4. bölüm · Sahte Evlilik

Emanet

Hayaledenyazar Hayaledenyazar

Çığlık sesleri yükseldi korkuyla gözümü açmıştım ki kimseye bir şey olmamıştı Duhan adamın elini tutup havaya kaldırmıştı."Dayı kadınlar var, içeri girsinler de öyle erkek erkeğe konuşalım." Adam kafa salladı.

Bizi içeri soktular. Dirhem korkuyla pencereden dışarı bakıyordu. Annesi Dirhem'in omzuna dokundu. "Korkma kızım dayısı bir şey yapacak değil ya."

"Dayımdan değil abimden korkuyorum anne."

"İşte ben de abinden emin değilim yavrum."

Ben de evin içinde bir ileri bir geri yürüyor, terleyen avuçlarımı gelinliğime siliyordum. Dirhem yanıma geldi. "Yenge gel gelinliğini değiştirelim."

Kafamı sallayıp Dirhemle üst kata Duhan'ın odasına gittik. Dirhem bana bir eşofman altı ve tişört getirdi. "Valizle uğraşma yenge al benden giyin."

Dirhem odadan çıktı ben de üstümü değiştirip aşağıya indim. Eve bir kız daha gelmişti sarı saçları beline kadar uzanıyordu. Ben aşağıya inince gözler bana döndü kız hızlıca yanıma gelop neni ittirdi. "Her şey senin yüzünden, dayı yeğeni birbirine düşürdün." Kendimi geri çektim.

"Ne diyorsun sen ya ne yapmışım ben."

"Biz evlenecektik Duhanla senin yüzünden her şey karıştı birbirine girdiler." Beni çekiştirmeye devam ediyordu. Elini saçlarıma geçirdi

"Merve dur artık." Dedi Duhan'ın annesi.

"Neslin teyzem haklıyım." Dedi gözleri dolu dolu.

"O artık Kara aşiretinin gelini benim de kızımdır. Düzgün davran yengene."

"Teyze..."

"Merve yukarı çık."

"Şu kız için öz yeğenini mi üzüyorsun?"

"Şu kız dediğin benim gelinim."

Biraz zaman geçmişti Duhan ve dayısı içeri girdi. Dayısı Duhan'ın omuzuna vurdu. "Hayırlı olsun evlat." Etrafa bakındı. "Merve!" Diye bağırdı. "Hadi gidiyoruz kızım."

Gözlerimi ovuşturdum, kargaşa uykumu getirmişti. Duhan'a döndüm o da bana bakıyordu, ailesine döndü. "Güzel ailem, bu gün yorucu bir gündü biz artık odamıza çıkalım, hepinize iyi geceler."

Elimden tutup merdivenlerden çıkardı. İçeri girince Duhan'a döndüm. "Ne konuştunuz da sana silah çeken adam sonra omuzuna vurdu."

"Sana çok aşık olduğumu anlattım." Bu cümlesi anlamadığım bir şekilde kalbimin atışlarını değiştirmişti. Kendime gelmek için yatağa doğru ilerledim. Duhan'ın yüzümdeki ifadeye görmemesi lazımdı.

"Sizinkiler odaya çok geliyor istersen araya yastık koyup uyuyalım."

"Aslında kabul etmezdim ama haklısın hatta birazdan annem elinde ballı sıcak sütle gelir." Demişti ki kapı çaldı. "Gir anne gir." Dedi Duhan sesi yumuşak bir tondaydı.

"Yavrularıma güzel bir süt getirdim." Annesi sütü ilk bana uzattı. "Al gelinim iyi gelir." Dedi gülümsemesi samimi gibi duruyordu. Duhan'a da uzatınca kapıya doğru ilerledi. "İyi geceler yavrucaklarım." Dedi ve odadan çıktı odadan çıkarken de kapıyı arkasından kapattı.

Yatağa uzandım yanıma yastık koyup Duhan da uzandı. "Gelin hanım nasıl hissediyorsun?"

"Stresli." Dedim gülerek. "Biraz da korkmuş."

Dugan tek kolunun üzerine yattı yüzünü de bana döndü. "Neden korktun?"

"Silah patlayınca gözlerim kapalıydı birine bir şey oldu sandım. Yine benim yüzümden birine bir şey olsun istemedim."

"Kime ne oldu ki?"

"Babam ben kaçarken arkamdan silah sesi geldi babamın da acı dolu haykırışı." Gözümden yaşlar akmaya başladı. "Duhan ben ailemi çok özledim, babamın mezarına bile gidemedim."

"Ya ölmediyse baban?"

"Ölmese bilirdim."

"Emin misin?"

Kafamı olumsuz manada salladım. "Uzun süredir konuşmuyorum ailemle, o adam beni bulmasın diye."

"Ben bir araştırayım."

"Hayır hayır araştırirken sqna bir şey olsun istemem."

"Bana bir şey olmaz."

"Söz ver araştırmayacağına tekrar üzülmek istemiyorum."

"Söz." Dedi mırıldanarak.

Duhan ayağa kalktı "Ben bir sigara içip geleyim, sen de istersen televizyon aç izle uyuyamazsan." Kafamı sallamakla yetindim.

Duhan gitmişti ama uzun sürmüştü gelmesi ben de o yüzden uyumayı tercih etmiştim gözlerimi kapatıp uykuya kendimi teslim ettim.

Sabah kalktığımda Duhan yoktu bende kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Aşağıya indiğimde kimse uyanmamıştı ben de mutfağa gecip kahvaltı hazırladım. Bahçeye çıkarırken Duhan'ı telefonda konuşurken gördüm bir ileri bir geri hareket ediyordu. Konuşması gergin duruyordu. Ees çıkararak yanına ilerledim.

"Günaydın Duhan." Dedim tabağı masaya koyarken. Duhan bana döndü.

"Erkencisin."

"Sen de öyle."

"İşlerim vardı da ondan erken kalktım." Elimdeki tabağa baktı. "Nermin abla hazırlardı, niye zahmet ettin ki?"

"Olsun erken kalkmışken hazırlayayim dedim." Kafasını olumlu manada salladı.

"Kalkarlar birazdan."

Herkes yavaş yavaş kalkıp kahvaltıya geliyordu. Biran yanıma geldi. "Oo yenge hanım enfes gözüküyor her şey." Dedi ve sandalye çekip oturdu ardından ağazına bir zeytin attı.

Kahvaltı sohpetlerle devam ediyordu kapıdan iki çift girdi. Biran ayağa kalkıp çiftin yanına koşarak gitti. Doğan abim gelmiş. Gözlerim çifte döndü. Duhan ayağa kalkıp o da çiftin yanına geldi. "Can dostum geldi." Deyip sarıldı. "Yenge hanım sen de hoş geldin." Elini uzatıp tokalaştılar. "Geçin sofraya. Bebek nerde?" Dedi Duhan.

"Yukarı götürdük can dostum, uyuyordu minik."

"İyi iyi uyusun minik." Gülümsedi. "Hadi masaya gelin siz de."

Kahvaltı tüm sıcaklıyla devam ediyordu. Yavaş yavaş masadan kalktık.

"Hadi bizim yere gidiyoruz. Bir tekne turu yapalım." Dedi Birhan.

"Çağan burda kalsın." Dedi Doğan.

Odaya çıktım elime bir kot pantolon ve crop alıp giyindim. Saçımı da salıp taradım. Kapıdan çıkıyordum ki Duhan geldi. Göz göze geldik gözlerinde anlayamadığım bir ifade vardı. Yutkundu.

"Ben de giyineyim de çıkalım."

"Tamam." diye mırıldandım.

"Lara ne giymeliyim?"

"Bence rahat olmalısın o yüzden rahat şeyler giymelisin."

"Tamam o zaman öyle yapayım."

Aşağıya indiğimde Neslin teyze beni çağırdı.

"Efendim Neslin teyze?"

Elini dizime koydu. "Artık anne diyeceksin bana ben senin artık annenim."

"Peki anne." Dedim sesim titreyerek.

"Ailen biliyor mu evlendiğini, neredeler?"

"Uzun süredir görüşmüyoruz anne." Dedim burnumu çektim. "Bayağı uzun süre oldu."

"Artık brn varım kızım, neye ihtiyacın olursa hemen bana söylüyorsun."

"Tamam anne teşekkür ederim."

"Ben kalkayayim artık siz de çıkarsınız herhalde." Kafamı olumlu manada salldım. Duhan da aşağıya indi. Elimden tutup arabaya doğru götürdü, kardeşleri de bizimle arabaya bindi.

Dünkü gittiğimiz yere gelmiştik. Kumsala oturduk. Bu sefer kahveleri biz yapmıştık. Otururken birden Doğan lafa girdi. "Can dostum." Yutkundu. "Bir gün bize bir şey olursa minik sana emanet."

Duhan kaşlarını çattı. "Birdaha böyle bir konu açma."

Artık eve dönme vakti gelmişti vakit hızlı geçiyordu yolda aniden silah sesleri gelmeye başladı biz ne olduğunu anlamadan Doğanların arabası kayarak ağaca çarptı. Biz de arabayı durdurup koşarak yanlarına gittik. Vurulmuşlardı. Duhan arabadan çıkardı ikisini de yere uzandırdı.

"Can dostum iyi olacakasın." Dedi kanayan yere eliyle baskı uygulayarak. Ben de kızın kanayan yarasına baskı uyguluyordum.

"Can dostum..." dedi Doğan. "Minik sana emanet." Öksürdü ağazından kan gelmişti. Eşinin elini tuttu, dudaklarına yaklaştırıp bir öpücük kondurdu. "Seni seviyorum." Dedi eşine fısıldıyarak.

Duhan bağırdı. "Ölürsen diriltir ben öldürürüm seni Doğan, sakın ölme."

"Duhan." Diye fısıldadım. "Kadın öldü." Gözünden bir yaş geldi Doğan'ın ve onun da gözleri kapandı.

Ambulans geldi. "Hızlı olun!" Diye bağırdı Duhan. "Can dostum ölüyor."

Ambulansa bindirdiler. Biz de peşlerinden gidiyorduk. Hastanenin önünde durduk. Koşturarak içeri girdik. Hızlıca Doğanı ameliyata almışlardı. Eşi zaten yolda ölmüştü. İçeri Duhan'ın ailesi girdi kucağında bebek vardı ve bebek ağlıyordu. Bebeği bana verdiler bebeği kucağımda sallıyordum bebeğin ağlaması dinmişti. Doktor ameliyattan çıktı.

"Başınız sağ olsun hastayı kaybettik." Dedi ve bebek anlamış gibi tekrar içli bir şekilde ağlamaya başladı.