne aksiyonu lan göt!"
"Üstüne gitme lan kızın,sikerim senin belanı." dedi Simay.İki ihtimal vardı,ya bir bok yemişti ve kızmamam için yapıyordu ya da Ege'yi sinir etmek için yapıyordu.Ona baktığımda sessizce "Gözlerim yaşardı." dedim. "Sınırlarını zorlama." dedi.Şaşırmamıştım.
Bir süre sohbet ettikten sonra Ege "Ne zaman döneceksiniz?" diye sordu.
"Pazartesi." diye yanıtladım onu.Simay'a döndü "Sende mi?" dedi. "Öyle yaparım heralde ya." dedi Simay.
"Gitmek istediğiniz bir yer var mı?" dedi Ege.
"Canım aslında pazar günü maç var,götürmek istersen diye söyledim yani sadece öneri.Gidebiliriz."
"Tamam,pasolig'in var mı?" dedi.Oha ne?
"Lan sen ciddi misin?"
"Evet." dediğinde ayağa kalkıp boynuna atladığımda dengesini kaybetti ama düşmedi."Abla dur ya!" diye sitem etti. "Aslanım benim be!" dedim sırtına vurarak."Cevap ver hadi var mı?" dedi.
"Var canım." dediğimde Simay'a döndü ve "Senin yok zaten ben sana çıkartayım,sonra biletleri hallederim." dedi ve odasından bilgisayarını getirdi ve o Simay'a dönüp "Abla vesikalığın falan var mı galeride?" diye sordu. "Var,bekle atıyorum." dedi ve telefonu eline alıp attı.Simay Ege'ye laf atmıştı fakat ben dahil olmamıştım çünkü Ozan'a mesaj atmak ile meşguldüm o an.
"Hayatım,pazartesi sana bir şey getireceğim,süpriz."
diye yazdım ve telefonu bir kenara koydum.
Ege bana dönüp "Abla gelsene." dedi. Yanına gittim "Nereden alayım biletleri?" diye sordu. "Kale arkası al bence." kafasını salladı ve bir yerleri işaretleyip "Nasıl?" diye sordu. "İyi ablam." dedim ve yanından ayrılıp koltuğa oturdum.O an Ozan'a söylediğim şeyi gerçekleştirmek için Simay'a "Biz bir avm'ye gidelim mi?" diye sordum. "Olur." dedi.Telefonuma mesaj geldiğinde uzanıp aldım telefonu elime.Ozan yazmıştı.
"Diyorsun? Nasıl bir şey mesela?"
"Ona bakacağız,süpriz canım."
"Merak ettim ama şimdi."
"Görürsün:)"
"Tamam canım,seni de hemen görsem çok iyi olur aslında."
"Gitmem gerekiyor şimdi."
"Tamam,seviyorum seni."
"Bende seni." diye yazdım ve telefonu kapattıktab sonra Simay'a "Kalk lan." dedim. "Noluyor?" dedi.
"Gidiyoruz."
"Nereye lan? Yeni geldik."
"Ege sen geliyor musun avm'ye?"
"Yok abla gidin siz,metroyla gidin ama trafik dolu olur şuan."
"Tamam ablam."
"Biliyorsun değil mi metrodan nereye geçeceğini?"
"Biliyorum lan!" Simay'a döndüm "Lan kalk,işimiz var!"
"Kalktım be!" dedi ve indik aşağıya.Arabayla durağa kadar gittikten sonra arabayı orada bırakıp metroya geçtik.
Metrodan indiğimizde karşımızda direk avm duruyordu zaten.Simay "Ne yapacağız lan avm'de?" dedi.
"Sana ve bir arkadaşa bir süpriz yapacağım."
"Ne süprizi?"
"Sus da yürü." Direk kartal yuvasına gittiğimizde "Ne?" dedi Simay.Cevap vermeden yeni sezon formalarının olduğu yere gidip ilk kadın bölümünden Simay'a alıp eline tutuşturdum.Sonra erkek bölümüne gidip bir forma aldım.Sonra aynı renginden kendimede aldım.Simay'ın elindekini alıp kasaya gittim ve ödeyip çıktık. "Neydi bu?" diye sordu şaşkın şaşkın. "Aa bir dakika bekle burda." dedim ve içeriye tekrar girip kasadaki abiye "Abi,yazı için nereye gidebiliriz bilgin var mı?" diye sordum.
"Hemen iki yan mağazada yapıyorlar."
"Çok teşekkür ederim." dedim ve Simay'ın koluna girip o mağazaya gittik. "Lan bir şey sordum sana!" dedi Simay. "Kızım neye benziyor forma işte!" diye yükseldim.
"Diğeri kimeydi?" dediğinde ters ters baktım ve mağazaya girdiğimizde "Abi,merhaba formalara yazı yazdıracaktım.Siz yapıyormuşsunuz sanırım."
"Evet kızım kaç tane olacaktı?"
"Üç abi."
"İki saate hallederim,hangisine ne yazılacak onu söylersen yeter." Kafamı sallayıp poşetlerden formaları çıkartıp ilk Simay'a dönüp "Numara?" diye sordum. "16" dedi.Simay'ın formasını abiye verdim ve bir kağıt alıp üzerine 'Simay-16' yazıp formanın üzerine koydum.Ardından Ozan'ın formasını çıkardım, üzerine 'Ozan-19' yazdım ve koydum.Son olarak kendi formamı çıkarıp bir kağıda 'Deniz-03' yazdım ve üzerine koydum. "Böyle olacak abi." dedim. "Tamam kızım numaranı bırak istersen ben seni bitince ararım."
Numaramı bıraktıktan sonra çıktık ve "Gitmek istediğin bir yer var mı?" diye sordum. "Kahve ısmarlayayım mı sana?" dedi.
"Olur canım." dedim ve kahve sipariş edip oturduk bir kafede.Bir süre sonra telefonum çaldığında arayan Belgin'di.Onu aramayı unutmuştum.
"Efendim hayatım?"
"Gittiniz mi lan?"
"Geldik ya 1 saat falan oldu."
"İyi,bu komodinin üzerineki şey ne?"
"Ne var ki?"
"Not."
"Ne notu lan?"
"Günaydın,seni seviyorum yazıyor."
"Aa ben onu sana yazmıştım koymayı unutmuşum yanına bak,tüh!"
"Siktir lan ordan."
"Ne var be?"
"Ozan mı geldi bu eve?"
"Of evet."
"Neden geldi?"
"Bilmiyorum,gelmiş işte git mi deseydim?"
"Evet."
"Tamam bir daha ki sefer derim artık."
"İyi kapat hadi." dedi ve suratıma kapattı.Tam Simay'a döncektim ki arkamdan "Deniz?" diye bir ses yükseldi.O tarafa döndüğümde şaşkınlıktan bayılacaktım.Karşımda çocukluk arkadaşım Ece duruyordu. "Ece!" dedim ve ayağa kalkıp hemen ona sarıldım.Oda aynı şekilde bana karşılık verdi.En son ne zaman görmüştüm hatırlamıyordum bile,bu çok şaşırtıcı olmuştu.Geri çekildiğinde "Tekrar mı taşındın buraya?" diye sordu. "Yok be,kuzenim vardı onun yanına geldik." dedim.
"Ha anladım,nasılsın?"
"İyi ya,sen?"
"İyi bende,annenler falan napıyor?"
"İyi onlarda aynı,seninkiler?"
"Benimkilerde aynı."
"Dur ya numaranı versene bana." dedim.En son ben 6 o 7 yaşındayken falan görüşmüştük.Telefonunu çıkarıp bana uzattı,numaramı yazdım ve kendimi aradım.Çaldığında kapattım ve uzattım ona. "Bir ara görüşelim tekrar." dedim. "Olur,sen nerede oturuyorsun bu arada?"
"Bursa."
"Aa annemler oraya taşındılar!"
"Ne zaman?"
"Geçen sene."
"Bana annenin numarasını atsana bi ara,ziyarete gideyim bari."
"Tamam canım atarım akşam,benim şimdi gitmme gerekiyor görüşelim sonra tekrar."
"Tamam canım görüşürüz." dedim ona sarıldım ve sonra gitti.
Yaklaşık bir buçuk saat sonra telefonum çaldı,bilinmeyen numaraydı;
"Alo?"
"Kızım formaları hallettim,gel al."
"Tamam abi geliyoruz." Kafamla hadi işareti yaptım Simay'a,kalktık ve formaları almaya gittik.Geldiğimizde ilk Simay'ın formasını alıp ona verdim "Nasıl?" diye sordum. "Çok güzel." dedi.Sonra Ozan'ın ve kendi formamı alıp poşete koydum üçünüde.Parayı ödedikten sonra "Teşekkür ederim abi." dedim ve çıktık.Simay bana dönüp "Ege nasıl gelecek lan?" diye sordu.Fenerbahçeliydi. "Geliversin bir zahmet,bi işe yarasın." Derin bir iç çektim ve devam ettim. "Babam çok uğraşmıştı hatırlıyor musun? Beşiktaş'lı olsun diye." Güldü ve "Evet ya çok güzeldi o zamanlar."
Eve gittiğimizde Ege "Naptınız?" diye sordu.
"Simay'a bir süpriz yaptım sadece." dedim.
"Sanki sadece bana yaptın." dedi Simay.
"Ama sanada yaptım değil mi canım?"
"Noluyor be?" diye sordu Ege.
"Deniz bana kendine ve sevgilisine forma aldı." dedi Simay.
"Olabilir abla." dedi Ege.
"Dimi ablacım haklısın." dedim Ege'ye katılarak.Telefonumun çaldığını hissettiğimde tam açacaktım ki Simay "Sanarsın şirket yönetiyo,telefona bak susmuyor!" dedi.
"Sevenim çok demekki canım." dedim ve telefonu açıp kulağıma koydum.Babam arıyordu.
"Efendim baba?"
"Nasılsın kızım?"
"İyi baba İstanbul'dayım,sen?"
"Napıyorsun İstanbul'da?"
"Ege'nin yanındayım."
"Ha,versene telefonu bir konuşayım."
"Tamam baba." dedim.Hoparlöre aldım ve Ege'ye uzattım telefonu.Elimden telefonu alıp. "Amca,nasılsın?" dedi.
"İyiyim oğlum,sen nasılsın?"
"İyiyim bende amca sağol."
"Deniz bir haltlar mı yiyor?" Ne alaka? Ege göz ucuyla bana baktı,kafamı iki yana salladım ama beni umursamadı bile.Dövsem dövemezdimde!
"Hayır amca,yemiyor bir halt.Ben varken yiyemez zaten."
"Emin misin?"
"Sen ne gibi bir halttan bahsediyorsun?" Siktir!
"Orasını sen söyleceksin." Ege tekrar bana baktı ve bana bakarken "Yok amca,merak etme yemiyor bir halt,dedim ya ben varken yiyemez hiç bir halt diye."
"İyi bari hadi kapat görüşürüz."
"Görüşürüz amca." dedi ve telefonu kapatıp bana uzatacaktı ki elini geri çekti ve ekrana baktı bir süre.Sonra bir şey söylemeden bana verdi.Telefonun ekranını kapatıp yanıma koydum.Ege bunu farketmiş olacak ki. "Telefona bak bir istersen." dedi.
"Ne?"
"Abla neyini anlamadın?"
"Bakayım." dedim ve telefonu elime aldım.Ozan mesaj atmıştı.Mesaja tıkladım.
"Bugün çok zor geçecek." yazıyordu.
"Haklısın."
"Napıyorsun,nasıl gidiyor?"
"Güzel gidiyor,yarın ki maça gitmek için ikna ettim.Pek de ikna etmiş sayılmam söylediğimde kabul etti zaten.Senin nasıl gidiyor?"
"Senin ki güzelse benim de öyle,karakoldayım."
"Doğru ya,unutmuştum ben onu." yazdım ve ekledim "Burada hiç kokun yok, ve bu çok kötü bir şey."
"Seninde burada hiç kokun yok, ve bu çok kötü bir şey." yazdı beni taklit ederek.
"Taklit etme beni!"
"Tamam,etmeyeceğim taklit.Seni çok özledim görüntülü arasam müsait misin?"
"Beş dakikaya müsait olacağım." dedim ve "Ben geliyorum birazdan." diyerek Ege'nin odasına doğru gittim.Kapıyı arkamdan kapattıktan sonra Ozan'ı aradım.İlk çalışta açtı.Saçları dağılmıştı,üzerinde siyah bir tişört vardı ve içeriye dolan güneş ile ela gözleri parlıyordu.Beni görünce gülümsedi ve "Naber?" dedi.
"Bu faslı az önce atlattığımızı hatırlıyorum." dedim.
"Haklısın." dedi ve başka bir şey demeden bana baktı "Çok," dedi en sonunda "Güzel görünüyorsun." Utançla gözlerine baktım ve "Teşekkür ederim." dedim. "Bugün şaka gibi değil mi sence de?" diye sordu birden.
"Hangi yönüyle?" dedim.Gerçekten mi der gibi baktı ve sonra yanıtladı. "Gece," diyerek başladı söze "Rüya gibiydi ilk olarak.Ardından sabah olan telefon konuşmamız," yutkundu "Sana sevgilim olur musun diye sormam ve senin de üstüne olurum demen.Bana süpriz yapacağını söylemen.Kısacası bugünün seninle konultuğum her dakikası." dedi.
"Sen," dedim "Benim sevgilimsin değil mi şimdi?"
"Evet hayatım,öyle.Seni çok seviyorum ve sen çok özledim." dedi ve içeriye birden Ege girdi. "Lan insan kapıyı tıklar!" diye bağırdım. "Bir sus abla." dedi ve yatağının kenarında duran çantasını aldıktan sonra kapıya yöneldi,çıkmadan önce bana döndü ve "Aç mısın?" diye sordu. "Değilim." dediğimde çıktı ve kapıyı kapattı arkasından.Telefonumu kaldırıp Ozan'a baktım ve "Ne diyorduk en son?" diye sordum. "Seni özledim ve seni seviyorum demiştim." gülümsedim ve "Bende seni." dedim.
"Ee,susacak mıyız? Ne yaptın anlat hadi." dedi.
"Bir şey yapmadım zaten geleli kaç saat oldu sanki."
"Yarın yaparsın bir şeyler,bugün dinlen bari,yol yormuştur."
"Beni yol yormuyor."
"Binde bir görülüyor bu,ve ben binde birin en mükemmeline rastladığım için çok mutluyum." Güldüm ama bir şey söyleyemedim.Dilim tutuldu resmen.
"Bir rahat olsana sen." dedi iç sesimi duymuş gibi.
"Ben rahatım zaten."
"Değilsin hayatım."
"Hayatım deyip durma."
"Neden?"
"Utanıyorum."
"Ne?" dedi ve kahkaha attı.
"Gülmesene!"
"Neden utanıyorsun?"
"Bilmiyorum Ozan!"
"Neyini bilmiyorsun hayatım?"
"Lan sikerim belanı! İnadıma gitme!"
"Tamam,sakin ol."
"Pardon,bir an öyle oldu."
"Neden hayatım dememi istemiyorsun?"
"Dedim ya utanıyorum diye?"
"Canımın içi,utanacak bir şey yok ortada." La havle!
"Tamam,istediğini söyle."
"Sende benden bir daha utandığını söyleme o zaman."
"Tamam canım." içeriden Ege seslendi "Abla gel artık! Ne yapıyorsun orada?" bu çocuk niye beni salmıyordu."Geliyorum lan kes!" diye seslendim ve Ozan'a döndüm "Ben seni arayacağım sonra." dedim ve kapatıp salona gittim.Simay bana dönüp "Ne yapıyordun lan bir saattir?" dediğinde Ege dönüp bana baktı ve kafasını iki yana sallayarak önüne döndü tekrar. "Bir şey yapmıyordum." dedim ve geçip oturdum.

*Barçın Çelik*
Saat 1'e gediğinde uyanmıştım.Telefonumu elime alıp gelen mesajları kontrol ederken Belgin'den mesaj geldiğini gördüm.Mesaja tıkladığımda;
"Sakın Deniz gitti diye çat kapı gelme,kuzenim geldi,şaka değil gerçek anlamda siker belanı."
"Hay sikeyim." diye mırıldandım ağzımın içinde.
"Tamam,ama gelebileceğim değil mi?" diye mesaj yazdıktan sonra mesaj kutusundan çıkıp diğer mesajları kontrol ederken Ozan'ın mesaj attığını gördüm 1 saat önce.Tıkladım ve yazan şey ile birlikte ağzım açık kaldı;
"Biz Deniz ile sevgiliyiz." yazıyordu.
"Siktir! Nasıl kabul etti lan kız? Sende ne beğenmiş olabilir amına koyayım." diyerek cevap verdim ve başka bir mesaj olmadığına kanaat getirerek telefonu kapatıp kalktım.Yüzümü yıkayıp salona gittim ve televizyonu açıp oturdum,sonra Belgin'den mesaj geldiğini farkettim.
"Bilmem,insafıma kalmış bir şey."
"Tamam,gelmem bende.Bir saate sizin köşedeki kafeye gel."
"Tamam." dediğinde televizyonu kapatıp üzerime adam gibi bir şeyler giydim ve çıktım.
Yarım saat sonra gittim ve benden bir süre sonrada Belgin gelmişti.Sandalyeyi çekip oturdu ve "Neden çağırdın?" dedi. "Sakin ol,oturalım diye çağırdım."
"İyi,oturalım."
"Nasılsın?" diye sordum.
"İyiyim,sen?"
"İyiyim bende."
"Bir şey söyleyeceğim sana." dedim.Cebimden telefonu çıkarıp Ozan'ın attığı mesaja girip telefonu ona verdim.Elimden aldı telefonu.Baktı,baktı,baktı...
Beş dakika boyunca mesaja baktı.En sonunda telefonu masaya bıraktı sessizce. "Bir şey demeyecek misin?" diye sordum. "Ne diyeyim?" dedi sakince.
"Bilmem."
"Bir şey mi demem gerekiyordu Barçın?"
"Hayır."
"O zaman?"
"Ama yani ne bileyim,sinirlenmedin mi?"
"Ozan Deniz'i üzerse sinirlenirim.Hatta bekle." dedi ve cebinden telefonunu çıkardı ve bir numarayı tuşladı masaya koydu telefonu.Ozan.Hoparlöre aldı.Ozan telefonu açtı;
"Efendim?"
"Naber Ozan?"
"İyi Belgin,sen?"
"Çok iyiyim bende."
"Hayırdır,ne oldu?"
"Bir şey olmadı,hayırlı olsun demek için aramıştım."
"Hay Barçın beynini sikeyim senin!"
"Efendim Ozan?"
"Bir şey yok Belgin,neye hayırlı olsun dedin?"
"Deniz için."
"Kızmayacak mısın yani?"
"Hayır."
"Ne?"
"Bir kaç şey söyleyeceğim ve kapatacağım sonra siktir olup gideceksin."
"Söyle Belgin."
"Bir,Deniz'i bir kere bile üzülürken görmeyeceğim."
"Asla."
"İki,Deniz'in kılına zarar geldiğini görmeyeceğim,ki zaten bunu yapmayacağın için geçiyorum."
"Ölsem yapmam."
"Üç,ne olursa olsun yanında olacağına söz vereceksin,bırakmayacaksın."
"Söz."
"Dört ve son,Deniz alıngan bir kız her hareketine dikkat edeceksin."
"Tamam."
"Gerçekten seviyor musun onu?"
"Evet,çok seviyorum."
"Tamam siktir git şimdi." dedi ve telefonu kapattı.Ben ise şaşkın şaşkın Belgin'i izliyordum.Bana bakıp bir iç çekti. "Ne bakıyorsun lan?" dedi.
"Çok güzelsin." dedim.Bana baktı bir süre,sonra "Sağol,sende." dedi.
"Bende mi güzelim?"
"Gerizekalı,yakışıklısın demeye çalıştım."
"İnsanlar sevgilisine adam akıllı iltifat ediyor,sen baba gerizekalı diyorsun."
"Benim sevgi dilim bu."
"Beni seviyorsun yani?"
"Salak mısın oğlum sen?"
"Sana salağım gerçekten."

*Deniz Arslan*
Akşam olduğunda dışarıya çıkmak için havanın güzel olduğunu düşündük ve dışarıya çıkmıştık.Şuan taksimdeydik.Ege burada güzel bir kafe olduğunu söyleyip bizi getirmişti buraya.Bazen haklı çıkıyordu,kafe gerçekten güzeldi.Atmosferi de öyle.
"Okul nasıl gidiyor?" diye sordum Ege'ye.
"İyi abla,aynı." ruhsuz ruhsuz cevap verip benim niye sinirlerimi zıplatıyordu. "Lan biraz neşeli olur musun? Sen çağırdın bizi buraya farkındaysan." dedim içimde tutamayarak.
"Haklısın abla,moralim yok biraz pardon." dedi.
"Niye yok moralin?" diye sordu Simay.
"Boşver abla önemli bir şey değil."
"Lan söyle." dedim.
"Kız arkadaşımdan ayrıldım."
"Niye lan? İyi gidiyordu en son?" dedi Simay.
"Aldatıyormuş."
"Ne?" dedim.
"Orospu." dedi Simay.
"Tamam konuyu kapatalım lütfen." dedi Ege. Bu çocuk ne ara büyümüştü lan? Küçücüktü daha dün ya. Zaman gerçekten çok hızlı geçiyordu.Konuyu dağıtmak için Simay bir şeyler söyledi.Bende bugün Belgin'i hiç aramadığımı farkettiğimde telefonumu çıkarıp onu aradım.Onsuz günüm geçemiyordu.Bir kaç çalıştan sonra telefonu açtı;
"Efendim Deniz?"
"Nasılsın?"
"İyi oturuyorum aynı,sen?"
"Bende aynı," dedim ve ayağa kalkıp kapının önüne çıktım "Bir şey söylemem lazım sana."
"Ne söylemen lazım?"
"Biz Ozan'la sevgiliyiz." dedim tek nefeste.
"Hayırlı olsun."
"Ne?"
"Ne ne kızım salak mısın?"
"Bir şey demeyecek misin?"
"Ne dememi istersin? Ozan'ı mı öldüreyim?"
"Hayır,sadece şaşırdım."
"Tamam be,biliyordum sevgili olduğunuzu."
"Nereden biliyorsun?"
"Ozan Barçın'a söylemiş oda bana söyledi," dedi ve biraz bekledikten sonra "Benimde sana söylemem gereken bir şey var." dedi.
"Söyle."
"Biz Barçın'la sevgiliyiz."
"Siktir!"
"Sen bilmiyordun ha! İyi lan,boşa gitmedi."
"Saçmalamayı kes,eve gidince seni arayacağım unutmazsam.Nasıl olduğunu anlatacaksın."
"Sende anlatacaksın ama."
"Tamam aşkım,hadi kapatmam lazım şimdi."
"Tamam,görüşürüz."
"Hadi görüşürüz." dedim ve telefonu kapatıp içeriye girip yanlarına gittim.Ege bana dönüp "Kimle konuştun?" dedi.Oturduğum yere yerleşirken "Belgin." dedim.Simay "Çok sıkıldım ya,kalksak mı?" dedi.Ona katıldığımı belli etmek isteyerek kafamı salladım.Ege "İyi madem kalkalım." dedi ve garsondan hesabı istedi.Hesap geldiğinde ikisinden de önce davranarak kartımı çıkartıp hesabı ödedim. "Hadi kalkalım." dedim.Onlarda bana uyum sağlayıp ayağa kalktılar. "Ee,nereye şimdi?" dedi Simay.Ege "Siz ne istersiniz?" diye sordu. "Bana her şey uyar." dedim ve kararı Simay'a bıraktım. "Galata?" dedi fakat Ege ile aynı anda "Oraya sizinle çıkmak istemiyorum." dedik. "Kiminle çıkmak istiyorsunuz lan?" dedi Simay.Ege bana baktı ve sonra "Abla başka bir yere gidelim." dedi Simay'a yönelik.Söze atlayarak "Bence bu saatte istiklal çok güzeldir.Orayı gezelim?" dedim.Kabul ettiklerinde biraz yürüdük ve an itibarıyla istiklal caddesine girmiş bulunmaktaydık.Biraz yürüdükten sonra Simay "Şuraya girelim." dedi.Karışık,her şeyin olduğu bir mağazaydı dışarıdan göründüğü kadarıyla.Ege ile Simay'ı takip ettik ve içeriye girdik.Ben kenardaki peluş oyuncaklara bakmaya başladım.Bir oyuncakta iki tane maymun el ele tutuşmuştu ve saçlarında tokalar vardı.Aklıma ilk Belgin gelmişti.Oyuncağı elime aldım ve hemen kasaya gidip ödedim.Dışarıya çıktığımı söyleyip kapının önünde beklemeye başladım onları.İçerisi fazla kötü kokuyordu ve boğuktu.Bir kaç dakika sonra yanıma bir adam gelmişti ve "Selam." dediğinde ağzından gelen alkolün kokusu çok ağır geliyordu. "Buyrun?" dedim sorgularcasına. "Benimle kahve içmek ister misin?" dedi.İğrençsin. "Hayır." dedim düşünmeden.Bana biraz yaklaştığında geriye çekildim "Hadi ama," dedi ve beni duvara sıkıştırdığında kaçacak yerim kalmadığını anlamıştım. "Sacece bir kahve,sonrasında belki benimle gelmek istersin." dedi.Yüzsüz,piç.İttirmeye çalıştım fakat olmadı "Çekilir misiniz?" dedim ama daha çok girdi dibime. "Ege! Yardım et!" diye cırladım.O sırada Ege dışarıya çıkmıştı ve beni görünce yanıma geldi ve adamı omzundan tutup geriye çekti. "Kimsin lan sen orospu çocuğu?!" dedi.Simay onun arkasından çıktı ve hemen yanıma geldi. "Ne oldu? İyi misin?" diye sordu. "Ben iyiyim,Ege'yi durdur başına bir iş gelecek." dedim.Nefes nefese kalmıştım.Bayılacaktım.Ne yapıyordu lan bu orospu çocuğu? Yüzsüz gerizekalı.Telefonumu çıkarıp sıfatını çektim.Yarın ilk işim şikayet etmek olacaktı.Ege sakinleştiğinde adamı kovdu ve yanıma gelip "Abla,iyi misin sen?" dedi.Kafamı salladım ve "Gitsek olur mu?" dedim.Simay koluma girdi ve ilerledik arabaya doğru.Arabaya geldiğimizde Simay'a "Sen kullan." dedim ve arka koltuğa geçip oturdum.Simay arabayı çalıştırdığında "Nasıl oldu?" diye sordu.
"Dışarıda sizi bekliyordum,yanıma geldi kahve içelim dedi hayır dediğimde dibime girdi ve yani sonra size seslendim işte." dedim.
"Keşke direk karakola teslim etseydik." dedi Ege.
"Sıfatı var,çektim." dedim.
"Tamam,karakola gidiyoruz."
"Olur." dedim ve Ege yolu tarif etti Simay'a.Karakola geldiğimizde arabadan indim ve içeriye girdim.Girişteki polislere "Bir şikayette bulunacaktım." dedim.
"Tabii,siz geçin şu odaya." dedi polis.Kafamı salladım ve içeriye girdim.Beş dakika sonra odaya bir polis girdiğinde "Evet,ne şikayetiniz var?" diye sordu.
"İstiklal caddesinde tacize uğradım."
"İsim,soyisim,yüz herhangi bir şey var mı elinde?"
"Var." dedim ve galerimden fotoğrafı çıkartıp gösterdim.Baktı ve kafasını salladı. "Olay nasıl gerçekleşti?" diye sordu. "Kuzenlerim bir mağazadaydı,bende içerisi çok dar ve boğuk olduğu için dışarıta çıkmıştım ve kapının önünde onları bekliyordum.Sonra yanıma geldi bir ands va bana yaklaşmaya başladı,kahve içelim dedi bende hayır dedim.Sonra sadece bir kahve diye diretti ve benimle gelirsin kahve sonrasında dedi.Sonra kuzenim geldi ve kovdu adamı." kafasını salladı yavaş yavaş. "Buralı mısın?" diye sordu. "Hayır." dedim.
"Abi,ben avukatım.Neyin ne olduğunu biliyorum.Üç aydan altı yıla kadar ceza alması gerekiyor.Bunu bugün bana haptı fakat yarın başka birisine yapabilir.Hemen içeriye alınması gerektiğini düşünüyorum.Siz de aynı fikirdeyseniz eğer ben bu dava için gelip gidebilirim,sorun değil." dedim.
"Haklısın,şahsı biz bulacağız daha sonra sorguya alacağız.Ardındsn mahkeme ne karar verirse."
"Tamam abi ben numaramı vereyim.Bana ulaşırsınız." dedim ve bir kağıds numaramı yazdıktan sonra teşekkür edip çıktım.Kapıda bekleyen Ege ve Simay beni görünce ayağa kalktılar ve "Ne oldu?" dediler aynı anda. "Bir şey yok,bulacaklar şimdilik."
Eve geldiğimizde koltukta uzanıyordum.Telefonuma eve geldiğimden beri bir sürü mesaj geliyordu ardı ardına fakat hiç birine bakmamıştım.En sonunda dayanamayıp aldım telefonu.Gelen mesajlar sadece Belgin ve Ozan'dandı.
Ozan'ın mesaj kutusuna tıkladım ve ilk yazdığı mesajdan itibaren okumaya başladım.
"Deniz,iyi misin?"
"Aşkım,ne oldu?"
"Belgin söyledi,taciz dedi edilmiş dedi ne oldu? Bir şey söyle."
"Hay onun ben doğduğu günün sabahını gecesini birlikte sikeyim!"
"Orospu evladı!"
"Ben anlamıyorum ne istiyor lan senden!"
"Kızım,cevap ver artık delireceğim!"
"Deniz!"
"Hayatım cevap ver haydi ya!"
"Canım,bak hadi iyi misin?"
"Lan ben o adamı bulup ebesini sikmezsem banada Ozan demesinler amına koyayım!" Tarzında bir çok mesaj vardı fakat hepsini okumadım ve ses atmaya başladım;
"Ozan,bir sakin olur musun ilk önce? İyiyim ben bir şeyim yok abartılacak bir şey değil.Zarar vermedi zaten bana merak etme iyiyim ben."
Mesaj kutusundan çıkıp Belgin'in mesaj kutusuna girdim.
"Deniz,Simay söyledi."
"Nasıl oldu bu?"
"Kim bu piç?"
"Sikeceğim onun belasını varya evire çevire hemde!"
"Lan kim oluyorda sana dokunuyor lan?"
"Orospu evladı pezeveng."
Bir süre sövmüştü ve sonra;
"Lan cevap versene Deniz!"
"İyi misin?"
Ses atmaya başladım;
"İyiyim,yorgunum biraz sadece.Polise gittim falan,öyle yani."
Mesaj kutusundan çıktığım anda telefonum çaldı.Ozan arıyordu.Meraklanmaması için açtım;
"Efendim Ozan?" dedim.
"Aşkım! İyi misin sen?"
"İyiyim."
"Emin misin?"
"Evet Ozan."
"Ben geliyorum."
"Ne?"
"Evet."
"Lan ne saçmalıyorsun sen?"
"Hayatım merak ediyorum seni!"
"Allah seni bildiği gibi yapsın Ozan!"
"Deniz,iyi misin?"
"Lan iyiyim dedim ya!"
"Tamam açık kalsın,sen konuş biraz sesini duymak istiyorum."
"Sesimi siksinler Ozan."
"Ne diyorsun?"
"Duydun!" içeriye seslendim "Ege! Gel lan bir!"
Ege içeriye geldiğinde "Noldu abla?" diye sordu.
"Ozan geliyormuş,burada kalsa olur mu?"
"Sebep?" telefonu uzattım "Al kendin sor." Telefonu elimden aldı ve "Alo?" dedi.Dinledi bir süre "İyi,kalırsın burada." dinledi biraz daha "Gelince konuşuruz." dedi ve suratına kapattı telefonu. "Ne oldu?" diye sordum.
"Geliyor pek kıymetli sevgilin." dedi.Yastığı ona fırlattım "Kes lan!" dedim ve uzandım.Belgin arıyordu şimdide.
"Efendim Belgin?"
"İyi misin lan sen?"
"Evet."
"İyisin dimi?"
"Hiç biriniz anlamamakta neden ısrar ediyorsunuz? İyiyim lan!"
"Tamam be sende!"
"Var mı diyeceğin bir şey?"
"İyisin?"
"İyiym,Ozan geliyormuş." dedim bilgilendirmek için.
"Onun için mi iyisin?"
"Hayır."
"İyi,adam olsun."
"Tamam hadi kapat." dedim ve telefonu kapattım.

Zil sesiyle irkildiğimde uyuyakaldığımı farketmiştim.Hava aydınlanıyordu resmen.Kaç saat uyumuştum lan ben? Ege kapıyı açtı,sesler geldi içeriden ve sonra içeriye ilk Ege sonra ise Ozan girdi.Ozan.Hemen doğruldum ve yanına gidip boynuna atladım.Oda ellerini belime sardı ve sarıldı bana.Onu çok özlemiştim.Ege öksürdüğünde geri çekilmiştim ve sonra Ozan'a "Gel otur." dedim.Az önce oturduğum yere oturdum.Ozan tam yanıma gelecekti ki Ege yanıma oturdu.Ben bu çocuğu dövecektim.Kolunu tutup cimcikledim onu. "Benim uykum geldi." dedim yalandan esneyerek. "Tamam abla,benim odama geç ablamın yanına." dedi Ege Ozan'a bakarak.
"Ben burada uyuyacağım,rahatmış." dedim son kozlarımı oynayarak.Kafasını bana çevirdi,bende ona ciddi gözlerle baktım.Güldü ve en sonunda pes ederek "İyi,sen burada yat," dedi ve Ozan'a döndü "Sende şu koltukta yat.Biriniz orada biriniz burada tamam mı?"
"İyi geceler ablacım,kapıyı kapatır mısın çıkarken?"
"İyi geceler." dedi ve kapıyu kapatıp çıktı.Bende uzanıp ışığı kapattım,İstanbul büyül bir şehir olduğu için zaten içeriye ışık doluyordu yeterince.Ozan'a döndüm "Koltukları birleştirelim,sıkışık olur öyle." kafasını salladı ve ayağa kalkıp koltukları birleştirdi bana fırsat vermeden.Karşıma oturdu sonra sevmemiş olacak ki yanıma gelip beni kolunun altına aldı ve başımı göğsüne yasladı.Bir yandan ds saçlarımı okşuyordu. "Ozan." dedim. "Deniz." dedi oda. "İyi ki varsın." dedim ons bakarken.Kafasını bana çevirdi ve "Sende iyi ki varsın hayatım." dedi.Gözleri dudaklarıms kaydı,sonra tekrar gözlerime tırmandı.Kafasını aşağıya doğru eğdi.Nefesini hissedebiliyordum.Dudaklarını dudaklarımın üzerine koydu ve sadece öyle bekledik...