32. bölüm · Rekabet Oyunu

32

Sweet Writer

Mert Londrada dil okulundan arkadaşımdı. Tüm şehri birlikte gezip eğlenmiştik. O Erasmus için Fransaya gidince, ben de topluluk başkanlığını İlaya devredince pek konuşmaya vakit bulamamaştık. Geldiği gibi görüşsek de hiç bir şey arkadaşlıkta ortaklığın tadını vermiyordu.
Endüstri ve ekonomi topluluğu olarak öğrenciler için hızlıca bir etkinlik düzenlik. Herkesi ekonomi amfisine toplayıp giriş konuşması yaptık. İlk Efe ve Sinem girdi kol kola. Ardından Yiğitin arkadaşlarıyla gülüşerek girdi. Beni görünce yüzü asıldı.
Herkes yerini aldıktan sonra İlay konuşmasına başladı.
"Hepimiz konferanda hoş geldiniz. Bugün konferansın konusu ne endüstri, ne de ekonomi olacak."
Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu. İlay devam etmem için işaret etti.
"Bugün konumuz insanlık."
Merte verdiğim işaretle videoyu başlattı.
"Sen beni bu kızla nasıl aldatırsın? Sen beni nasıl aldatırsın Yiğit. Sana güvenmiştim. Bu kızla baştan beri ilişkin vardı değil mi? Yılan seni."
"Bak sevgilin bıraktı kaçtı. Beni bu kız için mi üzdün? Değdi mi Yiğit? Değdi mi? Şerefsizsin sen. Seni rezil edeceğim."
"Bunu bana sen mecbur ettin. Yareni sen soktun aklıma. Yok sana bakıyor, yok sana karşı hisleri var diye yedin başımın etimin. Mutlu musun şimdi?"
"Suçlu ben oldum öyle mi? O yılan, sen suçsuzsunuz ben suçluyum."
"Yılan deme ona. O en azından beni dinliyor. Yanında garip bakışlara maruz kalmıyorum. Ya da yetersiz hissetmiyorum."
"Bunu benimle bölüşebilirdin aldatmak yerine."
"Sen Miray Karacasın ya. Sana laf demek ne mümkün."
Yiğit sinirle kolumu kavradı ve sıkmaya başladı.
"Kolumu acıtıyorsun Yiğit."
Herkes aynı anda Yiğite döndü. Yiğitin yüzü sinirden morarmıştı. İnsanlar videoyu izledikçe yuhluyordu.
"Kapatın şunu yoksa çok fena olur!" Yiğit sinirle ayağa kalkıp bana doğru geldiğinde Efe yerinden kalkıp onu önünde durarak onu engelledi.
"Orda dur bakalım."
Yiğit Efeyi iterek "Çekil git!" dedi.
"Sen kimi itiyorsun lan!"
"Her şeye maydanoz olma. Bu Mirayla benim meselem."
"Siz ikinizin bir meselesi olamaz. Rezilliğini herkes gördü. Miraydan uzak dur. Herkesin önünde kıza mı yürüyorsun sen?"
Yiğit bir tane yumruk attı Efeye. Efe biraz sendelese de ikinci yumruk gelecekken Efe kolundan tutup diğer eliyle bir tane yumruk attı Yiğite. Arkadaşları ikisini zor ayırdı. Sinem Efenin kolundan tutup oradan uzaklaştırdı. Çıkmadan bana çok kötü bir bakış attı. Arkadaşları Yiğiti amfiden çıkarırken Yiğit "Miray!"diye bağırınca herkes bir kez daha yuhladı.
Çıkanlar bana destek olup amfiden ayrıldı. Mertle İlay doğru yolda olduğumu, pişman olmamam gerektiğini söyledi. Birlikte Sinem ve Efenin olduğu revire gittik. Doktor Efenin kaşına pansuman yapıyordu.
"Nasılsın Efe?" dedim panikle yanına giderek.
"İyiyim Mira. Endişelenme."
"Çok üzgünüm. Keşke karışmasaydın."
"Siz de keşke bize haber verseydiniz."
"Çok ani planladık. Söyleyemedik."
"Efenin kaşı patlamış. Dikiş atıldı."
"Çok özür dilerim Efe. Böyle olsun istemezdim."
"Tamam Sinem. Yeter artık. Bir şeyim yok Mira. Rahat ol. Sen doğrusunu yaptın. Yiğit bunu haketmişti."
"Arkadaşlar pansuman daha bitmedi. Beş dakika sonra arkadaşınızı göndereceğim."
"Dışarıda bekleyeceğim canım" dedi Sinem.
Revirden çıkınca Sinem üzerime doğru yürüyerek "Sana Efeyi işlerine bulaştırma demiştim Miray. Senin yüzünden geldiği duruma bak."
"B-ben çok üzgünüm."
"Olmalısın da. Efe bir şey demiyor ama canı yandı. Onun yerine ben diyorum. Efeyi konularına alet etme."
İlay araya girip "Sinem! Abartma istersen. Mirayla Efe 21 yıldır arkadaş. Sence Miray onun kötülüğünü ister mi? Efe de bir şey yok dedi. Sana ne oluyor? Ne bu sinir? Miraylık bir durum. Yiğitin sinirini kendi gözlerinle gördün. Sakın Miraya yüklenme."
"Of çok şoke oldum. Ne dediğimi biliyor muyum? Kusura bakma Miray. Efeyi öyle görünce ne yapacağımı bilemedim. Sinirimi senden çıkardım."
"Haklısın. Ben gitsem iyi olur."
Oradan ayrılıp yürümeye devam ettim. İlayla Mert yanıma gelip beni teselli etti. Eve gidince hemen odama çıktım. Duş alıp kendime geldim. İlayın mesajıyla telefona baktım. Okulun hashtagi ile bizim olayın videosu patlamıştı. Tüm okul bunu konuşuyordu. Tam da istediğim gibi. Öğrencilerin yüzde doksanı beni haklı buluyordu. Allahtan Mert sayesinde dövüş anı yayınlanmamıştı. Sadece Yiğit rezil olduğu an yayılmıştı.
Videoyu izlerken üste Efenin mesajı düştü.
Efe: Video yayılmış
Ben: Şu an onu izliyordum
Efe: Bizim kavga görüntülerumiz yok?
Ben: Olmasını mı isterdin?
Efe: Farketmez. Olsa da olur, olmasa da. Sonuçta ben haklıydım. O anın kaydını nasıl buldun peki?
Ben: Arabamın kamerasında buldum. Sesi de Yiğitin pislik yapacağını bilip kaydetmiştim.
Efe: Senden korkulur Mira.
Ben: Kaşın nasıl? Acıyor mu dikiş yeri?
Efe: Acımıyor. Üzülmeyi bırak. Ben gerekeni yaptım.
Ben: Teşekkür ederim Efe.
Efe: Rica ederim prenses.
Efe bana uzun zamandır prenses demiyordu. Aramızdaki bağ sanki yavaşça kopuyordu. Belki de bu ikimiz için de en iyisi olacaktı.
İlayla kampüste yürürken bakışları üzerimde hissedebiliyordum. İlay hızlıca beni sınıfa doğru çekerken Sinem seslendi.
"Kızlar! Durun."
Binanın önünde hızla yürüyerek gelen Sinemi bekledik.
"Günaydın. Sizi bu cumartesi doğum günü partime bekliyorum. Parti bizim evde olacak. Bahçeyi de süsleyeceğiz. Tam bir parti yani."
"Ya! Çok güzel. Cumartesi oradayız."
"Süper. Gidip diğerlerine de yüzyüze haber vereyim. Öptüm."
Sinem gidince İlay derin nefes alarak "Şu kıza son günlerde çok gıcık oluyorum. Efeden beri bir haller oldu şuna."
"Boş ver. Kız mutlu işte. Hem Sinemin her zamanki neşesi. Hadi biz sınıfa geçelim."
Ders çıkışı Mert ve İlayla birlikte müzikli bir mekanda bir şeyler içtik. Mert ve İlay oldukça iyi anlaşıyordu. Onların arasındaki elektriği izlerken ben de ne zaman gerçek aşkı bulacağımı sorguladım.