1.Bölüm

Vaveyla Yazarı: Abdulkadir Özdemir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1.Bölüm

Altuğ Bey, mizacına yakışır şekilde, o sabahta erkenden kalkmış, arkadaşının desteği ile alıp içine çocukluk hayallerini sığdırmış olduğu küçük sahaf dükkanın kapısına geldi. Cebinden anahtarlarını çıkarttı ve deliğe yerleştirdi. İki defa çevirdi ve kapıyı açıp dükkana girdi.
Zamanında bir şirkette memur olan Altuğ Bey, bir kaç yıl önce namüsait bir durumdan ötürü işinden kovulmuş ve çocukluk hayali olan bu sahaf dükkanını viran bir halde bulmuş ve yeni işine buradan devam etme kararı almıştı. Şirkette ki işine başlayabilmesi için yardımcı olmuş dostu Necip Bey, aynı yardımı Altuğ Bey'in bu küçük dükkanı alması içinde yapmıştı.
Burnuna dolan kitap kokusu eşliğinde kabanını kapının yanındaki askıya asan Altuğ Bey, dükkanı derleyip toplarken yaptırdığı tezgahın arkasına geçti ve önce çay suyunu demliğe koydu. Daha sonra demliği ısıtıcıya yerleştirdi ve ısıtıcınında fişini prize takıp makinenin çalışması için düğmeye bastı.
Sahaf dükkanı kararı alınınca, bu işe ilk karşı çıkan Altuğ Bey'in eşi Aysel Hanım oldu. Eşinin bu işi yürütemeyeceğini, bir kaç kitabın eve bir lokma bir şey sokmayacağını düşünen Aysel Hanım, dükkanın açılışının ikinci haftasında düşüncesinden iyice vazgeçmişti. Fikrinden vazgeçmesinin ilk sebebi, bu işin eve güzel bir gelir kaynağı olmaya başlamasaydı. İkinci sebebi ise, ilk olarak eşi Altuğ Bey'in keşfettiği, iki kapak arasına sığdırılmış hayatlar oldu. Bu hayatlar, Dünya denilen cehennem misali acı veren işkenceden kurtulmanın yegane yollarından biriydi hiç şüphesiz.

Bu sahaf dükkanını aslında sadece içinde yaşanmışlıkları olan kitaplar dışında bir kütüphane veya insanların -özellikle öğrencilerin- çalışabilmesi için sessiz bir ortam sunduğu için Altuğ Bey dükkana sekiz masa ve her masaya dört sandalye yerleştirmişti. Fakat zaten küçük olan dükkanı daha da küçük gösteren bu eklemeler aslında dükkana "şirin" bir havada katmıştı.

Bu kariyerleri ve gelecekleri için bir şeyler yapmaya çalışan öğrencilerin başında, bu sene ikinci YKS sınavına girecek olan, Kerem vardı.
Bu on dokuz yaşındaki genç, geçen sene boşladığı dersleri yüzünden sınavdan kötü bir puan almış ve doğal olarak kötü bir sıralamada yapmıştı. Ailesini mahcup ettiğini ve suçlunun kendisi olduğunu kavrayabilme becerisini göstermiş olan Kerem sınav sonuçlarından sonra hayal kırıklığına uğramış ve gelecek yıl ki sınava hazırlanabilmek için soluğu burada; Altuğ Bey'in Sahaf dükkanında almıştı.
Her sabah erkenden dükkana gelir, önce Altuğ Bey'e selam verir daha sonra dükkanın en köşesindeki bir masaya yerleşir ve öğlen yemeği için evine gidene kadar oradan kalmaz, sorular çözer, sıkı bir şekilde çalışırdı. Bazen hemen Arkasındaki kitaplıktan bir kitap seçer bir kaç sayfasını okur fakat daha sonra sıkılır ve kitabı yerine koyarak çalışmaya kaldığı yerden devam ederdi.

Bugün de aynısı olmuştu: Kerem gelmişti.
Altuğ Bey birinin geldiğini kapının açılıp kapanma sesini işiterek anlamış ve o yöne baktığında Kerem'i görmüştü.
–Selamünaleyküm
Kerem'in samimi selamını aynı samimiyetle aldı Altuğ.
–Aleykümselam
Kerem Altuğ Bey'in yanına adımlamış biraz sohbet etmiş -bu sohbetler klasik ders sohbetleri olurdu- daha sonra Altuğ Bey'in ikram ettiği çayı alıp masaya gitmiş ve kendisinden beklelen azimle derslerine kaldığı yerden devam etmeye başlamıştı.
Altuğ ise bir kaç bardak çay içmiş daha sonra biraz kitap okumuştu. Tabii bu sırada saatler, denizde damla misali önemsizdir bir şekilde akmıştı. Sahafa, kah kitap almak için, kah ders çalışmak için gelenler çok olmuştu ve böylece saat on ikiyi vurmuştu.
Bazı öğrenciler öğlen molasına çıkarken, Kerem hala ders çalışıyordu. Tek tük molalar vermişti fakat yinede öğlen için bir yere gitmeye niyeti yok gibiydi.
Altuğ Bey ise gözlerini pek yormuş olacak ki kitabı bir kenara koyup gözlerini ovmaya başladı. Tam bu sırada Kerem'in telefonun titreşimi duyuldu. Kerem, belkide sahafta başka öğrenci olmağı için, telefonu içeride açtı ve arkasına yaslanıp konuşmaya başladı telefondakiyle:
–Evet Yeliz, sahaftayım. Ders çalışıyorum.
Karşıdakinin sesi duyulmaya başlamış olmali ki Kerem sustu.
–Harika olur. Hem burada bir sürü kitapta var. Belki birini alırsın... Tamam oldu bekliyorum.

Altuğ Bey olanları dinlememiş fakat belki can sıkıntısından belki istemeyerek duyduğu için kulak misafiri olmuştu. Kafasını kaldırıp Kerem'e baktı.
Teşefonu kapatan Kerem:
–Kuzenim.
Diye söze başladı ve açıklama hissiyatı duydu.
–Bugün buluşup biraz eğlenecektir ama kısmet olmadı. O da yanıma gelmek istedi.
Altuğ Kerem'in açıklaması karşısında tebessüm etti ve kafasını sallayıp tekrar kitabını eline almaya yeltendi.
–İyi anlaşırsınız bence. Kitapları pek sever. Sende önerirsen buradan satın bile alır.
Altuğ Bey tekrar Kerem'e bakıp:
–Kitaptan anlayan biriyle sohbet etmek isterim, pazarlık etmek değil.
Altuğ Bey'in cümlesine tebessüm edip kafasını sallayan Kerem tekrar önündeki teste döndü.

Çok değil fakat az bir süre de geçmeden, Altuğ Bey kitabın yarısındayken, içeriye kahverengi saçları omuzlarına gelen yirmili yaşlarında bir kadın girdi. Altuğ Bey kafasını kitaptan çevirip içeri giren kadının yeşil gözlerine yöneltti. Kadın başıyla küçük bir selam verip içeriye göz attı ve Kerem'i bulup yanına ilerledi. Altuğ Bey bu hanım efendinin Kerem'in bahsettiği kuzeni Yeliz olduğunu anladı.

Kerem ayağa kalkıp kuzenine sarılmadan önce Yeliz elindeki poşeti ve çantayı Kerem'in masasına bıraktı. İki kuzen sıkıca sarıldı ve Kerem Altuğ Bey'i işaret edip Yeliz'i yanına götürdü.
–Altuğ abi, kuzenim Yeliz.
Daha sonra Yelize dönüp:
–Yeliz, Sahafın sahibi Altuğ Bey.
Yeliz samimi bir şekilde gülümseyip tezgahın arkasındaki Altuğ Bey'e elini uzattı. Altuğ Bey ise aynı samimiyetle bu açık tenli, sıcak eli sıktı.
–Memun oldum hanımefendi.
–Bende memnun oldum beyefendi.
Eller çekildi ve Kerem konuşmaya başladı. Bu sırada Yeliz, Keremi dinlemiyor daha doğrusu dinleyemiyor ve karşısındaki bu genç adamın kahverengi gözlerine, siyah saçlarına, kalın ama onun yüzüne çok yakışan kaşlarına, uzun kirpiklerine, kemerli ama zarif bir şekilde aşağıya inen burnunu, soluk dudaklarını, kirli sakalını ve sakalına aynı oradanda uzamış bıyığını inceliyordu.

Bu sırada Altuğ Kerem'i dinliyor ama bazen bu kadının dikkatli bakışlarını fark ediyor fakat Yeliz'in kötü hissetmemesi için üzerinde durmayıp tekrar Kerem'e dönüyordu.

–...iki yıldır evliydin değil mi Altuğ Abi?
Kerem'in sorusuyla Yeliz'in dikkati nihayet dağılmış ve Kerem'e dönüp daha sonra yine Altuğ Bey'e dönmüştü.
–Evli misiniz? Ne hoş. Karınız çok şanslı bir hanımefendi olmalı.

Yaliz'in bir anda ağzından çıkan son cümlesi Altuğ Bey'in kaşlarını çok hafif gözlerinin önüne indirirken Kerem'i susturmuştu.
–Yani daha gençsiniz, en azından öyle görünüyorsunuz. Umarım iyi bir yaşamınız olur.
Yeliz'in -neden bilinmez- içten bir şekilde söylemediği temenniyi Altuğ Bey fark etmemiş ve başını sallayarak teşekkür etmişti.

Yeliz biraz utanç, biraz rahatsızlık kokunu aniden de değiştirmek istemeyerek sordu:
–Çocuğunuz var mı?
Bu soru karşısında ortam yine sessizleşmişti.
Sessizliği bu sefer Altuğ Bey bozdu.
–Eşim rahatsız. Çocuğumuzun olmasının pek ihtimali yok.
Altuğ Bey'in cevabı karşısında yine neden olduğunu bilinmediği bir duyguyla sevinmişti Yeliz, Altuğ Bey'in bu duruma ne kadar üzüldüğünü yüzünün gonca gibi solmasından anlamış ve ona üzülmüştü.
–Üzülmeyin. Allah Kâdir'dir. Bir çaresi bulunur umarım.
Diyerek Altuğ Bey'i teselli etme gereği duymuştu.
–İnşallah.
Altuğ Bey'in canının sıkıldığını fark eden Kerem, hemen masasına gidip Yeliz'in getirdiği içinde yemek olan poşeti getirdi.
–Altuğ Abi yemek yiyeceğiz katılsana bize.
–Sağolun gençler ben bir eve uğrayayım. Hem ortada yerim size afiyet olsun.
–Nasıl istersen abi ben bakarım buraya.
Kerem'e sahafı emanet edip çıkıp Altuğ Bey evinin yolunu tuttu.
Karısını düşünüyordu. Onu seviyordu. Fakat bu sevgi ne kadar sürebilirdi? Altuğ elbette bu sevgiyi sürdürebilirdi fakat karısının hamile kalamayacağını öğrendiğinde Altuğ Bey'den onu boşamasını dahi istemişti. Zira karısıda, Altuğ Bey kadar çocuk istiyordu. Çocuk bir ailede soyun değil, mutluluğun teminatıdır. Altuğ Bey olmasada karısı bunu çok düşünüyordu ve çocuksuz bir ailede mutluluğu sürdüremeyeceğini düşünüyordu. Altuğ Bey'e karşı belkide kendini mahcup hissediyordu. Onlarca doktora gitmiş ama hiç bir çözüm bulamamıştı Aysel. Cevap hep aynı kelimeyle başlamıştı: "Malesef." Doktarlar bu kelimeyle acı haberi bir kez daha genç kadının yüzüne vuruyordu. Daha sonrada üzülmeyin diyorlardı. Halbuki, malesef, sadece tek bir yola çıkardı; göz yaşı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18