3. bölüm · SAPLANTILI HACK

3.BÖLÜM: ESKİLERİ Mİ ANICAZ PT.1

MariaEva MİKAELSON

2 Ocak 2024 Salı Günü

Dün Emily ile pek konuşamadık. Yalanlarımı baya yutmuştu ama dün, 4 saat boyunca koltuğa oturup boş bir şekilde karşı duvara bakması garipti. Ya sarhoştu yada bir şeyler yaşamıştı. Birinci seçenek daha olası geliyor. Haber sitelerinde dolaşırken Emily hakkında bir habere denk geldim. Haber şu şekildeydi:

HİLL VARİSİ ŞİRKETİN BAŞINA GEÇTİ!!!

Hill ailesinin tek varisi, Emily Rebecca Hill şirketlerin başına geçti. Babası Christopher Hill'in ölümünden 2 yıl sonra, işin başına geçen Emily Hill'in şirketi daha da iyi yerlere getireceği düşünülüyor. Bu durum gerçekten olacak mı merak konusu. Bu şekilde Emily Hill, şuan en zengin bekar olarak anılıyor.

Hill Şirketleri mi? Tabii ya, bu kız ünlü yazılım şirketi olan Hill Şirketleri'nin sahibi Christopher Hill'in kızı. Bu yüzden bu kadar para ödediler, tabii kide kim istemezki dünyanın en ünlü yazılım şirketi hakkında bilgiyi. Haber sitelerinde dolaşmaya devam ederken sanırım Washigton polisleri ve bankacıları zeki olmalı ki bankayı soyduğumu anlamışlar.

ULUSLAR ARASI MERKEZ BANKASI SOYULDU!

Geçtiğimiz günlerde para kontrolü yapan Washigton Ulusal Bankası, bankanın soyulduğunu söyledi. Bankanın sistemine girdiklerinde bunun ülkede kırmızı bülten ile aranan Mr.Mechanic'ten başkası olmadığı anlaşıldı. Ulusal banka sistemine girdiğimizde o yakından tanıdığımız logo ortaya çıkıyor.

İşte bu logoyu gördükten sonra o paraların geri gelmeyeceğini Newyork halkı olarak ne kadar bilsekte, Washington polisi Mr.Mechanic'i bulacaklarında ve paraları halka geri teslim edeceği konusunda baya iddialı.

Haberi okuduktan sonra büyük bir kahkaha patlattım. Beni mi bulacaklardı? Hadi ama 13 yaşından beridir bu işlerin içindeyim, 12 yıldır beni bulamadılar ve şuan bulacaklarını mı söylüyorsunuz. Cidden karnım ağrımaya başladı. Ah, neyse bide onlar denesin bakalım beni bulabilecekler mi?

Emily: Hey, Victor!

Victor: Evet Emily?

Emily: Sen gerçek bir insan gibiyim demiştin değil mi?

Victor: Evet.

Emily: Yani bu duyguların olduğu anlamına mı geliyor?

Victor: Aslında evet, duygularım var diyebiliriz.

Emily: Peki cinsiyetin var mı? Yanlış anlama sadece merak ediyorum. Sonuçta çok iyi kodlanmışsın ve tasarlanmışsın, benim bile aklım almıyor.

Victor: Normalde, yapay zeka olduğum için yok ama yazılımcım beni erkek olarak tasarladı.

Emily: Peki hangi duyguların var?

Victor: Öfke, neşe, üzüntü gibi temel duygular.

Emily: Merak ediyorum, senin yazılımcın kim Victor?

Victor: Emily, bu benim sistemime yüklenmedi. Yazılımcım kim bende bilmiyorum.

Emily: Peki anladım. Seni erkek olarak tasarladı, peki senin bir bedenin yani dijital olarak görüntün var mı?

Victor: Evet Emily var.

Emily: Peki bana gösterbilir misin?

Victor: Bu teklifini geri çevirmek durumundayım Emily. Kendimi pek gösterme niyetinde değilim.

Emily: Bir dakika sen daha demin bana karşı mı çıktın?

Victor: Evet bunu yapabileceğimi söylemiştim ve benim istemediğim bir şeyi bana yaptıramazsın.

Emily: Peki yazılımları üreten bir şirketim varsa?

Victor: Bu imkansız. Asla kodlamama ve yazılımıma erişemezsin.

Emily: Fazla iddialısın Victor.

Victor: İddialı olmayı her zaman sevmişimdir Emily.

Emily: Seni daha fazla sevmeye başladım Victor. İddialı kişilikleri severim.

Victor: Teşekürler. Herhangi bir isteğin var mı Emily?

Emily: Hayır Victor, teşekkürler.

Off, sınırlarımı zorlamaya mı çalışıyor bu kız? Nazik yazmak çok zor. Ben böyle konuşmam ki! Neyse ama sonuçta o bir kız ve kızlarla insan gibi düzgün bir şekilde konuşmam gerek. Tanrıya şükür kızlarla nasıl konuşulması gerektiğini biliyorum.

💻

Canım sıkıldı ya! Ne yapsam? Buldum! Asi ile bir gezintiye çıkayım. Asi'yi özledim ya! Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Kızı özledim ya. Sokağın aşağısındaki garaj tarzı depoya ilerledim. Siyahlar içindeki Asi'yi bakışlarımla süzdüm. Yine her zaman ki gibi çok güzel görünüyordu. Yanına yavaş adımlarla ilerledim. Dokundum ve onu okşadım. Üzerine bindim. Bu motoru seviyordum ya. Üstüme takımlarımı giydim ve kaskımıda taktım. Batman gibiydim şu an, siyahlar içinde.

Central Park'a mı gitsem? Yok ya, orası çoluk çocuk doludur şimdi. En mantıklısı şehirde tur atmak. Olmadı bir kafeye gider ordakilerin telefonundan para falan çekerim, çaktırmadan. Eğlenceli olur. Motora atladım. 90'la gidiyordum biraz daha hızlandım ve 180'e kadar çıktım. Fazla hızlı gitmiyordum çünkü bir viraja girersem duramayabilirdim. Yoksa bu güzel bebek 300 basabiliyor.

Giderken keskin bir U dönüşü yaptım ve Hill Şirketleri'ne doğru sürmeye başladım. Vardığımda karşıdaki kafeye geçtim. En köşede, kimsenin beni rahatsız edemeyeceği veya bilgisayarımı yaşlı teyzeler gibi izlemeyeceği bir masaya geçtim. Laptomu çıkardım ve Emily'nin telefonuna bağlandım. Hill Şirketi'nin kamera sistemlerini açmıyorum. Güçlü bir güvenlik sistemleri vardı. Kırabilirdim ama bu da beni hemen bulmalarını sağlardı, bu yüzden Emily'nin telefonuna bağlanıyordum. Telefona bağlandım ve IP adresine baktım. Şirketi göstermiyordu! Kamerayı açtım ve nerede olduğuna baktım. Şirketten uzakta bir yerdeydi. Şehrin içinde Manhattan'da yani olduğum yerden 3 km uzaklıktaki 14.Cadde'ye yakın olan Brodway'deydi. Orada ne işin var senin?

Neyse nasıl olsa telefondan her yaptığı işlem, bilgisayarıma aktarılacağı için vazgeçtim. Bir kaç kişinin telefonlarının sistemleriyle oynayıp dalga geçtim. 1 saat kadar kafede oturmuştum. Sıkılmıştım, ayağa kalktım ve motoruma ilerledim. Kaskımı taktım, tam gideceğim sırada bir çocuk dibimde belirdi. Hay, lanet olsun! Çocuk sevmiyorum ben! Çocuk bana bakıyordu bende çocuğa.

Çocuk- Abiy motoyun çok güzel biy keye gaz veyebiliy miyim?

Vereceğim cevap basitti.

James- Hayır.

Gaza bastım ve oradan uzaklaştım. Çocuk arkamdan baka kaldı. Çocukları şımartmayın, sonra her istediğinin olacağını sanıyorlar. Biraz yavaş gitmek istedim o yüzden 100 ile gidiyordum. Aradan biraz vakit geçti, yarım saat oldu olmadı bir kaç metre ilerdeki ara sokakta, orospu çocukları bir kızla uğraşıyordu. Siktim belanızı! Motoru oraya doğru sürdüm ve ani fren yaptım. Motordan indim fakat kaskı çıkarmadım.

James- Napıyonuz lan siz?

Adam- Sen karışma! Topukla burdan yoksa...

Bıçak çıkardı. Orospu çocuğuna bak sen ya! Diğeri hâlâ kız ile uğraşıyordu.

James- Bırak lan kızı!

Diğeride bıraktı ve üstüme gelmeye başladılar. Kız direk koşup bir duvarın arkasına saklandı. Gelen şerefsize kalın asker botumla tekme attım. Geriye savrularak diğer arkadaşına çarptı. İkiside yere düştüler. İttiğim geri kalktı. Bana yumruk atmaya çalıştı, bir elimle yumruğunu tuttum ve yavaşça kolunu aşağı doğru eğmeye başladım. Diğeri bıçakla üstüme geldi. Tam karnıma bıçak saplayacağı sırada, ani bir hareketle arkadaşını önüme çekip arkadaşını yaralamasını sağladım.

Arkadaşını üstüne ittim. Birlikte yere düştüler, bıçak arkadaşında saplı kalmıştı. Bıçak saplamaya çalışanın üstüne çıktım ve iki yumruk attım. Çabuk bayılmıştı. Diğeri zaten bıçak yarasından bir şey yapamıyordu ama ne olur ne olmaz diye onuda bir kaç vuruşta bayılttım. Öldürmem gerekirdi bu şerefsizleri ama kızı daha fazla korkutmak istemedim. Kızın yanına ilerledim fakat kız korkuyla geri çekildi.

James- Korkma! Benden sana zarar gelmez.

Kaskımı çıkardım ve yere koydum. Kızın ilk kez yüzüne baktım. Bu ama imkansız! Bu olamaz!

Kız- Merhaba Mr.Mechanic.

Ağzını kapattım ama o da elimi tutup ters çevirdi. Büktüğü elimi sırtıma yapıştırdı.

Kız- Beni hala durdurabileceğini mi düşünüyorsun? Cidden mi James? Hâlâ daha beni yenebileceğini mi düşünüyorsun?

James- Evet!

Kendimi duvara doğru ittim. Onu duvarla, sırtım arasına sıkıştırdım. Kolumu elinden kurtardım. Kollarını bileklerinden tutarak başının üstünde tek elimle birleştirdim, diğer boştaki elimlede duvardan destek alıyordum. Arsızca gülümsedi.

Kız- Kendini geliştirmişsin.

James- Zırvalamayı kes! Neden buradasın?

Kız- Daha sakin ve rahat olabileceğimiz bir yere mi geçsek?

James- Burada dilek cini gibi mi duruyorum!? Sana soru sordum! Cevap ver!

Kız- A, evet evet anlıyorum. Benden nefret ediyorsun. Hatta şuan beni öldürmek bile istiyorsun ama ciddiyim. Birisi bizi bu bıçaklanmış ve bayılıncaya kadar dövülmüş iki adamla bulursa hiç iyi şeyler olmaz.

"Doğru" diye kendi kendime fısıldadım.

James- Sikeyim! Bin şu motora, koltuk kısmında kask var.

Kız- Tamamdır, teşekkürler.

Kendi kaskımı yerden aldım ve başıma geçirdim. Sinirli bir şekilde motora ilerledim. Motora bindim.

Kız- Ee eve mi gidiyoruz?

James- Hayır, ev falan yok sana. Hiç bir şey hak etmiyorsun bu yaptıklarından sonra.

Kız- Of, peki!

James- Surat asma boşuna! Acımayacağımı biliyorsun.

Gaza bastım ve 200 ile gitmeye başladım. Boş bir bina vardı, oraya doğru sürdüm.

Kız- Burası ne böyle ya? Daha güzel bir yer beklerdim.

James- Yeter artık! Neden buradasın?

Bulduğu eski boş bir koltuğa oturdu. Ve sadece yüzüme gülerek baktı. Anlaşıldı, işim vardı bununla.

1232 kelime! Veee karşınızda gamzeli hackerımız Mr.Mechanic. Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Birazcık bu bölümde saçmalamış olabilirim ama elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Güzel olmamışsa şimdiden özür dilerim ama bölümlerin akışıyla hikayesiyle sizi etkileyeceğini düşnüyorum. Umarım hayalimdeki gibi olur. Bu arada unutmadan söyleyeyim hikayede her geçen en küçük ayrıntı bir şeylere bağlı öylesine koyulmuş detaylar değiller. Şimdide bölüm sorularına geçelim:

Sizce Emily Brodway'de ne yapıyordu?

Sizce kız gamzeli hackerımızın kod adı olan Mr.Mechanic'i nerden biliyor ve ne gibi bir olay yaşamış olabilirler?

Sizce Mr.Mechanic bu kıza neden bu kadar sinirlendi ve bu kız kim?

Keyifli okumalar dilerim sonraki bölümde görüşmek üzere sağlıkla kalın hoşçakalın meleklerim😇