2. bölüm / 3
Sadece Beni Sev2
Bölümler 3Şu an: 2
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
💬 [ivanascott] elliehernandoz:
📍 20.00 – Tray’in partisi.
itiraz kabul etmiyorum.
davet kodu: 0809BHP 🥳
Evin önüne geldiğimizde müzik camlardan taşıyordu. Karanlık çökerken içerideki ışıklar gereğinden fazla parlaktı; sanki kimsenin düşünmesine izin vermeyecek kadar. Kapıda telefonumdaki kodu söyledim. Beni tanıyormuş gibi başlarını sallayıp içeri aldılar. Bu okulda kimse gerçekten yabancı sayılmazdı.
İçeri adımımı atar atmaz alkol, parfüm ve pahalı bir şeylerin kokusu karıştı burnuma. İnsanlar birbirine çok yakındı. Kahkahalar yüksek, dokunuşlar rahat, bakışlar umursamazdı. Ellie’yi gördüğümde omuzlarımdaki gerginlik biraz inmişti. Hızlıca kulağına doğru “Beni getirdiğin yere bak!” dedim. “Hayatım, terapi gibi düşün.” diye bağırdı kulağıma. Sevgilisi yanımıza gelip onu uzun uzun öptüğünde bakışlarımı başka yöne çevirdim. İçimde, üç ay önce bu sahneyi hayal bile edemeyecek biri vardı.
“N’aber Ivi?” Max’in arkadaşlarından biriydi. Gülümsedim. Başka bir şey yapacak hâlim yoktu. Garsonun uzattığı şampanyayı alıp bir dikişte içtim. “Max’le ayrılmışsınız, sizin için üzgünüm.” “Evet, kendisi benden ayrıldı.”Bir şey söyleyecek gibi oldu ama Ellie araya girdi.
“Hadi mutfağa.” Minnettardım. Mutfağın tezgahından bardağı elime aldığım an, kalabalığın uğultusu biraz geriye çekildi. Müziğin ritmi parmak uçlarıma vuruyordu. Kafamı dağıtmaya çalışıyordum. Gerçekten. Sonra… Onu gördüm. Üç ay sonra. Kalabalığın içinde, bir köşede.
Max.
Gülüyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Sanki üç ay önce hayatımdan çıkmamış gibi. O gülüş… hâlâ tanıdıktı. Hâlâ can yakıyordu.“Selam.” Yanımdaki çocuktu. Omzuma hafifçe dokunmuştu. Yakışıklıydı ama önemli değildi. “Crestwood?” “Evet.” “Ben Lewis. Hukuktayım.” Bardağı bana uzattı. “Heykelcilik.” dedim. “İçmek istemezsen sorun değil.” Bu hoşuma gitmişti. “Annem yabancılardan içki almamamı tembihlemişti.” dedim gülerek. Bu dediğim ani olduğu için bir anda o da güldü. “O zaman ben artık yabancı sayılmam?” ismimi öğrenmek için bir adım atmıştı. “Ivana.”Bardağı aldığım o sırada Max’in yanına bir kız geldi. Bu durum aniden ilgimi çekmişti. Hiç tanımıyordum. Rujlu dudaklarını yanağına bastırdı. Midemde bir şey burkuldu. Lewis bunu fark etti ama bir şey söylemedi. “İyi misin?” “İyiyim.”Yalandı, büyük bir yalandı hatta.İkinci içkiyi ben istedim. Üçüncüyü de. Lewis yavaşlatmaya çalıştı ama ben istemedim. Kendimi tutmak istemedim. Üç ay boyunca tuttuğum her şey boğazımdan aşağı akıyordu. Elini belime koyduğunda geri çekilmedim. Max’in baktığını biliyordum. Lewis’in varlığı bana garip bir güven veriyordu. Sanki düşersem tutacakmış gibi. Bir noktada müzik yükseldi, ışıklar bulanıklaştı. İnsanlar ikiye bölünmeye başladı. Midemi hissetmediğim anda Lewis beni tuttu. “Hey sanırım yeter.” Elini sakince ittirdim. “Bırak.” kusmam gerekiyordu. Hem de en acilinden.
Merdivenlere doğru yürürken topuklularımı çıkardım. Ayaklarım yere bastığında dünya biraz daha dönüyordu.“Ivana.”O ses.Max.“Kim sana bu kadar iç dedi?” “Kendim!” dedim. Zaten bu saçma ses tonunu anca ben çıkarabilirdim ve şu anda ayakta durmak zordu. “Benden sonra bu hâle geleceğini düşünmemiştim.” Güldüm. Boğazım yandı. “Biliyor musun Max? Siktir git. Üzülmeme bile değmezmişsin. Çünkü ilişkimiz senin için zaten ayaklar altındaydı.” Üzerine kusmamak için savaşarak kendimi bulduğum ilk tuvaletin klozetine doğru bıraktım. Kapıyı da sanki biri benim için açmıştı ama ben ışığı bile açamamıştım. Sadece kapıyı geri kilitledim.
Klozetin başında kendime gelmek için belirli bir süre durduktan sonra saçlarımı omzumda toparladım ve sifona bastım. Gözlerimden akan gözyaşları ile belli bir süre karanlıkta ağlamaya başladığımda "Artık ne zaman susacaksın?" cümlesiyle yerimden sıçradım.
Bölüm etkileşimi
