4. bölüm / 5
Pembe Laleler4. Bölüm
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm
- 1 1. Bölüm108 kelime
- 2 2. Bölüm258 kelime
- 3 3. Bölüm1.474 kelime
- 4 4. Bölüm1.361 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm5.758 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkamı döndüğümde sesin nerden geldiğini ilk başta anlamadım. Etrafıma bakındım kimse yok. Sonra ağaçları ay ışığının gölgesine düşen kısımdan birinin bana doğru geldiğini gördüm. Yüzüne gölge düştüğü için net göremiyordum yüzünü. Biraz daha yaklaşınca aramızda 4 adım kala durdu. Yüzü açığa çıktı. Kahverengi saçları, koyu kahverengi gözleri vardı. Uzun boylu ve iriydi. Ayrıca yüzünde gözünün altından çenesine kadar derin bir kesik vardı. Bu kesik onu baya bi ürkütücü gösteriyordu.
"Buyrun benim. Siz kimsiniz?" Soruyu sorarken olabildiğince sesimdeki korkuyu gizlemeye çalıştım.
"Kimliğiniz düşmüş. Buyrun" dedi ve elindeki kimlik kartımı bana uzattı. Bir elindeki karta birde yüzüne bi kaç saniye baktım. Sonra elindeki kartı alıp benim olup olmadığına baktım. Evet benimdi. Hangi ara, nereye düşürdüm bilmiyordum. Ama sağolsun adam bulmuş getirmiş. Of ben niye bu kadar önyargılıyım. Gerçekten çok ayıp.
"Teşekkürler. Düşürdüğümü fark etmemişim." Dedim ve geriye dönüm yürüyeceğim anda beni bileğinden tuttu ve mezarlığa çekmeye çalıştı. Bi an bocaladım. Ne oluyordu. " Ne oluyor ya? Bırakın kolumu? Beyefendi? Bırakır mısınız kolumu?" Adam bana dönmeden çekiştirmeye devam edince bileğimi elinden kurtarmaya çalıştım ama daha çok sıktı.Evet bu adamdan korkmakta haklıymışım. Tekrar bağırmaya başladım ama beni duymazdan geliyordu." Bıraksana. Ya bırak. Tanımıyorum ben seni. Bıraksana bileğimi." Hâla duymazdan gelmeye devam edince artık çığlık atmaya başladım."İmdat! Yardım ed-" Adam ağzımı eliyle kapatarak beni çekiştirmeye devam etti. Kendimi kurtarmaya çalıştım ama adam hiç zorlanmıyordu bile. Ellerimle ağzımı kapattığı elini çekmeye çalıştım. Ama aynı şey bunun içinde geçerli. Zerre işe yaramıyordu eylemlerim. En son artık dayanamadım ve aniden durup arkadan bacak arasına tekmeyi geçirdim. Elimi anında bıraktığı gibi iki büklüm oldu. Bende bunu fırsat bilip hemen koşmaya başladım.
Mezarın ortasına kadar gelmiştik resmen. Ne ara bu kadar yol geldik bilmiyordum. Arkama bakmadım. Var gücümle koşmaya devam ederken aniden birine çarptım. Ve ağzımdan tiz bir çığlık koptu. Off. 1 di 2 oldular. Allahım yardım et. Hemen çarptığım şeyden uzaklaşıp tersi yöne ilerlemeye başladım. Tabi yine koşuyoruz. Koşarken 10 adım ilerde yüzünde yara izi olan adamı görünce birden durdum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kapana kısılmıştım Hemen mezar taşlarının arasına girdim. Ve hızla koşmaya başladım. Biraz ilerleyince durdum ve uzun bir mezar taşının yanına saklandım. Nefes alış verişlerim hızlandı. Korkudan tir tir titriyordum. Telefonum da yoktu. Zaten olsa yardım isteyebileceğim kişi de yoktu. Annem ve babam öldükten sonra kimse beni arayıp sormamış. Doktorun dediğine göre bir kaç akrabama burada olduğumu söylemiş ama umursamamışlar. Bunca zaman yüzüme gülen insanlardan hiç beklemezdim bunu. Gerçekten üzülmüştüm. Ama artık çok geçti.
Gözlerimi açıp etrafa bakmak istedim. Ama yakında adım sesleri duyunca gözlerimi sıkıca yumdum. Evet son duamı etme zamanı. Kendime iyice sokuldum. Küçüldükçe küçüldüm. Sanki küçücük olursam beni bulamazlar gibi geliyordu. Adım sesleri gittikçe yaklaştı. Ben küçüldükçe küçüldüm. Artık adım sesleri bir kaç metre uzağımdan gelip yaklaşıyordu. Adım sesleri tam önümde durdu hissedebiliyordum. Ama gözlerimi açmadım. Açamadım. Bir kaç saniye öylece kaldık daha sonra önüme egildiğini
hissettim. Elini 2 omzuma koyunca korktum ve aniden kalkmaya çalıştım ama kalkamadım. Gözlerimi açmadan göğsünden itelemeye çalıştım ama olmadı. Kasları olduğunu hissettim. Ama etkilenemeyecek kadar çoktu korkum. O beni tuttukça ben daha çok iteliyordum. Ama işe yaramıyordu. Birşeyler diyordu ama aklım almıyordu. Dediği şeyleri net hatırlamıyordu. En son beni omzundan sıkı tutup sarsmaya başlayınca kendime geldim ve gözlerimi açtım. Ama gözlerim buğulu olduğu için net göremiyordum yüzünü. Gözlerimi bir kaç kez kırpıştırıp görüş alanımı düzeltmeye çalıştım Artık net görebiliyordum. Mezar duvara yakın olduğu için sokak lambası yüzüne vuruyordu. Kumral saçlı, kahverengi gözlü ve yakışıklıydı ama bunu dile getirmedim. Hala çok korkuyordum. Mezar taşının içine girebilecek gibi daha da geri sokuldum. Gözlerimi açtığımda görünce ellerini omzundan çekip bir adım geriye gidiyor. Benim gözlerim dolu şekilde ona bakıyordum.
"İyi misin" diyince afalladım. Ne yani kötü değilmiydi. Belki de kötü ama bana iyi davranıp kandırıyor. Hiçbir şey demedim. Ellerim korkudan titriyordu.
"Merak etme sana zarar vermem. Güvendesin." Dedi ama umursamadım bu dediğini. Ona güvenmiyordum. Daha doğrusu annem ve babam ölünce kimseye güvenmiyordum. Ayağa kalkıp bir elini tutmam için bana uzattı. Tabi ki tutmayacaktım. Tutmadım da. Hâla dolu gözlerle bakmaya devam ettim. Elini tutmayınca tekrar eğildi."Bak gerçekten kötü biri değilim. Sadece yardım etmek amacım. Ama yine de sen bilirsin". Aslında kötü birine benzemiyordu. Ama yine de güvenemezdim.Ben hala dolu gözlerle ona bakarken ayağa kalktı ve "Tamam mâdem bana da güvenmiyorsun. Az önceki adam artık sana zarar veremez. Bende gidiyorum. Sen de fazla durma ve evine git. Bu mezarlık fazla güvenli değil senin için." Ayağa kalktı. Arkasını döndü ve yürümek için yeltendi. Fakat 2 adım attı ve durdu. Tekrar ban döndü. "Telefon numaramı verebilirim istersen. Yardıma ihtiyacın olursa ararsın." Başımı hayır dercesine iki yana salladım. "Tamam. Sen bilirsin." dedi ve arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı. Ben hala olduğum yerde boş boş önüme bakıyordum. Derken çalılıkların arasından bir kıpırtı duyunca bastım çığlığı. Az önceki adam benden sadece 10-15 adım uzaklaşmış ki benim çığlığımı duyunca koşar adım yanıma geldi. Bende de o sırada korkudan ayağa kalkmıştım. Beni hemen arkasına aldı. Bir kaç saniye çalılıklara baktı sonra bana dönüp "Ne oldu? İyi misin?" dedi. Çalılıkları gösterdim.
"Biri var" Sesim korkudan bir fısıltı gibi çıkmıştı. Adam bana tekrar arkasını dönüp çalılara ilerlemeye başladı.
"Arkamda dur" O görmedi ama başımı aşağı yukarı onaylarcasına salladım. O yürürken istemsizce bende arkasından yürüdüm. Çalılıkların arasından bir daha kıpırtı geçince bu sefer üzerindeki deri cekete ellerimi koydum ve tutundum. Bu hareketime hiç bir tepki vermedi. Tam çalıların önüne gelmiştik. Ama hala yüzünde o tepkisizlik vardı. Derken çalıların arasından minik bir kirpi çıktı. Bir kaç saniye ben onun omzunun üzerinden bakmaya çalıştım ama olmayınca yana eğilip oradan kirpiye baktım . O da kirpiye baktı. Sonra yavaşça bana dönmek istedi. Ama o dönünce onun ceketini tutan bende döndüm. Sonra tekrar aynı hareketi yaptı yine aynı oldu. 360° döndük. Bu sefer hareket etmeden " Farkettiysen sadece yavru bir kirpi. Artık bıraksan mı ceketi mi ?" diyince aydınlandım ve yavaşça elimi ceketinin uzaklaştırdım.
Bana dönünce birbirimize cok yakın olunca bir an bocaladım ve bir adım geriye gitmek istedim. Ama tam 1 adım geriye gidecekken ayağım takıldı ve tam düşeceksin beni belimden tuttu. Kendine çekti. Sonra dengemi sağlayınca bu sefer o benden 1 adım uzaklaştı. "İyi misin?" Başımı aşağı yukarı salladım. "Konuşsana. Hala mı benden korkuyorsun?" Hiçbirine tepki vermedim. Boş boş baktım yüzüne. "Tamam. Bak seni evine bırakayım. Gerçekten niyetim kötü değil. Ama istemezsen taksi çağırabilirim."
"Bana bilet almak için yardım ederseniz sevinirim." Dedim. İlk defa bu kadar uzun bir cümle kurmuştum. İlk başta biraz şaşırdı. Sonra "Tamam. Yardımcı olabilirim." Dedi.
Sonra elini tutmam İcin uzattı."Teşekkürler. Yürüyebilirim." Dedim. Elini geri çekti. O önde ben arkada mezarlıktan çıktık. Mezarlığın önünde siyah BMW vardı. Ona doğru ilerledi ve ön yolcu koltuğu kapısını açıp oturmam İcin eliyle işaret etti. Arabaya binince O da sürücü koltuğuna oturdu. Araba çalıştığında ilk 10 dakika kimse konuşmadı. Ben 10 dakikadır başım cama yaslı öylece geçip gittiğimiz yola baktım. Sessizliği " Sana birşey sorabilir miyim?" diyen sesi bozdu. Hiçbir tepki vermedim. Sonra "İsmin ne " dedi. Ona döndüğümde pür dikkat yola bakıyordu. "Işıl." Dedim ama Sesim hala korkmuş çıkıyordu. Bunu farkettimi bilmiyordum. "Buralı değilsin galiba" dedi.
"Buralıyım Sadece üniversite için İstanbula gitmem gerek"
"Anladım."dedi ve tekrar sessizliğe gömüldük. Bu adama güvenmek istemiyordum. Ama içinden bir ses güvenilir biri oldugunu, amacının bana zarar vermek değil bana yardım etmek oldugunu söylüyordu. Ama niye bu arabaya onunla beraber yalnız bindim bilmiyordum. Hemen okula gitmek istiyordum. Hemen İstanbula gitmek istiyordum. Hemen eve gitmek istiyordum. Hemen hayatımı düzene sokmak istiyordum. Hemen bu olanları unutmak istiyordum.
Ne kadar zaman geçti bilmiyordum.Araba yavaşca durdu. Arabanın camından dışarı baktım ve havaalanının önüne geldiğimizi gördüm." Biletini aldım 10 dakika sonra sonra uçak kalkacak. Acele et istersen." Diyen sesle şaşkın bakışlarım yanımda ki adama döndü.
"Uçağa ne gerek vardı? Ayrıca bilet parasını ben verecektim. Bu kadar iyilik biraz fazla. Buyrun bilet pa-" demeye kalmadan lafımı kesti.
"Lütfen gerek yok." Tabiki hayır bu kadar gerçekten fazlaydı. Dilenci değilim. Param var. Zaten uçak bilet parası 1000 TL . Elimi çantama atıp parayı çıkartmak için cüzdanın fermuarını açacakken birden elimi tuttu. Kaskatı kesildim. Bir kaç saniye öyle kaldım. Anlamış olacakken elini çekti." Gerçekten gerek. Bu arada rahatsız olduysan özür dilerim." Niye bu kadar nazik bu adam cidden bayılcam.
"Yok. Önemli deil. Rahatsızlık verdim ben artık ineyim. Tekrar teşekkürler." Dedim ve konuşmasını beklemeden hızla arabadan çıktım ve koşar adım havaalanına girdim.
Girişten biletimi alıp uçağın sol tarafına 17 numaraya bindim. Çok yorgundum. Gözlerimi kapattım ve en çok korktuğum zifiri Karanlığa gömüldüm...
Bölüm etkileşimi
