7. 𝐁öᥣüꭑ // 𝐁𝗂𝗋 𝐓ⱺρυ𝗄ᥣυ 𝐀𝗒α𝗄𝗄αᑲı 𝐌𝖾𝗌𝖾ᥣ𝖾𝗌𝗂

Vaveyla Yazarı: 𝐘una. ♌️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 7. 𝐁öᥣüꭑ // 𝐁𝗂𝗋 𝐓ⱺρυ𝗄ᥣυ 𝐀𝗒α𝗄𝗄αᑲı 𝐌𝖾𝗌𝖾ᥣ𝖾𝗌𝗂

ᯓ★ 7. 𝐁öᥣüꭑ
Mavi'nin gözünden::

— YA BEN NE GİYECEĞİM?!

Yatağımda oturup dolabıma baktım. Sanki dolabın içinden bir peri çıkıp bana balo elbisesi verecekmiş gibi bekliyordum.
Ama yok. Dolap yine dolaptı.

— OF YA! ANNEEE!

— NE OLDU CİVCİVİM?!

— BENİM GİYECEK BİR ŞEYİM YOK!

Annem odama girip dolabıma baktı.

Sonra bana.

Sonra tekrar dolabıma.

— Kızım, dolabın kıyafet dolu.

— AMA HİÇBİRİ GÜZEL DEĞİL!

Annem gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

— Peki, ne giymek istiyorsun?

— BİLMİYORUM Kİİİ!

— O zaman neden bağırıyorsun?

— ÇÜNKÜ BİLMİYORUM!

Annem başını iki yana sallayarak odadan çıktı.

— Allah sana sabır versin, bana da güç versin.

— DUYDUM ANNE!

— DUY DİYE SÖYLEDİM ZATEN!

Kapı kapandı.

Ben de yatağıma yüzüstü kapandım.

Bu evde kimse beni anlamıyordu.

Tam o sırada telefonum çaldı.

Yağmur arıyordu.

Görüntülü aramayı açtım.

— MAAAVİİİİ!
— YAV KIZIM, KULAĞIM!
— HAZIR MISIN?!
— NEYE?!

Yağmur'un yüzündeki ifade değişti.
— BALOOOYA!

Bir anda doğruldum.
— AYYYY! ELBİSE BULAMADIM!

Petek de ekrana girdi.

— Ne demek bulamadın? Dolabında kıyafet yok mu senin?
— SİZ DE Mİ ANAM GİBİ KONUŞUYORSUNUZ?!

Yağmur kahkahayı bastı.
— Tamam be kızım, sakin ol. Şimdi hazırlanıyoruz, sonra seni almaya geleceğiz.
— TAMAM! AMA BİR ŞARTIM VAR!

— Neymiş?
Dedi Petek.

— TUĞFAN'IN YANINDA BENİ REZİL ETMEYECEKSİNİZ!

İkisi de sustu.

Birbirlerine baktılar.

Sonra aynı anda gülümsediler.

— SÖZ!
Dediler.

Hiç inanmadım.

İki saat sonra...

Sonunda dolabımdan bir elbise seçmiştim. Saçlarımı hazırlamış, hafifçe makyaj yapmış ve aynanın karşısına geçmiştim.

Kendime baktım.

— Fena değil, Mavi. Fena değil.

Telefonuma mesaj geldi.

Çilekli Süt Deposu;

Hazır mısın?

Hayır.

Niye?

Çünkü seninle dans edeceğim diye hayatım karardı.

O zaman dans ederken ışıklarını açarız.

Mesaja bakıp istemsizce güldüm.

— SALAK!

Çok komiksin gerçekten.

Biliyorum, güzelim.

Telefonu yatağa bıraktım.

— BİR DAHA GÜZELİM DERSE BU ÇOCUĞU GERÇEKTEN BOĞACAĞIM!

Tam o sırada kapı zili çaldı.

— MAVİİİ! AÇ KAPIYI!
Diye bağırdı Yağmur dışarıdan. Çantamı alıp kapıya koştum. Kapıyı açtığım anda Yağmur'un ağzı açık kaldı.

— OHA!

Petek de beni baştan aşağı süzdü.

— Mavi, çok güzel olmuşsun!

Yanaklarım kızardı.

— Abartmayın ya!

Yağmur parmağını bana doğrulttu.

— ŞİMDİ BİR DE TUĞFAN'IN YÜZÜNÜ GÖRECEĞİZ!

— YAĞMUR, YEMİN EDERİM SENİ BU KAPIDAN GERİ GÖNDERİRİM!

— TAMAM SUSTUM!

Beş saniye sonra yeniden konuştu.

— Acaba Tuğfan takım elbise giymiş midir?

Gözlerimi devirdim.

Ama içimden aynı şeyi ben de merak ediyordum.

Balo salonu — 21.15

Salona girdiğimiz anda gözlerim büyüdü. Her yer ışıklarla süslenmişti. Tavandan sarkan küçük lambalar salonu aydınlatıyor, ortadaki geniş dans alanında öğrenciler toplanıyordu.

— AYYY, ÇOK GÜZEL! — dedi Petek.

Yağmur hemen telefonunu çıkardı.

— KIZLAR, FOTOĞRAF ÇEKECEĞİZ!

Üçümüz yan yana geçip poz verdik.

Tam fotoğrafı çekecekken arkamızdan bir ses geldi.

— Bana da yer var mı?

O sesi tanıyordum.

Hem de fazlasıyla.

Yavaşça arkamı döndüm.

Tuğfan siyah takım elbisesiyle karşımda duruyordu. Saçlarını her zamankinden farklı şekillendirmişti.

Bir an ne diyeceğimi unuttum.

Tuğfan gülümsedi.

— Ne oldu, dilini mi yuttun?

Hemen kendime geldim.

— Yok, sadece seni ilk defa düzgün giyinmiş gördüm.

İshak arkamızdan kahkaha attı.

— OĞLUM, KIZ SANA İLTİFAT ETTİ!

Tuğfan gözlerini benden ayırmadan cevap verdi.

— Farkındayım.

Sonra bana elini uzattı.

— Dans?

Elime baktım.

Ardından yüzüne.

— Daha müzik başlamadı.

— Başladı bile.

Gerçekten de salonda yavaş bir müzik çalmaya başlamıştı.

Yağmur arkamdan beni hafifçe itti.

— Hadi kızım, git!

— YAĞMUR!

Tuğfan gülerek elini biraz daha uzattı.

— Söz vermiştin, Mavi.

İç çektim ve elimi onun eline bıraktım.

— Bir dans. Sonra gidiyorum.

— Tamam.

Beni dans alanına götürdü.

Birbirimize döndük. Elini dikkatlice uzattı, ben de elimi omzuna koydum.

İlk başta ayaklarıma bakıyordum. Tuğfan sonunda dayanamadı.

— Mavi.
— Ne?
— Ayakkabılarıma değil, yüzüme bakabilirsin.
— Ayağına basarsam ağlama ama.
— Sen bas, ben yine de dans ederim.
Bir an duraksadım.

— Neden?
Gülümsedi.

— Çünkü seninle dans etmek istiyordum. Ayağıma bassan bile canıma minnet!
Gözlerimi kaçırdım.

— Salak.
— Sen de beni çok seviyorsun zaten. Öyle değil mi?
— KİM DEDİ?!
— Kalbim söyledi.
— TUĞFAN, SENİN KALBİNİN BİR DOKTORA GÖRÜNMESİ LAZIM!

Kahkaha attı.
— Olabilir. Doktorum sen olur musun?
— Hayır, ben doktor değilim.
— Olsun, senin yanında iyileşiyorum.
ALLAH'IM, BU ÇOCUĞUN AĞZINA KİM BAL SÜRÜYOR?! Gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

— Çok konuşuyorsun.
— Seninle konuşmayı seviyorum.
Bu sefer cevap veremedim. Çünkü ne zaman böyle bir şey söylese bütün hazır cevaplarım kafamdan uçup gidiyordu. Bir süre sessizce dans ettik.

Sonra Tuğfan başını hafifçe eğerek bana baktı.
— Mavi?
— Efendim?
— Sana bir şey soracağım.
— Sor bakalım.
— Benimle dans etmeyi gerçekten istedin mi?

Gözlerimi ona çevirdim.
— İstemeseydim elini tutmazdım herhâlde.

Tuğfan'ın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
— Yani istedin?
— Tuğfan!
— Tamam, tamam! Bir şey demedim.
Gülerek başımı iki yana salladım. Tam o sırada müzik değişti. Daha hareketli bir şarkı başladı.

Tuğfan bir anda elimi bırakıp iki adım geriye gitti.

— Hadi bakalım!

Kaşlarımı kaldırdım.
— Ne yapıyorsun?
— Dans ediyoruz ya!

Bir anda komik hareketler yapmaya başladı. BEN BU ÇOCUĞU TANIMIYORUM!

— TUĞFAN, REZİL OLDUK!
— KİMİN UMURUNDA?!

Gülmekten karnım ağrımıştı. Ben de ona eşlik etmeye başlayınca Tuğfan daha da abarttı. Tam o sırada arkamızdan bir ses geldi.

— AHAHAHA! OĞLUM, SEN NE YAPIYORSUN?!

İshak'tı. Yanında Atakan da vardı. İkisi de bizi izleyip gülüyorlardı. Tuğfan hiç istifini bozmadı.

— KISKANMAYIN, SİZ DE ÖĞRENİN!

Atakan elini uzatıp Yağmur'a döndü.

— Madem öyle, biz de dans edelim mi?

Yağmur'un gözleri büyüdü.
— Benimle mi?
— Hayır, arkandaki sandalyeyle. Tabii ki seninle!

Yağmur gülerek elini tuttu.
— Çok komiksin, Atakan.
— Biliyorum.

Petek ise İshak'a döndü.
— E sen ne yapacaksın?

İshak omuz silkti.
— Ben de sana soracaktım zaten. Dans edelim mi?

Petek gülümsedi.
— Olur.

BİR DAKİKA!

Üçümüz de dans ediyorduk.

Yağmur Atakan'la, Petek İshak'la, ben de Tuğfan'la... Bu akşam beklediğimden çok daha güzel geçiyordu. Ta ki Tuğfan kulağıma eğilene kadar.

— Mavi?
— Ne oldu yine?
— Bir şey söyleyeceğim.
İç çektim.

— Söyle.
Gözlerimin içine baktı.
— Seninle böyle bir akşamı daha önce de hayal etmiştim.

Gülümsemem yavaşça kayboldu.
— Gerçekten mi?
Başını salladı.

— Evet.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Sonra hafifçe gülümsedim.

— O zaman hayalin gerçekleşti.
Tuğfan'ın yüzü aydınlandı.
— Hem de en güzel hâliyle.

Başımı omzuna yaslamadım, elini daha sıkı tutmadım. Sadece gözlerinin içine bakıp gülümsedim. Çünkü bazen birinin yanında mutlu olmak için başka hiçbir şeye gerek yoktu.
Yağmur'un gözünden::

Atakan'la dans ederken kendimi garip hissediyordum. Normalde susmak bilmeyen ben, onun yanında bir türlü konuşacak konu bulamıyordum. Atakan bunu fark etmiş olacak ki gülümsedi.
— Yağmur, iyi misin?
— İyiyim!
— Emin misin?
— EVET!

Atakan kahkaha attı.
— Kızım, neden bağırıyorsun?

Yüzümü ellerimle kapattım.
— Bilmiyorum!

Atakan gülümseyerek ellerimi yüzümden indirmemi bekledi.
— Sen böyleyken daha da tatlı oluyorsun.

HAYDAAA! Bu akşam herkes mi romantikleşmişti?!
— Atakan?
— Efendim?
— Sen herkese böyle misin?

Gülümsemesi hafifçe değişti.
— Hayır.
— Peki bana neden böylesin?
Bir süre yüzüme baktı.

— Çünkü sen başkasına benzemiyorsun, Yağmur.
Kalbim hızlandı. Tam cevap verecekken ayağım elbisenin eteğine takıldı.

— AYYY!
Atakan hemen kolumdan destek verdi.

— Dikkat et!
Dengemi bulunca ikimiz de gülmeye başladık.

— Allah'ım, rezil oldum!
— Olmadın. Ama istersen bir daha düşecek gibi yapabilirsin.

Ona vurdum.
— ATAAKAN!
— Tamam, sustum!

Ama gülümsemeye devam ediyordu. Ve ben... Ben de gülümsemeyi bırakamıyordum.
Mavi'nin gözünden::

Saat ilerledikçe balo daha da güzelleşiyordu. Yağmur'la Petek yanımıza geldiğinde yüzlerindeki ifadeyi görünce şüphelendim.
— Siz ne yaşadınız?
Yağmur hemen konuştu.
— HİÇBİR ŞEY!

Petek de başını salladı.
— Kesinlikle hiçbir şey.

Gözlerimi kıstım.
— Hı hı. Ben de inandım.
Birden bire,
— AH!
Diye bağırdım. Ayağım çok acıyordu. Muhtemelen topuklu ayakkabı yapmıştı.
Yağmur koluma girdi.
— Mavi, hadi tekrar fotoğraf çekilelim! Bu sefer 6'mız beraber ama.

Dördümüz telefonun kamerasını açıp yan yana geçtik. Tuğfan arkamda durdu, Atakan da Yağmur'un yanına geçti. İshak'la Petek birbirlerine bakıp güldüler.

Fotoğrafı çektik.

Sonra bir tane daha.

Bir tane daha.

Derken Tuğfan telefonumu elimden aldı.
— Bir de ikimiz çekilelim.
— Neden?
— Hatıra olsun.
— Salak ya...

Gülümsedi.
— Tamam.

Yan yana durduk. Tam fotoğraf çekilecekken Tuğfan başını bana doğru eğdi.

Çıt!

Fotoğraf çekilmişti. Telefonu elime alıp ekrana baktım. Güzeldi. Hem de çok güzeldi. Tuğfan da fotoğrafa baktı.
— Bu fotoyu bana da atsana.
— Neden?
— Çünkü güzel çıkmışım.
— BEN DE VARIM FOTOĞRAFTA!
— Biliyorum, güzelim. Zaten o yüzden güzel.

Başımı iki yana salladım.

— Seninle uğraşamam! Bi' de, sensin güzel.
Ama fotoğrafı ona gönderdim. Tam telefonumu çantama koyacaktım ki Tuğfan yeniden elimi tuttu.

— Mavi?
— Hı?

Gülümseyerek bana baktı.
— İyi ki geldin.

Ben de ona hafifçe gülümsedim.
— İyi ki davet etmişsin de, ben nasıl eve gideceğim...
— Niye o?
— Ayağım, topuklarım yara bere içerisinde.
— Nasıl yani...
— Topuklu ayakkabım yüzünden.
Tuğfan iç çekerek yere çöktü. Topuklu ayakkabılarımı çıkarttı ve kucağına aldı.

— HÖÖYT, NAPIYOSUN OĞLUM!
— Şşht! En yakın ayakkabıcıya. Peçeten var mı?
— Var, var da. BENİ BIRAKIR MISIN ACABA!?
Tuğfan'ın kollarında balık gibi kıvranıyordum, ne zaman buralara geldim bende bilmiyorum. Tuğfan'a vurmaya çalıştım.
— Saldırı %100 bırakılan hasar %1
— O %1 ne peki?
— Aşk.
Yüzüne tükürdüm. Gülümsedi,

— Biz böyle seviyoruz.
Ben balık gibi çırpınmaya devam ederken, ayakkabıcıya doğru ilerliyorduk. En sonunda pes ettim ve kabul ettim. Ayakkabıcıya girdik, uzun bir koridoru vardı. Ayakkabılar oranın karşısındaydı.

Tuğfan bana bir çift ayakkabı aldı.
— Anı olsun, sana aldım.
Dedi ve ayakkabıyı ayağıma geçirdi. Gülümsedim,
Ayakkabıcı abi bize doğru döndü.
— Evli misiniz?
Dedi gülerek. Put gibi kaldım. Tuğfan'a kolumla vurdum,
— Yok abi, sevgiliyiz biz. Okul balosundan geldik.

.

Sonra birlikte arkadaşlarımızın yanına döndük. O akşam ne büyük bir itiraf oldu ne de aramızda her şeyi değiştiren bir şey yaşandı. Sadece dans ettik, güldük ve birbirimize güzel bir akşam bıraktık. Ama ben eve döndüğümde telefonumdaki fotoğrafa uzun uzun baktım.

Ve kendi kendime fısıldadım:
— Galiba bu çocuğa gerçekten alışıyorum...

Hem de sandığımdan çok daha fazla. (TELEFONU ISIRCAM AGAGGAGA)
Ertesi sabah aklımdaki tek şey baloydu. Daha doğrusu, balodan çok Tuğfan. Yatağımda doğrulup yastığı yüzüme kapattım.
— Mavi, kendine gel kızım. Kendine gel.

Telefonumu elime aldığımda ekranda Tuğfan'dan gelen bir mesaj gördüm.

: Günaydın, balerin.

Gülmemek için dudağımı ısırdım.

Mavi: Günaydın, ayaklarımın katili.

Tuğfan: Hahaha! Ayağın nasıl?

Mavi: Daha iyi. Sayende tabii.

Tuğfan: Rica ederim. Bir dahaki sefere topuklu giymeden önce beni ara.

Mavi: Niye, ayakkabıcı mısın?

Tuğfan: Hayır, kişisel taşıma hizmetinim.

Kahkaha attım. Bu çocuk gerçekten normal değildi.

Mavi: Kendini fazla sevdin.

Tuğfan: Sen seviyorsun ya, bana yeter.
Ekrana bakakaldım. Allah'ım, bu çocuk benimle uğraşmaya yemin etmişti! Tam cevap yazacakken annem kapıyı tıklatmadan içeri girdi.

— Mavi, kahvaltıya gelmiyor musun?
Telefonu hemen yastığımın altına sakladım.

— Geliyorum anne!
Annem şüpheyle bana baktı.

— Kiminle konuşuyorsun sen?

— Kimseyle!

— Kimseyle konuşurken niye sırıtıyorsun?

— Anne yaaa!
Gülerek odadan çıktı. Ben de derin bir nefes aldım. Bu evde bir gün rahat bırakılacak mıydım acaba? Telefonum yeniden titredi.

Tuğfan: Bugün görüşüyor muyuz, balerin?

Ekrana bakıp gülümsedim.

Sonra parmaklarım klavyenin üzerinde durdu.

Çünkü asıl korkutucu olan, Tuğfan'ın beni görmek istemesi değildi.

Benim de onu görmek istememdi.

Mavi: Bilmiyorum, neden?

Tuğfan: Bilmem, sevdim senle takılmayı.

Ekrana baktım.

Bir daha okudum.

Sonra bir kez daha.

— HAYIRDIR TUĞFAN BEY, SABAH SABAH NE YAŞIYORUZ?! diye kendi kendime söylendim.

Mesaj yazma kısmına girdim ama ne yazacağımı bilemedim. Sonunda aklıma gelen ilk şeyi yazdım.

Mavi: Daha dün gördün beni?

Tuğfan: Eee?

Mavi: Eee'si insan her gün buluşmaz.

Tuğfan: Ben sıkılıyorum demek ki.

Allah'ım, sabır ver.

Mavi: Kahvaltı yapıyorum, sonra bakarız.

Tuğfan: Tamamdır, afiyet olsun. Ayağını da yorma.

Telefonu göğsüme bastırıp yatağa düştüm.

— BEN BU ÇOCUKLA NASIL BAŞ EDECEĞİM?!

Kahvaltıdan sonra salona geçtim. Annem çayını içerken bana şöyle bir baktı.

— Dün güzel geçti galiba?

— Evet.

— Tuğfan iyi bir çocuğa benziyor.

Elimdeki suyu neredeyse yanlışlıkla burnuma kaçırıyordum.

— ANNE!

— Ne var kızım? Bir şey demedik.

— Daha yeni tanıştık sayılır!

Annem gülümseyerek çayından bir yudum aldı.

— Ben de bir şey demedim zaten.

İşte en tehlikeli cümle buydu. Annem bir şey demiyorsa kesinlikle bir şey düşünüyordu.

Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan Yağmur'du.

— Efendim?

— Maviii! Hazırlan, dışarı çıkıyoruz.

— Nereye?

— Sahile. Atakan da gelecek.

Bir an duraksadım.

— Atakan mı?

— Evet. Bir de Tuğfan gelecekmiş.

Telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım.

— BİR DAKİKA, TUĞFAN'I SEN Mİ ÇAĞIRDIN?!

Yağmur kahkaha attı.

— Hayır be kızım! Atakan çağırmış.

— Hee, tamam.

— Niye? Gelmesini istemiyor musun?

— Öyle bir şey demedim!

— Ben de bir şey demedim zaten.

Bugün herkes anlaşmış gibi aynı cümleyi kullanıyordu!

— Tamam, hazırlanıyorum. Yarım saate oradayım.

Telefonu kapattım ve odama koştum.

Dolabımın karşısında durup kıyafetlerime baktım.

Sonra kendi kendime konuşmaya başladım.

— Normal giyineceksin, Mavi. Normal. Alt tarafı sahile gidiyorsun.

Beş dakika sonra yatağımın üzerinde dört farklı kombin duruyordu.

— BEN NORMAL GİYİNMEYİ NEDEN BECEREMİYORUM?!

En sonunda açık renkli bir kot, beyaz bir bluz ve spor ayakkabılarımı giydim. Dün yaşadığım topuklu ayakkabı faciasından sonra ayağımı riske atmaya hiç niyetim yoktu.

Aynaya son kez baktım ve çantamı alıp evden çıktım.

Sahile vardığımda Yağmur'la Atakan bir bankta oturuyordu.

Ama Tuğfan...

Tuğfan beni görür görmez ayağa kalktı.

Gülümsedi.

— Günaydın, balerin.

Yanına yaklaşırken gözlerimi devirdim.

— Günaydın, kişisel taşıma hizmetim.

Atakan kahkahayı bastı.

— Oğlum, sen ne ara böyle romantik oldun?

Tuğfan ona dönüp omzuna vurdu.

— Kes sesini.

Yağmur hemen araya girdi.

— AYYY, BUNLAR BAŞLADI YİNE!

— YAĞMUR!

— Ne var Mavi? Ben bir şey demedim ki!

Hepimiz gülmeye başladık.

Sonra yürümeye koyulduk. Yağmur ve Atakan biraz önden gidiyordu. Ben de Tuğfan'la yan yana yürüyordum.

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra Tuğfan bana doğru eğildi.

— Mavi?

— Efendim?

Gülümseyerek yüzüme baktı.

— Dün gerçekten güzel görünüyordun.

Adımlarım yavaşladı.

Bu sefer verecek hazır bir cevabım yoktu.

Çünkü dalga geçmek kolaydı. Ona laf yetiştirmek de kolaydı.

Ama böyle içten konuştuğunda...

İşte o zaman bütün kelimelerim birbirine karışıyordu.

Başımı çevirip denize baktım.

— Teşekkür ederim, dedim usulca.

Tuğfan gülümsedi.

— Ne demek.

Ve yürümeye devam ettik.

Fakat birkaç dakika sonra telefonuma Yağmur'dan bir mesaj geldi.

Yağmur: Mavi, sana bir şey söylemem lazım ama Tuğfan duymamalı.

Kaşlarımı çattım.

Başımı kaldırıp Yağmur'a baktım. O da bana dönmüş, ciddi bir ifadeyle bakıyordu.

Yağmur: Atakan hakkında...

Bir anda içime tuhaf bir his çöktü.

Çünkü Yağmur'un yüzündeki ifade, biraz önceki neşesinden eser bırakmıyordu.

Ve anladığım kadarıyla bu buluşma, düşündüğümüz kadar sıradan geçmeyecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 14beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18