24. bölüm · Rekabet Oyunu
24
Saçlarımı düzleştirip, hafif makyaj yaptım. Bronz tenime bolca pembe allık sürdüm. Siyah, mini, kloş elbisemi ve topuklu sandaletlerimi giydim. Parfümümü sıkıp lobiye indim. Efe beni dışarıda bekliyordu.
O, siyah keten gömleği ve beyaz pantolonuyla çok şık görünüyordu. Koluna taktığı saat dikkatimi çekti.
Efe beni görünce "Fazla abartmışsın," dedi.
"Bana diyene bak. Sen de baya özenmişsin."
"Alakası yok. Her zamanki halim."
"Neyse, gidelim mi?"
"Gidelim."
Taksiye bindiğimizde Özgürün bana gönderdiği adresi taksiciye gönderdim. Efe gıcık bir ses tonuyla "O adamın numarası mı var sende?"
"Evet?"
"Sen her yanına oturan insanla bu kadar samimi mi oluyorsun?"
"O her insan değil. Yazar Özgür Can. Kızlar delirdi duyunca."
"Meh! Yazarmış. Adam gıcığın teki."
"Ay tamam Efe. Başlama yine. Adam senden daha yakışıklı, kaslı, yazar ve olgun diye kıskanma."
"O mu benden yakışıklı? Bir göz doktoruna görün sen."
Tüm yol boyu didişerek Özgürün evine gelmiştik. Müzik sesi dışarıdan duyuluyordu. Birlikte içeri girdik. Özgür bizi görünce sevinçle yanımıza geldi.
"Hoş geldiniz! Çok mutlu oldum sizi gördüğüme." dedi alkolün etkisiyle kollarını bize sararak.
Efe Özgürün kolunu itip beni yanına çekti.
"Biraz durup gideceğiz."
Efeye gözlerimi bereltip "bizi davet ettiğin için çok teşekkür ederiz Özgür."
O sırada evin diğer köşesinde çok sevdiğim kitabın yazarını görünce çıldırdım.
"Özgür! O gördüğüm Tuna Ak mı?"
"Tam kendisi. Seviyor musun?"
"Kitaplarına bayılıyorum. Adamın tüm ropörtajlarını izledim. Tanıştırır mısın bizi? Lütfen!"
Özgür gülerek koluma girdi ve beni Tuna Akla tanıştırdı.
**************************************
Özgür ve Miray yalnız bırakınca Efe bir içki alıp terasa çıktı. Terasta manzaraya karşı içkisini yudumlarken bir ses yankılandı.
"İçeriden sana eşlik edecek birini bulamadın mı?"
Efe sesin geldiği yöne döndü. Özgür sigarasının dumanının arasından Efeye bakıyordu.
"İstesem bulurdum. Miray nerede?"
"Miray şu an sevdiği yazarla konuşuyor. Neden bulmadın birini? Miray yüzünden mi?"
"Mirayla alakası yok."
Özgür yavaş adımlarla Efenin yanına geldi.
"Yalan söylemeyi beceremiyorsun genç adam."
"Gerek duymuyorum. Çok nadir yalan söylerim."
"Bu cümlen bile yalan."
"Sen ne di-"
Efe sinirle Özgüre döndüğünde bıyık altından güldüğünü farketti.
"Komik bir şey mi var?"
Efe cebinden aldığı sigarasını yaktı.
"Sen doğduğun günden beri yalan söylüyorsun. Kendine bile."
"Beni ne kadar tanıyorsun ki?"
"Ben bir yazarım. İnsan analizi uzmanlık alanım."
"Peki madem. Hangi konuda yalan söylüyormuşum, yazar?"
"Mirayı sevdiğin konusunda."
Efe sinirlendi. Gözleri alev almıştı. Mirayın ismini Özgürden duymaktan nefret ediyordu.
"Yazar, bu sefer yanıldın. Öyle bir şey yok."
"Öyle olsun. Ama onu kazanmak istiyorsan biraz savaşman gerek. Çocukluk arkadaşı masalını bir kenara bırak. Yeni bir sayfa aç ve savaşa öyle başla."
Efe Özgürün söylediklerinden etkilenmişti.
"Peki ya savaşı kaybedersem?"
"Kaybedersen de şerefinle kaybetmiş olursun. Belirsizliklerle bir yere varamazsın. Bir karar ver ve ona göre davran. Miray çok akıllı, güzel ve her erkeğin yanında olmasını isteyeceği bir kız. Erken davranmazsan her an kapılabilir."
"Yine yazar yazar konuşmaya başladın. Biz gidelim artık."
Efe hızla terasın kapısını açtı. Miray adamın tekiyle dans ediyordu. Özgür usulca yaklaşıp "Kapılabilir demiştim," dedi.
Efe sinirle Özgüre dönüp hızla Mirayın yanına gitti.
