5. bölüm · RAKİPTEN ÖTE

Kırılma Noktası

D D

Ertesi gün.

Saat 03:58.

Alarm çalmadan iki dakika önce gözlerimi açtım.

Ama kalkmadım.

Tavana baktım.

Hiçbir şey düşünmemeye çalıştım.

Olmadı.

---

**“Senin var.”**

---

Gözlerimi kapattım.

Dün gece.

Çalışmadığım o an.

Boşluk.

Sessizlik.

Ve… garip bir huzur.

---

Bu yanlış.

---

Bir anda doğruldum.

Yatağı düzelttim.

Masaya oturdum.

Defteri açtım.

---

**“1. OLACAĞIM.”**

---

Altına ekledim:

**“NE PAHASINA OLURSA OLSUN.”**

---

Kalem bu sefer titremedi.

Ama içim…

Hiç bu kadar ağır olmamıştı.

---

Okul.

Bugün deneme sınavı vardı.

Gerçek sıralamaya en yakın sonuç.

En gerçek.

En acımasız.

---

Sınıfa girdiğimde herkes yerindeydi.

Sessizlik vardı.

Gerginlik vardı.

---

Ve o.

---

Han Ji-hyun

---

Her zamanki yerinde.

Her zamanki gibi sakin.

---

Ben de yerime oturdum.

Kalemi elime aldım.

---

“Hazırsanız başlıyoruz.”

---

Kağıtlar dağıtıldı.

---

Sorulara baktım.

---

Kolay.

---

İlk sayfa.

Hızlı.

Temiz.

Hatasız.

---

İkinci sayfa.

Aynı.

---

Üçüncü sayfa—

---

Dur.

---

Bir soru.

---

Zor değil.

Ama…

---

Zihnim durdu.

---

Nefesim değişti.

---

Bu ne?

---

Hayır.

---

Odaklan.

---

Ama o an—

---

Bir görüntü.

---

Pano.

---

1. Ji-hyun
2. Ben

---

Kalbim hızlandı.

---

“Hayır.”

---

Soruyu tekrar okudum.

---

Ama anlamıyordum.

---

Bu imkansızdı.

---

Ben böyle değildim.

---

Kalemi sıktım.

---

“Odaklan!”

---

Ama içimdeki ses daha güçlüydü:

---

**“Yine ikinci olacaksın.”**

---

“Hayır!”

---

Kalemim kâğıdı çizdi.

---

Öğretmen bana baktı.

---

Umursamadım.

---

Devam ettim.

---

Ama artık…

Her şey karışmıştı.

---

Sorular zorlaşmamıştı.

Ben zorlaşmıştım.

---

Zaman geçti.

---

“Son 10 dakika.”

---

Kalbim daha da hızlandı.

---

Kağıda baktım.

---

Eksik.

---

Yanlış.

---

Bu…

Felaketti.

---

Cevapları işaretledim.

---

Ama emin değildim.

---

Hiç bu kadar emin olmamıştım.

---

Sınav bitti.

---

Kağıtlar toplandı.

---

Ellerim soğuktu.

---

Başımı kaldırdım.

---

Göz göze geldik.

---

Han Ji-hyun

---

Bana bakıyordu.

---

Bu sefer…

Farklıydı.

---

Sanki…

Bir şey anlamış gibi.

---

Hemen gözlerimi kaçırdım.

---

Teneffüs.

---

Sınıftan çıktım.

---

Koridorda yürüdüm.

---

Ama nereye gittiğimi bilmiyordum.

---

Adımlarım yavaşladı.

---

Durdu.

---

Duvara yaslandım.

---

Nefesim düzensizdi.

---

Bu…

Bu ben değildim.

---

“Seo-jin.”

---

Gözlerimi kapattım.

---

Onun sesi.

---

Yaklaşıyordu.

---

“Ne oldu?”

---

“Hiçbir şey.”

---

Yalan.

---

Her şey olmuştu.

---

Yanıma geldi.

---

“Bana bak.”

---

Bakmadım.

---

“Seo-jin.”

---

Ses tonu değişti.

---

Daha ciddi.

---

İstemeden baktım.

---

Gözlerim dolmuştu.

---

Bunu fark etti.

---

Kaşları hafifçe çatıldı.

---

“Sen…”

---

Cümleyi tamamlamadı.

---

“İyiyim dedim.”

---

Ama sesim…

İhanet etti.

---

Titredi.

---

Sessizlik.

---

Sonra…

---

“İyi değilsin.”

---

Bu kadar net.

---

Bu kadar basit.

---

Bu kadar doğru.

---

Bir şey kırıldı.

---

İçimde.

---

“Yapamıyorum.”

---

Sözler ağzımdan çıktı.

---

Durduramadım.

---

“Ne yaparsam yapayım…”

---

Nefesim kesildi.

---

“…geçemiyorum.”

---

Gözlerimden yaş aktı.

---

İlk kez.

---

Onun önünde.

---

“Ben…”

---

Sesim tamamen kırıldı.

---

“…yeterli değilim.”

---

Sessizlik.

---

Uzun.

---

Ağır.

---

Sonra—

---

Bir adım attı.

---

Çok yaklaştı.

---

Ve…

---

Elimi tuttu.

---

Donakaldım.

---

Kalbim durdu.

---

“Saçmalama.”

---

Sesi düşük ama kesindi.

---

“Sen…”

---

Gözlerimin içine baktı.

---

“…herkesten daha iyisin.”

---

Başımı salladım.

---

“Hayır.”

---

“Evet.”

---

Bu sefer daha net.

---

“Ben birinciyim diye…”

---

Durdu.

---

“…sen değersiz olmuyorsun.”

---

Kalbim sıkıştı.

---

Bu cümle…

---

Hiç kimse bana bunu söylememişti.

---

Hiç kimse böyle bakmamıştı.

---

Elimi çektim.

---

“Bu… önemli değil.”

---

Ama içimde bir şey…

---

Bunun çok önemli olduğunu söylüyordu.

---

Geri adım attım.

---

“Ben yine de geçeceğim.”

---

Sesim zayıftı.

---

Ama kararlıydı.

---

Ji-hyun bana baktı.

---

Bu sefer…

---

Hafifçe gülümsedi.

---

Ama o gülümseme…

---

Farklıydı.

---

“Biliyorum.”

---

Kalbim yine hızlandı.

---

“Ve ben…”

---

Durdu.

---

“…bekliyorum.”

---

Kaşlarımı çattım.

---

“Ne demek o?”

---

Cevap vermedi.

---

Sadece baktı.

---

Ve o bakış—

---

Bu sefer kaçamadığım bir şeydi.

---

Ve o an anladım.

---

Bu artık sadece bir rekabet değildi.

---

Bu…

---

Daha tehlikeli bir şeydi.