7. bölüm · Saplantı [BXB]

6. Bölüm

xjzj jzjxjx

Kalbim heyecandan dolayı o kadar hızlı atıyordu ki çiğköftemi yemeyi unuttum. Üstünde, anlaşılmayacak kadar fazla kopya olan sıramın altında duruyordu. Öğlen teneffüsü gelince onu uzaktan takip ettim. Gördüğüm kadarıyla gruplarında dört kız dört erkek vardı. Sadece erkekler bizim sınıfta olduğu için onların isimlerini biliyordum. Kızlardan birisi Enes ile fazla yakın gibiydi. Arkasında durduğum eski ve zaten gücünü yitirmiş olan duvara tırnaklarımı geçirdim. Gözlerimle güldüm. Zaten Enes’i mahvetmeye çalıştığım an onu unutacaktı bu yüzden de kızı düşünmemeye çalıştım. Son iki hafta kalmıştı.
Okuldan ayrılırken ayaklarım her zamankinden daha geri gidiyordu. Bugünün ağırlığı omuzlarıma binmişti; her adımda yaşananları zihnimde tek tek ayıklıyor, eve giden yolu bilerek uzatıyordum. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Bugün kulüp aktiviteleri olduğu için okuldan biraz daha geç çıkmıştım. Kendime sadece o saatler zaman ayırabiliyordum. Zihnim tamamen boş oluyor, kendimi çok rahat hissediyorum. Fotoğraf kulübündeydim. Yürürken, bugün çektiğim bir fotoğrafa tekrar baktım. Çimenlerindi. Basit bir fotoğraf olarak gözükse de ayarlamalarım sayesinde bir film kapağı gibi gözüküyordu. Bu konuda yetenekli olduğum söylenebilirdi. Bugün çektiğim fotoğraflara bakmaya odaklanmışken ceketimin arkadan çekildiğini hissettim. Arkamı döndüğümde şapka giyen küçük bir kız çocuğu ağlıyordu. İçimdeki ses "Görmezden gel." dese de kızla konuşmaya karar verdim. Eğilirken dizlerim çıtladı. Küçük kızın masum yüzüne bakarak,
"Neden ağlıyorsun?" diye sordum. Kız ağacı işaret ediyordu. Kafamı biraz kaldırıp ağacın üst kısmına baktığımda dalların arasında bir yunus peluşu gördüm. Derin ve gereğinden uzun bir iç çektikten sonra kıza tekrardan baktım.
"O-oyuncağım... Abi alır mısın lütfen?"
Tam hayır deyip vazgeçecekken gözlerinin içine baktım. Çok etkileyici olduğu için inkar edemedim. Doğrulup çantamı çıkardım.
"O zaman benim için buna göz kulak olur musun ufaklık?" deyip çantamı küçük kızın yanına koydum. Yavaşça ağaca doğru yürüdüm, peluşun olduğu yere baktım. Bunu neden yaptığımı bilmiyordum. Tartıya çekildiğimde iyiliklerimin daha fazla olduğunu görmek veya kendi vicdanımı rahatlatmak için olabilirdi. Ağacın gövdesine ulaştığımda elimle kalın bir dalı kavradım ve kendimi yukarıya itmeye çalıştım. Fakat elim kaydı ve dramatik bir şekilde yere düştüm. Kız çantayı bırakıp yanıma koştu. Hala ağlıyordu ve sayıklamaya başladı. Elimi onun omzuna koydum.
"Tamam tamamm... Bak bir şey olmadı abine. Bu sefer alacağım merak etme."
Tekrar ağaca tırmanmaya çalıştım. Yavaşça ve dikkatli hareketlerle tırmanmayı başardım. Geriye sadece peluşun olduğu yere uzanıp onu almak kalmıştı. Almaya çalışıyordum ki, ağaca yakın uçan bir karganın onu ağzıyla aldığını gördüm. Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve yanaklarımın utançtan ve bir çeşit hayal kırıklığından kızardığını hissettim. Kıza zoraki bir gülümseme attıktan sonra ağaçtan inmeye çalıştım. Yine düştüm. Sabrım yavaş yavaş taşıyordu. Düştüğümü görünce kız koşarak tekrardan yanıma geldi. Gözleri daha da kızarmıştı, anlayamadığım bir ifade ile bana bakıyordu. Ne diyeceğimi düşünürken düştüğüm yerden kalktım.
‘’Hadi ama ağlama… Beni de üzüyorsun.’’ Aklıma gelen ilk şeyi demiştim. Acaba ona dondurma mı almalıydım? Yoksa peluşun parasını mı vermeliydim? Enesten başka bir şey düşünemeyen beynim bu düşüncelerle cebelleşirken kız daha da sesli ağlamaya başladı.
‘’Ç-çok seviyordum abi… Her gün oynuyorduk. Ühüh…!’’
Ailesinin gelmemesi için dua ediyordum. Çantamı almak için o tarafa doğru yürüdüm ve vereceğim bir şeyler var mı diye kontrol ettim. Ders kitaplarından başka hiçbir şey yoktu. Cildimden soğuk terlerin aktığını fark edince duraksadım, mantıklı düşünmeye çalıştım. Yakınlarda da bildiğim bir dondurmacı veya oyuncak satan bir dükkan yoktu o yüzden o an yapabileceğim tek şeyi yaptım; küçük kıza para vermek. Kıza biraz daha yaklaşınca,
‘’Peluşun fiyatı kaçtı, biliyor musun?’’ diye sordum. Küçük çocukları pek sevmezdim fakat ailesi her an gelebilir ve beni onlara ispikleyebileceği için kaçmamaya karar verdim. Gözleri beni etkilediği için görmezden gelememiştim zaten. Küçük kız yavaşça bana baktı.
‘’B-bilmiyorum… Doğum günü hediyesiydi.’’
Elimi cebime soktum ve orada ne kadar para varsa hemen düzenleyip küçük kıza uzattım. Artık bir an önce eve gitmek istiyordum.
‘’Al bunları o zaman. Annenlere söyler yenisini alırsın. Daha iyi olmaz mı hem?’’
Kızın rahatlamış ifadesini görmek yerine daha da hırçınlaşmış halini gördüm.