6. bölüm · SAPLANTILI HACK
6.BÖLÜM: JAMES'İN RUTİN BİR GÜNÜ
3 Ocak 2024 Çarşamba Günü
Yine beynimin otomatik saati ile kalkmıştım. Saat 04.00'dı, yataktan kalktım, üstümdeki pijamayı şort ile değiştirdim, ve üstüme hiç bir şey giymedim. Zaten t-shirtsüz yatmıştım. Bu küçüklüğümden gelen bir alışkanlıktı. T-shirt ile veya herhangi bir şeyle yatamazdım. Sabah sporunu yapmaya başladım.
60 şınav, 60 mekik, 5 dakika plank, 5 dakika çapraz plank, 40 squat ve 50 crunch hareketi. Ardından halterin olduğu yere geçtim, 40-40 toplam 80 kilo taktım ve kaldırmaya başladım. 20 tekrardan sonra, 5'er kilo daha taktım. 20 tekrarda 90 kilo ile yaptım. Saat 04.30'du.
Terimi sildim, sonra üstüme kapşonlu sweatimi giydim, altıma da rahat ama sıcak tutacak bir eşofman altı giydim. 2 saatlik koşuma çıktım. Kış olsa bile yine de spor spordur. 2 saatlik tempolu koşunun ardından eve girdim. Duş almam gerekiyordu. Her ne kadar soğuktan donacak olsam dahi, soğuk su dinç ve zihni açık tuttuğu için soğuk suyla duş aldım.
Saat 07.00'dı ve ben duştan yeni çıkmıştım. Üstümü giyinecektim ki kapı çaldı. Havlum belimde, diğer elimdeki havlu ile de saçlarımı kurutarak kapıya gittim. Kapıyı aralık, ama vücudum gözükmeyecek şekilde açtım.
James- Gloria, ne oldu? Sana bir şey olursa mesaj at demedim mi!?
Gloria- Evet, ama telefonuna bakmadın. Hatta aradım da, bir şey olduğunu düşünüp geldim.
James- Duştaydım Gloria.
Gloria- Aww! Öyle mi?
James- Evet ve izin ver üstüme bir şeyler giyeyim.
Rahatsız bir nefes verdim ve kapıyı yüzüne kapattım. Üstüme kalın kıyafetler giydim, paltomu giydim, yanıma sigaramı aldım, telefonum ve cüzdanımda yanımdaydı. Kapıyı açtım. Sigaramı ağzıma koydum ve yaktım. Sigaramdan derin bir nefes çektim.
James- Söyle, bu seferki sorun ne?
Gloria- Mesaja bakmadın mı?
James- Yanımdasın. Neden bakmakla uğraşayım? Görüşmeyeli zeka seviyen mi düştü, yoksa egon fazla geldi ve yer açmak için zekandan mı vazgeçiyorsun?
Gloria- Haha! Ne kadarda zeki espriler yapıyorsun JAMES VİCTOR VİLLİAN!
Elimle direk ağzını kapattım. Ve dişlerimi sıktım. Elimden bir kaza çıkmaz umarım!
James- Bağırmayı kes Gloria! Beni ifşa mı etmek istiyorsun sen? Yemin ederim, seni ya kendi ellerimle katilin önüne atarım, yada seni ben öldürürüm. Ve bu sefer bildiğin dövüş hareketleri bir bokuna yaramaz. O yüzden laflarını dikkatle seç!
Aşırı sinirlenmiştim. Bu işin şakası olmazdı. Burada gizli kimliğim söz konusuydu. Bütün Amerika beni arıyorken yaptığı şeye bak ya! Tanıştığım insanlara bile ben sahte kimlikteki adımı söylüyordum. Kendi adımı kullanmıyordum. Zamanında ben bu kıza nasıl aşık olmuşum? Gözlerim ne kadarda körmüş! Ah James! Senin zevkine tüküreyim oğlum. Senin zeki insanlarla olman gerek, bunun gibilerle ne işin var?
James- Gloria, Tanrıya şükret şuan yaşıyorsun. Şükret ki ufakta olsa iyi duygularım yerinde duruyor. Ve son kez şükret ki, sana karşı bunların arasında vicdan da var. Yoksa şimdiye ölüydün!
Gloria'nın zoraki yutkunmasını görmüştüm. Korkmalıydı benden. Ben eski James değildim. Şimdiye kadar yumuşak davranmıştım ama haddini aşıp şımarık kızlar gibi davranıyordu. Artık sert James olmam gerekiyordu. Hayır illa kalbini kırınca anlıyor. Bulmuyorum anasını satayım katili falan! Tabii katili bulmazsam, benim başıma bela olacağı için bu düşüncemden hemen vazgeçtim.
James- Gloria, sana hep ben bakamayacağım. Gidip kendine iş bul.
Sessizce "tamam" anlamında kafasını salladı.
James- Bana niye mesaj atmıştın? Sorun neydi?
Gloria- Sanırım, katil İsviçre'den gitmiş.
James- Sen bunu nereden biliyorsun?
Gloria- İsviçre'de bir iki bağlantım var. Oradan öğrendim.
James- Tamam, bu katilin yüzünü veya herhangi belirgin bir özelliğini biliyor muyuz?
Gloria- Bilmiyorum. O bilgileri vermediler ama sorarım. İllaki biliyorlardır.
James- Tamam. Senin şu internet kurulumunu yapalım eve. Daha rahat olursun.
Eve ilerledim ve anahtarla kapıyı açtım. Bu evin bir odasını depo gibi kullanıyordum. Kendi evimde kalabalık yapmaması için. Oda da yedekten 3 tane modem vardı. 1 tanesini kursam Gloria'ya yeterdi. Bendeki 5 modem yetiyordu çünkü aynı anda bilgisayarlardan 15 tane işle uğraştığım için 5 modem gerekiyordu.
Evdeki odayı biraz karıştırdım ve birkaç eşyanın ardında modemi buldum. Burayı bir gün düzenlemem gerek aradığım şeyi zor buluyorum. İçeri elimdeki modemle ilerledim ve kurulumunu yaptım. Güçlü bir şifre oluşturdum ve Gloria'yanın telefonuna şifreyi girdim.
James- Al, artık güvenli bir internet bağlantın var. İstediğin her şeye bakabilirsin ayrıca ilk 1 ay bendensin ama sonrası sende. Bu yüzden bence hemen iş bulsan iyi olur.
Gloria- Teşekkürler, James. Ayrıca sana bağırdığım için özür dilerim. Beni affeder misin?
Yüzüne tepkisiz bir şekilde baktım.
James- Bay bay Gloria.
Evden çıktım ve eve ilerledim. Onu affetmeyecektim. Kesinlikle affetmeyecektim. Bunu düşünüyorsa yanılıyor. O hataya ikinci kez düşmem ben. Araştırmaya devam etmem gerekiyordu. Emily, bu Rodney Owen'ı neden tutmuş olabilirdi? Benden dolayı olamazdı. Anlaşılan biraz fazla internet sitelerinde dolaşmam lazım. Resmen kız hakkında hiç bir şey bilmiyorum. Bu nasıl hackerlık ya? Kafam çok mu dalgındı benim o gün? Tabii ya! O gün soygundan dönmüştüm. Yolculuktan dolayı yorgundum, sadece sitenin başlığına bakıp çıkmıştım. Yaş falan yazıyordu, daha da fazla bir şeye bakmadan direk olaya geçmiştim. Kod yazıp sisteme girmek falan.
Emily'nin tam adını yazdım ve araştırmaya başladım. Baştan sona, ilk haberden son habere kadar. Wikipedia dahil! Doğum günü 11 Ağutos 1998'de doğmuştu bu yıl 26 yaşına girecekti. Benimse doğum günüm 31 Temmuz 1998'di. Bir kaç araştırma sonucunda öğrendim ki, Emily'nin nefret ettiği bir annesi var. Aynı benim gibi.
Nadia Miller... Ve öğrendiğim üzere, Nadia Miller İtalyan bir iş adamıyla evlenmiş ve Emily'i burada tek bırakarak İtalya'ya taşınmıştı. Bu kızla ne çok ortak yönlerimiz varmış meğerse. O da benim gibi yetim, annesinden nefret ediyor, annesi onu terk edip gitmiş. Kendimi artık Emily'de görüyordum.
Ayrıca Nadia Miller İtalya'dan dönmüş. Üstelik döndüğü gün, Emily'nin şirketi aldığı haberinin çıkmasından bir gün önce, yani bu anlaşmanın yapılığı gün anlamına geliyor. Paragöz bir kadın olmasına bakılırsa ki tahminen şirketleri almak için geldi. Ama durum şu ki şirketleri alamadı. Peki hiç kimse şirket anlaşmasının o gün olduğunu bilmezken, bu kadın ta İtalya'dan bu durumu nasıl öğrendi? Emily söylemiş olamaz, çünkü dediğim gibi annesinden nefret ediyor. Şirket içinden bilgi sızdırılmış olduğunu düşünüyorum. Tabii kim olduğu meçhul. Bunu kim yaptıysa cidden salak. Böyle bir işe kalkışmak cesurluk değil aptallıktır, o kadar.
Büyük ihtimalle bilgi sızdıran kişi için dedektifi tutmuştu. Rahatlayabilirdim, ne de olsa beni araştırmıyordu. Gerçi benimle ilgili hiç bir şey yapmıyordu. Şüphelenmemesi çok saçma lan! Ben kıza yazdım ve kız bunu normal karşıladı. Neyse belayı çağırmayayım.
💻
Gloria iş bakmak için bir kaç saat önce çıkmıştı. Bana da katille ilgili tek bilgimizin erkek olduğunu söylemişti. Off işim çok zordu. En baştan başlamıştık çünkü zaten neredeyse Dark Web'te ki katillerin %90'ı erkeklerden oluşuyordu. %10'luk kısmın %5'i cinsiyetini belirtmiyor, %5'i de kız ve çok basit tanınmayan insanları öldürüyorlar. Ama iki kişi var onlar efsaneler. İkisinin de cinsiyeti bilinmiyor.
Biri Shadow Of Death(Ölümün Gölgesi) diğeri ise Bloody Torment(Kanlı Azap). Bu iki kişi birbirinden efsaneler. Dünyanın en zenginlerini ve önemli insanlarını öldürüp, eğer kirli işleri varsa ortaya çıkarıyorlar. Bazıları ikisinin de aynı kişi olduğunu düşünüyor. İkisi de nicknamelerinin anlamını kesinlikle yerine getiriyorlar.
Shadow Of Death'in olayı, işini tertemiz bir şekilde halledip, ortadan bir gölge gibi anında kaybolması. Ölümün ta kendisi gibi... İşini temiz yaptığı için ortada tek bir delil bırakmıyor. Bazen ölen kişinin ecelinden mi yoksa Shadow Of Death tarafından mı öldürdüğünü anlayamıyoruz. İşini o derece titizlikle yapıyor. Bu yüzden ona Shadow Of Death yani Ölümün Gölgesi diyorlar. Gerçek kimliğini sadece kendisi ve kurbanları biliyor. Tabii öğrendikten sonra yaşayan kalmadı orası ayrı.
Bloody Torment'in olayı ise, işlerini Shadow Of Death'ten çok daha kirli halletmesi. Adı da buradan geliyor zaten. Cesedi bulduklarında etraf tamamen kan gölü şeklinde bulunuyor ve vücudunda birden fazla yara izi ile birlikte. İşkence yapıldığı belli. Ortada delil bıraktığı oluyor ama bunlarda sahte deliler olarak çıkıyor. Sahte ayak izleri, sahte saç teli, sahte kamera kayıtları vb.
Tabii seri katiller olarak, birer efsaneler. Cinsiyetlerini erkek olarak düşünüyorlar. Kendi aralarında bir ara yarışmışlardı bile. Şuan seri katil tacını Bloody Torment taşıyor. Shadow Of Death'in öldüğünü düşünenler var. Çünkü uzun süredir sesi soluğu çıkmıyor. Bazıları ise yakalandığını ama basına duyurmadıklarını iddia ediyorlar. Bence yakalasalardı söylerler ve bununla övünürlerdi. O yüzden yakalanmış olamaz. Acaba kim ve şuan ne yapıyorlar? Shadow Of Death neden ortalarda değil?
Neyse benim katili bulmam gerek. Şimdi ilk önce katillerin hepsinin listesini açtım. Bunlardan kızları eledim ve hâlâ bir sürü kişi vardı. Başka bilgilerde almam lazımdı, böyle olmaz. Kısa süre önce İsviçre'de olanlara baktım. 80.000'den sayı 10.000'e düştü, yine fazlaydı. Bu iş ne zor ya! Benim şuan bununla uğraşmamam lazım. Bunu bir kenara bırakıp Emily'nin telefonunun mikrofonunu açtım. Anlık olarak konuşulanları duyacaktım. Telefonda kayıt olmayacaktı ama ben bilgisayarıma bunları kaydedecektim. Hiç konuşma yoktu. Sanırım iş ile ilgileniyordu, bu yüzden ses yoktu ve bir anda kapı tıklandı.
Emily- Girin.
Asistan- Bayan Hill, Genç Bay Grey geldi.
Emily- Ne? Neden gelmiş?
Asistan- Sizden özür dilemek istiyormuş ve birde yeni bir anlaşma ile gelmiş.
Bir süre sessizlik oldu, ardından Emily'nin sesi duyuldu.
Emily- Tamam gelsin.
Brandon- Bayan Hill, biliyorum geçen sefer güzel bir tanışmamız olmadı. Sizden çok özür dilerim aptallık ettim-
Emily- Ha şunu bileydin Grey!
Brandon- Haklısınız, ne deseniz haklısınız. Beni affeder misiniz Bayan Hill?
Tekrar bir sessizlik oluştu.
Emily- Neden bilmiyorum ama, içimde bir ses size güvenmemem gerektiğini söylüyor. Yine de tamam. Sizi affediyorum. Özrünüz kabul edildi Bay Grey.
Brandon- Mükemmel! Bundan asla pişman olmayacaksınız Bayan Hill.
Emily- Anlaşma nedir?
Brandon- Anlaşmayı şöyle vereyim, bir göz gezdirin. Beğenmediğiniz maddeler olursa, ortak bir karar ile o maddeyi değiştiririz Bayan Hill. Bu anlaşma ile her ikimizin de şirketlerinin %50 oranında kâr yapacağını düşünüyoruz. Tahmini oran bu yönde.
Sessizlik oluştu. Sanırım Emily sözleşmenin maddelerini okuyordu.
Emily- Hmm, maddeler iyi, şirketlere iyi bir oranda kâr da ekliyor. Bunların üstüne bir kaç madde ve işlem daha eklemek istiyorum. Eğer benim maddelerimi de eklersek bu %50'lik oranı %69'a çıkarabiliriz, belki daha üstü bile olabilir. Ne dersiniz Bay Grey?
Brandon- Tabii, sizin de tekliflerinizi duymak isterim Bayan Hill.
Emily- Birinci teklifim şu ki; şirketlerimizin en iyi yazılımcı gruplarını bir araya getirirsek ki, bunu kesin yapmalıyız. Ortaya çok iyi bir sonuç çıkabilir.
Brandon- Demek istediğiniz bir nevi şirketleri birleştirmek mi?
Emily- Evet Grey. İşte şimdi benim dilimden konuşuyorsun. Demek istediğim, eğer bu durumu ilerletebilirsek şirketlerimizi tamamen birleştirip daha iyi yerlere getirebiliriz. Unutma ki babalarımız eskiden beridir hep iyi anlaşmalar ve ortaklıklar yaptı. Bunu daha ileri taşıyabileceğimizi düşünüyorum. Eğer sizde isterseniz Bay Grey. Ben sizin teklifinizi kabul ediyorum, peki siz benim teklifime ne diyorsunuz?
Brandon- Anlaştık Bayan Hill. Daha iyi günlere!
Emily- Umarım Bay Grey, umarım.
Brandon- Bu arada, madem anlaşmaları imzaladık artık Brandon demenizi tercih ederim Bayan Hill.
Emily- Tabii ki nasıl istersen Brandon. Ve madem ben size isminiz ile hitap ediyorum sizde bana ismim ile hitap edin lütfen.
Brandon- Peki Emily. Yarın görüşmek üzere, hoşçakalın.
Emily- Görüşmek üzere.
Bir kaç saniye sonra kapı kapanma sesi geldi.
Emily- Huh! Halletin Emily. Şimdi gel bakalım Victor.
Sanırım bana yazacaktı. Telefonu elime aldım ama bir kaç dakika beklememe rağmen hiç bir mesaj gelmedi. Biraz daha dikkatli dinlemeye başladım ve sadece klavye tuşu seslerini duyuyordum. Bu kız ne yapmaya çalışıyor? Telefon ses kaydı bağlantısını kestim, çünkü buradan bir şey çıkmayacağı belliydi. Acaba telefonun kamerasını açsam mı? Ama bir şey göremezdim çünkü insan telefon kamerasını kendisini görecek şekilde koymaz, ayrıca biraz tehlikeli. Bazen kodlar işlemiyor ve telefonun kamerasını açtığımızda ışığı söndürmüyor. Yani kayıt aldığımız belli oluyor. Işığınız bile olmasa bazenleri kamera kayıdı hakkında size bildirim gönderebiliyor. Bunu biliyorum çünkü küçükken bu işleri tam bilmediğim için yaptığım küçük bir hataydı.
💻
Saat 20.00'dı. Birkaç mağazadan kıyafet bakmıştım Gloria için. Yarın gidip onları alırdım. Gloria kıyafetsiz durumda. Yanına parada vermemiştim, bir şey alamaz da kendine. Yakında benim kıyafetlerimi araklamaya başlayacak. Bunu bildiğim için kıyafet alıyorum, yoksa amacım ona yardım etmek veya onu sevdiğimden falan aldığım yok. Kulaklıklarımı taktım ve şarkı açtım. Twenty One Pilots - Heathens dinledikten sonra bir anda LSD - Genuis çalmaya başladı. Bu şarkı neden hep çalma listemde var bilmiyordum. Benim tarzım değildi ama çalma listemde duruyordu. Sözleri de benle alakasızdı, sanki aşıkmışım gibi bir daha aşık olabilirmişim gibi. Şarkı dinlemekten vazgeçtim ve film açmaya karar verdim. Dev ekranı açtım, Emily'nin kamera sistemini bilgisayarıma aldım ve diğer bilgisayarımdan Matrix'i açıp dev ekrana yansıttım. Vazgeçemediğim bir film serisiydi. Son filmi berbattı ama diğer filmler bana göre bir şaheserdi. İzlemeye başladım. Her seferinde sanki ilk defa izliyormuşum gibiydim. Filmi izlerken saatin nasıl ilerlediğini fark etmedim. Serinin ilk 3 filmini baştan sona izlemiştim ve 3 film, 6 saat 43 dakika sürüyordu. Saat 02.43 olmuştu artık yatacaktım. Ev kamera sistemini geri ekrana yansıttım ve odama geçtim. Üstümdekini çıkardım ve sandalyenin üstüne attım, yatağa yattım.
James Victor - İyi geceler.
1931 kelime. Konuşma sırasında kimin konuştuğunu belirtmek amaçlı yazılan isimleri saymazsak 1885 kelime ediyor. Söyleyin bakalım nasıldı bölüm? Beğendiniz mi? Sizi içine çekti mi hikaye yoksa sıktı mı? Bekletmeme değmedi farkındayım biraz boş bir bölüm oldu ama olayları birleştirmem için gerekli bir bölümdü. Hadi bölüm sorularına geçelim.
Sizce James Gloria'ya kötü davranmakta haklı mıydı? Neden?
Sizce Gloria James'in bu tavrından sonra değişir mi?
Sizce Gloria'nın peşindeki katili bulabilecekler mi yoksa katil mi onları bulacak?
Cevaplarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar dilerim. Sonraki bölümde görüşmek üzere, sağlıkla kalın hoşçakalın meleklerim💻😇
