2. bölüm · Saf ve Berrak aşk
1.Bölüm
Zehra Altdeğirmen
Alican’ın boynuna kendimi bıraktığımda kalbim deli gibi atıyordu.
Beni havaya kaldırıp döndürmeye başladığında, kahkahalarım rüzgâra karıştı. O an içimdeki sevinci tarif edecek bir kelime yoktu. Sanki dünya sadece ikimizden ibaretti.
Birbirimize daha sıkı sarıldık.
Ve o an…
Zaman durdu.
Alican’ın dudakları ilk kez dudaklarıma değdiğinde, içimden sıcak bir dalga geçti. Kalbim sakinleşti, korkularım sustu. O sıcaklık bana güven verdi. Garip bir şekilde… çok tanıdık hissettirdi.
Geri çekilmedim. Çünkü o an olmak istediğim tek yer, onun yanıydı.
Bir süre sonra beni kucağına aldı. Arabaya bindirdiğinde hâlâ gülümsüyordum. Yol boyunca başımı camdan dışarı çevirip sessizce düşündüm: Hayatım gerçekten bu kadar güzel olabilir miydi?
Saatler süren yolculuğun ardından Alican’ın lojmandaki evine geldik. Ev sade, düzenli ve tertipliydi. Her şey onun gibi… net ve güven vericiydi.
“Kendi evin gibi düşün,” dedi gülümseyerek.
“Zaten yakında öyle olacak.”
İçimde tatlı bir heyecan yükseldi.
“Beni ailenle ne zaman tanıştıracaksın?” diye sordum.
“Haftaya yeğenim Dilan’ın doğum günü var. Denizli’ye gideceğiz, sen de gelirsin. Hem ailemle tanışırsın.”
Bir an tereddüt ettim.
“Ya beni istemezlerse?”
Beni kendine çekti.
“O zaman seni kaçırarak evlenirim.”
Gülümsedim ama yine de içimde bir endişe vardı.
“Yine de ailenin beni sevmesini isterim.”
“Şimdi bunları düşünme,” dedi.
“Gel buraya.”
Bir anda beni kucağına alıp yatak odasına götürdü. Nazikçe yatağa bıraktı, yanımda uzandı. Boynuma hafif bir öpücük kondurduğunda içim ürperdi.
Ama gülümsedim.
“Böyle rahat edemezsin,” dedim.
“Önce üstünü değiştir.”
“Zehra, bir romantik olmaya çalışıyorum,” dedi sitemle.
“Üstüne rahat bir şey giy,” dedim.
“Ben salonda beklerim.”
Salona geçtiğimde yorgunluk bir anda üzerime çöktü. Gözlerimi kapatmışım… Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum.
Alican geldiğinde çoktan uyumuşum.
Beni kucağına aldığını hissettim. Gözlerimi araladım.
“Alican…”
“Buradayım Zehra. Buradayım.”
Yavaşça onun koynuna sokuldum. Saçlarımla oynadı, yanağımdan hafifçe öptü. Kollarının arasında güvendeydim.
O gece, kalbim huzurla doluydu.
Ve ben ilk kez bu kadar sakin bir uykuya daldım.
(1 HAFTA SONRA)
Aradan bir hafta geçmişti.
Denizli’ye gitmek üzere yola çıktığımızda kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Camdan dışarı bakıyor, içimdeki heyecanı bastırmaya çalışıyordum. Alican fark etmiş olacak ki elimi tuttu.
“Merak etme,” dedi.
“Ailem seni sevecektir. Sen sevilmeyecek kız mısın?”
İçim biraz olsun rahatladı ama yine de kaygılıydım.
“Herkes senin gibi düşünmüyor.”
“Zehra, biraz rahatla,” dedi gülümseyerek.
“Ben ailemin seni seveceğine eminim.”
Konuyu değiştirmek istedim.
“Dilan kaç yaşına giriyor?”
“Yedi,” dedi gururla.
“Minik yeğenim.”
“Hediye de alalım mı?”
“Tabii ki alacağız. Yoksa başımın etini yer. ‘Amca bana hediye almadın mı?’ diye.”
Gülümsedim.
“Ne alsak mutlu olur?”
“Oyuncak sever.”
“Alican,” dedim gülerek,
“Her çocuk oyuncak sever ama Dilan nasıl oyuncaklar sever?”
“Peluşlara ve peri oyuncaklarına bayılır.”
Biraz düşündüm.
“Ayrı ayrı mı alalım yoksa ortak mı?”
“Bilmem, sen seç.”
“Bence hem ortak hem ayrı ayrı alalım.”
Oyuncakçının önünde durduk. Alican küçük bir peri kostümü seçti ama hemen itiraz ettim.
“O biraz küçük değil mi? Altı-yedi yaş için alsana, rahat etsin.”
Raflardan uygun olanı bulup aldık. Ben de pespembe, yumuşacık bir peluş ayıcık ve kostümü tamamlayacak bir taç seçtim. Alican da küçük bir peri oyuncağı aldı.
Yolculuk devam etti ve sonunda Denizli’ye vardık.
Alican’ın evine geldiğimizde kapıyı annesi açtı. Oğlunu görür görmez sarıldı.
“Alican’ım, yavrum, oğlum benim…”
Alican gülerek, “Anne utanıyorum,” dedi.
“Bir de seni biriyle tanıştıracağım. Bu Zehra… Yakında gelinin olacak.”
Aynur Hanım’ın yüzü bir anda yumuşadı. Utangaçça gülümsedim.
“Merhaba, ben Zehra.”
“Demek sonunda sen de evleneceksin oğlum,” dedi mutlulukla.
“Hoş geldin kızım, geçin içeri.”
Babası da yanımıza gelip, “Çok güzel bir kız bulmuşsun Alican,” dedi.
“İsmin ne kızım?”
“Zehra,” dedim.
“Memnun oldum.”
Tam o sırada Alican’ın ağabeyi Atlas kahkaha atarak, “Lan!” dedi.
“Sonunda evleniyorsun demek. Annemin bulduğu kızları beğenmeyip kendin kız buldun ha!”
Yengesi Selin gülümseyerek, “Tebrik ederim Alican,” dedi.
Derken küçük bir kız Alican’ın bacağına yapıştı.
“Ya amca, hani evlenmeyecektin?”
Gülmemek için kendimi zor tuttum. Hemen eğilip hediyeyi uzattım.
“Dilancığım, bu amcanla ortak hediyemiz.”
Paketi açtığında gözleri parladı.
“Aaa! Bu çok güzel! Çok teşekkür ederim!”
Hemen koşup kostümü giydi. Yanıma geldiğinde tacı başına taktım.
“Böyle daha sevimli oldun,” dedim.
“Şimdi tam oldu.”
Dilan kahkahalarla evin içinde koşmaya başladı.
Akşam olduğunda doğum günü pastası geldi. Mumlar yakıldı, herkes “İyi ki doğdun Dilan” diye şarkı söyledi. Dilan dileğini tutarken gözlerini sımsıkı kapattı. Pastayı birlikte kestik, sofrada kahkahalar eksik olmadı.
Pasta faslından sonra Dilan’a kendi hediyemi verdim.
“Umarım seversin.”
Paketi açtığında ayıcığı görünce sevinç çığlığı attı ve boynuma sarıldı. Sonra Alican hediyesini verdi, ona da bayıldı.
O an şunu düşündüm:
Bu ev sıcak… Bu insanlar samimi…
Parti bitip herkes yavaş yavaş odalarına çekildiğinde Alican’la birlikte odasına geçtiğimizde günün yorgunluğu üzerimize çökmüştü. Yan yana uzanacakken kapı bir anda açıldı.
Dilan.
Elinde yastığıyla içeri daldı.
“Amca, sizinle uyuyacağım. Kabus gördüm, korktum.”
Alican derin bir nefes aldı.
“Amcam neden geldin? Annen baban yok mu? Git onların yanında uyu.”
Ama Dilan kararlıydı.
“Ben burada uyuyacağım. Hem babaanne ‘evlenmeden aynı yatakta olmaz’ dedi. Açın ortayı, geliyorum.”
Ne olduğunu anlamadan kendini aramıza attı. Şaşkınlıkla baktım. Sonra bana döndü.
“Zehra yenge, masal okusana.”
Alican söylenerek,
“Oldu, istersen altını da bezleyelim,” dedi.
“Ya amca…”
“Uyu Dilan.”
“Susarsan uyuyacağım.”
Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
Derken Dilan bir anda konuştu:
“Zehra yenge, Alican amcam seninle evlenince çocuk yapacakmış.”
Şaşkınlıkla Alican’a döndüm.
“Alican… doğru mu bu?”
Alican panikle savundu kendini.
“Hayır, kuru iftira. Ben evlenince değil, evlendikten birkaç ay sonra demiştim.”
Dilan araya girdi.
“Aynı şey amca.”
Alican pes etmiş gibi ışığı kapattı.
Tam yanımıza yatacakken Dilan bir anda doğruldu.
“Zehra yenge, biz benim odamda uyuyalım. Alican amca tek başına uyusun.”
“Ama—” dememe kalmadan elimden tuttu.
Alican’ın şaşkın sesi arkamızdan geldi.
“Yok artık Dilan!”
Ama Dilan beni çoktan odasından içeri sokmuştu.
---
Dilan Zehra’yı odasına götürürken Alican kapıda kalmıştı. Başını iki yana sallayıp söylenerek arkasından baktı.
“Vay küçük canavar,” dedi kendi kendine.
“Resmen müstakbel eşimi aldı götürdü.”
Odasına döndü. Yatağın kenarına oturup telefonunu çıkardı ve Zehra’ya mesaj attı.
Alicanım♥️:
Zehra, çocuk uyuduysa gelsene. Sensiz gözüme uyku girmez.
Kısa bir süre sonra telefon titreşti.
Zehram🌅:
Uyutmaya çalışıyorum. Bana sarılmış durumda, küçücük kıpırdasam uyanır.
Alican hafifçe gülümsedi.
Alicanım♥️:
Tamam. Şimdilik fotoğrafınla idare ederim. İyi geceler Zehram.
Zehram🌅:İyi geceler Alican
Alican Zehranın fotoğrafına bakıp
"Neyse bu gecelik bununla idare ederim" deyip fotoğrafa bakarak uykuya dalar
Evet 1. Bölümün sonuna geldik umarım beğenmişsinizdir bölüm hakkında düşüncelerinizi yorumlarda paylaşırsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 😘 🥰
