32. bölüm · Ruhumun Sözcüsü
Gözlerin Dış sesi
Gözler yalan söyler mi bilmiyorum ama ben onun gözleriyle büyüdüm onun gözlerinde gördüm çocukluğumu onun gözleriyle yaşama hevesim yerine geldi ben onun gözleriyle kendi gözlerimi açtım gözlerime bir iki saniye bakıp tekrardan kaçırması bana hayatımın en güzel en eşsiz en duygusu tarifsiz hissini yaşatıyordu o gözleri ben katlettim ben gözyaşlarına boğdum ben durgunlaştırdım gözlerindeki ışıltıyı ben aldım kabullenmek zor mu çok zor ama kabul etmem gerek bir yere bir iftira bir suç bir bahane aramadan açık konuşmam gerek ben yaptım ben yok ettim şimdi dönüp baktığım da arkamda koca bir enkazdan başka bir şey görmüyorum.Sorsalar bana geri gelse o gözler şimdi ne yaparsın diye yemin etmeme gerek varmı bilmiyorum ama kanım kurusun kalbim birdaha atmasın yediklerimi kan olarak kusayım içtiğim su zehir olsun her içime çektiğim hava öldürsün ciğerlerimi bir daha tek damla göz yaşı akıtırsam bir daha o gözleri çürütürsem ettiğim tövbeler bir ömür sırtımdan inmesin tüm gün boğsun beni yavaş yavaş öldürsün o gözleri bir daha yorarsam o gözlerindeki ışıltıyı bir daha söndürürsem.Geç mi kaldım her şey için evet ama son bir şans istiyorum demeye utanıyorum şans değil aslında son bir sayfa son bir nefes son bir acı çekeme her şeyin sonunu istiyorum yapar mı bunu güvenir mi imkansız mı evet ama bir ömür bu ümitle yaşayacam.Sığınacak bir limanım yok demek yanlış bir cümle olur benim tek limanım sensin tek sığınacak evim tek sıcak hissetiğim yer senin yanın.Biliyorum kendi adımdan daha iyi biliyorum senin için de öyle sadece o kadar çok korkuyorsun ki evine girmeye o evde yanacağını düşünüyorsun sanki aile içi kavgası bitmeyen bir ev huzursuz hissedeceğini düşünüyorsun ama sen de biliyorsun o eve gittiğin de kafanı yastığa rahatça koyacağını.En uzun bölümü bu yapacağım döke bildiğim kadar dökecem içimi okuya bildiğiniz kadar okuyun ama emin olun her kelimemi her cümlemi bir tek o anlar.Okuyor musun bu satırları boş boş gözlerle bir faydası yok bu kadar yazmanı dercesine ölü bir ruh gibi okuyor musun yoksa o bahsettiğim gözlerden akıyor mu damla damla yaşlar.O kadar yalnız hissediyorsun ki çok güzel anlıyorum kuru bir kalabalık ama çok yanlızsın için çığlık atıyor ama ağzından tek kelime çıkmıyor iyiyim diyorsun affetim diyorsun ama için kan ağlıyor sen de biliyorsun o kanayan yaranın bandının ben olduğumu ama aklın ile mantığın bir savaşta ağzından kelimler çıkmıyor kafan izin vermiyor boğuluyorsun yavaş yavaş hepsinin farkındayım.İstediğin kadar inkat et istediğin kadar hayır de ama ben seni kendim gibi tanıyorum acı ama kabul etmem kabul etmen gerekiyor.Bazı şeyleri kabuk etmek çok zordur istemeye istemeye kabul etmen gerekir bana karşı sevgin bitmiş olabilir yarı yolda bırakılmış ufak bir çokuk gibi hissediyor olabilirsin.Bunları dışa vuramazsın hissetmiyorum dersin bitti dersin demek zorunda kalırsın ama oysaki için kan ağlıyordur insanın en garip yeteneklerinden birisi budur kabullenememek mantık ve kalp her zaman farklı çalışır ve birbirlerini her zaman ele verirler bir tarafın kabul etmese de kalbim kabul ettiği zaman dışa yansıtamazsın ağzından hayır sözcükleri çıkar ama için içini yiyordur mantığın “hayır bu tekrardan böyle olabilir olanları olacakları düşün her zaman aynı bitir artık diye seni içten içe yerken kalbin”her zaman ona engel çıkar ama bunu asla dışarıya yansıtamaz işte tam o zaman gözle devreye girer o yüzden bir insanın gözünü okumak çok önemlidir ve ben senin gözlerini o kadar iyi okuyorum ki sanki ezbere bildiğim bir kitap gibi.Dışarı etkenlerde insanı çok fazla etkiler ama tekrardan diyorum acı gerçeklerden birtanesi ömür boyu kimsenin yanın da olmuyacağı belki sana zor gelecek dış seslere kendini kapatman ama emin ol her koşulda her şartta her zaman bir ömür of’puf demene yanın da olacağım söz bu yüzden dışarıya değil keşke bana odaklansan umarım son bir hata ben ise son bir doğru yaparak nötürleriz senden son bir hata bekliyorum o da bana tamam demen.
