7. bölüm · Saha Çizgilerinin Ötesinde

Bölüm 6-Harabe, Atlas ve Rüyam

Nisa Gündoğan

O 3 gün bir türlü geçmek bilmedi.
Ses tekrar konuşur mu diye bekledim ama konuşmadı.
Kedi de gelmiyordu.
En azından somut bir kanıtım var da diyemiyorum çünkü ben kağıdı YUTTUM.
Kendi kendimi avutmaya çalışıyorum.
En azından son 3 gün 5 gün de olabilirdi.
Sen sadece kendini korumak için yaptın.
Bu senin suçun değil savunma mekanizman devreye girdi.
Gibi salakça ve sadece benim inandığım bahaneler.
Kafayı yiyorum.
Acaba o anlar rüya mıydı?
Ya o ses sadece benden çıktıysa ve ben sinirden fark etmediysem..?
Bilincimle birlikte zaman algımı da yitiriyordum.
Gece gündüz camsız bir odada Yağız'la kilitli kalıyordum.
Genişçe bir odaydı ama bu Yağız piçiyle aynı havayı solumadığım anlamına gelmiyordu.
Yağız saati sorduğumda cevap vermiyordu.
Sadece günü sorduğumda cevap veriyordu.
Sürekli hangi günde olduğumuzu soruyordum.
Geceyle sabahı ayırt edemediğimden uykum gelince uyuyordum.
Yağız benim salı günkü projem için gün saydığıma nasıl inanmıştı bilemiyorum.
Her neyse, SÜREKLİ sesin sahibi ve kediyi arıyordum.
Hiç bir yerde yoklardı ama onları aramaktan asla vazgeçmiyordum.
Çünkü hem onları ararken bilincimi kaybetmiyorum hem de bulursam şizofreni olmadığıma kendimi inadırabilirim.
Bütün zamanım onları aramak, yemek yemek ve tuvalete gitmekle geçiyordu.
Bazen de Yağız iyi bir vaktindeyse (iyi günündeyse diyemiyorum çünkü günler hakkında bir bilgim yok) bana gazete alıyordu ve o gazeteleri okuyarak zaman geçiriyordum.
Gazete okumak yaşlı dedelere özel bir şey gibi dursa da aslında baya bir vaktimi öldürebiliyordu.
Ayrıca eğlenceliydi de.
Kafamda onları konuşturuyordum ki dışarıdaki sessizlik psikolojimi bozmasın.
Yağız dahil kimse konuşmuyordu.
Konuşturma çabalarım boşa gidiyordu.
En fazla Yağız bana hangi günde olduğumuzu söylüyordu.
O da tek kelime olduğundan bana asla yetmiyordu.
Her neyse, o 3 günü bir şekilde atlattım.
Atlattığımı nereden mi anladım?
Çünkü canım kedimi gördüm.
Tasmasında yine bir not vardı.
Ben de notu cebime sıkıştırıp tuvalete gittim ve kapıya sırtımı dönüp notu açtım.
Notta "Hazır mısın? Bu gece pazar gecesi. Hazırlıklı girmeni söylemiştim. Umarım hazırlık yapmışsındır. Saat 23.00'a kadar bekle ve koşmaya hazır ol." yazıyordu.
Şizofreni değildim!
Bu gece kurtulacaktım!
Hazırlık yapmalıydım!
Buradan götürmek istediğim tek şey gazetelerdi.
Bir de canım kedi.
Yağız'dan çantamı istedim ve "Kediyi çantamda taşıyacağım. O benim tek arkadaşım ve gitmesine izin veremem" dedim.
Yağız gerizekalı olduğundan her boku yediği gibi bunu da yedi.
Ya da sadece ben çok zekiydim :)
Çantamı kaptım.
Gazeteleri "Kediye yumuşaklık olsun" bahanesiyle güzelce çantama tıktım.
Son olarak kediyi büyük bir dikkatle çantama koydum.
Zinciriyse kedinin boynu dışarıda kalıp sıkışmayacak kadar geniş ama koşarken de düşmeyecek kadar da dar olacak şekilde ayarladım.
Yağız'a saati sordum.
İyi gününde olduğunu söyledi ve bana tam tarih verdi.
5 Nisan 2026 Pazar saat 22:46
Son 14 dakika.
Çantamı kucağıma aldım ve kediyi severek vakit geçirmeye çalışıyor gibi görünmeye çalıştım.
Bazen kediyle konuşuyordum.
"Bak bu adam çok kötü sakın ona yaklaşma"
Kedicim de "Miyavv" diye yanıtlıyordu.
Bana 14 yıl gibi gelen bir 14 dakikanın ardından oturduğum yerde bir fısıltı duydum.
"Hazır mısın..? Son 3, 2, 1..."
Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu.
Kediye sarılıyor gibi yapıp onu olabilecek saldırılardan koruyordum.
Sonra 2 el ateş sesi duyuldu.
Yağız stresle etrafına bakarken ben kediye sarılıp korkuyor gibi davrandım.
Hemen yanı başımdaki kapı kırınca gerçekten korkmuştum.
Bir el beni kolumdan kavrayıp yakaladı.
Ben de bu anı bekliyorcasına koştum.
Zaten bu anı bekliyordum.
Elimdeki çantamı elimden geldiğince az sarsıyordum.
Kedi de zaten başını çantanın içine koymuş, tehlikeyi sezmiş gibi sessizce duruyordu.
Üstünde siyah sweatshirt, altında bol bir pantolon olan tanımadığım biriyle koşuyordum.
Elimden tutmuş bana kızarak koşarken ona yetişmek çok zorlayıcıydı.
Arkamızda tüfekler patlıyordu.
Yeterince uzaklaştıktan sonra elimi savururcasına bıraktı.
Bana dönüp kapişonunu çıkardı.
Bu Atlas'tı.
Bana "Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirsin?" diye kızıyordu.
Bense o an sadece gülümsemeyi tercih ettim.
Yağız ondan kurtulacağımı söylediğimde "Anca rüyanda" demişti.
Ve rüyam gerçek olmuştu.
Hayatımda azarlandığıma hiç bu kadar sevindiğimi hatırlamıyorum.

CANIM OKURLARIM ÖNERİLERİNİZ VAR MI (PLAYLİST YAP BAŞLARINA ŞU OLAY GELSİN VB.) VARSA LÜTFEN PAYLAŞIN YARIN YA DA BUGÜN KARAKTERLERE ÖZEL TANITIM BÖLÜMÜ GELİYOR YOLDAA

SİZCE ÖBÜR BÖLÜMLERDE NELER OLACAK TAHMİNLERİNİZİ BEKLİYORUM (DOĞRU TAHMİN EDEN OLURSA TEBRİKLER ŞİMDİDEN) 🫶🏻🤍🌠🌟🌻🌙⛸️