3. bölüm / 5
Saklı Menekşe (bxb, Omegaverse)2. BÖLÜM
Bölümler 5Şu an: 2. BÖLÜM
- 1 BİLGİLENDİRME891 kelime
- 2 1. BÖLÜM4.180 kelime
- 3 2. BÖLÜM1.220 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3. BÖLÜM1.417 kelime
- 5 4. BÖLÜM1.103 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sıçmıştım. Durumumu açıklayacak tek kelime buydu. Sinan benden şüphe ediyordu ve ben bunun yeni başladığını ya da uzun zamandır devam edip etmediğini bilmiyordum.
Terastaki o konuşmamızdan sonra sınıfa dönmem zor olmuştu, hem ondan çekiniyordum hem de sabahtan beri devam eden halsizliğim beni bırakmıyordu.
Testten sonraki tenefüsteydik ve okulda daha fazla kalmanın iyi olmadığını düşünerek toparlanmaya başladım. Montumu giyip atkımı da boynuma doladım ve çantamı alıp sınıftan çıktım. Okuldan ayrılmadan önce müdür yardımcısından izin aldım.
Eve kadar olan yol tam bir işkence gibiydi, sabah aldığım ilaçların etkisi azaldıkça daha da kötü oluyordum. Başım dönüyor, bazen de vücudumu bir titreme tutuyordu.
Birkaç dakika daha dayanıp eve geldim, ailem çalıştığı için evde değildiler. Hızla odama geçtim, üstümdekilerden kurtulduktan sonra farkındalık ile donup kaldım.
Bugün günlerden neydi?
Telefonumdan tarihi kontrol ettiğimde kasıldım. Bugün kızgınlığımın başlangıç günüydü…
Avucumla yüzümü ovuşturdum ve mırıldandım. “Siktir…”
Bunu tamamen unutmuştum, erkenden eve gelmem çok iyi olmuştu. Okulda daha fazla kalmam riskli olabilirdi.
Düşünceler zihnime akın etti. Terastayken feremonlarımı salgılamış olamazdım, değil mi? Eğer öyle olmuş olsaydı Sinan daha farklı bir tepki verirdi.
Aklımda gerçekleşebilecek tüm olasılıklar geçerken Vita acımasızca konuştu. ‘Her şeyi bu kadar düşünmeye devam et. Bana ve Delta’ya çektirdiğin acının yanında bu hiçbir şey.’ Bana gerçekten çok kızıyordu ve haklıydı… İç çektim ve yatağa uzandım. Kızgınlığın o bunaltıcı hissi yavaşça vücudumu ele geçiriyordu, gözlerimi kapatıp rahatlamaya çalıştım.
★
Sinan terastan ayrıldıktan sonra hemen sınıfa gitmemişti, bahçeye inmeye karar vermişti. Bahçede yürürken soğuk hava vücudunu sarıyor ve zihnini açıyordu, terastaki sarışını, Alp'i düşünüyordu.
Ondan ilk kez üç ay önce şüphelenmeye başlamıştı, aslında sınıftaki hareketleri normal geliyordu ama dikkat ettikçe küçük şeyler fark etmeye başlamıştı. Sinan ne zaman sınıfa girse Alp rahatlıyor ve gevşiyordu, o bunun dışarıdan belli olmadığını düşünüyordu ama Sinan fark etmişti. Aynı zamanda ne zaman Sinan'a yakın olsa ya da onunla etkileşim içinde olsa her ne kadar saklamaya çalışsa da gerildiği belli oluyordu.
Onun yanında gerilmesi çok da büyük bir şey sayılmasa da Sinan'ın dikkatinden kaçmayan bir şeydi.
Ancak sadece birkaç davranışından dolayı da ona hemen ‘Vita’ damgası da yapıştırmak istemiyordu. Her ne kadar hisleri onu Alp'e yönlendirse de o daha fazla gözlemlemeye ve araştırmaya çalışıyordu.
Okula girdiğinde Alp'in müdür yardımcısının odasından üstünde mont ve atkısı, sırtında çantasıyla çıktığını gördü. Yüzü solgun ve adımları zorlama görünüyordu,hasta gibiydi ki zaten sabahki hali de bunu destekliyordu.
Alp okuldan çıktığında Sinan arkasından birkaç saniye baktı ve sonrasında sınıfa yöneldi, düşüncelerini dağıtmaya çalıştı. Hadi ama tek şüphelendiği kişi Alp değildi ki, Umut ve Özgür de vardı. O ikisinin de bazı şüpheli hareketleri vardı ancak bu üçü de Sinan'ın feremonlarına hiç tepki vermemişti.
Bu düşüncesini ise babasının geçen geceki cümlesi böldü. ‘Belki de hissetti ama bunu göstermedi.’
Zihninde babasının sesini duyduktan sonra kaşları belli belirsiz çatıldı. Feremonları hissedip tepki vermemek mümkün müydü? Öyleyse bile nasıl o kadar kusursuz bir şekilde bunu başarıyorlardı? Bir yüz ifadesi bile yapmamışlardı. Ya gerçekten üçü de betaydı ya da bu işte oldukça gelişmişlerdi.
Sinan düşünceler içinde sınıfa vardı.
★
Yılın en nefret ettiğim zamanıydı; vücudum yanıyor ve titriyor, başım ise zonkluyordu. Yatağımın yorganı neredeyse yerdeydi, balkon kapısını açmıştım ancak gelen soğuk hava hiçbir işe yaramıyordu. Eve geldiğimde bastırıcı almıştım ama onun da etkisi iyice geçmeye başlamıştı.
Yatakta yan dönüp komidine ulaşmaya çalıştım ve parmak uçlarımla bastırıcıları almayı başardım. Paketten iki tane elime döktüm ve daha yakınımda olan şu şişesini alıp ilaçları içtim. Yapmamam gereken bir şeyi yapmıştım ama dayanamıyordum, iki doz bastırıcı almak zararlıydı, evet. Ancak bu durumda onu düşünecek değildim.
Dakikalar içinde bastırıcılar etki etmeye başladı ve biraz da olsa rahatladım. Bir haftamın böyle geçecek olması tam bir eziyetti.
Vita hiç beklemeden homurdandı. ‘Bu eziyete sen kendin sebep oldun.’
Derin bir nefes alıp verdim ve alnıma vurdum. “Biliyorum. Tamam mı? Lanet olsun, biliyorum.” Dişlerimi sıkarak mırıldandım ve Vita'dan yanıt gelmedi.
Bu artık daha fazla acı vermeye başlamıştı. Vücudumun, Vita'nın Delta’ya ihtiyacı vardı. Farkındaydım. Ancak o düşüncelerime eklenen rüya daha da korkmama ve çekinmeme neden olmuştu.
Sıkıntıyla iç çektim ve gözlerimi kapatıp uyumayı denedim.
★
Bir hafta sonra
Alp'in okuldan apar topar eve gelmesi üzerinden bir hafta geçmişti ve bu bir hafta boyunca okula gitmemişti. Bir hafta boyunca evde acılar içinde kıvranmış ve kızgınlığının kendiliğinden bitmesini beklemişti.
Sınıftaki birkaç kişi hariç kimse Alp'in yokluğunu fark etmemişti. Bir hafta sonra Alp sonunda okula gelmişti. Her zamanki gibi bastırıcılarını almış feremonsuz bir beta rolündeydi.
Daha kızgınlıktan yeni çıktığını için hâlâ gergin olan vücudu sınıfa girdiğinde gevşedi, Alp sınıfı saran o orman kokusunu almıştı. Sınıfta bu kadar rahat uyumasını sağlayan kokuydu bu.
Alp rahatladığını göstermeden sırasına ilerledi ancak bilmediği bir şey vardı; bu rahatlamasını Sinan fark etmişti ve tekrar düşüncelere dalmıştı. Alp'in rahatlama sebebi Sinan'ın düşündüğü şey miydi yoksa sadece kendisinin bile fark etmediği bir refleks miydi, bilmiyordu.
Alp bu sırada yerine oturmuş ve uyumaya niyetlenmişken sınıf arkadaşlarından Suay yanına gelmişti.
Suay kadın bir alfaydı ve kendini bildi bileli çevresindeki herkesin sağlık durumunu sorgular, merak ederdi; kendisi bir doktor olmak istiyordu.
“Kuzey iyi misin? Geçen hafta bir anda gittin ve bir hafta boyu okula gelmedin.” Suay gerçekten merak ediyordu. Hasta olmuşsa bile tam bir hafta ona göre uzun bir süreydi. Karşısında bir alfa ya da bir omega olsaydı onun rut ya da kızgınlığa girdiğini söyleyebilirdi ama karşısında beta olarak tanıdığı biri vardı.
Alp kendisine yöneltilen bu soru karşısında önce duraksadı sonra hemen bir yanıt üretti. “Bağışıklığım biraz zayıf. Zor iyileşiyorum.” Suay aldığı yanıt ile adeta bir doktor edasıyla tavsiyeler yağdırdı. “Bağışıklığın zayıfsa bir ara kan testi falan yaptır, eksiklerine baktır. Beslenmene de dikkat et.”
Alp sınıf arkadaşının huyunu bildiği için sessizce onu dinledi ve onayladı, artık başından gitmesini ve uyumak istiyordu. Suay kendi sırasına geçmeden önce son kez “Kendine dikkat et.” Dedi ve Alp'i yalnız bıraktı.
Alp sonunda yalnız kalmanın huzuruyla başını sıranın üzerinde birleştirdiği kollarının üstüne koydu ve kendini dış dünyadan soyutladı. Kendini saran yoğun uyku sebebiyle de üzerinde dolaşan siyah gözleri fark etmedi…
★
Kısa bir esneme ile uyandım ve kafamı kaldırdım, gözlerimin ışığa alışması için biraz bekledim ardından tahtaya baktım. Tür Bilgisi dersindeydik. Bir dakika… Ben kaç saattir uyuyordum lan? Saate baktım ve dördüncü derste olduğumuzun farkına vardım. Bu da yaklaşık iki buçuk saat ediyordu. Bu süre boyunca kesintisiz uyumam açıkçası şaşırtıcıydı. O kadar ders başlayıp bitmişti ama hiç uyanmamış ya da uyandırılmamıştım.
Öylece ayaktaki öğretmene bakıyordum. Ozan Akaç, bir zamanlar sürü sarayının kütüphanesinde bir görevliydi; sonrasında kendi isteği ile bir öğretmen olmustu. Sürü sarayının kütüphanesinde öğrendiği bilgileri sürünün genç bireylerine aktarıyordu. İyi bir adamdı ama yine de dersine fazla önem verirdi.
Şu anda küçük bir sözlü yapiyor gibiydi, göz göze geldiğimizde yeni sorusunu bana yöneltti. “Demek uyandın Kuzey, o zaman yeni soru sana. Bir Delta feremonunun tamamını salgılarsa ne olur?” Sorusu bence gayet kolaydı ama sınıfta soruyu duyup gerilenler vardı.
Boğazımı temizleyip yanıt verdim. “Dayanılmaz bir yoğunlukta Delta’nın kokusu hissedilir, hatta bu yoğunluğa dayanamayanlar bile olabilir. Feremonları hisseden herkes resmen bir kuklaya dönüşür ve Delta’nın etkisi altında kalır, Delta ne derse yapmaya hazır olurlar.” Bu kadar uzun bir cevabı kendimden beklemiyordum ama bunun hakkında bildiğim ne varsa söylemiştim işte. Öğretmen başını sallayıp yanıtımı onayladıktan sonra sorulara devam etti.
★
Ders bittiğinde elimi yüzümü yıkamak için lavaboya ilerliyordum, oraya yaklaştığımda konuşma sesleri duymaya başladım.
“Feremonlarını öyle salıp şimdi bana istemiyorum mu diyorsun? Ne kadar yüzsüz bir omegasın.” Duyduklarımla beraber hızımı arttırdım ve kapıya ulaştığımda bir çığlık yükseldi.
“Yardım edin!” Çaresiz ve endişeli bir sesti ama asıl dikkatimi çeken sesin tanıdık gelmesiydi. Sertçe kapıyı açmamla bir alfa tarafından duvara yaslanmış alt sınıftan arkadaşım Onur'u görmem bir oldu…
Bölüm etkileşimi
