1. bölüm · Safir Kılıcın Gölgesi
1.bölüm
“Ay`ın ışığı Güneş’in gölgesinden daha karanlık olabilir miydi?”
Uyandığımda yanımda zümrüt yeşili,tüllü ve oldukça kabarık,omuzunun altından kollarına bir eldiven misali uzanan tüllere sahip bir balo elbisesi duruyordu.Resmen Valmira Krallığı’nın yeşile bürünmüş ormanlarını,ve kılıcımın altında bana uğur verdiğine inandığım zümrüt taşını andırıyordu.
Elbisemi giydim ve saraydan çıktığım sırada muhafızlardan birisi “Bayan Valeris! At arabası hazır,”diye seslendi.Evet,ben Bayan Valeris,Nova Valeris.Yalnızca 17 yaşında ailemin bundan 8 yıl önce gerçekleşen Büyük Symerix Balosu’nda zehirle vahşice öldürülmesi ile tahta geçtim.Ve tam bugün,büyük ihtimalle o katilin(her kimse)evladı ile aynı masada Saphirrus İmparatorluğu’nun geleceği hakkında gelişmelerin yaşanmasına yardım etmek için düzenlenen baloya gitmek için yola çıktım.Geleceğimi aniden değiştiren,kaderime karşı çıkan suikastçının evladı ile aynı masa,belki yan yana,belki çok uzakta,belki diri,belki ölü bir suikastçıyla aynı masa..
Burnuma giren koku aslında zambağı andırsada bana artık bu krallık kan tadı veriyordu.İçim ürpermişti.Gözlerimden minik bir damla akmasına bile izin vermemek için çabalarken gözlerimde bir ıslaklık hissettim.Symerix’in sınırlarındaki bir ormandan saraya yaklaşıyorduk.
Sarayın girişini yavaş yavaş görmeye başlıyorduk.Symerix’in “Saphirrus’un Kalbi” olarak geçmesi nedeni ile sarayda bir o kadar ihtişamlıydı.Karşımda bulutlara boyanmış bembeyaz bir saray vardı.Dış çitleri beyazdı,duvarları da,Peki içi?bir o kadar. Saf,beyaz mıydı?Yoksa kana mı bulanmıştı?belki de bu akşam bulaşacaktı.
Saraya girdiğimde aşırı ihtişamlı bir davet masası gördüm.Henüz akşam olmamıştı fakat çok yakındı.Krallıkları temsil için düzenlenen safir masaya ilerledim.Karşımda Kraliçe Flora gururlu ve mutlu şekilde duruyordu.Kendisini küçüklüğümden beri tanırdım.Oldukça sevimli,temiz bir kraliçeydi.Sarayın benim için kötü anıları barındıran bir yer olmasına rağmen Flora gülümsemesi ile herkesin içini ısıtıyordu.Flora’nın yakına geçtim.Ardından Lumeria Kraliçesi Eveline geldi.En az Flora kadar yakındık,Siyah,beline kadarı olan saçları,kar gibi bembeyaz teni ve morun en koyu tonu olan kadife elbisesi ile tam bu gece için yaratılmış gibiydi.Zyrox kraliçesi Alina,Forristes kraliçesi marsellise(kendisinden hiç haz etmem)masanın en uç köşesine böbürlenerek geçti.
Yemekten önce gelen kahvelerimizi yudumlarken siyasi konulardan sohbet ediyorduk.O sırada Marsellise araya girdi “17 yaşında hazırlıksız,törensiz şekilde tahta geçmiş değersiz bir kraliçe olarak fazla siyaset konuşmadın mı sence?O an çok sinirlendim fakat halktan oldukça insan vardı ve kibar şekilde cevap vermeye çalıştım, “Kraliçe olmanın en önemli kurallarından biridir,saygı.Bende Kendi kraliçem ve kralımın ölüm gününde kutlama yapmak beni yalnızca şımarık,edepsiz bir kraliçe yapardı,senin gibi.Ayrıca 17 yaşında kraliçe olmama rağmen krallığımı bu denli düzenli olarak yönetmem benim için onur meselesi.Dile getirdiğin için teşekkürler.”sırıttım ve onun susuşunu izledim.Masa sessizleşti.Keman çaldı ve eski konulara geri döndük.
Saat biraz geç olmuştu.Kan soslu ördeklerimizi yedikten sonra masanın sol tarafından “ah,hayır olamaz,hemde bugün mü..hayııırr..diye uzunca haykırış sesi geldi.Yemekten kafamı kaldırdım.Zyrox Kraliçesi Alina`nın elbisesine kahve dökülmüştü.Flora “Sorun değil canım,yukarıda sola dönünce ahşap bir kapı var,giyinme odam.Dilerseniz hizmetçilerden biri sana getirsin,kalacağın odada giyinin.” dedi.Alina odasına doğru ilerledi.Flora masaları dolaşmak için kalktı,herkesle özenle ilgileniyordu.
Bu sırada Marsellise odasına çıkmaya karar verdi.Bizde keyifle yemeğimize devam ediyorduk.Eveline ile krallıklar hakkında dedikodu yapıp kıkırdayarak gülüşüyorduk.Tam o sırada hayatımda duyduğum en yüksek çığlıklardan biri duyuldu.Ses hizmetçiye aitti.Koşarak yukarı çıktık,ve gördük.
Yerde Alina’nın cesedi duruyordu,hepimiz şok içindeydik.Cesedin yanında da gümüş bir kılıç,bunun cinayet olduğunu belli etmek için yeterli bir sebepti.Fakat kraliçenin derin bir yara almaması yalnızca bıçakla aldığı ufak bi çizdikten ölmesi yetersizdi.Kral Lucas’a baktım.Yere çökerek cesedin başında haykırıyordu.Bu yaz düğünleri olacaktı.Bende ağladım tabikii.Alina Zyrox`u en iyi şekilde yönetmişti.Lucas ile evlenmeleri onu İmparatoriçe yapabilirdi ve bunu herkes en az onun kadar isterdi ve en çok hakkeden oydu.Bu cinayetin kıskançlık nedeniyle işlendiği inkar esilemez bir durumdu.
O gece kimse ağlamaktan duramadı.Ben hala olayın şokundaydım ve bunu kimin yapabileceğini düşünüyordum.Flora mahvolmuştu,yüzü gözü ağlamaktan şişmişti.Eveline ile beraber Flora’yı teselli ettik.Sabah ise simsiyah elbiseler giyip deniz kenarına,cenazeye gitmiştik.Lucas tabuttaki fotoğrafa sarıldı.Çok acı verici bir andı,onu anlıyordum çünkü bu acıyı bende çektim.Aynı saray,aynı krallık,aynı balo.Fakat Lucas suan 26 yaşında.Ben ise 17 yaşındaydım.
Herkes zambaklardan birer birer alıp denize atıyordu.O sırada gözüme birşey çarptı.Flora gümüş bir yüzük takmıştı.siyak kenarlara sahip bu yüzüğü ona Alina almıştı.Sorduğumda hiç çıkarmadığını söyledi.Daha çok üzüldüm çünkü ölen birine ait eşyalar çok kötü hissettirirdi.
Cenazeden 2 hafta falan geçti.Olayın etkisinden çıkamayan herkes Symerix’de kalmıştı.Şimdi sıra bir şüpheli bulmaktaydı.Peki,sizce bunu kim yapmıştı?Bu kıskançlık ateşi kimin içinde bu kadar alev yaratıp onu katil yapmıştı?Alina’ya kim kıymıştı?
1.bölüm sonu.
