1. bölüm / 2
pota altı sırları.giriş bölümü.
Bölümler 2Şu an: giriş bölümü.
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
dikkat!! bu kurgu huysuzluklar, arkadaşlıklar, seramik kaçamakları, son saniye heyecanları, incir ağaçları, yaldızlı çocuklar, haylaz kızlar ve daha fazlasını içerir!
...
"adımlarını kaçırdığın her gün kendin olmaktan da uzaklaşacaksın."
...
21 eylül, muğla. sezon başı.
potanın önünde yükselen duvarlar vardı. tırnaklarımı sürttüğümde ses çıkartacak kadar gerçek değildi belki de ama orada olduğunu dizlerime baktığım her an hissedebiliyordum. derimin altında, kafamın içinde hatta bazı günler kulağımın dibinde bir fısıltı halinde. kendi kendime itiraf edebildiğim ancak başkaları tarafından yüzüme vurulmaya yeltenildiğinde delicesine reddettiğim bir korkuydu artık benim için.
korkuyordum. korkuyordum çünkü tekrar sakatlanırsam eğer bir daha dönememe ihtimali beni öldürüyordu. babamın kaderini sırtlanma düşüncesi beni korkutuyordu.
deneyimler, korkuyu; korku da kabusları besliyordu. bunu kabuslarımın çetelesini tuttuğum kağıda o günü bastıra bastıra işlerken öğrendim.
"adımların aksıyordu."
perşembe günüydü. fakültedeki derslerim bittikten sonra sahada antrenman olduğunu öğrenip kendimi istemsizce buraya doğru ilerlerken bulmuştum. aylar sonra burada bulunmak bir şekilde tekrar nefes almamı sağlasa da korkularımın bir yere gittiği yoktu. şimdi ise antrenman sonrası çöktüğüm pota dibinde öylece oturuyordum. saatlerdir. üst üste yaptığım hatalar yüzünden azar yememiş olmak bugün oldukça kanıma dokunmuştu çünkü ne koçum ne de takım arkadaşlarım bunları sineye çekebilecek yapıda insanlardı.
yorgunluktan mayışan bakışlarımı kaldırdığımda sesin sahibiyle göz göze geldim. sarı saçları dağınıktı. üzerine siyah bir gömlek ve aynı renkte kumaş bir pantolon giymişti. boynundaki gevşek lacivert kravatı sarı renklerdeki ay ve yıldızlar ile süslenmişti. o bana ufak bir tebessümle bakarken gözlerimi kısarak yüzüne odaklandım. daha önce buralarda görmediğime neredeyse emin olduğum biriydi.
"biliyorum," dedim.
kabullenişim onu bir parça tökezlettiğinde ise gözlüklerini düzelterek bana baktı. yüzünde o an çözemediğim farklı bir duygu daha var gibiydi ama üzerinde durmadım. yanıma çökerek ayaklarını benim gibi uzattı ve kafasını bana çevirip hafifçe eğdi. bir şey arar gibi dikkatlice odaklanması beni yerimde huzursuzca kıpırdatmıştı. o da bunu fark etmiş olacak ki bakışlarını önüne çevirip, boğazını temizleyerek hızlıca konuşmaya başladı.
"1 ay sonra maçın var. ve şu an takımın en kötü oyuncusu sensin. oyun kurucu pozisyonundasın ama saçmasapan hataların ve adımların yüzünden arkadaşlarının da oyundan düşmesini sağlıyorsun. kötü bir sakatlık geçirdiğin aşikar nazenin. ama tek sakatlık geçiren senmişsin gibi tavırlar sergilemeye biraz daha devam edersen değil finallere geçmek, çeyrek finallere bile ulaşamazsın. sadece seni kastederek söylüyorum bunu çünkü takımın seni arkada bırakıp yoluna devam edecek ve sen bu potanın altında oturup ağladığın günleri bile mumla arayacaksın."
bunları zaten biliyor olmama karşın tanımadığım biri tarafından yüzüme vurulması istemsizce kaşlarımın çatılmasına sebep oldu. evet söyledikleri sinir bozucuydu ancak bunları söylerkenki amacını anlamıştım. kelimelerini beni kırmak için kullanmıyordu. anlamadığım nokta beni neden önemsediğiydi. onu tanımıyordum ve beni tanımadığına da emindim. peki neden tam da ihtiyacım olduğu anda gelip bunları yüzüme vurmuştu? günlerdir ve hatta aylardır çevremdeki herkesin görmezden gelip sineye çekerek üzerine yamalar tuttuğu eksiklerimin dikişlerini söküyordu söyledikleri.
rahatsız edilme hissi.
herkesin bildiği bir duyguydu aslında.
alarmın çaldığını hissedersin ve kapatıp kalkman gerektiğini bilirsin. ancak içeriye sızan ışık gözlerini rahatsız edip seni buna itekleyene kadar çıkmak istemezsin yataktan.
söküklerimden sızan ışık beni rahatsız ediyordu.
ve ben daha fazla rahatsız edilmek istiyordum.
söylediklerinden sonra nefes nefese kalmış bir halde ayağa kalkıp sahanın çıkışına doğru ilerlemeye başladığında o bilse de bilmese de bu sözleri için ona hep minnettar kalacaktım.
"adım naz, yaldızlı çocuk. sadece naz."
---------
haylaz afacan kızlar, kibar seramik oğlanlar ve hayaller üzerine bir hikaye.
merhaba. bu benim yayımlayabilme cesareti gösterdiğim ilk kurgum. çok heyecanlıyım. umarım seversiniz ve hep buralarda olursunuz.
Bölüm etkileşimi
