10. bölüm · Senden once
10.Bölüm
*Pazar akşamı saat 18.00*
Arabaya binmiş stada gidiyorduk.Ege sabah işinin çıktığını ve Ozan'ın bizimle gelmesini söylediği için Ege yerine Ozan vardı yanımızda.Ben şoför koltuğundaydım,Ozan yanımdaydı,Simay ise arkadaydı.Belgin'i haber vermek adına aradım,bir kaç çalıştan sonra açtı;
"Efendim." dedi.
"Aşkım bana ulaşamayabilirsin,haberin olsun."
"Sebep?"
"Dedim ya maça gideceğiz diye."
"Demedin."
"Unutmuşumdur kanka hadi kapat."
"İyi kapat görüşürüz." dedi ve kapattı.
Stadyum'a geldiğimizde yaklaşık yarım saat vardı maçın başlamasına.Girip yerlerimize oturduk.Ozan elini bacağıma koydu ve bana dönüp "Aşkım." dediğinde kafamı ona çevirdim. "Ne oldu?" dedim.
"Her gol,bir öpücük." dedi fısıldayarak.Kaşlarımı kaldırdım ve ona doğru yaklaşarak dudaklarının üzerine bir öpücük kondurdum,geri çekildim ve "Aşkım bunun için gole gerek mi duyuyorsun gerçekten?" dedim.Oda tek kaşını kaldırdı ve kulağıma yaklaşarak "Öyle değil,Bursa'da bakarız." dedi kısık bir sesle.Hızlıca geriye çekildim ve boş boş suratına baktım.Yuh! Yavaş gel! "Ne?" dedim anlamazdan gelerek.Elini bacağımdan çekerek omzumdan aşağıya sarkıttığında beni göğsüne doğru çekti.Kafasını kafamın üzerine doğru yatırdı.Bende elimi kaldırıp omzumdan sarkıttığı elini tuttum.
"Anlaşılmayacak bir şey mi söyledim?" dedi.
"Hayır,şaşırdım sadece."
"Neresine şaşırdın tam olarak?"
"Yani,bilmiyorum." dedim ve üzerine bir şey söylemeden konu kapandı.
Maç başlayalı 26 dakika geçmişti.Bir kaç gol pozisyonu yakalamıştık fakat olmamıştı.Hala iki taraftada gol yoktu.Dakika 43 olduğunda bir pozisyon yakalamıştık,top havada süzülüyordu.Ve gol.Tüm taraftar gol sevinçleri yaparken ben kalkıp Ozan'ın boynuna atladım birden.Düşüyor gibi olmuştu fakat düşmemişti.Ellerini belime sarıp oda bana sarıldı.Sonra geriye çekildi ve dudaklarını dudaklarıma değdirdi.Sonra fısıldadı "Şimdilik,böyle."
Ertesi gün öğlene doğru yola çıkmıştık.Simay kulaklığını takmış şarkı dinliyordu.Ozan ile bende kınuşmamıştık yola çıktığımızdan beri.Simay'a dönüp kulağındaki kulaklığı çekip aldım.Kafasını bana çevirip "Ne yapıyorsun lan?" dedi. "Kapat şunu asosyal takılma." dedim.Oda elimden kulaklığı alıp kapattı.
"Neredeyiz?" diye sordu Simay.
"Yalova."
"Ne kadar var?"
"Bir buçuk saat." Elime telefonu alıp "İstek şarkı var mı?" diye sordum.Simay "Var." dedi.
"Söylesene gerizekalı."
"Bul beni."
"Tamam." dedim ve açtım şarkıyı.Şarkı arkadan çalarken "Konuşsanıza lan,sıkıldım." dedim.Ozan bana dönüp "Ne konuşalım?" dedi.Bende ona baktım bir saniyelik ve sonra yola döndüm "Bilmem." dedim.O sırada tam karşıdan bir araba geliyordu hızlıca.Yanlış yönden geliyordu.Şerit değiştirmeye çalıştım fakat direksiyonu hareket ettiremedim.Araba karşıdan geliyordu hızlıca hala.Çok az kalmıştı bize çarpmasına.Ozan direksiyonu tutup şerit değiştirmeye çalıştı fakat oda yapamadı.Simay korku nidaları atıyodu.En sonunda araba tam dibimize kadar geldiğinde arabaların burunları tokuştu.O araba ters döndü ve takla attı.Bize ise ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu.
*Belgin Özcan*
Yarım saat önce Deniz'in kaza yaptığının haberi gelmişti ve doktorların söylediği hastaneye doğru yola çıkmıştım.İlk önce Deniz'in ailesine haber vermek adına annesini aradım.Bir kaç çalıştan sonra açtı;
"Efendim kızım?" dedi.
"Abla,Deniz ve Simay kaza yapmış.Yalova devlet hastanesine götürmüş ambulans.Simay'ın ailesine haber verir misin?"
"Ne diyorsun kızım? Kapat hemen geliyoruz biz." dedi ve kapattı.Onun ardından Barçın'ı aradım.Açar açmaz konuşamaya başladım;
"Ozan kaza yapmış.Yanına Deniz ve Simay'da var.Ozan'ın ailesine haber ver ve gel.Yalova devlet hastanesi."
"Ne?"
"Lan dedik ya! Gel acilen haber et ailesine! dedim ve kapattım telefonu.
Bir saat sonra Yalova sınırlarına girdiğimde navigasyondan konumu açıp hastaneye doğru gittim.Hastane'nin önüne geldiğime arabayı parkediğ hızlıca içeriye girdim ve girişte gördüğüm ilk doktora
"Buraya 1.30 saat önce üç kişi geldi.Trafik kazası.Neredeler?" dedim.Doktor bana dönüp elindeki deftere baktı ve "Üçüncü kat,Deniz Arslan 342.Simay Arslan 343.Ozan Demir,344 numaralı odalar."
"Teşekkür ederim." dedim ve asansöre doğru koştum.Üçüncü kata çıktığımda gözlerim 342 numaralı odayı aradı.Biraz ileride olduğunu görüp gittim odanın önüne.Camdan Deniz'i gördüm.Hareketsiz bir şekilde yatıyordu.Solunum cihazı bağlıydı.Kalp ritmleri ölçülüyordu.Koluna ise serum bağlıydı.Yaşadığını gösteren tek şey kalp ritimleriydi,onun dışında ölüydü resmen.Elimi cama götürdüm ve "Kardeşim." dedim.Gözümden bir damla yaş dökülmüştü.Elimin tersiyle o yaşı sildim.O sırada asansör açıldığı sırada Deniz'in ve Ozan'ın ailesinin geldiğini gördüm.Beni gördüklerinde yanıma koştular ve Ayten abla-yani Deniz'in annesi- "Deniz nerede?" diye sordu.Başımla önümdeki kapıyı gösterdim.Onlar camın önüne gittiklerinde Ozan'ın annesi bana döndü "Ozan nerede?" diye sorduğunda Ozan'ın odasınıda gösterdim.Onlarda camın önünde gittiler.Ozan'ın babası bana dönüp "Nasıl olmuş bu?" diye sordu.
"Bilmiyorum bende tam olarak,karşıdan bir araba geliyormuş ters yöndeymiş.Deniz şerit değiştirmeye çalışmış ama direksiyon dönmemiş.Sonra zaten olan olmuş." dedim.Sonra Deniz'in babasına dönüp "Simayın,ailesi nerede?" diye sordum.
"Geliyorlar,yarım saate burada olurlar." dedi.O sırada asansör açıldı ve Ege çıktı.Dağılmış saçlarıyla ve endişeli yüzüyle birlikte bizi görüp yanımıza geldi.
"Ablamlar nerede?" diye sordu.
"Simay orada," dedim elimle göstererek "Deniz burada." İlk Simay'ın yanına gitti baktı bir süre.Sonra oradan ayrılıp Deniz'in yanına geldi.Baktı tekrar bir süre.Ondan sonra karşıdaki duvara yaslandı.Sesini dahi çıkarmadı.Sadece durdu.Yarım saat boyunca hastanede ölüm sessizliği vardı.Artık herkes gelmişti,Barçın ve Simay'ın aileside.
Artık gücüm kalmadığı için duvarın kenarına yaslandım ve oturdum yere.Barçın beni gördü ve yanıma geldi.Oturdu aynı şekilde. "İyi misin?" diye sorduğunda elimin tersiyle yanağımı silip ona baktım dolu gözlerle. "Çok kötüyüm." dedim.
"İyileşecek."
"Ya iyileşmezse? O benim kardeşim ya kardeşim o benim.O olmazsa ben ne yapacağım? Nasıl dayanacağım? Olmaz ki yapamam.
"Belgin,benimde kardeşim içeride ve hasta yatıyor.Seni en iyi ben anlarım.Onun için dayanmak zorundasın.Senin böyle olmanı ister miydi? Düşün bi." dedi.Bende hiçbir şey söylemedim.Ama gözlerimin çok şey anlattığına yemin edebilirdim.
Yaklaşık yarım saat sonra bir ses geldi bir şey ötüyordu.Bu ses Deniz'in odasından geliyordu.Ayağa kalkıp hemen "Doktor yok mu?! diye bağırdım.Ege'de cama yaklaşıp "Doktor!" diye bağırdı.O sırad köşeden bir doktor çıktı ve Deniz'in odasına girdi.Anladığım kadarıyla kalp ritimlerinde sıkıntı vardı.Doktor on dakika sonra sesi durdurdu bir şeyler yaptı ve çıktı.Ege "Ne oldu? Sorun ne?" diye sordu doktora.Doktor tek tek hepimizin yüzüne baktı.En sonunda Ege'ye bakarak "Hayati tehlikesi devam ediyor, hayatta kalırsa ki umarım böyle olur geçici bir unutma kaybı yaşanabilir.Hiç birinizi hatırlamayabilir," dedi ve devam etti "Deniz Hanım ile kanı uyuşan varsa ilerleyen zamanlarda kan gerekebilir."
Ege lafa atlayıp "Benim uyumlu." dedi.Doktor ona dönüp "Kronik bir hastalığınız var mı? Yada bir ameliyat geçirdiniz mi?" diye sordu.Ege "Hayır." dedi fakat Deniz'in babası kafa atlayıp "Ameliyat oldu.Ondan almayın." dedi.Ege "Amca ama..." dediği sırada Ozan'ın odasından bir mırıldanma sesi duyduk.Hepimiz o yöne baktığımızda Barçın hızlıca camın önüne gitti.Doktora "Hareket etti,ağzını oynattı konuştu,konuşuyor!" dedi.Bende camın önüne gidip baktım.Gerçekten konuşuyordu.Barçın doktora dönüp "Girebilir miyim?" dedi.Doktor kafasını sallayıp "Sadece on dakika." dedi.Barçın kafasını salladı hazırlandı ve girdi içeriye.
*Barçın Çelik*
İçeriye girdim ve yanındaki koltuğu Ozan'ın yüzünü görebileceğim bir açıya çekip oturdum.Ozan bir şeyler mırıldandı fakat anlamadım. "Kardeşim." dedim.O tekrar ağzını oynattı ve "Deniz..." dedi.
"O iyi,unutkanlığı olabilirmiş.Kana ihtiyacı olabilirmiş birde ilerleyen zamanlarda." dedim.
"Kan grubu ne?" dedi mırıldanarak.
"Bilmiyorum."
"Öğren."
"Öğrenirim." dedim.Bir dakika sonra tekrar konuştu "Onu görmek istiyorum." dedi.
"Olmaz,ayağa kalkamazsın."
"Siktirme ayağını.Doktora söyle görmek istiyor.Görecek de."
"Ozan..."
"Barçın,hadi kardeşim." dedi ve bende ikiletmeden odadan çıktım.Herkes birden bana baktı ve ben doktora dönüp "Ozan Deniz'i görecek." dedi.Deniz'in babası "Sebep?" dedi.Ona döndüm ve "Görmek istiyormuş,bilmiyorum." dedim.Belgin "Görsün." dedi.Başka bir şey demedi.Doktor'da "Kısa süreliğinde görebilir.Kendisini iyi hissediyorsa." dedi.Doktor bir tekerlekli sandalta getirdi.Bende Ozan'ın odasına girdim. "Ozan gel." dedim.Gözlerini araladı ve oturdu sandalyeye.Bende onu Deniz'in odasının önüne götürdüm.Kapıyı açtım ve içeriye bıraktım ve odadan çıktım.
*Ozan Demir*
Deniz'in yanına gelmiştim.Unutkanlığı olacak deniyordu.Beni hatırlamayacak mıydı yani? Elimi uzatıp elini tuttum. "Deniz'im." dedim ve elini okşamaya başladım yavaşça. "Beni hatırlamayacak mısın gerçekten?" elini kaldırıp dudaklarıma götürdüm ve öptüm. "Hayatım,hadi uyan." dedim.Elimi tekrar yatağın üzerine bıraktım ve avcunun içine işaret parmağımla daireler çizmeye başladım yavaş yavaş.Beş dakika boyunca sadece izledim.En sonunda "Uyan hadi yavrum." elini tutan elimi kaldırıp elimin tersiyle yanağımdaki yaşları sildim.Yatakta bir hareketlilik hissettiğimde gözlerimi eline çevirdim.Parmaklarını hareket ettiriyordu.Elimi uzatıp elini avcumun içine aldım.Diğer elimide alnına koydum ve dağılan saçlarını okşadım.O sırada doktor kapıyı açıp "Çıkmanız gerekiyor artık." dedi.Sonra Barçın içeriye girip beni odaya götürdü.
*Belgin Özcan*
Ozan içeriye girdiğinden itibaren koridorda ölüm sessizliği vardı.Ege ile Deniz'in babası camdan içeriyi seyrediyorlardı.Ozan'ın her hareketinde daha fazla kasılıyorlardı.Bende arkadan onları izliyordum.Deniz'in babası Ege'ye dönüp;
"Ne bu? Film falan mı?" dedi.
"Amca,ben karışmasam iyi olacak aslında."
"Ege,ne bu diye sordum sana." Ege derin bir nefes aldı.Bana baktı göz ucuyla sonra Ozan'ın ailesine baktı ve kısık bir sesle "Sevgililer." dedi.Ümit abi içeriye baktı sonra sabır diliyormuş gibi tavana kaldırdı başını.Ozan'ın ailesi de duymuş olacak ki Ege'nin yanına gelip "Nasıl tanışmışlar?" dedi annesi.Ege "Bilmiyorum abla,çıkınca onlara sorsanız daha iyi olur gibi ha." dedi.Herkes ona hak vermiş olacak ki sustular.Ümit abi doktora "Çıksın artık yeter." dedi.Doktorda kafasını sallayıp içeriye girdi.
Ozan kendi odasına girdikten sonra tekrar ölüm sessizliği.
Saat 20:00 olmuştu.Herkes bekliyordu sadece,beklemekten başka bir çıkış yolu yoktu çünkü.Ne olursa olsun hayata tutunmak ve savaşmak gerekiyordu.İşte Deniz,Ozan ve Simay'da bunu yapıyordu.Simay hala hareketsiz bir şekilde yatıyordu.Ege en sonunda dayanamayıp bir doktor bulup "Ablamın yanına girebilir miyim?" diye sordu.Doktor ilk önce kendisi girdi,ondan sonra Ege'ye girmesi için onay verdi.Ege hazırlandı ve içeriye girdi.O sırada Barçın yanıma geldi ve "Aşağıya inelim mi?" dedi.Kafamı Ümit abiye çevirdim.Sonra bakmadığını görünce "Olur." dedim ve indik aşağıya.Kapıdan çıktığımızda bana dönüp "Kendine gel artık,iyi olacaklar." dedi.Dolu gözlerle ona baktım ve gülümlesemeye çalıştım. "Barçın," dedim titreyen sesimle "Ne olursa olsun o benim kardeşim.O olmasa ne olurdu bilmiyorum,ne ara geçti yıllar,ne ara büyüdük biz?" Barçın elimden tutup köşedeki banks çekti beni.Oturduğumuzda konuşmaya başladı;
"Bizde Ozan ile liseden beri arkadaşız.Okulun ilk günü yanına gittim.O günden beri kardeşim.Hiç bir an bile şüpheye düşmedim.Onu tanımasaydım hayat nasıl geçerdi,bir dost bulabilir miydim bilmiyorum." kafamı ona çevirdim.Bir süre yan profiline baktım,sonra kafamı omzuna yatırdım ve "Biz de ortaokul sonda internetten tanıştık.Biraz trajikomik ama öyle.Ailelerimizin haberi yoktu ilk sene.Lise bittikten sonra artık söyleyelim dedik.Hatta lise sınavına bile sırf aynı okula gitmek için çalışmıştık." dedim.
"Gerçekten mi?"
"Evet." dediğim sırada telefonum çaldı.Deniz'in telefonundan arıyolardı.
"Efendim?" diyerek açtım telefonu.
"Belgin abla," dedi Ege "Deniz ablamın durumu ağırlaştı gelmen lazım." telefonu kapatıp hızlıca ayağa kalktım ve yukarıya çıktım.Barçın'da arkamdan geldi ne olduğunu anlamadan.Asansör açıldığında direk koştum.Herkes ayakta bir telaş içindeydi. "Ne oldu?" diye sordum ortaya.Ege bana dönüp "Dikişi patlamış,çok kan kaybediyor!" dedi bağırarak.
"Siksinler böyle işi!" dedim ve aklıma ilk gelen seçenek olarak "Burada kanı Deniz ile uyuşan birisi var mı? Tanıdığınız da olur.Şuan kimseye söyleyemeyiz burada tanıdığımız yok." dedim.Ege "Vereceğim ben! Almak zorundalar.Ölüyor lan ablam! Ölüyor! Kan kaybından ölecek!" dedi ve devam etti "Doktor çağırın ne olursunuz doktor çağırın alsınlar kanımı sikerim ameliyatını hastalığını!" diyerek tüm hastaneyi inletti.Ozan'ın odasının kapısı açıldı.Ozan çıktı ve "Ne oluyor?" diye sordu. "Deniz'in dikişi patlamış,çok kan kaybediyor." dedim.Ozan kasıldı ve "Kan grubu ne?" diye sordu. "0RH+" dedim.
"Tamam,ben veririm benden alın." dedi.Ümit abi konuştu ve "Olmaz,hastasın oğlum zaten." dedi.Ozan ona dönüp "Abi,hasta değilim iyiyim ben alsınlar kanımı." dedi.Ümit abi bana döndü ve Ege ve Ozan'ı kastederek "Şunlara sahip çık.Bir halt yemesinler." dedi.Kafamı salladım ve Barçın'a dönüp "Kan verebilecek tandığın var mı buralarda? Ne olur yardım et Barçın bir şeyler söyle!" dedim.
"Kimlerden alabiliyor?"
"Sadece kendi grubundan."
"Sikeyim! Bekle." dedi ve telefonunu karıştırdı.Sonra bir numara tuşlayıp kulağına götürdü. "Abi,acil Yalova devlet hastanesine 0RH+ kan gerekiyor.Var mı bildiğin?" dedi.Dinledi ve sonra "Çok iyi abim gelmen ne kadar sürer?" tekrar dinlerken yüzü düştü. "Tamam abi siktir et eyvallah." dedi ve kapattı.
"Ne oldu?" diye sordum.
"Aşkım,adam burada değilmiş.Mardindeymiş!"
"Lan Mardin ile Yalova ne alaka?"
"Ne bileyim ben ya!" dedi.Ozan ve Ege aynı anda "Doktor çağırın." dedi.Ümit abi ile aynı anda "Olmaz." dedik.Ozan "Abi lütfen yalvarırım,uyuşuyor ikimizinde kanı ne olur bir şey olacak kıza lütfen abi!" dedi ağlamaklı sesiyle.Ümit abi "Doktor tamam derse olur." dedi.Ege koşup bir doktor çağırdı ve "Biz kan verebiliriz değil mi?" diye sordu.Doktor Ozan'a baktı ve "Arkadaşlar şimdi bizim tam 5 tüp kana ihtiyacımız var.Ozan Bey hasta,durumu pek ağır değil fakat yinede zor şartlarda alınabilir.Buna dayanırım diyorsanız sizden en fazla 2 tüp alabiliriz." dedi.Ozan düşünmeden "Tamam ne kadar alabiliyorsanız alın yeter ki Deniz'e bir şey olmasın." dedi.Doktor kafasını sallayıp Ege'ye döndü "Sizden de alabiliriz fakat sizde zor şartlardan geçebilirsiniz.Bunu ikiniz içinde söylüyorum,her gün vişne suyu içmenizi gerekecek 1 ay boyunca,beslenmenize dikkat etmeniz gerecek.Bunlara tamam diyorsanız..." Ege ve Ozan yine aynı anda "Ne zaman alacaksınız kanı?" diye sordular.Doktor derin bir nefes verip gitti.Bir dakika sonra döndüğünde elinde 5 tane tüp ve malzemeler vardı.İlk önce Ege'yi yanına çağırdı.Ondan 3 tüp kan aldı.Sonra Ozan'ı çağırdı ve ondan da 2 tüp kan aldı.Deniz'in yanına girip ilk önce yarayı kontrol etti.Sonra serum olmayan kolundan bir damar yolu açıp kanları oradan enjekte etti.Bir kaç kontrol yaptı.İçeriden çıktı ve "Hayati tehlike devam ediyor,unutkanlık için ise risk azaldı diyebilirim.On on beş dakika sonra hayati tehlikesi için net bir şey söyleyeceğiz umarım.Geçmiş olsun." dedi ve gitti.Ümit abi,Ege ve Mehmet abi-yani Simay'ın babası- aynı anda Ozan'ın yanına gittiler.Ümit abi "Otursana oğlum." dedi Ozan'a.Ozan'ın stres olduğu belliydi.İkiletmeden boş bulduğu ilk yer oturdu.Yanında da serumu vardı.Ümit abi,Ege ve Mehmet abide onun yanına gittiler ve karşısına dizildiler.Ümit abi bir yanına oturdu,Mehmet abi diğer yanına.Ege ise karşısındaydı.Her yanı kuşatılmıştı.Ümit abi elini Ozan'ın omzuna koyup "Oğlum," dedi göz ucuyla Ege'ye baktı ve sonra Ozan'a dönüp devam etti "İlk olarak,teşekkür ederiz." dedi.Ozan beklemeden "Teşekkür edilecek bir şey yok abi." dedi.Ümit abinin sakin kalmaya çalıştığı her halinden belliydi.Ozan çok konuşmamalıydı.
"İkinci olarak,Deniz ile aranızda ne var?" diye sordu Ümit abi.Ozan kafasını çevirip yanımdaki Barçın'a baktı.Sonra Ege'ye baktı,Mehmet abiye ve en sonunda Ümit abiye baktı.Bir süre bekledi.Herkes onun süzından çıkacak kelimeleri bekliyordu.
"Abi,ben Deniz'i seviyorum." dedi Ozan.Bu kimsenin beklemediği bir hareketti.Barçın ağzının içinde "Sik kırığı,pat diye söylenir mi?" dedi.Kolundan tutup sıktım hafifçe.Oda sustu.Ümit abi bir şey söylemedi ve ayağa kalkıp asansörü çağırdı. "Oğlum gel." dedi Ozan'a.Ozan da hızlıca kalktı ve Ümit abinin yanına gitti.Asansöre bindiler ve aşağıya indiler.
*Ozan Demir*
Ümit abi ile aşağıya indik ve boş bir bankta oturuyorduk.Karşısına bakarken konuştu "Deniz'i,sevdiğine emin misin?" dedi.Belgin gibi sorguya çekeceği aşikardı.
"Evet,eminim." dedim.
"Nasıl bir kız olduğunu biliyor musun? Tanıdığına emin misin onu?"
"Evet,eminim."
"Alıngan bir kız her şeye alınıp üzülür.Katlanabilir misin?"
"Sonsuza kadar."
"Neyi sevdiğine,neyi sevmediğine özen göster.Bir şeyi yada bir günü bile unutursan çıranı yakar."
"Tamam."
"Son olarak,onu daima sev.İki elin kanda olsa bile bırakma.Bu hayatta herşeyi affeder fakat ihaneti affetmez,yapma."
"Asla yapmam." Ümit abi bana baktığında kafamı çevirip bende ona baktım.Yüzünds beklemediğim bir gülümseme vardı.Ayağa kalktı ve "Gel oğlum,soğudu hava üşüme." dedi.Üşüme dedi bana.Deniz Arslan'ın babası bana üşüme dedi.İkiletmeden ayağa kalktım ve arkasından gittim.
Hastaneye tekrar girdiğimizde Belgin'in söylediği kadarıyla Deniz'in durumunun daha iyi olduğunu öğrenmiştim.Simay ise uyanmıştı,daha iyiydi.Tek uyanmayan Deniz'di.Ben odaya girmek istememiştim Deniz'i beklemek için.O yüzden camın önünde bekliyordum.Başka çarem yoktu.Sadece beklemek.Camdan Deniz'i izlerken omzumda bir el hissettim.Kafamı çevirdiğimde Barçın olduğunu gördüm.Gülümsemeye çalıştım fakat olmadı.
"Nasıl hissediyorsun?" diye sordu.Kafamı camın arkasında kablolara bağlı olan Deniz'e çevirdim.Omzumu indirip kaldırdım. "Boşluk." dedim.
"İyileşecek." dedi.
"İyileşsin,lütfen." dedim ve sonra derin bir sessizliğe gömüldük.Kimseden ses çıkmıyordu
Yaklaşık on beş dakika sonra doktor geldi.
"Deniz Hanım'ın yanına girmek isteyen varsa girebilir." dedi.Ege "Ben girerim." dedi ve girdi içeriye.Ege konuştu,bir şeyler söyledi fakat Deniz hareket dahi etmedi.Bir yaşam belirtisi verse keşke.
*Saat 02.36*
Simay'ı normal odaya almışlardı,herkes yanındaydı.Deniz'in başında Belgin ile ben bekliyorduk.
Saatlerdir aynı şekilde camın önündeydim.Bir hareket,belkide kelime bekliyordum ama yoktu.Hiç bir şey yoktu.Belgin'e dönüp "İçeriye girsem?" dedim.Ods bana baktı ve "Doktorlara soralım." dedi ve doktor bulmak için gitti.
Geri geldiğinde yanında doktor vardı.Deniz'in yanına girip kontrol yaptı ve dışarıya çıkıp "Uzun olmadan girebilirsiniz." dedi ve gitti.Cama bakarken Belgin'e yönelik "Sen gir istersen." dedim.
"Sen gir,ben daha sonra girerim." dedi.Kafamı sallayıp içeriye girdim.Yanında ki boşluğa oturdum.Bir süre izledim daha sonra elimi uzatıp elini avcumun içine aldım.Biraz yaklaştım,nefeslerini duyabiliyordum.Diğer elimi kalbinin üstüne koydum,kalp atışlarını hissedebiliyordum.Biraz daha yaklaşıp dudaklarımı alnına değdirdim.Çok sıcaktı.Küçük bir öpücük bıraktım ve geri çekildim. "Deniz." dedim.Derin bir nefes alıp devam ettim "Uyan artık,sabah beni savunacaktın hani?" dedim ve güldüm.Elimin tersiyle yanağımdaki yaşları sildim. "Ben seni mahkemede izleyeceğim daha." dedim.Yüzünü inceledim.Yanağında ki yara çok derindi.Elimi oraya götürüp okşadım.Canını acıtmamak adına çok oyalanmadan çektim elimi.O sırada dudaklarının hareket ettiğini gördüm.Duyamadığım için kulağımı dudaklarına yaklaştırdım.Yinede duyamadım. "Deniz,duyamadım sikeyim!" dedim.Elimde bir baskı hissedip oraya baktım,parmağıyla parmağıma bastırıyordu.Buradayım diyordu,yaşıyorum diyordu.Elini kaldırıp dudaklarıma götürdüm ve öptüm. "Hadi aşkım aç gözlerini." dedim.
Bir dakika sonra göz kapakları hareket etmeye başladı.Uyanıyordu! "Deniz!" diye bağırdım birden. "Kalk hadi,ne olur uyan artık aç gözlerini lütfen aç gözlerini!" göz kapakları açıldı.Kahverengi gözleri gözlerimi buldu.Doluydu gözleri.Elimi gözlerinin altına yerleştirdim ve okşadım. "Ozan..." dedi.Konuştu.Benimke konuştu.Elini daha sıkı tutup "Efendim birtanem,söyle canımın içi." dedim.Gülümsemeye çalıştı fakat canı acımış olacak ki vazgeçti. "Canım çok acıyor." dedi.Elimi yara olnayan yanağına götürdüm ve okşadım.
"Biliyorum,çok acıyor ama geçecek gerçekten geçecek söz veriyorum sana geçecek." dedim.
"Ne zaman bitecek bu?" dedi.
"Bekle,doktora sorayım." dedim ve ayağa kalkacağım sırada bileğimden tuttu ve kafasını iki yana salladı yavaşça. "Gitmeyeyim mi?" diye sordum.
"Gitme." dedi.
"Ama iyileşmen gerekiyor."
"İyileşirim."
"Söz mü? Bırakmayacaksın beni."
"Söz,bırakmayacağım seni." dedi.Bende tekrar oturdum yanına.
"Babam," dedi "O burada mı?"
"Evet,çağırayım mı?"
"Nerede şuan?"
"Simay'ın yanında,normal odaya aldırlar onu."
"Tamam,çağırma.Belgin burada mı?"
"Evet."
"Çağırır mısın onu?"
"Tamam canım." dedim ve odadan çıktım.Belgin'e dönüp "Seni istiyor." dedim.Gözleri faltaşı gibi açıldı. "Konuştu mu?" dedi.Kafamı salladım olumlu anlamda.Hemen içeriye girdi ve arkasından kapıyı kapattı.İçeriden sesler geldi ama tam duyamadım.Duvarın dibine gidip oturdum.
Deniz'i de 5 saatin sonunda normal odaya almışlardı.Hayati tehlikesi kalmamıştı artık.Ben yatmak istemediğim için koluma bir serum bağlamışlardı sadece.Koridorda oturuyordum.Belgin telefondan birisini aradı;
"Kadir,nasılsın?" dedi.Karşı tarafı dinledi bir süre sonra "Deniz trafik kazası geçirdi.Yani haberin olsun diye söyleyeyim dedim,sana haber vermemi istedi." dedi.Tekrar dinledi bir süre,sonra "Ben sana konum atıyorum hemen." dedi ve vedalaşıp kapattı.Serum kablosunun asılı olduğu demiri tutup Belgin'in yanına gittim.Beni görmemişti. "Belgin." dediğimde kafasını kaldırdı ve "Efendim Ozan?" dedi.İlk elindeki telefona baktım,sonra yüzüne baktım. "Kimdi o?" diye sordum.Etrafına baktı ve anlamamış gibi "Kim kimdi Ozan?" dedi.Kafamla elindeki telefonu gösterip "Konuştuğun,kimdi." dedim.Kafasını indirip telefona baktı ve sonra bana bakıp "Deniz'in arkadaşı." dedi.
"Nasıl arkadaşı?" dedim.
"Ozan sen mal mısın? Seninle birlikte kız şuan,düşün bakalım nasıl arkadaşı olabilir!" diye bağırdı.
"O anlamda söylemedim Belgin."
"Ne anlamda söyledin lan?"
"Kim anlamında,nereden arkadaşı anlamında."
"Üniversite'den arkadaşı.Bunları Kadir gelince ona ve Deniz'e sorarsan daha iyi olur.Bende tam bilmiyorum çünkü."
"Bilinmesi gereken bir şey mi var?"
"Sen gerçekten malsın." dedi ve gitti.
Yarım saat sonra asansör açıldı ve kapıdan bir adam çıktı.Etrafına bakındı ve Belgin'i görünce yanına gitti hemen.Barçın yaslandığı yerden kalktı ve Belgin'in yanına gitti.Bende arkasından gittim.Belgin "Kadir hoşgeldin,Deniz'in odası şurası." dedi ve eliyle gösterdi.Oda Deniz'in odasına girdi.Belgin'e dönüp "Neden söyledin Deniz'in odasını?" dedim.Bana baktı ve "Deniz için geldi adam buraya.Ne yapsaydım?" dedi.Haklıydı ama haklı olması söylemesi gerektiğini kanıtlamıyordu.Derin bir nefes aldım ve Deniz'in odasının kapısına doğru gidecekken "Gitme,yanlarına." dedi Belgin.Durdum ama arkamı dönmedim.
"Sebep?" dedim.
"Belki özel bir şey konuşuyorlardır." dedi.Arkamı döndüm ve yerimden hareket etmeden "Benim sevgilim ile elin adamı özel ne konuşabilir Belgin?" diye sordum ve tekrar arkamı döndüm.Kapıyı tıkladım ve içeriye girdim.Kadir koltukta oturuyordu,Deniz ise yatıyordu sadece.Arkamdan kapıyı kapattım ve Deniz'in yanına giderken "Nasılsın?" dedim.Deniz cevap vermeden Kadir ayağa kalktı ve bana baktı.
"Bir şey konuşuyoruz,niye dalıyorsun odaya?" dedi.Hafifçe gülümsedim ve "Tamam,konuşun bir şey mi dedim?" Deniz'e baktım "Bir şey mi dedim hayatım?" Deniz kafasını iki yana salladı. "Sen," dedim Deniz'e yönelik olarak "Neden çağırmıştım arkadaşı?"
Kadir,Deniz' e döndü.Deniz ise hala bana bakarken "Duruşmanın tarihini konuşmak için çağırmıştım." dedi.Hafifçe gülümsedim ve Kadir'e baktım.
"Konuştunuz mu yavrum?" dedim.Hala Deniz ile konuşuyordum. "Konuştuk aşkım." dedi Deniz.Kafamı sallayıp Kadir'e başımla çık işareti yaptım.İlk bana baktı sonra Deniz'e döndü ve "Bu mu gerçekten?" dedi.
"Ne bu mu?" diye sordu Deniz.
"Bu adam mı gerçekten sevgilin?" dedi ve eliyle beni gösterdi.Deniz yüzünü buruşturdu ve bana bakıp "Evet,bu adam sevgilim." dedi.Kadir ağzının içinde söylenerek dışarıya çıktı.Kapıyı arkasından çok sert çarpmıştı. "Şerefsiz." diye mırıldandım ağzımın içinde.
*Deniz Arslan*
Kadir çıktıktan sonra Ozan'a dönüp "Gelsene,niye ayakta duruyorsun?" dedim.Bana döndü ve anlamamış gibi "Nereye geleyim?" diye sordu.Yatakta biraz yana kaydım ve elimde iki defa vurup "Hadi." dedim.Bana döndü,yanıma geldi ve uzandı.Kolunu kaldırdı gelmem için,ona yaklaşıp göğsüne yattım bende.Kolunu omzumdan aşağıya attı.
Sağ kolumda serum takılı olduğu için rahat hareket edemiyordum.Çenesini kafama koydu ve saçlarımı okşamaya başladı. "Babam ile konuşmuşsun." dedim.
"Evet,konuştum." dedi oda rahat bir sesle. "Ne dedi?" diye sordum. "Bir şey demedi." dedi.Nasıl yani? Kızmamış mıydı babam ona söylemediğime?
"Bana kızdı mı?"
"Hayır,neden kızacak?"
"Ona söylemedim çünkü." Güldüğünü işittim.
"Kızmadı hayatım,kızacak birisi olduğunu düşünmüyorum babanın." dedi.
"Haklısın." diyip ona daha çok sokuldum.Serum olan kolumu kaldırıp yavaşça üzerine attım.Oda boşta olan elini kaldırdı ve serumun üstünden okşadı. "Yavrum." dedi.Onaylayan bir mırıltı çıkardım. "Cemal Süreyya," dedi ve biraz bekledi. "Demiş ki;Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek.Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu..." Kafamı kaldırıp ona baktım.O ise karşısındaki duvara bakıyordu. "Ozan." dedim bende onu taklit ederek. "Efendim güzelim." dedi. "Turgut Uyardemiş ki;Bir Eylül akşamı sev beni.Yıldızlar gökyüzüne yakışsın,sen yanıma."
Güldü ve "Olur," dedi "Eylül akşamlarını iple çekiyorum."
"Bende." dedim ve sessizliğe gömüldük.Tek ses nefeslerimizdi,başka bir ses yoktu.
Yaklaşık on beş dakika sonra Ozan ayağa kalktı ve odadan çıkmak için kapıya yöneldi. "Nereye?" diye sordum.Bana döndü ve "Sen uyumuyor muydun?" dedi.Bıkkın bir şekilde baktım "Sence? Nereye gidiyorsun Ozan?" dedim. "Bir hava alayım demiştim." dedi.Kafamı salladım,oda çıktı.Etrafıma bakıp telefonumu aradım fakat bulamadım.Yanımdaki koltuğun üzerinde Ozan'ın telefonu vardı.Onu aldım ve rehbere girip kendi numaramı bulup aradım.Telefon odada çalmıyordu.Belgin'de yada babamda olmalıydı.Çok üstünde durmadan Ozan'ın telefonunu açtım ve rastgele bir video açtığım sırada telefonu çaldı.Zeynep diye birisi arıyordu.Kaşlarımı kaldırdım ve telefonu açtım;
"Ozan! Kaza geçirmişsin yanında olamadım özür dilerim.İyi misin?" diye cırladı.Kaşlarım daha da havalandı.
"Kimsiniz?" dedim.
"Ben Ozan ile görüşecektim ama?"
"Ozan şuan burada değil canım,bana söyle."
"Sen kimsin?"
"Ozan'ın sevgilisiyim."
"Ne? Saçmalık! Ozan ben..."
"Efendim canım? Bir şey mi dedin?"
"Evet,sözümü kesmeseydin diyordum."
"Hızlı."
"Ozan benden başka birisini sevemez."
"Kimsin lan sen?"
"Ozan'ın eski sevgilisiyim."
"Tamam canım eski sonuçta değil mi? Engelle bu numarayı bir daha da sakın arama!" dedim ve kapattım telefonu.Yatağın üzerine koydum ve Ozan'ın gelmesini beklemeye başladım.
Bir süre sonra Ozan içeriye girdi. "Ozan Bey,hoşgeldiniz!" dedim.Anlamsız anlamsız bakışlar attı bana.Sonra "Ne diyorsun kızım? Ne oluyor?" dedi yanıma doğru gelirken.Telefonu kaldırdım ve "Eski sevgilin aradı." dedim.Yanıma gelip oturdu. "Olabilir." dedi. "Aşkım ne demek olabilir? Olabilir ne demek? Eski sevgilinin numarası sende neden var?"
"Bilmiyorum birtanem." dedi.
"Hayatım,bak zaten hastayım burada.Bana sağdan soldan geliyorlar!"
"Beni mi kıskandın?"
"Evet."
"Bu kadar net olmanı beklemiyordum."
"Bekleme zaten,hiç bir sik bekleme bu saatten sonra.Bütün eski sevgililerimin numaralarını bulup kaydedicem.Göreceksin sen."
"Nasıl olacak o?"
"Ortak arkadaşlarım var aşkım merak etme." dediğimde kasıldığını hissettim.
"Tamam ya,silerim yani.Ayrıca benim haberim bile yok.Barçın yapmıştır." dedi.Konuyu çok uzatmamak adına "Her kim varsa,bu telefondsn siliyorsun.Eğer ki silmezsen bu hattı kırarım sana yeni hat alırım.Sadece benim tanıdığım kişilet olur hatta.Tamam diyorsan buyur silme." dedim.Ozan hala bana bakıyordu.Boş boş hemde.
"Aşkım kır,umrumda bile değil." dedi.
"Kafayı mı yedin lan sen sil şunları benim canımı sıkma!" dedim.O sırada kapı tıklatıldı ve içeriye babam girdi.Ozan babamı görünce ayağa kalktı bir anda.Babama kafasıyla otur işareti verince tekrar oturdu.
"Baba." dedim gülümsemeye çalışarak.Oda gülümsedi ve yanıma geldi. "Nasılsın kızım?" dedi.
"Daha iyiyim."
"Güzel.Birazdan ifadenizi alacaklar üçünüzünde,ne olduysa yalansız bir şekilde anlatacaksınız."
"Ne yalanı baba? Ne oluyor? Bana yalan söyleme mi diyorsun? Bana mı?"
"Hayır,o anlamda söylemedim."
"Baba ben yalan söyleyemem zaten istesemde.Ben avukatım farkında mısın sen?"
"Kızım farkındayım tabii ki de,onun için söylemedim."
"Tamam baba." dedim ve Ozan'a döndüm sinirli bir şekilde.Oda bana döndü,fakat gözlerini gördükten sonra söyleyeceklerimde ağzıma tıkıldı sinirimde geldiği gibi gitti.Bir süre bakıştık sadece,tam yanına yaklaşacaktım ki babamın derin anlamlı öksürmesiyle ikimizinde bakışları ona döndü.
"İyi misin?" diye sordum.
"Evet." dedi babam.
"İyi madem," dedim ve ayağa kalktım "Ben Simay'ı göreyim." tam gidecekken Ozan arkamdan seslendi.
"Serumu yanına taşıyabilecek misin?" dedi.Serumu gerçekten unutmuştum.Allah'tan kablo gerilmeden söylemişti.Babam'a döndüm ilk önce,sadece bana bakıyordu.Ozan'a döndüğümde oda bana bakıyordu.
"Yardım eder misin?" diye sordum babamla yanlız kalmaması için.Kafasını salladı ve demiri tuttu ve peşimden geldi.Dışarıya çıktık ve kapıdan biraz uzaklaştığımızda elini belime attı ve beni kendisine yasladı.Kafamı kaldırıp ona baktığımda önüne değil onunda bana baktığını gördüm. "Sildin sanırım,ne bu temas?" dedim imalı bir şekilde.Elini cebine attı ve telefonunu çıkardı.Bana uzattı. "Ne bu Ozan?" dedim.
"Telefon." dedi.Ben nasıl kaçırmıştım bu detayı!
"Biliyoruz gerizekalı! Niye veriyorsun?" dedim.
"Aşkım sil istediğini,onunla uğraşamam hiç."
"Ha uğraşamadığın şeyleri bana yaptırıyosun öyle mi Ozan?" dedim.
"Öyle demek istemediğimi biliyorsun."
"Bende sen babamla tek kalma orada diye yarım et dedim lan!" demiri tuttum ve Simay'ın odasına doğru götürdüm.Kapıya kadar beni takip etti,bir şeyler söyledi ama cevap vermedim.Simay'ın odasına da dan diye girdimfakat pişman oldum.Mert içerideydi.Ne?
Ozan'a dönüp gel diye işaret verdim,oda geldi yanıma.Simay'ında Mert'inde bakışları bana dönmüştü.
"Ne?" dedim birden.
"Deniz?" dedi Simay.
"Ne oluyor lan burada?" dedim.
"Belgin söyledi." dedi Mert.Kafamı ona döndürdüğümde devam etti "Bende ziyaret,geçmiş olsun diye gel..." diyecekken sözümü kestim.Ozan'a döndüm ve elimle onu gösterdim.
"Onu gördün mü?" dedim.Mert Ozan'a döndü ve ters ters baktı.Ayağa kalktı ve "Bu arkadaş kim?" dedi.
"Şuan konumuz bu mu? Onu görmediysen neden Simay'ı görmeye geldin? Tanımıyorsun kızı." dedim.
"Bir görüşmüşlüğümüz var ya hani.Asıl konumuz şuan bu arkadaşın kim olduğu." dedi ve Ozan'ı gösterdi parmağıyla.Arkamı döndüm,Ozan'a baktım.Sonra Mert'e dönüp "Sevgilim,Ozan." dedim.
"Haa şu arkadaş." dedi ve başıyla bana kenara çekil diye işaret yaptı.Bende çekildim.Ozan'ın karşısına dikildi ve elini uzattı sıkması için.
"Merhaba,Mert ben." dedi.Ozan ilk önce eline
baktı,sonra yüzüne baktı.Elini uzattı ve sıktı oda.
"Merhaba,Ozan bende." dedi.Mert kafasını salladı.Ozan "Sen kimsin?" dedi ters bir şekilde.Mert ise "Belgin'in kuzeniyim." dedi.Ozan kafasını salladı sadece.
*1 saat sonra*
*Belgin Özcan*
Hastane koridorunda oturuyordum.Deniz'i hâlâ görememiştim.Hava almak için dışarıya çıkacağım sırada kapının önünde Barçın'ı gördüm.Yanına gittim ve elimi omzuna koydum.Kafasını çevirdi,bana baktı "Uyumadın mı hala?" diye sordu.Kafamı iki yana salladım ve "Sen?" dedim.Oda başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Deniz'i görebildin mi?"
"Hayır,normal odaya aldıklarından beri görmedim.Gideceğim birazdan."
"Uyuduktan sonra görsen?"
"Uykum yok,sen uyu Barçın."
"Benimde yok."
"Kaç saat oldu?"
"Çok saat oldu."
"Uyusana." Bana doğru döndürdü bedenini.Gözlerimin içine baktı.Elimden tuttu ve hastanenin içine girdik. "Ne oluyor Barçın?" diye sordum hiddetle.
"Bir şey olmuyor." dedi sakince.Girişteki doktora döndü ve "Ozan Demir'in oda numarasını rica edicektim." dedi. "434" dedi doktor.Barçın başını salladı ve teşekkür edip asansöre bindik.
"Ne olduğunu söylecek misin?"
"Uyuyacaksın Belgin."
"Ozan yatıyor olabilir oda da."
"Ozan yerine durmaz.Deniz'in yanında yatıyordur."
"Düzgün konuş lan!"
"Ne dedim?"
"Deniz'in yanında yatıyordur dedin!"
"Yalan mı? Sende biliyorsun."
"Doğruları yüzüme vurmana gerek yoktu!" o sırada asansör gelmişti.Çıktık ve Ozan'ın odasına geldik.Ozan gerçekten yoktu.Yerimde durup "Deniz'e bir baksam?" dedim. "Olur,gel." dedi ve gittik.
"Oda numarasını biliyor musun?" dedi Barçın.
"Evet." dedim.Deniz'in odası zaten Ozan'ın odasının yanındaydı.Kapıyı tıklattım ve içeriye girdim.Deniz yatıyordu,Ozan'da onun yanındaydı.Barçın'a döndüm ve gülümsedim. "Bak." dedim fısıldayarak.Oda yanıma geldi ve içeriye baktı.Derin bir nefes aldı ve bana döndü.Omzunu indirip kaldırdı.O sırada Ozan'ın hareketlendiğini gördüm.Kafasını kaldırdı ve gözlerini ovuşturdu.Sonra bize baktı. "Ne oluyor lan?" dedi.
"Aşkım..." dedi Deniz'de birden.Uyandırmıştı kızı pezeveng. "Efendim hayatım." dedi Ozan.Kaşlarımı havata kaldırdım ve onları izlemeye başladım. "Ne oldu." dedi Deniz mayışık bir sesle.Ozan elini kaldırıp Deniz'in saçlarında gezdirdi ve "Bir şey yok birtanem,uyu sen." dedi.O sırada Barçın kapının bir kenarına,bende diğer kenarına yaslanmıştık ve onları izliyorduk. "Belgin," dedi. "O nerede?" Ozan göz ucuyla bana baktı ve "Burada,hastanede.Çağırmamı ister misin?" dedi. "Neden gelmiyor?" diye sordu Deniz.
"Gelir yavrum,gelir." dedi Ozan.Deniz'in gözleri hala kapalıydı ama konuşuyordu bir şekilde.Ben olsam kesin uyuya kalırdım.Bir şey söylemeden kapıyı kapatıp çıktık dışarıya.Barçın "Seni çok seviyor." dedi.Deniz'den bahsediyordu.Yüzümdeki gülümsemeyi engelleyemeden "Bende onu çok seviyorum." dedim.
Ozan'ın odasına girmiştik çoktan.Barçın yatağa yattı ve benide yanına çağırdı.Bende gittim.Kolunu omzuma koydu,bende göğsüne kafamı yasladım.
"Uyu hadi." dedi Barçın.
"Sende uyu." dedim.Sonra karanlık beni içine çekti ve Barçın'ın kolları arasında uyuyakaldım.
