12. bölüm · Rüyamda Tanıdım Seni

12. Onun Dünyasına İlk Adım

Beren Atış

Okulun geri kalan kısmı mı? Dürüst olayım, hiçbir şey hatırlamıyorum. Öğretmenler ne anlattı, kim hangi soruyu sordu... Hepsi bulanık. Sanki saatler geçmedi, sadece zaman Aras’ın fısıldadığı o cümlede dondu.

"Bu gece bir maçım var... ve senin de gelmeni istiyorum, prenses."

Kalbim hâlâ o kelimeleri tekrar edip duruyordu.

Okul bittiğinde Mira ve Asya ile vedalaştım. Göz kırpmayı da ihmal etmediler tabii. Asya, “Maçta detay istiyoruz,” diye seslendi arkamdan. Yanıt veremedim. Çünkü içimdeki karıncalanma büyüyordu. O anın hayalini kurmak bile mideme kelebek sürüsü bırakıyordu.

Eve geldiğimde annem her zamanki gibi telaşlıydı. “Yine dışarı mı çıkıyorsun?”
Babam ise oturduğu yerden başını kaldırıp sadece, “Dikkatli ol,” dedi.

“Merak etmeyin,” dedim. Ama içimdeki heyecan sesime yansımıştı, fark ettim.

Kıyafet seçmek... tam bir krizdi. Çok mu abartı olur? Yoksa çok mu sade? Ama sonra düşündüm. Aras ne giydiğimi değil, nasıl baktığımı önemserdi. Bunu hissediyordum.

Saat 19:04. Tam zamanında bir motor sesi sokağın başında yankılandı.

Pencereden baktım. O oradaydı.

Aras.

Kaskını koluna takmış, siyah motor ceketinin içinde, ışığın vurduğu yeşil gözleriyle yukarı bakıyordu. Gülümsedi. O an içim eridi.

Telefonuma mesaj düştü:
*"Prensesim, hazır mısın?"*

Derin bir nefes aldım, ceketimi alıp dışarı çıktım. Aras, beni görünce gözleriyle baştan aşağı baktı ama öyle seviyeli, öyle sahiplenici bir bakıştı ki kalbim sıkıştı.

“Hoş geldin,” dedi kaskı uzatırken.
“Hazırım,” dedim, gözlerinin içine bakarak.

Motorun arkasına atladım. Ellerim beline dolanırken başımı hafifçe sırtına yasladım.

Ve motor çalıştı.

Artık onun dünyasına, kendi seçimimle ilk adımı atıyordum.

Motorun sesi şehirde yankılanıyordu. Rüzgâr saçlarımı savururken, ellerimi Aras’ın beline daha sıkı sardım. Sırtına yaslanmış halde gözlerimi kapattım. Her şey gerçek dışıydı. Sanki bir film sahnesinde gibiydim… Başrolü de kalbime çoktan yazılmış bir çocuğa aitti.

Motor yavaşladı. Aras bir sokak lambasının altında durdu. Kaskımı çıkardığımda nefesim kesildi.

Etraf loş ışıklarla çevriliydi. Harabe gibi duran eski bir depo… ama içinden gelen uğultu, bağırışlar ve yankılanan müzik sesleriyle içeriye farklı bir enerji dolmuştu. Sokak lambasının altında Aras'ın yüzü keskin gölgelerle çizilmişti. Gözleriyle beni izliyordu.

“Elanı kırmam ama burada gerçek beni göreceksin,” dedi, sesi her zamanki gibi yumuşak ama içinde ciddi bir şeyler vardı.

“Elanı kırmazsan, buraya da getirirsin demek,” dedim hafifçe gülerek.

O da gülümsedi, ama gözleri biraz karanlıktı.
“Sana güveniyorum,” diye fısıldadım, sonra onunla birlikte adımlarımı kalabalığın içine attım.

İçerisi sıcak, gürültülü ve adrenalinle doluydu. İnsanlar çember oluşturmuş, ortada dövüşçülerin hareketlerini hayretle izliyorlardı. Her şey karmaşıktı ama Aras’ın eli elimde olduğu sürece güvendeydim. Herkes ona selam veriyordu. Bazıları başıyla onayladı, bazıları şaşkın şaşkın bana baktı.

“Bu Ela,” dedi Aras, çok kısa ama sahiplenen bir tonla. Sanki 'dokunanı yakarım' mesajıydı.

Bir süre sonra Aras cebinden siyah bir bant çıkardı, ellerine sardı. O anda işin ciddiyetini daha da hissettim.

“Ben birazdan çıkacağım. Ama gözüm sende olacak,” dedi.
“Ben de gözümü senden ayırmayacağım,” dedim, hafifçe gülümseyerek.

Aras ringe çıktığında kalabalık coştu. Ben arka sıralarda kalmıştım ama Bora yanıma geldi, “İlk kez canlı izleyeceksin ha?” dedi.
“Ve ilk kez kalbim bu kadar hızlı atıyor,” dedim dürüstçe.

Aras karşısındaki rakiple göz göze geldiğinde herkes susmuştu. Aras’ın duruşu... gözlerindeki kararlılık... o an fark ettim. O sadece dövüşmüyordu. Kendini, geçmişini, içindeki acıyı serbest bırakıyordu.

İlk yumruk havada patladı. Kalabalık bağırdı. Aras rakibinden darbe alsa da hiç geri adım atmıyordu. Her hamlesi kontrollüydü, sanki onun alanında rakibin hiç şansı yoktu.

Ben mi? Nefes bile alamıyordum.

Ama o anda, tam ring kenarında bana göz ucuyla baktı. Gözlerimiz buluştu.

Ve ben her şeyin ortasında, karmaşanın içinde sadece şunu hissettim:

Bu çocuk benim kaderim olabilir.