1. bölüm · Porselen Bebek
Bölüm 1 : Porselen Bebek ve Dumanlı Sokaklar
Hattın diğer ucundaki ses ne bir kadına ne de bir erkeğe aitti; metalik, cızırtılı ve insani hiçbir duygu barındırmayan buz gibi bir tınıydı. Seul Emniyet Müdürlüğü’nün kriz odasındaki hoparlörden yayılan bu ses karşısında Başkomiser Kang hiddetle kulaklığını bastırdı. Kim olduğunu umursamadığını ve Seul polisinin bir seri katille asla pazarlık yapmayacağını bağırdı. Ancak mekanik ses hiç acele etmeden, kaçırılan Han Yang Grubu'nun kurucusu olan yaşlı kadının yaşamak için tam 42 dakikası kaldığını söyledi. Fidyeciye iletilmesi gereken mesaj çok basitti: Kadını bir saat içinde Seul Kulesi'nin altındaki otoparkta canlı teslim etmezse, adamın ailesinin adresini bildiğini, kızının ve karısının derisini bir neşterle santim santim, tıpkı bir porselen soyar gibi yüzeceğini belirtti.
Odadaki dedektifler birbirine baktı. Şehirde kurbanlarını kusursuz birer vitrin mankeni gibi giydirip Hanok evlerinin avlularına bırakan, polise tek bir iz dahi vermeyen o gölge ilk kez iletişim kuruyordu. Medyanın Porselen Bebek adını verdiği bu gizemli katil, kadının hayatına karşılık 24 saat boyunca hiçbir polisin kendisini aramasını, arkasında tek bir polis aracı görürse hem kadının kanının hem de adamın ailesinin derilerinin polisin sorumluluğunda olacağını söyledi ve hattı kapattı. İl Emniyet Müdürü kapıyı çarparak içeri girdiğinde, Kore'nin en güçlü holdinglerinden birinin başkanı olan kadını kurtarmak için üst düzey bürokratlardan gelen baskıya dayanamayarak tüm ekipleri geri çekti ve operasyonu 24 saatliğine durdurdu.
Karanlık bir depoda telefonunun ekranındaki geri sayımı izleyen fidye çetesi liderinin elleri titriyordu. Porselen Bebek’in sesi az önce kendi telefonunda da yankılanmış, karısının ve kızının evinin önünde bekleyen gölgelerin fotoğrafları mesaj olarak gelmişti. Fidyeci panik içinde yaşlı kadının iplerini kesti ve süre bitmeden hemen önce, Han Nehir Köprüsü'nin altındaki karanlık otoparkta kadını araçtan dışarı itip hızla kaçtı. Devriye gezmesi yasaklanan ama uzaktan izleyen polis ekipleri derhal olay yerine akın ederek yaşlı kadını sağ salim kurtardı.
Ertesi sabah YTN ve SBS gibi ulusal kanalların haber bültenlerinde Seul Emniyeti'nin bir seri katile boyun eğip eğmediği tartışılıyor, halk büyük bir kafa karışıklığı ve korkuyla polisin tutumunu sorguluyordu. Tüm bu kaos yaşanırken, Mapo-gu’daki küçük bir 24 saatlik marketin kapı zili çaldı. Geniş, gri bir kapüşonlu hırka giymiş, siyah peruklu ve kocaman dinlendirici gözlükler takmış genç bir kadın kasada duruyordu. Yüzündeki son derece masum ifadeyle tavandaki küçük televizyonda yayınlanan kendi haberlerini izledi. Müşterinin elindeki ramen ve muzlu sütü kasadan geçirirken, adamın polisin bir canavara boyun eğdiğinden yakınmasına karşılık verip "Haklısınız efendim, insan gerçekten kime güveneceğini bilemiyor" dedi. Parmaklarının ucu kasadaki küçük maket bıçağının üzerine hafifçe değip geçerken, müşteriye gülümseyerek iyi günler diledi.
