8. bölüm · Sahte Evlilik
Karadeniz'in Asi Çocuğu
(Duhan'ın azından)
Kalbime saplanan ağrıyla birden kafamı kaldırdım. Çalışırken uyuya kalmıştım. Uaynınca masamda bir farklılık hissettim. Masada bir nor vardı:
Özür dilerim Duhan hem senden hem ailenden ama bunu yapmam lazımdı herkes için.
Ağlamayan ben gözümden bir damla yaş düşmüştü.
Gitmişti.
Masadaki her şeyi dağıttım.
Kalbim acıyordu.
Sese annem gelmişti. "Ne oluyor uşağum?"
Yere diz çöktüm saçlarımı çekiştirdim. "Gitmiş anne karım gitmiş."
Annem yanıma diz çöktü çekiştirdiğim saçlarımı okşadı. "Dışarı çıkmıştır elbet gelir gelinum."
"Not yazıp gitmiş anne."
Bağırıp yeri yumrukladım. "Gitmiş anne."
Annem kollarını bana sardı. "Ağlama uşağum yalvarırım ağlama." Saçlarımı okşadı.
"Geri getiririz gelinimizi."
"Gelmez annem gelemez."
"Kavga mı ettiniz?"
"Anlatamam annem, anlatamam."
Seslere odaya kardeşlerim de çıktı. Beni ilk defa böyle gördükleri için şaşkındılar.
Annem de benimle birlikte ağlıyordu.
Ne olduğunu anlamayan kardeşlerim yanıma geldi. "Abim ne oldu?" Dedi Dirhemim.
"Gitmiş..." diye bildim sadece.
Ayağa kalktım. "Yalnız kalmak istiyorum."
Odama doğru ilerledim. Odada Çağan ağlıyordu. Lara'nın Çağan'ı. Hadi bizi bırakabilmişti. Çağan'ı nasıl bırakıp gitmişti. Halledecektim ben. Koruyacaktım onu.
Şimdi orada yalnız kendini nasıl koruyacak.
Sinirden ellerim titriyordu. Çağan'ı kucağıma aldım. Odadan çıktım. Ev ahalisine seslendim.
"Biriniz baksın ha bu çocuğa."
Dirhem gelip aldı kucağımdan. "Abi bu çocuğun hiç bir suçu yok."
Dirheme cevap vermeden arkamı dönüp odama geri çıktım. Odaya baktım. Lara'nın yattığı yatağa baktım.
Yorganın ucunu tutup çektim yatağı tağıtmıştım. Sinirden ne yaptığımı bilmiyordum. Her tarafı kırıp döküyordum. Dizlerimin üzerine çöktüm. Elimi ağrıyan kalbime götürdüm.
Duhan Kara kardeşini kaybetmesine rağmen ayakta kalan ben şimdi çökmüştüm. Ne yapacağımı bilmiyordum sadece ordan oraya saldırasım geliyordu.
Odamdan çıktım. Etraf sessizdi, sadece Çağan'ın ağlayan sesi vardı. Sinirle evden çıktım.
Ormana doğru yürümeye başladım. Kafam karadeniz gibi pusluydu. Aklımda Lara'nın sesi dönüyordu.
Kendime kızdım.
Neden?
Neden bu kadar canım yanmıştı?
O sadece sahte bir gelindi.
Benim sahte karım.
Yürümeye devam ettim sadece yürüyordum. Telefonumun melodisi kulaklarımı doldurdu. Açmadım, çalmaya devam etti, çaldı çaldı ve sustu.
Buranın sonunda deniz olduğunu biliyordum yürümeye devam ettim. Karşıma Karadeniz'in hırçın denizi çıktı.
Bizim buranın en hırçın denizi.
Benim gibi hırçın olan denize baktım. Koştum ve denize atladım. Soğuyu umursamıyordum çünkü içim alev alev yanıyordu.
Bir insanın içi bu kadar yanar mıydı?
Benim yanıyordu işte.
Yüzmeye devam ettim.
Soğuk su düşüncelerime iyi geliyordu.
Kor gibi yanan düşüncelerim dalgaların arasında da boğuşuyordu.
Suyun içine daldım bir süre suyun içinde bekledim. Geçmiyordu düşüncelerim.
Gitme demiştim kal birlikte aşarız demiştim.
Yüzmeye devam ettim.
Güldüm kendi kendime. Neden kalsaydı ki? Can güvenliği daha önemliydi.
Sonuçta ben onun sahte kocasıydım.
Canı daha önemliydi.
Salak dedim kendi kendime kız sizin için gitti.
Şuan içimde iki taraf kavga ediyordu biri Lara'dan nefret ettirmek isteyen tarafım diğer taraf ise...
Kafamdan sildim düşünceleri.
Karadeniz'in asi çocuğu Duhan Kara şuan yıkılmıştı.
Bir yabancı gelip yıkmıştı onu.
Ne oluyordu ki bana bir yabancı için ne hallere düşmüştüm böyle.
Çıktım denizden. Eve doğru yürümeye başladım. Soğuk bedenime çarptıkça kendimi daha iyi hissediyordum. Eve geldim. Herkes endişeli bakışlarla bana baktı.
"Annem nerede?" Diyebildim sadece.
"Seni aramaya çıktı."
"İyi geldiğimi haber edin."
Misafir odalarından birine girdim. Kendimi yatağa bıraktım. Tavanı izliyordum.
Aklıma ilk tanışmamız gelince güldüm.
Kaşlarımı çattım ya ben yerine başkası çıksaydı.
Kafamdan düşünceleri silip attı. Gözlerimi kapattım. Daha fazla düşünmek istemiyordum.
Üşüdüğüm için yorganı üstüme aldım. İçim bir kor gibi yansada bedenim üşüyordu.
Annemin elini alnımda hissettim.
"Uş." Diye bağırdı. "Yanıyorsun sen uşağum." Üzerimden yorganı çekti. Üzerime geri aldım.
"Üşüyorum anne." Dedim sesim yorgun çıkmıştı.
"Ne üşümesi yanıyorsun asi uşağum."
Beni yataktan kaldırıp ıslak üstümü çıkardı.
"Anne." Hıçkırdım. "Geri gelir mi?"
"Seni böyle yaptı ya gelmesun daha."
"Mecburdu anne."
Annem beni kaldırdı, beni duşa götürüyordu.
"Ben alırım anne duşu."
"Ayakta kalacak halin mi var uşak."
"Anne."
"Sus annanım ben senin." Dedi ve beni duşa soktu.
Duştan çıktım. Üzerimi giyinip balkona oturdum. Bir sigara yaktım.
Zil çalmıştı.
Gitmemiş miydi?
Koşarak odadan çıktım.
Gelen kişiyle yüzüm düştü. Gelen Merve'ydi.
"Hastaymışsın çorba getirdim."
"İstemez." Dedim ve arkama dönüp odaya geri girdim.
Yeni bir sigara daha yaktım. Her şey üzerime yıkılıyor gibi hissediyordum.
Nerede hata yapmıştım?
Güvenmekle mi?
O gün uyumasam gidemezdi. Kendime kızdım bir kez daha.
Sigaradan bir duman daha aldım. Kapı açıldı arkamı dönüp bakmadım bile sigaramı içmeye devam ettim. Omuzumda bir el hissettim.
"Abim." Dedi Birhan. "Kimse yok aslını anlat olayın."
Sigarayı söndürüp bir tane daha yaktım.
"Senin karakolda olduğun gün. Biz ilk orda tanıştık. Oturma izni yokmuş ülkesinden kaçmış, oturma izni alsın diye evlendik." Duraksadım bir duman daha çektim alev alev yanan içime. "Peşinde birileri var, bulmuş o kişi ondan gitti."
"Neden söylemedin abi yardım ederdik." Dedi bana göre daha sakin bir tavırla.
"Söyleyemedim işte." Kapının kapanma sesini duydum. "Biri daha mı vardı odada?"
"Rüzgardır abi kimse yoktu."
"Öyle oldu işte." Dedim diyecek başka bir şey bulamamıştım.
Birhan yanıma oturdu ve bana sarıldı. "Gidelim İstanbula oraya gitmiştir."
"Gidelim mi?" Diye sordum çocuksu bir sesle.
"Gidelim." Dedi güven veren sesiyle. "Gidelim ve yengemi geri getirelim."
"Birhan." Dedim meraklı bir sesimle. "Bana ne oluyor?"
"Aşık oluyorsun abim."
Aşk.
Aşk cidden böyle bir şey miydi?
Bu kadar can mı yakardı?
"Bu kadar can yakar mı aşk?"
"Yakar abim yakar."
Aşağıda bir kargaşa kopuyordu. Koşarak aşağıya indim annem ayılıp bayılıyordu.
"O kız bir daha bu eve giremez."
"Ne oluyor anne?" Dedim
"O kız seni kullanmış. Merve olmasa haberim olmayacak."
Merveye döndüm. "Ne anlattın?"
"Doğruları anlattım." Dedi alayla güldü. "Sahteden evlenmişsin o kızla."
"Sen bizi nasıl kandırırsın uşak." Dedi annem.
"Anne."
"Anne deme bana o kızı koruma bana." Annem çıldırmış gibiydi. "O kızın adı bir daha anılmayacak." Dedi herkese dönüp.
"Anne aşık oldum ben."
"Yalancıya aşık olmazsın. Gözümüzü bürümüş hep."
"Anne düzgün konuş karım hakkında."
"Sahte karın."
"Gerçek karım anne gerçek karım."
"Bana savunma." Diye bağırdı. "O kız bitmiştir. Boşanıp Merve ile evleneceksin."
Kahkaha attım. "Ben karımdan boşanmam."
"Bulup boşanacaksın dedim sana."
"Daha çok beklersin anne, ben karımı seviyorum."
Anne bana bir tokat attı yüzüm yana düştü. İlk defa bana bir tokat atmıştı.
"Unutma bu tokadını ana." Dedim ve arkamı dönüp evden çıktım. Birhan ve Dirhem de bir şeyler deyip arkamdan çıkmışlardı.
Bizim barakanın oraya gelmiştik. Oturdum Dirhem bize kahve yaptı. "Anlat bakalım abi."
"Anlatcak bir şey yok Merve anlatmış ya."
"Abi senden dinlemek istiyorum o kızdan değil."
"Ülkesinden kaçmak zorunda kalmış daha sonra karşılaştık ve bu oyunu oynadık."
"Aşık mısın cidden abi?"
"Bilmiyorum kara kızım bilmiyorum."
"Hadi İstanbula gidelim."
"Gidelim." Dedim heyecanla.
Uçak biletlerine bakıyordum en erken ne zaman varsa alıp yanına gidecektim. Madem aşık olmuştum o halde aşkımın peşinden gidecektim.
En erken bileti bulup aldım. Kardeşlerime döndüm. "Biletleri aldım."
"O halde yengemin yanına gidiyoruz." Dedi ikisi de aynı anda.
Yeni bölüm geldii. Yeni bir maceraya atılıyoruz bakalım nasıl olacak. Yorumları ve bölümü beğenmeyi unutmayınn bebeklerr 😊
