5. bölüm · Saplantı [BXB]

4. Bölüm

xjzj jzjxjx

Sonra da Enes. Boynundaki ter kıyafetlerinin içinden göğsüne akarken,
‘’Uff çok heyecanlıyım be! Sizce rehberlik hocası odaların 4 kişilik olduğunu mu yoksa 2 kişilik olduğunu mu söyler? Yanlış bilenler sonrasında bize bir şeyler ısmarlasın!’’ diye sabırsız bir şekilde bağırdı. Tabii bana bağırmış gibi geldi çünkü kulaklarım sadece onu duyuyordu. Ömer,
‘’Bence diğer gezilerde ki gibi 2 kişilik olur. Mezopotamya da 4 kişilik oda zor bulunur oğlum.’’
‘’Yok be, nereye gidersen git 4 kişilik oda rahat bulunur.’’ dedi Berkay.
Hepsi kendi sıralarına oturmaya giderken yanlarındaki diğer çocuk yani Kerem, hiçbir şey demedi. Çok konuşmayan bir şahıstı. Diğerleri de onun bu tavrını çok takmıyor gibi gözüküyorlardı. Enes yerine oturduğunda hoca gelene kadar ensesindeki ter damlacıklarına baktım. Kontrolsüzce inlememek için ağzımı elimle sıkıca kapattım. Hoca 10 dakika geç kalmıştı bile. Sınıf tam bir kaostu. Enes ve arkadaşları etrafta koştururken kızlarda aşırı yüksek bir sesle gülüyordu. Enes koştururken bir anda arkadaşlarına sırıtarak bir kızın kendine baktığı aynasını çaldı. Kız kulağımı kanatan o sesiyle,
‘’Ya senin ne derdin var benimle, sınıftaki ergence hareketlerin yokmuş gibi bir de insanların eşyasını mı çalıyorsun! Geri versene gerizekalı!’’ diye bağırdı. Arkadaşları da ona destek çıktı.
Kızla Enes resmen sınıfı koşarak ve bağırarak yerle bir etmişti. Kız da harbi çok dramatik ya. Şaka olduğu belli işte yerinde oturup vermesini beklesene. Benim Enes’im zaten öyle hırsızlık gibi etik dışı hareketler yapmaz ki. Yapsa bile onu nasıl cezalandıracağımı çok iyi bilirim.
‘’Çok yavaşsın lan! Bu gidişle salyangoza bile kaybedersin.’’ Enes bunu deyince arkadaşları ve sınıftaki bazı kişiler gülmeye başladı. Kız küplere binmişti. Enes benim sırama yakın duruyordu ve elindeki aynayı kıza doğru tutuyordu. Kız anlık bir sinirle Enes’i beklenmedik bir şekilde ittikten sonra aynayı bir ayı gibi kapıp yerine oturdu. Kız yerine oturmadan önce Enes itişin etkisiyle tam sıramın yanına, ayak ucuma düştü, kafasını benim bacağıma çarparak. Ani olduğu için bedenimi kontrol edemedim ve kısık bir inleme çıkardım. Sonra hemen ağzımı kapattım. İlk önce etrafımda Enes’e bakan veya inlediğim için bana bakan öğrencilere baktım sonra da bakışlarım yere düşmüş Enes’e kaydı. Yerdeydi. Şu anda istesem onun saçlarından tutup başını kendi kucağıma koyabilirdim. Yapabilirdim… Elimi yavaşça uzatıp düşündüğüm şeyi gerçek hayatta uygulayacakken,
‘’Ohhh! Canıma değsin seni piç kurusu!’’ diye bağırdı kız.
Enes hiçbir şey demeden kafasını kaşıdı. Hemen arkadaşları yanına geldi ve nasıl olduğunu sordu.
‘’Tamam tamam iyiyim. Bu kadar da endişelenmeyin benim için.’’
Ayağa kalkıp üstünü silkeledi. Daha sonra bana doğru döndü. Ben o sırada olayın şokuyla bakışlarımı sırama kilitlemiştim. Benim dikkatimi ona vermem için el sallayıp,
‘’Özür dilerim. Sana bir şey olmadı değil mi?’’ diye sordu.
Başımı yavaşça çevirdim. Bana iyi olup olmadığımı sordu. Kontrolümü kaybetmeye başladığımı hissedebiliyordum. Sıranın altındaki elimin onun bacağına doğru gittiğini fark ettim ama durdurmak için hiçbir şey yapmadım. O yüzüme aval aval bakarken ben hiçbir şey diyemedim. Uygunsuz düşüncelerim yine beni boğuyordu. Sadece,
‘’Ş-şey… Ben iyiyim, evet…’’ diye kekeleyebildim.
Enes rahatlamış gibi bir iç çektikten sonra,
‘’Çok şükür.’’ deyip bana tekrar bakmadan yerine geçti. Gözlerim onda takılı kalmıştı. Kızla hala tartışıyordu ama Enes’in umurunda değildi. O kendinden çok emin beden diliyle oturuyordu. Dudağımı hafiften ısırdım. O duruşunu oracıkta mahvetmek istiyordum. Keşke… Kapı aniden açıldı. Herkes ayağa kalktı, hoca geç kaldığı için özür diledi ve herkes yerlerine oturdu. Sınıfta az önce olan olaydan dolayı bir uğultu vardı.
‘’Heyecanlı mısınız gezi için gençler?’’ diye sordu heyecanla. Herkes ‘’Evettt!!’’ dedi.
Hoca elindeki kağıtlara bakarken ve düzenlerken,
‘’Şimdii… Gideceğimiz otelde öğrenciler için 2 kişilik odaya izin verdiler. Müdür yardımcınız oda arkadaşlarını kendisinin seçeceğini söyledi.’’ Sınıfın arkasından bir çığlık duyuldu.
‘’Hocam şaka mı yapıyorsunuz? Neden?! Çok saçma."
‘’Çocuğum sakin ol. Kadife Hanım herkesin kaynaşmasını istediği için böyle bir şey yapmak istemiş ve şikayet istemiyormuş. Benlik değil valla arkadaşlar. Bana kızmayın. Her neyse, birazdan kimin kimle olacağını sınıflara asacakmış. Bilginiz olsun. Şimdi size bilgilendirme kağıdı vereceğim. Okuduktan sonra sorunuz varsa sorun bana. Oğlum gel sen dağıt.’’
Hocanın seslendiği çocuk herkese kağıdı dağıttı. Çok sevinmiştim çünkü Enes ile aynı odada kalma olasılığım %67.41 oluyordu! Bu olasılığı düşünürken bile bacaklarım titriyordu. Acaba ona düşündüğüm şeyleri yapınca vücudumun tepkisi ne olacaktı… Kağıttaki yazıyı okumadan çantama buruşturup koydum. Gezide ne yapacağımız zerre kadar umurumda değildi. Sadece onu takip etmek için gidecektim. Belki de o uyurken onu izlemek için. Hoca dersin kalan zamanında bizi serbest bıraktı. Bende Enes’e baktım. Galiba ben ona bakarken onun arkadaşlarından birisi benim ona dik dik baktığımı fark etmişti.