10. bölüm · SAKLI KALAN BİZ

Bölüm 2

Rami 1

Tekrar kapım çalındı ama bu sefer kapımı çalan Bora değildi. Gerçi Boranın kapımı çalma düşüncesi komik geliyordu. İçeri giren hafif kilolu, yüzünde tebessüm barındıran ve tontiş bir teyzeydi.
Elindeki tepside koca bir bardak su ve çorba vardı.
“Saat geç olunca, suyu getirirken hazır yeni yaptığım, sıcacık et suyu çorbasını da getireyim dedim kızım.”
Teyzenin bu sevgi dolu yaklaşımı ve bana “kızım” diyişi beni hem şaşırttı hemde mutlu etti. Kucağına uzanıp, “Ah teyze, ben neredeyim böyle? Ne olacak bana?” desem herşey değişecek gibi geliyordu.
Teyze bağdaş kurarak oturduğum yatağıma gelip oturdu ve elini omzuma koyup;
“Sende işlenen bir günahın bedeli misin yavrum? Perişan olmuşsun. Hadi daha çok üzme kendini, çorbanı içde aç kalma. Aklım sende kalmasın.”
Teyze bunları derken şok oldum. Nasıl olur da sıcak yaklaşımı bu kadar güven veriyordu bana? Şimdi anladım. Ben bu yaklaşıma muhtaçmışım. Ben de sevgiyi, özlemi, sevilmeyi hak ediyorum.
Suyumu kafaya diktim ve dolmuş gözlerimle bana en az benim kadar üzgün bakan teyzeye baktım.
“Annemi korumak için geldim diyebilirim teyze.” gözümden akan damlayı umursamadan bana üzgün gözlerle bakan teyzeye sarılmak amacıyla elimdeki tepsiyi şifonyerin üzerine koydum ve ona sımsıkı sarıldım ve deli gibi ağlamaya başladım.
Annem için geldiğim bu yol nereye nasıl varacak?, hata mı yapmıştım?, Deniz nerdeydi?, babam anneme ne yapmıştı?, Bora bana ne yapacaktı?, tüm hayatım bu odada, öylece oturup hapis kalmakla mı geçecekti?
Teyze benden uzaklaştı ve tepsiye uzanıp kendi yaptığı et suyu çorbasını bana içirdi.
“Çok güzel olmuş ellerine sağlık.”
“Afiyet olsun kızım, istersen bir kase daha getireyim? Yada sana başka şeyler hazırlayayım açsan?”
“yok teyzecim sağol. İştahım sıcaklarda kaçıyor.”
Teyzenin gülümsemesiyle kapı aralandı ve içeriye giren kişiye öylece bakmakla yetindim.Teyze;
“Ben gideyim artık.”
İçeriye giren Deniz’di ve teyzenin çıkmasının ardından yanıma oturdu. Gözü morarmış, kaşı ve dudağı patlamıştı.
“Deniz yüzünün hali ne!”
“Bişey yo-“
“Buz tuttun mu? Krem sürdüler mi?”
“Hee merhem olarak dövdüler işte beni.”
“Deniz özür dilerim. Benim yüzünden geldiğin hale bak! Çok üzgünüm gerçekten.”
“Ya saçmalama kızım ne özür dilemesi? Kardeşim için herşey yaparım ben. Buraya da senin merak etmemen için zar zor girdim. Ama burdan çıkarken senle çıkıcam Açelya.”
“Olmaz Deniz! ben annem için buradayım. Geri dönüşüm yok.”
“Asıl senin dediğin olmaz Açelya. Ben burada bırakmam seni.”
“Bana burada bişey yapmıyorlar merak etme. Hem sana bişey sorucam.”
“Sor tabii”
“Sezin, neden gelmedi?”
“Hee o mu? sen mesaj attıktan sonra buluştuk onla. Ağlamaktan mahvolmuştu kız.”
“Neden ya? noldu? bişey olmadı dimi?”
“Ya telaşlanma. Bu manitası Umut yokmu? Aldatmış bizimkini. Bende zaten morali bozuk diye sorduğunda sadece bana yazdığını söyledim.”
Şok olmuştum. Nasıl olur da 3 yıllık bir ilişkiyi aldatarak bitirmişti bu salak Umut? Ben bunları düşünürken etraftaki saçılan silah patlama sesleri düşüncemden ayrılmama neden oldu.