5. bölüm / 5
Pembe Laleler5. Bölüm
Bölümler 5Şu an: 5. Bölüm
- 1 1. Bölüm108 kelime
- 2 2. Bölüm258 kelime
- 3 3. Bölüm1.474 kelime
- 4 4. Bölüm1.361 kelime
- 5 5. Bölüm5.758 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uçaktan inip direkt eve gelmiştim. Yarın okul vardı. Ama ben çok yorgundum. Üniversite de spor okuyordum. Voleybol okuyordum yani. 2 bölüm vardı. Voleybol. Futbol. Kızlar voleybolda erkekler ise futbolda idiler.
Eve gelir gelmez hemen çalışanlara bir kaç bisey dedim ve onları başka bir göreve gönderdim. Artık evde yalnız başıma olmak istiyordum. Sadece 2 tane koruma kaldı evde. Onlarda zaten yıllarca bizle beraber oldukları için güvenilir kişilerdi. Çocukken hep benimle ilgilenirlerdi boş zamanlarda. Hemen mutfağa geçip yemek pişirdim ve korumalarının beraber yemek yedik. Normalde babam fazla sert olduğu İcin bizimle yemezlerdi ama artık olmadığı İcin benimle beraber yediler ama bunun sadece 1 kerelik oldugunu söylediler. Tamam dedim . Yemeği yedikten sonra hemen 2. telefonu açtım. Birsürü mesaj gelmişti. İlk sevgilimden gelen mesaja baktım. 257 mesaj gelmiş, 67 arama vardı. E aydır birsürü hesaptan yazmış mesaj atmış ama ulasammamıstı. Hatta öğrendiğime göre eve polisle bile gelmisti. O da bizim gibi zengindi. Ama babam 1 tane araba yeterli diyerek 1 araba almıştı. Bende yemekten sonra korumalardan babamın kartından 2 araba almalarını söylemiştim. BMW ve PASSAT almışlardı. BMW yi okula giderken ben kullanacaktım.
Hemen sevgilimi aradım 1 çaldı. Hemen açtı .
"Işıl. Nerdesin kaç gündür? Arıyorum açmıyorsun.Mesaj atıyorum. Dönmüyorsun. Çok merak ettim. İyi misin?
"Ayaz bi sakin olur musun? Ben iyiyim. Telefonum kırılmıştı. İkinci telefon da İstanbuldaydı. Daha yeni eve geldim."
"Nerdeydin peki kaç gündür?"
"Aydın"
"Başın sağolsun Işıl"
"Bu arada eve polis göndermişsin."
"Evet senden haber gelmeyince 2 aydır göndermek zorunda kaldım."
"Herşey için çok teşekkür ederim Ayaz."
"O ne demek öyle. Sevgilinim ben senin."
"Evet ama beni akrabalarım bile merak etmedi. Yani sen hep yanımdasın. Çok teşekkür ederim. İyiki varsın"
"Sen ciddi misin? Neyse boşver sen onları. Gerçek yüzlerini görmüş oldun. Müsait misin? Evine geliyimmi?"
"Gerçekten mi? Tabi ki müsaitim."
"Tamam. Hemen geliyorum. Dışarı da çıkarız. Ne dersin?
"İyi ki benim sevgilimsin derim"
"Tamam. 5 dakikaya oradayım. Görüşürüz.
"Görüşürüz"
Ayyy ne kadar düşünceli bir sevgilim var. Ayaz 21 yaşında aynı okuldaydık. Ben voleybol bölümü o futbol bölümündeydi. Babasının restoranı vardı. Birçok merkezde baya popüler bir mekandı.
🌷
5 dakika sonra kapı çaldı. Koşarak kapıya doğru harekete geçtim. Gerçekten de oydu. Evi o kadar da yakın değildi. Nasıl 5 dakikada gelmişti. Işınlanmayı bulmuş olabilirdi. Hemen kapıyı açtım ve boynuna atladım. Kendisi resmen 2 metre ve baya kaslı olduğu için atlasam da yetişemiyorum. Ama belimden tutup yukarı kaldırınca boynuna sarılamam kolaylaşmıştı. Başımı boynuna gömdüm. Üzerine beyaz bir tşört, gri bol pantolon ve mavi kot ceketiyle oldukça yakışıklı görünüyordu.
"Çok özlemişim"
"Sen bide bana sor. Güzelim.Kaç gündür haber de alamayınca meraktan geberecektim."
"Dedimya telefon yoktu. Yoksa ilk seni arardım. Biliyosun."
"Biliyorum." Dedi ve belimdeki kollarımı iyice sıktı. Sanki kalbine sokmak istiyormuş gibi. Ayaz'la geçen sene tanışmış ve sevgili olmuştuk. İlk o bana beni sevdiğini söylemiş ama zaman tanımıştı. Tam 1 ay sonra çocuğa karsılık vermiştim. Ve hala beni seviyordu. Bu bir ayda okuldayken hep bireyler alırdı bana istemesemde.
"Aç mısın. Yemek yaptım. Beraber yiyelim. Swn geleceksin diye fazla yemedim."
"Aslında tokum ama.."Burda üzüldüğümü Bell edercesine dudaklarımı büzdüm."sen yaptıysan yerim." Yüzümü güldürmüştü. Yanağına minik ama derin bir öpücük kondurup elini tutum ve mutfağa doğru ilerledik. Mutfağa gelince hemen yemeği hazırladım ve yemeye başladık. Yemekte köfte ve patates kızartması yanında da turşu ve salata vardı. "Hayatımda bu kadar güzel bi köfte yemedim. Bizim restoran da bile bu kadar iyi yapamıyorlar. Bizim dükkana aşcı olarak mı girsen sen. Müşteriler artar."Bu dengine ikimizde kahkaha attık.
"Beğendin mi gerçekten?"Beğendiyse kalpten gidebilirdim. Çünkü ilk defa köfte yapıyordum.
"Tabiki beğendim. Teklifimi bi düşün istersen." Yüzümde çocuksu bir tebessüm belirdi. Şükür ki kalpten gitmedim.
"Afiyet olsun sen iste ben her zaman yaparım."Yemeği yedikten sonra sofrayı topladık tam koltuğa doğru ilerleyecekken kolumdan tutup beni durdurdu. Durdum. Arkamı döndüm.
"Dışarı çıkalım mı? Bayadır çıkmıyoruz" dedi. Haklıydı 2 ay yoktum ve bir resmen her akşam beraber takılırdık. Bu 2 ayda onu çok özlemiştim. Üzmüştüm de. Hemde biraz kafa dağıtmak iyi olabilirdi.
"Tamam. Ben hemen hazırlanıp geliyim o zaman."
"Tamam. Ben buralardayım." Tam üst kata odama cıkıyordum ki merdivenlerin yarısında durdum. Tekrar ana döndüm. O zaten hayranlıkla bana bakıyordu. "Bişey mi oldu güzelim" dedi. Abi şu Füzelim demesi niye bu kadar karizmatik gösteriyordu bu adamı. İyice eriyip gidecektim resmen.
"Teşekkür ederim Ayaz" dedim. Bu iyiki benimlesin. İyiki yanımdasın. İyiki hep beni seviyorsun. İyi ki beni hiç bırakmıyorsun. İyi ki sen demekti. Bu dediğimi anlamış olacakken ki hayranlıkla bakan gülüsün derinleşti.
"Bende sana" dedi. Bu söz cok anlamlıydı. Bu iyiki sen de benimlesin. İyiki sen de yanımdasın. İyiki sen de hep beni seviyorsun. İyi ki sen de beni hiç bırakmıyorsun. İyi ki sen demekti.Ben de derin bir şekilde gülümsedim ve merdivenleri çıkarak odama girdim.
Odama girince ne giysem diye hiç düşünmedim. Pijamalarımı çıkarıp. Direkt onunla aynı kombini yaptım. Sık sık uyguladık bunu. Altıma gri bol bir pantolon, üzerime beya bir tşört ve kot ceket.Saçımı açık bıraktım. Yüzüme sadece nemlendirici, glos ve maskara çekmiştim. Yanıma mavi kot çantamı alıp içine Glos, maskara, peçete ve biraz para koydum(2000). Normal de Ayaz bana asla para ödetmez ama yinede dursun yanımda diye.
Tekrar koşarak aşağı indim. Ayaz salonda yoktu. Bende direkt dışarı çıktım. Bahçede arabanın kaputuna yaslanmış telefonla uğraşıyordu. Kapıdan çıkıp korumalara selam verdim. Aslında dışarı çıkmak istemiyordum. Annem ve babamı özlüyordum. Ama geri dönmeyeceklerini çok iyi biliyordum. Annem ve babam öldüklerinde asla ağlamamamı söylerlerdi."Düşmanlarımızı güldürme güzel kızım" derlerdi. O yüzden eve gelince kendi basıma biraz anlamış sonra Ayaz gelmişti. Ayaz'ın "Güzelim?" diyen erkeksi ama bi o kadarda nazik sesiyle düşüncelerinden uzaklaştım. "İyi misin?" Değilim. Annemi özledim. Babamı özledim. San annem ve babamı kaybedince zaman durmuştu. Hala aynı hissediyordum. İçimde büyük bir sıkıntı vardı. Kalbimi sıkıyordu.Ama bunu unutmak istedim. Hemen Ayaz'a doğru ilerleyip hemen önünde durdum. Sıkıca sarıldım. Gözyaşlarım benden istemsizce süzüldü yanaklarımdan. Bunu farketmiş olacak ki. Kollarını sıkıca doladı belime. "Güzelim" dedi. "Eminim ki annen ve baban ağlamanı, üzülmeni, yıkılmanı istemezdi. Baban hep demezmiydi "Kızım sen çok güçlüsün. Asla yıkılma" Sen şimdi yıkılırsan olmaz. Hem beni de yıkarsın. Sen yıkılırsan ben biterim. Lütfen bari bana yapma bunu. Güçlü ol. Güçlü olalım. Yıkılmayalım. Yıkılırsak birbirimizi tekrar daha güçlü bir şekilde inşa edelim." Ben bu adamı sevmiyimde ne yapayım. Haklıydı babam hep öyle derdi. Ellerimi boynundan gevsettim ama o belimi bırakmadı. Yüzlerimiz arasında bir karış vardı.
"Ayaz babam beni hep sana emanet eder. Biliyosun. Bu sefer biraz uzun süre emanet etti. Beni bırakma olur mu?"
Ayaz da beni bırakırsa ben bu sefer kesin yıkılırdım. Ayaz annem ve babam ölmeden önce ikinci ailemdi. Ama şimdi o benim ailem. O olmazsa ben de olmam. Bu hayatta tutunduğum tek dalım. O da kırılırsa düşerim. Bir daha kalkamam. Cevap olarak dudağıma minik , kısa ama bi o kadar da derin bir öpücük bıraktı. Geri çekilince elini uzattı tutmam için. Hemen uzattıgı eli tuttum ve lacivert BMW ye bindik. Her dakika beraber olacağımız İcin arabamı almamıştım.Ben ön yolcu koltuğuna oda sürücü koltuğuna oturdu. Arabayı çalıştıdi. İlerlemeye başladık. "Nereye gidiyoruz.?" diye bir soru yönelttim.
"Nereye gitmek istersin?" dedi. Bu soruya eridim bittim. Zaten Ayaz"ın her sözüne davranışına eriyip bitiyordum. Bite bite bi hal olmuştum. Hmm nereye gitsek. Buldum.
"Sinema olabilir. Uzun zamandır gitmedik. Ne dersin?" En son geçen sene sevgili olduktan 3 ay sonra gitmiştik. Yani sadece 1 kere. Orada da sadece anime filmi kalmıştı. Bizde sırf sinemaya gitmiş olalım diye girmiştik. Ama ikimizde izlemedik. Ben torun oldugum İcin uyumuştum. O da benim saçlarımla ve ellerimle oynamıştı. Her ara sıra uyandığımda saçlarımda yada gözlerimdeydi gözleri. Öyle bir sevgiyi bizimki.
"Sen ne dersen o derim." Dedi. Evet yine eridim. Yüzünü bana cevirince ikimizde derin bir şekilde tebessüm ettik.
Yol boyu ikimizde konuşmadık.Bşr süre sonra araba durdu. Sinemanın biraz içerisindeki- yaklaşık 50 metre- arabayı park ettik. Her yer doluydu. En yakın yer orasıydı. Arabadan inince sinemaya doğru yürüdük. Saat 21.50 di. Korkudan filmi izlemeye karar verdik. Evet korku filmi severdim. Ama izleyince korkar ve kabus görürdüm. Ama Ayaz la ilk defa yapacağımız için bir an cesaret gelmişti. Heyecanlanmıştım. Zaten yanımda Ayaz varken korksam bile bu kısa sürerdi. Biletleri aldık. Filme girdik. Yaklaşık 10 dk sonra tam 22.00 da film başladı. 2 saatlik bir filmdi.
"Aaaaaaa" Birden ekrana yaratık atlayınca sinemadaki bir kaç kisi ile birlikte bastım çığlığı. Yanımdaki Ayaz'a sarıldım. Hemen minik gövdemi kaslı gövdesinin arasına aldı.
"Aaaaa" Evet bir çığlık daha. Yine yanımdaki korumama sokuldum. Beni sarıp sarmaladı.
"Aaaaaaaaaa" Hı hı yine çığlık. Ve yine sevgilime sarıldım. Ve yine beni sarıp sarmaladı
🌷
"Sonunda bitti." Sonunda film bitmiş kendimizi dışarı atmıştık. Ben filmin ilk 30 dakikasında 3 çığlık atmıştım. Bir süre sonra saymayı bıraktım. "Gerçekten korkunç bir filmdi. Sence?" Cevabı biliyordum. Filmin en korkunç sahnelerinde bile korkmayınca beni izlemeye başlamış, saçlarımı örmüş, öpmüştü.
"Yani bence o kadar korkutucu değildi. Ama seninle beraber geçirdiğim en güzel günlerden biriydi Güzelim."
"Neden filmi değil de beni izlediğini söylemiyorsun?" Düşüncelerimin aksine beklemeden cevap verdi.
"Film sıkıcıydı. Bende manzaramı izlemeye karar verdim. Suç mu?"Bi daha eridim. Ama belli etmedim. Yani en azından öyle sandım.Yanaklatım kızarmıştı. Ama karanlıkta görünmüyordu.
"O suç değil ama beni böyle her dakika iltifata boğup utandırman suç." Sinemadan çıkmış arabaya doğru ilerliyorduk. Yanağımdan bir makas aldı.
"Ben suçlu olmaya razıyım."Eridim. Bittim. Yine. Yanaklarımın yandığını hissedebiliyordum. Arabaya varmıştık. Ben yolcu koltuğuna giderken hızlı adımlarla kapıyı açtı. Elini tutmam için uzattı. Elini tutup arabaya bindim. O da hızlı adımlarla sürücü koltuğuna ilerledi. Bindi. Arabayı çalıştırdı. Direkt eve gitmeyecektik. Önce bi karnımızı doyurup tatlıcıya gidecektik. Yol boyu ikimizde konuşmadık. O sakin bir şekilde arabayı sürüyordu. Ara ara bana kesik bakışlar atıyordu. Ben ise kafamı cama yaslayıp Ayaz'la hangi pozları versekte fotoğraf çekip paylaşsam diye düşününüyordum.
🌷
Bir süre sonra araba durdu. Tahmin ettiğim gibi onların restorana gelmiştik. Ama buranın yemekleri ayrı bir güzeldi. Türkiye'nin sayılı aşçıları çalışıyordu. Arabayı hemen restoranın yanındaki otogara park edip restorana girdik. Bize özel ayrılan masaya doğru ilerledik. Masaya oturur oturmaz garson yanımıza gelip siparişlerimizi aldı. Ben mantı ve salata sipariş vermiştim. Ayaz ise Hot chicken ve salata istemişti. Menü baya bit kalabalık olduğu için aklımıza ilk gelenleri söylemiştik. Yani ben öyle yapmıştım. Yemekleri yedik. Tatlı için başka bir mekana gidecektik. Restorandan çıktık. Arabaya binip. Bir tatlıcıya gittik. Tatlıları yedikten sonra sahil kıyısına gibidir oradaki duvarda ben başımı onun omzuna yaslamış oda kafasını benim kafama yaslamış şekilde arkadan foto çektik. Hemen ınstagram da Ayaz'ı etiketleyip YANINDA UYANSAM şarkısını koydum ve paylaştım. Benden sonra hemen Ayaz da paylaştı.
"Eve gidelim mi güzelim? Yarın okul var erken kalkma gerek. Zaten yorgunsun."Ayaz böyle bir fikirle sahildeki bakışlarını bana çevirdi. Bende ona çevirdim. Gerçekten aşırı yorgundum. Eve gider gitmez uyumak istiyordum.
"Olur. Sende yoruldun. Uykumda gelmişti. Gidelim"Arabaya bindik beni eve bıraktı. Ama gelirken bir buket pembe lale almayı unutmadı. Eve geldiğimde korumalar kapıda beni bekliyorlardı. Beni görünce Demir ve Afil hemen baş selamı verip kapıyı açtılar. Kendimi hemen üst kattaki odama bıraktım. Hemen victoria secret pijama takımlarımı giyip telefonumu şarja takıp uyudum.
🌷
Hayır. Gelme. Şuan Arkamda bir yaratık bana doğru ilerliyordu. Ben önde o arkada aramızda 5 adımlık mesafe ile koşuyorduk.Sonra pat benim ayağım taşa takıldı yere düştüm. Yaratık tam ellerini boynuma dolayacakken nefes nefese uyandım kabustan. Nefes alış verişlerim hızlıydı. Her yerim ter olmuş pijama takımımın kuru yeri kalmamıştı resmen. Ayılınca kabus gördüğümü anladım. Hemen yatağımın yanındaki komedinin üzerindeki gece lambasını yaktım. Telefonu elime alıp saate baktım. Tam 5.45'ti. 6 da alarm çalacağı için yavaşça doğruldum yatakta.
Hemen bir duşa girip güzelce yıkandım. Duştan sonra saçlarımı kurutup üzerimi giydim. Birazdan koşu yapacaktım. Altıma siyah bir tayt üzerime siyah bir crop onun üzerinede kısa dar bit ceket giydim. Saçlarımı arkada at kuyruğu yaptım. Tekrar saate baktığımda 6.15'ti. Kahvaltı için 1 yumurta, 2 dilim peynir, 2 zeytin, domates ve salatalık yedim. Yanında portakal suyu içip hemen çantamı aldım ve dışarı çıktım. Çantama su, peçete, yedek toka, balm ve maskara almıştım. Dün ki Ayaz ile geldiğimiz sahil kenarında spor yapacaktım.
Sahil kenarına geldiğimde hemen koşu yoluna geçip koşmaya başladım. Normalde pek dısarda koşmazdım. Daha çok spor salonunda koşu bandında koşardım. Ama bugün hava çok güzeldi. Hava ılık hafif tene çarpan rüzgar esintisi ve bahar kokusu ile çok güzel bir gündü. Yaklaşık saat 6.40'a kadar koşu yaptım. Saat 8.00 e kadar ise spor salonunda vakit geçirdim.
Sonra eve gidip tekrar duşa girdim aşırı terlemiştim. Arabayı alıp okula doğru yola çıktım. Sakin bir müzik acarak ilerliyordum arabanın içinde. Sonra arkadaşım Çağla aradı. Açtım.
"Günaydın"
"Günaydın Çağla."
"Napıyon?"
"İyiyim sen?"
"Ben de iyiyim. Çıktın mı?"
"Evet. Sen?"
"Bende çıktım. Dün konuştuktan sonra niye aramadın?Ben seni sonra ararım siye kapatmıştın oysa."
"Haa dün baya yoğundum kanka yaa unutmuşum. Kusura bakma."
"Doğru dün baya yoğundun. Sevgilinle beraber story atmakla meşguldün. Unutmuşum."
"Ama kanka çok özlemişiz birbirimizi. Ne yapalım. Beraber bit gün geçirmek istedik. Hem senle 2saat 43 dakika konuştuk. Daha ne istiyon?"
"Aaaa. O kadar oldu mu yaa. Ne bilim bende yarım saat falan diye şey ettim. Tamam. Kaç dakikaya gelirsin?"
"5 dakikaya oradayım."
"Tamam canım öpüyorum."
"Bende seninle telefonu kapattım. İki aydır benden haber gelmeyince Çağla da sürekli bana ulaşmaya çalışmış ama bir sonuç bulamamıştı. Dün olan biten herşeyi en kısa haliyle anlatmıştım. Çağla ile voleybolda tanışmıştık. O zamanlar ikimizde biraz içimize kapanıktık. Ama sonradan baya değiştik. Benim en yakın arkadaşımdır Çağla.
Bir kaç dakika sonra telefonum tekrar çaldı. Baktığımda kayıtlı olmayan bir numara gördüm. Tahminimce babamın iş arkadaşları yada akrabalar aramıştır diye düşündüm. Telefonu açtım. Bir kadın sesi duyuldu. "Merhaba Işıl Yılmaz ile mi görüşüyorum" dedi. Bu kimdi ki? Akrabalarımın sesine benzemiyordu.
"Buyrun benim. Siz kimsiniz?"
"Merhaba Işıl hanım. Öncelikle başınız sağolsun. Ailenizi kaybetmişsiniz. Duyunca gerçekten çok üzüldüm." Ben unutmaya çalışırken insanlar her zaman bunu bana hatırlatmak zorunda mı? Hem bu kadın kim?
"Teşekkürler ama siz kimsiniz hanımefendi? Tanımıyorum ben sizi " Kadın bir kaç saniye sessiz kaldı. Arka taraftan tıkırtı sesleri geldi ama umursamadım. Biraz daha bekledikten sonra konuşmaya başladı.
"Işıl hanım ben Aydındaki evinizin satış ilanı için aramıştım. 7 kisi sizinle görüşmek istiyor. En kısa zamanda ilgilenmenizi gerek. Ben babanızın görevlendirdiği emlakçıyım. Müsait misiniz?" Of. O ev benim aklımdan tamamen çıkmıştı. Dün akşam çok yorgun olduğum için direkt uyumuştum eve gelince.
"Şuan müsait değilim. Akşam halledeyim. Siz bana numaraları gönderebilir misiniz. İsimlerle beraber kişilerin bilgilerinize atarsanız sevinirim." Kadın bir kaç saniye bekledikten sonra tekrar cevap verdi.
"Tabi Işıl Hanım. Ben size gönderirim. İyi günler."
"Teşekkürler. İyi günler... Ha bu arada isminiz neydi?
"Ceylin Kurtçu"
"Tekrar teşekkürler" dedim ve telefonu kapatıp Ceylan Kurtçu (Emlak) olarak kayıtladım kadını. Sonra arabada Merve Özbey'den Kül şarkısını açıp eşlik ederek okula doğru devam ettim.
🌷
Okula gelince bahçede beni bekleyen Çağla'yı gördüm. Okulun sağ tarafındaki kapalı bankalardan birinde oturuyordu. Yanına doğru yürüdüm. Yanına gelince bende karşısındaki banka oturdum. "Ay geldin mi?" Diye sordu.
" Yok gelmedim. Daha yoldayım." Ne biçim soru bu.
"Of sende. Bak sana ne diyeceğim. Bizim futbol takımı varya."
"Eee" Bu cevabı umursamaz bir sesle vermiştim.
"Oraya yeni çocuk gelmiş diyorlar." Bunu söylerken bana doğru eğilip fısıldamıştı.
"Yani Çağla. Ne yapıyım." Bunu da umursamaz bir sesle söyledim.
"Dediklerine göre baya yakışıklıymış."
"Eee yani"
"Off. Hiçbir meral etmedin?"
"Yo. Çağla kanka sevgilim varya hani benim. Niye merak ediyim çocuğu."
"Tamam. Benim de var. "
"E sende merak etme o zaman."
"Merak etmedim zaten. Dedikodu olsun diye söyledim. Şuan bütün kızlar çocuğun yanında."
"Aman bize ne. Adı neymiş çocuğun?"
"Hani merak etmemiştin?"
"Zaten merak etmedim. Adı neymiş?"
"Bilmem. Bizim kızlardan öğreniriz. Hadi iceri geçelim."
"Tamam"
Çağla ile beraber okula girdik. Bizim kapalı spor salonu 3. kattaydı. 2. kata geldiğimizde arkadan bir kişi "Işıl" diye seslenince arkamızı döndük. Seslenen kişi Didemdi. Aynı sınıftaydık. Zaten bir futbol sınıfı bir voleybol sınıfı vardı. Özel bir okuldu burası. "Başın sağ olsun. Nasılsın görüşmeyeli?" dedi.
"İyiyim . Teşekkürler. Sen?" Severfim kızı. Çok konuşmazdı. Ama konuştumuda susmazdı. Tatlı bir kızdı. Kumral, omuzlarını hizasında kıvırcık saçları vardı. Orta boyluydu. Kehribar gözleri adeta parlıyordu. Ayrıca süper iyi voleybol oynar.
""İyiyim. Çağla sen nasılsın?"
"İyiyim canım. Sen?"
"Aynı"
"Kız Didem." dedi Çağla. " Şu yeni gelen çocuk yakışıklı diyorlar öylemi kız?"
"Valla ne yalan söyleyeyim yakışıklı çocuk. Bizim kızlarda çocuğun yanında çocuğu soru yağmuruna tuttular. Ama çocuk ne cevap veriyo. Ne de bizi diyor."
"Hmm. E sevgilisi var mıymış?" Dedi Çağla.
"Dedim ya konuşmuyor"
"Tamam. Neyse biz hazırlanmaya gidelim." Bu sırada kolundaki akıllı saate baktı. "Kız Işıl 20 dakika kalmış. Geç kalırsak Ahmet hoca almaz derse. Hadi çabuk gel" Başımı aşağı yukarı salladım.
"Didem sınıfta görüşürüz."
"Görüşürüz kızlar. dedikten sonra 3. kata sınıfa doğru yürüdü. Soyunma odası 2. katta olduğu için bizde soyunma odasına girdik. Üzerimizi değiştirdik. Çağla ile ikimizde saçımızı at kuyruğu yaptık. Hazırlanıp canavarı sırtımıza alıp soyunma odasından çıktık. 3. kata çıktığımızda sol tarafa yöneldik. Sağ ve sol tarafta karşılıklı 2 kapı vardı. Sol taraftaki kapı voleybol sahasına, sağ taraftaki kapı futbol sahasına açılıyordu. Biz voleybol sahasına girdik. Bütün kızlar burdaydı. Hoca daha gelmemişti. Bizde kızların yanına ilerledik. Seyirci koltuğuna oturduk.
" Abi varya çocuk aşırı yakışıklıydı."
"Konuşmayı sevmiyorum galiba."
"Bence sevgilisi var. O yüzden konuşmuyor." Kızlar yeni gelen çocuk hakkında konuşuyorlardı.
"Hoşgeldiniz kızlar." Dedi Sinem, Çağla ile bana.
"Hoşbulduk" dedik.
"Başın sağ olsun Işıl"
"Başın sağ olsun"
"Ne zaman bir şeye ihtiyacın olursa biz burdayız."
"Geçmiş olsun Işıl"
"Daha iyi misin?" Herkes konuşurken bende hepsine aynı anda teşekkür etmekle uğraşıyordum. Sonra Ahmet ve Berra hoca sınıfa girdi. Hepimiz ayağa kalkıp sıra olmaya başladık. Biz sıra olunca Ahmet ve Berra hoca önümüzde durdular. "Günaydın" dedi Ahmet hoca sert ve disiplinli sesiyle.
"SAĞOL" siye bağırdık aynı anda.
"Sag baştan say dedi Berra hoca.
"1"
"2"
"3"
"4"
...
"11"
"12 son"
Hocalar bir kaç hatırlatma ve bana bas sağlığı dinledikten sonra antrenmana başladık. 10 dakika antrenman yaptık.
Bir saat çalıştıktan sonra 20 dakika araya girdik. Çağla ile beraber zemin kattaki kantine indik. Bizimle beraber Alya da vardı yanımızda. Birer soğuk kahve alıp bizimkilerin yanına gittik. Ayaz, Çağlanın sevgilisi Emre ve Sinan birlikte oturuyorlardı. Ayaz bana yanındaki sandalyeyi oturmam için geri çekti oturdum. Çağlada Emre'nin yanına oturdu.
"Selam" dedi Ayaz.
" Selam . Nasıl gidiyo?"
"İyi diyelim iyi oldun." Dedi Sinan.
"Siz" dedi Ayaz.
"İyiyiz." dedik.
Alya "Size yeni çocuk gelmiş. Adı ne? Biz sorduk ama hiçbirimizle konuşmadı.
"Evet" dedi Emre ama seninde hoşnutsuzluk vardı. "Aras"
"Siz niye çocuğu bunalttınız? Neymiş sevgilin var mıymış. Kaç yaşındaymış. Nereliymis. Çocuk belki yanımdan giderler diye bişey demiyo ama siz iyice geliyonuz."
"Biz ne yaptık Ayol. Işıl'la çocuğu görmedik bile."
"Siz değil." dedi Ayaz. "Tuba neredeyse çocuğun ağzına girecekti."
"Çocuğa bi cilveleniyo bi cilveleniyo. Çocuk yüz vermeyip tersledikce iyice sırnaşıyo."
"Ama çocuk sonra bu durumdan rahatsız olduğunu söyleyince Tuba aşırı bozuldu. Ayaklarını vura vura gitti."dedi. Be bu çocuğu biraz merak ettim çünkü Tuba öyle her erkeği kolay kolay beğenmez. Biz böyle konuşurken Sinan'ın "Geldi" demesiyle hepimiz başımızı o yöne çevirdik. Ve karşımda onu görmeyi hiç beklemiyordum. Ne ara buraya gelmişti? Niye gelmişti? Başka okul mu yoktu?
Evet gelen kisi bana Aydın da yardım eden çocuktu bu. Aras. O günkü gibi yakışıklıydı. İnşallah beni tanımaz diye dua etmeye başladım.
"OHA" dedi Çağla.
"Ne o çok mu beğendin?" diye hemen atıldı Emre.
"Yoo" diye geveleyerek önüne döndü Çağla. Ben donmuş öylece bomboş duvara bakar gibi bakıyordum çocuğa. Sonra Aras bizim masaya doğru ilerlemeye başladı. Ben ona hâlâ bakarken bi anda göz göze geldik. Hemen önüme döndüm. Bir kaç saniye sonra bizim masanın yanına geldi.
"Selam beyler."sesini duyunca o geceyi hatırladım. Bana yardım edişini, nazik davranışını.
"Selam" dedi Sinan "Gel otur" Dikkat çekmemek için kafamı kaldırıp yüzüne baktım. O sırada O'da bana baktı. Sonra hemen gözlerimi kaçırdım. Asır da saatine baktı.
"Tamam" dedi. Hemen yanımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Niye benim yanıma oturdu bu şimdi? Lütfen tanımamış olsun beni. Alya'nın da yanına oturabilirdi. Oraya daha yakındı. Alya elini Aras'a uzattı.
"Merhaba. Ben Alya." demesiyle düşüncelerimden uzaklaştım. Aras Alya'nın uzattığı eli tutmadı ama cevap verdi.
"Aras"
"Bende Çağla." dedi Çağla. Aras Alya'nın uzattığı eli sıkmadığından olsa gerek Çağla elini uzatmadı. Aras'ta başını salladı. Bu ortamdan bir an önce gitmem gerek. Olduğum sandalyeye olabildiğince sindim ve garip olmaması için bende kendimi tanıttım.
"Işıl bende." Dedim. Sesimi normal tutmaya çalıştım. Hafif bir tebessüm edip elini uzattı. Ne bu şimdi. Off kesin tanıdı yaa.
"Tanıştığıma memnun oldum Işıl" Elini sıktım. Adımı söylerken biraz vurgulu söylemişti. Yada bana öyle geldi. Bilmiyorum.
"Bende" diye cevap verdim. Masada bir kaç saniye sessizlik oldu. Ama fazla sürmeden Alya'nın meraklı sesi sessizliği böldü.
"Aras sana bir şey sorabilir miyim?" Dedi.
"Soruya bağlı." Diye kestirip attı Aras. Sesi biraz sert çıkmıştı.
"Sevgilin var mı? Hayır. Yani yanlıs an"
"Yok" Alyanın sözü yarıda kalmıştı ama Aras'tan gelen cevap ile sırıtışı büyüdü. Bir kaç dakika sessizlik hakim oldu.
"E böyle sus pus oturacak mıyız? diye sessizliği bölen bu sefer Çağla olmuştu.
"Ne yapmamızı istersin Çağla?" dedim. Aşır gergindim. Zaman geçmiyordu. Bir kaç saniye kimseden ses çıkmadı.
"Şuan değil belki ama okul çıkışı yada akşam bir yerlere gidebiliriz. Nasıl fikir?"
"Olmaz." diye Çağla lafını bitirir bitirmez atlamıştım ve sesim biraz yüksek çıkmıştı. "Yani olur ama bir kaç işim var. Yani ben gelemem. Siz gidin." Diyecek lafı düzelttim.
"Sevgilim yoksa ben de yokum. Size iyi eğlenceler." dedi Ayaz. Elimin üzerine minik ama derin bir öpücük bıraktı. Hemen samimi bir şekilde gülümsedim.
"Ayaz sende iyice git gide hanımcı oluyorsun. Hadi be oğlum." dedi Emre. Ayaz önce bana bakıp gülümsedi ve Emre'ye döndü.
"Ben söyledim söyleyeceğimi. Işıl yoksa bende yokum. Nokta." diyerek Emre'yi yanıtladı Ayaz.
"O zaman bizde Işıl'ı gelmeye ikna ederiz." Dedi Aras. Bende dahil herkes Aras'a döndü. "Yani Ayaz geldin istiyorsanız." Bu neydi şimdi.
"Aras haklı.Işıl işini bir gün ertelenen ölmezsin herhalde. Hadi ya" diyerek ısrar etti Alya.
"Çocuklar gerçekten cok işim var. Belki daha son" diyecekken sözümü kesen Aras oldu.
"Bence ölmezsin." dedi. Bir kaç saniye cevap vermedim.
"İyi. Tamam." Dedim. Herkes aynı anda gülümsemeye başladı.
"O zaman nereye gidiyoruz?" diyerek soru yöneltti Sinan.
Alya tam bişey diyecekti ki zil çaldı.
"Neyse çıkışta karar veririz." dedi Ayaz. Sonra hepimiz sandalyelerden kalktık. Kapı tarafında Aras olduğu için bana yol verdi. Bende tebessüm ederek teşekkür ettim. 3. kata çıktığımızda ilerleyip sınıfa girdik. Sınıfın kapısını kapatırken son kez o tarafa baktım. Bakmaz olaydım. Aras ile göz göze geldik. Bana göz kırpıp kapıyı kapattı. Bu neydi şimdi? Bende hemen kapıyı kapatıp sınıfa geçtim.
...
Ders sonu kızlarla beraber üzerimizi değiştirip sınıftan çıktık. Merdivenlerin korkuluklarına yaslanmış bizi bekleyen erkeklerin yanına gittik. Beraber dışarı çıkarken buluşacağımız yeri ve saati belirledik. Herkes dağılmaya başlayınca bende arabamın yanına ilerleyecektim ki Aras bileğimi tutup kendine çekti. Bedenim ani hızla göğsüne vardı. "Napıyosun Ayaz?" dedim.
"Beni öpmeden mi gideceksin yoksa." diyince gülümsedim. Hatta kıkırdadım. Yanağına bir öpücük bıraktım. O'da benim boynuma bir öpücük bıraktıktan sonra ben sana o sola doğru ilerledi. Önüme döndüğümde on adım uzağımdaki Aras'la göz göze geldik. Biraz sert duruyordu. Arabasını arabamın önüne park etmişti. Arabama bindim. O'da arabasına bindi ama ilerlemedi. Arkamda da araba oldugu İcin çıkamadım. Bir kaç dakika ilerlemesini bekledim. İlerlemeyince arabadan inip ona doğru geldim. Camına iki kez tıkladım. Camı indirdi.
"Bir şey mi söyleyecektin?" dedi.
"İlerlemeyi düşünüyor musun?"
"Evet."
"E hadi ilerle o zaman."
"Beni tanıdın dimi?" Bir kaç saniye yüzüne boş boş baktım. "Evet. Tanıdın mı?" dedi.
"Evet . Tanıdım. Niye sordun?"
"Hiç. Tesadüf galiba."
"Galiba"
"Daha iyi misin artık?"
"Evet. Arabayı çekecek misin artık?" Sesim biraz sert çıkmıştı.
"O kadar yardım ettim. Karşılığı bumu yani?" Tek kaşını havaya kaldırdı. Bunun derdi ne? Neyse yapmamı bekliyor?
"1. si sana bana yardım et demedim kendin yardım ettin ama yine de teşekkürler. 2. si ne yapmamı bekliyorsun.? Teşekkür ettim işte." Artık yavaştan sinirlenmeye başlamıştım. Ne sanıyo bu kendini. Yüzünde sinsi bir gülümseme belirdi. "Niye öyle bakıyorsun?" Korkmaya başlamıştım.
"Hmm" dedi.
"Ne?" Bir kaç saniye hiç bir şey demedi. Ve ben artık gerçekten sinirlenmiştim. "Bak derdin ne bilmiyorum ama çek şu arabayı artık işim var" Bağırmış gibi çıkan Sesim gürdü.
"Tamam sakin ol" Bunu dedikten sonra camı kapattı bende beklemeden arabama bindim. Bir kaç saniye sonra araba hareket etti ve uzaklaştı. Bende arabayı çalıştırıp eve doğru sürdüm. Trafik ışıklarına geldiğimde arabayı durdurdum. Tam hu sırada telefonuma bildirim geldi. Baktığımda sabah arayan emlakçı Ceylan Kurtçu'yu gördüm. Bir kaç tane dosya göndermişti. Ev satışlar ile ilgili olduğunu bildiğim için dosyaları açmadım. Telefonu kapattım bu sırada yeşil ışık yandı ve ben ilerledim.
Eve geldiğimde direkt duşa girdim. Çıkınca saçlarımı kurulayıp kıyafet dolabına ilerledim. Saat 13.00 olduğ için daha erkendi. O yüzden altıma gri bir eşofman üzerime de siyah crop giyip aşağı indim. Üşendiğim için kendime sandviç yaptım. Yedikten sonra odaya çıkıp biraz dinlendim.
🌷
Uyandığımda saat 18.00di. Hemen yataktan fırladım ve banyoya girdim. Elimi yüzümü yıkadım.Buluşma saati 19.00 olduğ için hızlı olmam gerekiyordu. Dolabın önüne geldiğimde hızla kapağı açıp içerisinden beyaz kısa fırfırlı bir etek üzerinede koyu lacivert göbeği açık bir crop giydim. Saçlarımı hafif dalgalandırdım. Saate baktım 18.47. Ayağıma beyaz spor ayakkabıları geçirdim ve beyaz çantamı alıp çıktım.
Makyajı yetiştiremediğim için korumamla beraber mekana doğru ilerledik. Makyajımı arabada yaptım. Mekana gelince korumamı gönderdim ve mekana girdim. Gözüm bizim kızları aradı ama bulamadım. Üst kata çıktım ve Ayaz ile Alya'yı masada gördüm. Karşı karşıya oturmuşlardı. Yanlarına gittim. Masaya geldiğimde ikiside bakışlarını bana çevirdi. "Selam güzelim" dedi Ayaz yanındaki sandalyeyi göstererek. Yanına oturdum.
"Selam Işıl"dedi bu sırada Alya.
"Selam"dedim. "Daha diğerleri gelmedi mi?"
"Hayır ama birazdan burada olurlar."dedi Alya. Çantamı masaya bıraktım. Bir kaç dakika sohbet ettik. Sonra Çağla ve Emre geldi.
"Selam. Çok beklettik mi?" diyerek karşıma oturdu Çağla. Yanına da Emre oturdu.
"Yok biz de yeni geldik zaten" dedi. Ayaz. Sonra Emre'nin telefonu çaldı.
"Alo. Efendim Sinan?" diyerek telefonu kulağına götürdü. Biraz karşı tarafı dinledi."Niye olum? Çok mu acil?" Biraz daha karşı tarafı dinledi. "İyi tamam görüşürüz sonra." Dedi ve telefonu kapattı. "Sinan gelmeyecekmiş" dedi.
"Niye" dedim bende.
"Babası şehri dışında oldugu için mecburen işler ona kalmış."
"Neyse. Belki daha sonra" dedi Çağla.
"Aynen" diyerek onayladım.O sırada telefonuma bildirim geldi ve çantada çıkardım. Mesaj atan Ceylan Kurtçu'ydu.
"Işıl hanım hallettiniz mi?"
"Ceylan hanım kusura bakmayın bugün baya yoğunum ama en kısa sürede halledeceğim."
"Sıkıntı yok Işıl hanım. Bu hafta içinde hallolursa iyi okur. Bilgilendirmek için yazdım size. Rahatsız ettiysem kusura bakanın. İyi akşamlar."
"Yok ne kusuru iyi akşamlar." Telefonu kapatıp masaya bırakırken yanımdaki sandalyeyi çekildi ve Aras oturdu. Ve yine tesadüfe bak altına beyaz bol keten bir pantolon üzerinede polo yaka koyu lacivert bol bit t-şört.
"Çok beklettim mi?" diyerek sandalyede arkasına yaslandı.
"Yok biz geleli de fazla olmadı zaten"dedi Çağla.
"E o zaman siparişleri verelim" diyerek menü defterini eline aldı Alya. Herkes siparişini verdi. Yemekleri yerken bol bol sohbet ettik. Yemekten biraz sonra tatlı siparişi verdik. Alya tatlılar gelmeden lavaboya gitti. Erkeklerde sigara içmek için açık alana çıktılar. Daha sonra Ayaz'ın telefonu çaldı. Hemen biraz ilerde oldukları için seslendim.
"Ayaz telefonun çalıyor"
"Kim?" Diye sordu.
"Ahmet diye birisi arıyo." Bu ismi duyar duymaz hemen tedirgin oldu ve koşar adım yanıma yürüdü. O sırada bildirim geldi Ahmetten. "İki dakika lavabonun yanına gel." Sonra yanımda bitti ve telefonu elimden aldı. Bu sırada zaten arama kapanmıştı. Diğerlerine yanımıza gelip oturdular ama ben ayağa kalkıp tepeden Ayaz'a baktım.
"Ahmet kim?" dedim şüpheli sesimle.
"Kuzenim." diyerek bakışlarını bana çevirdi.
"Ben tanıyor muyum bu kuzenini?" Garsonlar bu sırada tatlıları masaya koyup gittiler.
"Yok. Yurt dışında olduğu için tanıştıramadım sizi."
"Peki yurt dışındaki kuzenin seni nasıl lavaboya çağırabiliyor?" Yüzüme bakmaya devam etti. Hiç bisey söylemedi. "Ayaz! Cevap ver!" Sesim gitgide yükseliyordu. Hala karşımda sessiz durmaya devam edince "Ayaz cevap ver dedim sana!" diyerek bağırdım.Ve bu yükselişim diğer masaların bize dönmesini sağladı. Ayaz da ayağa kalktı. Elimi tutmaya çalıştı. Elimi yukarı kaldırıp engelledim.
"Işıl bağırma. Herkes bize bakıyor." Bana hiçbir açıklama yapmadı. Ailem gittikten sonra benim ailem dedğim kişi de beni bıraktı gitti. İnanmak istemedim. Ben bu hayatta anne , babamdan sonra ilk Ayaz'a güveniyordum. Gözlerimin dolmaya başladığını hissettim. Bu sırada Alya da masaya geldi. Bizim masadakiler ayaklandı.
"Noluyo burda? Sesiniz lavaboya kadar geliyor." Dönüp bakmadım bile yüzüne. Diğerleri de anlamış olacak ki Alya'yı benden biraz uzaklaştırdılar ama Aras hariç. O sadece bana bakıyordu. Ve hala oturuyordu.
"Ayaz yapmadım de inanırım. Yapamam de. Seni yalnız bırakmam de. Bişey de inanayım. Sessiz kalma. Tüm kapıları kapatma." Sesim bir fısıltı gibi çıkmıştı. Ve hâlâ yüzüme bakıyordu. Bir kaç saniye kimse konuşmadı. Gözümden yaşlar süzülüyordu. Ve şuan üzüntü ve siniri aynı anda yaşıyordum. Kullanılmış hissediyordum. "Ayaz?"
Bir kere 'yapmadım' dese inanırdım ama o
"Yaptım!" Dedi. Ne diyeceğimi bilemedim. Ayaz'a olan güvenim yerle bir olmuştu. Ani bir sinirle elimi kaldırdım ve yanağına bastım tokadı. Bunu beklemiyor olacak ki yüzü yana düştü. Bu tokatta sonra artık o da sinirliydi. Elini kaldırdı tam bana vuracaktı ki Aras birden kalktı ve bana gelen tokadı önledi.
"Yavaş" dedi dişlerinin arasından. Ayaz'ın sinirli bakışları hâlâ bendeydi. Ama artık zerre korkmuyordum. Artık iğreniyorum ondan.Masanın üzerinden çantamı ve telefonumu alıp hızlıca çıktım mekandan. Arkamdan seslendiler ama duymazdan geldim. Telefonumu açtım ve tam taksiyi arayacaktım ki biri bileğinden tutup beni kendine cevirdi. Aras tam karşımdaydı. "Işıl iyi misin?" Dedi ama cevap vermedim. "Gel evine bırakayım seni" dedi. Hâlâ yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu.
"Teşekkürler gerek yok." Dedim .
" Olmaz hadi gel" dedi.
"Gerçekten gerek yok. Hem yürümek biraz iyi gelebilir." Yürürsem belki unuturdum. Ayaz'ın beni kullandığını unuturdum. Beni sevmediğini unuturdum. Arkadaşımla beni aldattığını unuturdum. İhanet ettiğini unuturdum. Hayır unutmazdım. Ben bunu bir gece sakin kalarak unutmazdım. Unutamazdım. İmkansızdı.
"Tamam. Beraber yürüyelim." dedi. Ve önümden ilerlemeye başladı. Bir kaç saniye baktım arkasından. Arkasını dönüp "Hadi" dedi. Bende yanına geldim ve yürümeye başladık. İkimizde yavaş yürüyorduk. Gözyaşlarım hâlâ yanaklarımdan süzülüyordu. Durduramıyordum. Bir süre ikimizde sessiz kaldık. Biraz sonrada hafif rüzgar esmeye başladı. Üzerime ceket almamıştım. Üşümeye başladım ama belli etmedim. Aras ceketini çıkarıp omuzlarımdan bırakınca bakışlarımı kesişti. Bir kaç saniye baktı gözlerime sonra önüne döndü.
Biraz sonra sahilin yanına gelmiştik. "İstersen biraz oturabiliriz. dedi. Basımı olumlu anlamda salladım. Sahil kenarına yan yana oturduk.
" Aras." dedim.Hiçbişey söylemedi ama bakışlarını denizden bana döndü. Hissettim."Çok mu çirkinim? Yada çok mu iticiyim? Yani niye ben değil de o? Sonlarda Sesim iyice kısıldı ve artık hüngür hüngür ağlamaya başladım. Ellerimi yüzüme kaldırıp ağlayışımı dindirmek istedim ama git gide iyice artıyordu. Sonra bileklerimi tutup Yüzümü açığa çıkardı. Ağlarken dolu buğulu gözlerimle ona baktım. Yüz ifadesini seçemiyordum.
"Ağlama. Kendisi kaybetti." dedi ama beni teselli etmeye çalıştığını biliyordum. O yüzden bileklerimi ellerinden kurtarıp boynuna doladım. Sımsıkı sarıldı. İlk başta dondu kaldı. Sarılacağım beklemiyordu. Ama sonra elini sırtıma koydu ve sıvazladı. Saniyeler hatta dakikalar geçti. Ne ben ondan ayrıldım. Ne de o benden. Bir süre sonra ağlamam hafifledi. Yavaşça ayrıldım. Ellerimle gözyaşlarımı sildim. Tekrar önüme döndüm. "Daha iyi misin?" dedi. Başımı aşağı yukarı salladım.
"Teşekkürler." dedim. "Her şey için." Cevap olarak tebessümle birlikte başını eğdi. "Gidelim mi?" dedim.
"Nasıl istersen." Yol boyu kimse konuşmadı. Evimin önüne geldiğimizde,
"Tekrardan teşekkür ederim. Seni de yordum buraya kadar." diyerek tebessüm ettim. Ve gerçekten çok içten bir tebessümdü bu.
"Ne demek. Lafı bile olmaz.Hadi gir içeri. Daha fazla dışarda kalma." deyince eve doğru ilerledim. Korumalar kapıda beni görünce hemen dikleştiler ve kapıyı açtılar. Kapıdan girince son kez arkama dönüp Aras'a baktım. Hâlâ iceri girmemi bekliyordu. El salladım. El salladı. İçeri girince hızla eve geçtim. Odama çıktım. Sonra pijamalarımı giymek için üzerimi çıkarıyordum ki Aras'ın ceketini vermediğimi hatırladım. Ama çoktan gitmiş oldugunu düşündüm. Çıkartıp güzelce katladım. Masanın üzerine bıraktım. Yanın okulda verecektim. Sonra da fazla oyalanmadan pijamalarımı giydim ve yatağa uzandım. Göz kapaklarım yavaş bir şekilde kapandı ve derin bir uyku beni içine çekti.
🌷
Sabah yüzüme vuran güneş ışığıyla uyandım. Gözlerimi açıp yatağın yanında duran komidinin üzerinden telefonumu aldım. İkramı açtığımda ilk saati gördüm. 08.34. Ardından bildirim panelinden gelen mesajlara baktım. Çağla, Sinan, Emre... Ve numara. Kimdi bu? Daha 2 dakika önce aramıştı. Akşam da 2 kere aramıştı. Elim numaranın üzerine gitti. Arayıp aramamakta tereddüt ettim. Tam numarayı engelleyecekken o numaradan bildirim geldi. Ayaz olabilir miydi? Olsun isterdim. Ayaz olsun dün yaşanan şeylerin yalan olduğunu söylesin isterdim. Ama değildi. Bildirime girdim.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Işık ben Aras. İyi misin?"Bir kaç saniye mesaja baktım. Aras'ı tanımamama rağmen bana dün akşam çok destek olmuştu. Nedenini bilmiyordum ama kendimi onun yanında rahat ve güvende hissediyordum. Sanki bütün sıkıntılar, kederler ve üzüntüler yok olmuştu. Hala çevrimiçi olunca bende ona yazdım.
𝗦𝗶𝘇:"İyiyim. Teşekkürler. Numaramı Çağla'dan mı aldın?" diye sordum.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Evet. Sorun olur mu?"
𝗦𝗶𝘇:"Yok. Aksine sevindim. Tekrar teşekkürler dün akşam için."
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Teşekkür etmene gerek yok. Sevinmene sevindim :)" Bu mesajı okuyunca Yüzümde hafif bir tebessüm belirdi.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Okula giderken seni alabilirim istersen."
𝗦𝗶𝘇:"Bugün biraz dinlenmek istiyorum. Okula gelmeyeceğim." Dinlenmek istiyordum. Fiziken değil, ruhen dinlenmek istiyordum. Unutmak istiyordum. Dün akşamı unutmak istiyordum. Ayazla geçirdiğim güzel günleri...
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Gerçekten iyi misin? Yanına gelmemi ister misin?"
İyi olmadığımı anlamış gibi tekrardan iyi olup olmadığımı sormuştu.
𝗦𝗶𝘇:"Bilmiyorum" dedim. Gerçekten bilmiyordum. İyi miydim? Değilmi miydim? Yani en güvendiğim kişiydi Ayaz.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Anlatırsan dinlerim. SIKILMADAN."Gerçekten dinler miydi? Sıkılmadan? Emin değildim. Çok konuşursam herkes gibi O'da sıkılırdı.
Birkaç dakika bekledim.
𝗦𝗶𝘇:"Yok boşver."yazdım. Anlatsam çok konuşurdum. Belki moralini bozardım. Sıkılırdı. Kim olsa sıkılırdı.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Emin misin?"
𝗦𝗶𝘇:"Evet. Teşekkürler."
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Tamam o zaman sen bilirsin.Bir şeye ihtiyacın olursa ara beni. Tamam mı?"
𝗦𝗶𝘇:"Tamam. Teşekkürler. Sonra görüşürüz." Fazla zamanını almak istemedim.
𝟬𝟱𝟯𝟰:"Görüşürüz." yazdı. Bende mesajına kalp koyup 'Aras' olarak kaydettim.
Telefonu yatağın üzerine fırlatıp ayağa kalktım. Çalışma masamın yanındaki kitaplığı doğru ilerledim. Kitaplığın en üst rafındaki fotoğraf albümünü aldım. Yatağa oturdum. Bu albümde Ayaz ile fotoğraflarımız vardı.
Albümü açtığımda karsıma Ayaz'la ilk tanıştığımız zaman daki fotoğrafı gördüm. İki yıl önce okulun ilk haftası okul çıkışı Çağla,ben,Ayaz ve Emre kafeye gitmiştik. Ayaz ile Emre o zamanlar zaten arkadaştı. Çağla ile Emre de sevgili olunca ben de Çağla'nın arkadaşı olarak onunla beraber gitmiştim. Orada da Ayaz ile tanışmıştım.
Yan sayfaya baktığımda Ayaz ile ikimiz sarılıyorduk. Albümün alt tarafındaki tarihe baktım. 07:01:2023 yazıyordu. Bu ilk sevgili olduğumuz gündü. Üzerimizde çiftler içi olan aynı kıyafetler vardı. Mavi kot pantolon ve beyaz sweetshirt. Çok güzel görünüyorduk. Gözümdeki yaş yanağımdan süzülüp fotoğraf karesinde üzerine düştüğünde ağladığımı yeni fark ettim.
Diğer sayfayı açtığımda sinemadaydık. El eleydik. Ben kameraya bakıyordum. O ise bana bakıyordu. Diğer elimde Ayaz'ın aldığı en sevdiğin çiçek buketi vardı. Pembe Laleler. Gözümden bir yaş saha süzülüp albüme düştüğünde daha fazla dayanamadım. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Artık yanaklarımdan kuru yer yoktu. Albümü açık bir şekilde yatağın ayak ucuna fırlattım. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Aslında öyleydim. Yalnızdım. Kimim vardı? Kimsem kalmamıştı. Ayaz herşeyimdi. Tek şeyimdi. Artık onu görmek istemiyordum. Hayır onu Ayla ile görmek istemiyorum. Daha fazla kafamı meşgul etmek istemiyordum. Başımı yastığa koydum. Dizleri karnıma çekip yatakta yan yatıp cenin pozisyonu aldım. Çok geçmeden de kendimi uykunun kollarına bıraktım.
Issız bir ormandaydım. Hava kapkaranlıktı. Üzerimde Ayaz ile ilk tanıştığımız zamanki beyaz crop ve siyah baggy vardı. Elimde ise fener vardı. Etrafım up uzun ağaçlarla doluydu. Elimdeki feneri önüme tuttuğumda iki yok ayrımı gördüm. Sağ tarafımdaki yol ayrımında Ayaz vardı. Üzerinde ilk tanıştığım gündeki beyaz pantolon ve yeşil
t-şört vardı. Bana gülümsüyordu. "Gel" diyordu. "Ben senin sevdiğin adamım." Feneri sol tarafa çevirdim. Aras vardı. Sadece bana bakıyordu. Üzerinde onu ilk gördüğüm günkü kıyafet vardı. Siyah bol pantolon ve lacivert polo yaka t-şört vardı. Bana sadece bakıyordu. Hiçbir şey söylemiyordu. Bir kaç dakika o bana baktı, ben ona baktım. Ayaz'ın "Işıl sevgilim gel hadi." demesiyle bakışlarımı Aras'tan çekip Ayaz'a baktım. Ellerini bana uzatmış tutmamı bekliyordu. Galiba bir seçim yapmam gerekiyordu. Ama neden Ayaz ve Aras vardı. Aras niye burdaydı? Rüyamda ne işi vardı. Ayaz'a doğru bir adım attım. Deprem olmuyormuş gibi yer sallanmaya başladı. Adımlarımı hızlandırdım. Ayaz'a giderek yaklaşıyor, Aras'tan uzaklaşıyordum. Ben yürüdükçe yer daha çok sallanıyordu. Artık yürümüyor, koşuyordum. Ver artık dengeni kaybedecek kadar büyük bi sarsıntı vardı. Gözlerimi bir anlığına Aras'a çevirdim. Az önce olduğum yere bakıyordu. Onun baktığı yöne çevirdim bakışlarımı. Artık yürümüyor, koşmuyor sadece duruyordum.
Bölüm etkileşimi
