3. bölüm · Prens ve Prenses
3. Bölüm
Uykuya dalmıştım. Sabah olmuştu ve nedense mutlu hissediyordum. Felix’in geleceğini hissediyordum; bir taraftan kendime kızıyordum:
“O çocuğa karşı bir şey hissetmiyorsun, Lina!”
Bunu kafamda en az 100 kere tekrar etmiştim. Ama o çocukta adını koyamadığım bir şey vardı; sanki aşık olacağım, onu seveceğim gibi hissettiriyordu. Bu tür duygulara çok kapalı bir insan olduğum için içimde bir çatışma oluşmuştu.
O gün Felix gelmişti ve ikimiz de birbirimize aşık gözlerle bakıyorduk. Bir anda gözümü kaçırmıştım; yapamazdım. Kaç yıldır aşka kapalı kalmış bir kalbe bunu açamazdım. Felix kalbimi alıkoymuş gibiydi. Ama buna izin veremezdim.
Kalbim her seferinde bana fısıldıyordu: Felix’i çok sevebilirdim. Ama beynim şöyle diyordu:
• Beynim: Aşık olma! Bu mantıksız ve tehlikeli.
• Kalbim: Onu seviyorsun, hislerini dinle.
Beynimin yoluna gidiyordum; aşkın ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Annemler salondaydı. Yanlarına gitmiştim; Leon ve Amelie de vardı. Annem çocukluk başarılarımı övmüştü. Tabii Felix de gelmiş ve yakınıma oturmuştu. Felix’in annesi ve benim annem:
• Amelie: Ne kadar yakışıyorlar!
Dedi ve ben kızarmıştım. Felix kulağıma eğildi:
• Felix: Merak etme Lina, kızardığını gördüm.
Donup kalmıştım. İnkar etmiştim ama aslında hoşlanıyordum; duygularım yeniydi. Felix ile evlenmeye karar vereceğimi düşünüyordum. Ondan hoşlanmıştım ve o da benimle evlenmek istiyordu. Hâlâ kararlı değildim ama kalbim kabul etmemi söylüyordu.
Felix, benimle konuşmak için elimden tutup terasa götürmüştü.
