8. bölüm · Q&S(sahne onu)

8.BOLUM:KALBIM RITMI

S.H.K 🧊

Işıklar tamamen sönmedi.
Tam tersine—
Bir anda yeniden patladı.
Bu sefer daha hızlı. Daha keskin. Daha canlı.

Kırmızı.

Mor.

Mavi.

Sahne adeta nefes alıyordu.
Ve biz hâlâ ortasındaydık.

Kuzey’in eli elimdeydi ama artık sadece tutmuyordu—beni çekti.

Aniden.
Beklemediğim bir anda.

Dengemi kaybedecek gibi oldum ama o an gülmeye başladım. Gerçekten, uzun zamandır ilk kez böyle içten.

“Ne yapıyorsun?” dedim nefes nefese.

Kuzey gözlerimin içine baktı.

O tanıdık, ama artık saklanmayan bakışıyla.
“Kaçırıyorum seni,” dedi.

Bir an durdum.
“Kalabalığın ortasında mı?”
Gülümsedi.

“En iyi kaçışlar herkesin gözü önünde olur.”
Ve bir anda koşmaya başladık.

Sahnenin bir ucundan diğerine.

Efe arkadan bağırdı: “YA NEREYE GİDİYORSUNUZ?! ŞARKI BİTMEDİ!”

Ela kahkaha attı ve mikrofona eğildi: “Devam ediyoruz! Kimse bir yere gitmiyor!”

Müzik yeniden yükseldi.
Ritim hızlandı.
Ve biz…
Ritme kapıldık.

Koşarken bir anda Kuzey durdu. Ben de ona çarptım hafifçe.

“Hey—”
Cümlem yarım kaldı.
Çünkü bir anda beni kendine çekti.

Ama bu sefer o sakin, yavaş yakınlaşma değildi.

Bu…

Patlayan bir duyguydu.
Kalabalık bağırdı.
Işıklar üzerimize odaklandı.
Ve Kuzey gülüyordu.

Gerçekten gülüyordu.

“Dans et benimle,” dedi.

“Burada mı?” dedim, nefes nefese.

“Evet, tam burada.”

“Ben dans etmem—”

Sözümü bitirmeme izin vermedi.

Elimi kaldırdı, bir tur döndürdü beni.
Dengem şaştı, güldüm, saçlarım yüzüme geldi ama…

Bırakmadı.

Bir adım daha.

Bir dönüş daha

Ve bir anda…

Kendimi müziğin içinde buldum.

Kalabalık ritim tutmaya başladı.

Efe tempoyu yükseltti.

Ela şarkıyı daha güçlü söylemeye başladı.

Sanki sahne artık sadece onların değil…
Bizimdi.

Kuzey bana yaklaştı.
Bu sefer nefes nefeseydik.
Ama kaçmıyorduk.

“Bak,” dedi hafifçe.

“Ne?” diye sordum.

“Artık korkmuyorsun.
Duraksadım.

Haklıydı
Kalbim hızlı atıyordu ama…
Bu panik değildi.
Bu—
Yaşamak gibiydi.
Gülümsedim.

“Sen de,” dedim.

“Artık kaçmıyorsun.”
Bir an gözlerime baktı.
Sonra başını salladı.
“Çünkü artık kaybetmek istemediğim şey…”
Elimi biraz daha sıktı.

“Burada.”
O an müzik zirveye çıktı.
Işıklar tekrar patladı

Ve biz aynı anda hareket ettik.
Ne planlı, ne düşünülmüş—

Sadece hissedilmiş.
Birlikte zıpladık.

Güldük

Döndük.

Kalabalık çığlık attı.
Efe mikrofonu bize doğru uzattı: “Hadi! Sizin nakaratınız!”

Ela göz kırptı.
Şarkının o kısmı…
Bizimdi.

Kuzey bana baktı.
Ben ona baktım.
Ve birlikte söyledik:

“Düştük ama kalktık biz
Aynı kalp, aynı iz…”
Sesim titremedi.
Bu sefer gerçekten söyledim.
“…Ne olursa olsun yine—”

Kuzey devam etti:

“Birbirimize aitiz.”
Şarkı bitti.
Ama biz durmadık.
Nefes nefese kaldık.

Gülüyorduk.

Gerçekten, kontrolsüzce.

Kuzey alnını alnıma yasladı.

“Sanırım…” dedi.

“Bu sefer doğru yaptık.”
Gözlerimi kapattım.

“Hayır,” dedim.

“Bu sefer… hissettik.”

Bir an sessizlik oldu.
Ama o sessizlik boş değildi.
Dolu…
Sıcak…
Gerçekti.

Sonra arkadan bir ses geldi:
“Tamam romantik film bitti mi? Çünkü biz
de varız!”
Gözlerimizi açtık.
Efe ve Ela yanımıza gelmişti.

Ela bana sarıldı. “Sonunda,” dedi kulağıma
.
Efe Kuzey’in omzuna vurdu. “Bir daha kaçarsan seni ben döndürürüm haberin olsun.”
Kuzey güldü.

“Gerek kalmayacak.”
Ben ona baktım.
Bu sefer gerçekten emindim.
Elimi bırakmadı.

Ve ben de bırakmadım.
Sahnenin ortasında, ışıkların altında, herkesin içinde…
Ama ilk kez sadece kendimiz olarak.

Ve o an anladım—

Hikâyemiz artık sadece geçmişten ibaret değildi.
Artık…
Biz yazıyorduk.

Hem de durmadan.
Ve bu sefer—

Hiçbir ritim yarım kalmayacaktı.